kuber

kuber

Üye
07.01.2007
Uzman Çavuş
6.817
Hakkında

#06.04.2009 18:04 0 0 0
#06.04.2009 18:01 0 0 0
#06.04.2009 18:00 0 0 0
#06.04.2009 17:59 0 0 0
#01.04.2009 07:49 0 0 0
#01.04.2009 07:48 0 0 0
#01.04.2009 07:47 0 0 0
  • çok rahat olmalılar paylaşım için teşekkürler
#01.04.2009 07:46 0 0 0
#01.04.2009 07:45 0 0 0
#01.04.2009 07:44 0 0 0
#01.04.2009 07:43 0 0 0
#01.04.2009 07:38 0 0 0
#01.04.2009 07:33 0 0 0
#01.04.2009 07:30 0 0 0
#27.03.2009 07:58 0 0 0
#27.03.2009 07:57 0 0 0
  • Okulun ilk gününde 5.nci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Mediha hanım bir yıl önce Mustafa'yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin hep kirli olduğunu ve sürekli olarak öyle dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Mediha öğretmen onun kağıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kağıdın üstüne büyük harflerle " BAŞARISIZ " yazmaktan zevk alır oldu.

    Mediha hanım'ın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa'nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

    Mustafa'nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli"

    İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor."

    Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa'nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek."

    Mustafa'nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

    "Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor."

    Bunları okuyunca, Mediha hanım problemi kavradı ve kendinden utandı. Öğretmenler gününde öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Bu durum bir gün Mustafa'nın hediyesini alıncaya kadar böyle devam etti.

    Mustafa'nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı ile beceriksizce sarılmıştı. Mediha öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

    Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.

    " Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz."

    Çocuklar gittikten sonra, Mediha hanım en az bir saat ağladı. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Mustafa'ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihninin canlanmaya başladığını görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, Mustafa daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa Mediha öğretmenin gözdelerinden biri olmuştu bile.

    Bir sene sonra, Mediha hanım'ın kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

    Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

    Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okumaya devam ettiğini, sebatla çalışmasını sürdürdüğünü ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Mektupta yine Mediha Hanım'ın tüm yaşamında ki en iyi ve en sevdiği öğretmen olduğunu yazmıştı.

    Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en sevdiği öğretmeni olduğunu belirtiyordu. Ama şimdi ismi biraz daha uzundu.

    Mektup söyle imzalanmıştı,

    Dr. Mustafa Yılmaz

    Öykü burada bitmiyor. Bir süre sonra Mediha hanım yeni bir mektup aldı Mustafa'dan, Mustafa mektubunda bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyor ve evlenme töreninde Mediha Hanım'ın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Şüphesiz Mediha Hanım bunu hemen kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?

    Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa'nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

    Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha'nın kulağına şöyle fısıldadı,

    "Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim. Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"

    Mediha Hanım, gözlerinde yaşlarla fısıldadı, söyle dedi,

    "Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".
#27.03.2009 07:45 0 0 0
  • Allah'ın Bir Bildiği Var

    Ne ben bilirim ne de sen
    Allah'ın bir bildiği var...
    Var mı dünyaya yerleşen
    Allah'ın bir bildiği var...

    Yoksa ezerdi zalimi
    Yaratmazdı eşkâlimi
    Anlatamazdım hâlimi
    Allah'ın bir bildiği var...

    İstese derman vermezdi
    İnsan kemâle ermezdi
    Bir kılavuz göndermezdi
    Allah'ın bir bildiği var...

    Her zerreye eyler nazar
    Yağmur ve kar başka yağar
    Altın bile ayar ayar
    Allah'ın bir bildiği var...

    Hikmetini gizler gülde
    Gül açar sevda bülbülde
    Aşktan bir iz varsa külde
    Allah'ın bir bildiği var...

    Baharda canlanır ağaç
    Her canlı bir aşka muhtaç
    İnsanlar tok insanlar aç
    Allah'ın bir bildiği var...

    Şükret isyan etme sakın
    Sabret uzak olur yakın
    İbretle etrafa bakın
    Allah'ın bir bildiği var...

    Olgunluktur ızdırabı
    Akıldır gönlün serabı
    Saza vermişse mızrabı
    Allah'ın bir bildiği var...

    Anlaman için alemi
    Vermiş coşku ve elemi
    Yazmış yazgıyı kalemi
    Allah'ın bir bildiği var...

    ŞAKALAR fazla uzatma
    Diline geleni atma
    Bilmediğin yolda gitme
    Allah'ın bir bildiği var...


    Turan Şakalar
#27.03.2009 07:35 0 0 0
  • Kaynak: Müslim, Mesacid 163, (60 ; Muvatta, Vukut 5, (1, 6); Tirmizi, Salat 137, (186); Ebu Davud, Salat 5, (412)

    Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre

    Hadis: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim sabah namazından bir rek'ati güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim ikindi namazından bir rek'ati güneş batmadan önce kılabilirse ikindi namazına yetişmiş demektir."





    Kaynak: Nesai, Mevakit 4, (1, 24

    Ravi (r.a.): Enes İbnu Malik

    Hadis: Resulullah (sav) hava sıcaksa öğleyi serinleyince kılıyordu, hava serinse ta'cil (edip ilk vaktinde) kılıyordu.





    Kaynak: Buhari, Et'ime 58, Ezan 42; Müslim, Mesacid 64, (557); Tirmizi, Salat 262, (353); Nesai, İmamet 67, (2, 111)

    Ravi (r.a.): Enes

    Hadis: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Akşam yemeği hazırlanmış ise, yemeğe namazdan önce başlayın. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin."





    Kaynak: Buhari, Ezan 42; Müslim, Mesacid 66, (559); Muvatta, İsti'zan 19, (2, 971); Ebu Davud, Et'ime 10, (3757, 3759); Tirmizi, Salat 262, (363,354)

    Ravi (r.a.): Abdullah İbnu Ubeyd İbni Umeyr

    Hadis: İbnu'z-Zübeyr zamanında, ben Abdullah İbnu Ömer (ra)'in yanında babamla birlikte bulunuyordum. Abbad İbnu Abdillah İbni'z-Zübeyr sordu: "Biz işittik ki, akşam yemeğine namazdan önce başlanırmış, (doğru mu?)" Abdullah İbnu Ömer (ra) şu cevabı verdi: "Bak hele! Onların akşam yemekleri nasıldı? Zanneder misin ki, bu, babanın akşam yemeği gibiydi?"







    Kaynak: Ebu Davud, Et'ime 10, (375

    Ravi (r.a.): Cabir

    Hadis: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Yemek veya bir başka şey için namazınızı tehir etmeyin."
#27.03.2009 07:32 0 0 0