Camiye bağışlamamız gerektiğinde bi 20 YTL gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alışverişe giderken aynı 20YTL ne kadar da küçük geliyor gözümüze. GARİP DEĞİL Mİ?
Allah yolunda bir saat çalışmak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balık tutma, futbol veya TV de dizi izlemek için harcamaya kalktığımızda, aynı vakit nasılsa kısa geliyor bize. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir cüz Kuran okumak için ne kadar emek sarfediyoruz. Çok satan bir romanın ikiyüz sayfasını okumak ise, bizim için ne kadar kolay. GARİP DEĞİL Mİ?
Kuranın dediklerini sıkı sıkıya sorgularken, gazetelerin yazdığına nasılsa hemencecik inanıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?
Namaz kılarken okuyacağımız ayetleri şaşırabiliyoruz da, bir arkadaşımızla konuşurken bülbül gibi şakıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?
İslami bir faaliyete vakit ayarlamak ne kadar da zor oluyor. Başka bir sosyal etkinliğe ise vakit bulmak ne kadar da kolay oluyor. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir iki Kuran ayetini ezberlemek için nasılda uzun bir zaman ve çaba gerekiyor. Bir şarkı ezberlemeyi ise az zamanda nasıl kolay başarıyoruz. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir rahibe baştan ayağa örtündüğünde kendisini Allah yoluna adamış biri diye saygı görür. Tesettürlü bir Müslüman hanımı gördüklerinde ise aynı insanlar onun baskı altında olduğunu düşünürler. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir batılı kadın dışarıda çalışmak yerine evini tercih ettiğinde, çocukları ve evi için kendinden fedakarlık eden biri olarak saygı görür. Ama aynısını bir Müslüman hanım yaptığında, böyle yapmakla özgürlüğünü kısıtladığı düşünülür. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir çocuk herhangi bir konuda ciddi bir yoğunlaşma gösterdiğinde, bu çocukta iyi bir potansiyel var denilir. İslami konularda bilgi edinmeye çok mereklı bir çocuğa ise problemli nazarıyla bakılır. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir Yahudi sakal bıraktığında inancının gereği olarak böyle yaptığı düşünülür. Aynısını yapan bir Müslüman ise; FANATİK, AŞIRI UÇ, YOBAZ muamelesi görür. GARİP DEĞİL Mİ?
Bir hristiyan militanı birini öldürürse, işlediği cinayeti ile mensup olduğu din arasında bir ilinti kurulmaz. Ama bir Müslüman bir suç işlediğinde, O kişiden önce dini sanık sandalyesine oturtulur. GARİP DEĞİL Mİ?
Ve bütün bunlara rağmen, İslamiyet yeryüzünde en hızlı yayılan dindir. GARİP DEĞİL Mİ???
Konuşmanın abesten korunması için,
İslâm'ın aldığı tedbirlerden birisi de
tartışmanın önüne geçerek haklı- haksız
durumlarda haram kılmasıdır.
Çünkü tartışmada öyle durumlar vardır ki nefis,
o durumlarda gaddarlaşır,karşısındakini ezmeye kalkışır,
kendini haklı çıkarmak için her çare ve metoda başvurur.
Böyle zamanda kişi kendini üstün çıkarmayı,
hakkı bulmaktan daha önemli görür.
Böyle anlarda nefsani ve inatvarî hareketler
çok görülür. Hakkın ortaya çıkması muhal olur.
İslâm, böyle durumlardan nefret edip onları din
ve fazilet için tehlikeli görür.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
"Kim haklı olmadığı halde mücadeleyi terkederse
kendisine cennetin yan kısmında bir ev verilir.
Kim haklı olduğu halde mücadeleyi terkederse
kendisine cennetin ortasında bir ev verilir.
Kim de ahlâkını düzeltirse cennetin en üst yerinde
kendisine bir ev verilir."(EbuDavut)
Bazı kişiler, çenelerinin kuvvetli oluşundan istifade ederek
âlim-câhil herkesle kargaşaya girişirler.Onların yanında,
çene çalmak en büyük arzu olup böyle yapmaktan da hiçbir
zaman usanmazlar. Böyleleri iş başına gelirse ortalığı bozarlar.
Dinde söz sahibi olurlarsa dinin tüm güzelliklerini tersine çevirip
heybetini zâyi ederler. İslâm, çok şiddetli bir şekilde bu gibi
geveze ve başıboş kişilerle mücadele etmiştir.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın en fazla buğz ettiği kişiler,
şiddetli bir şekilde düşmanlık besleyenlerdir." (Buhari)
"Hidayet üzere olan bir topluluk
tartışmaya girmeden dalalete düşmez"(Tirmizi)
Böyle kişilerin arzusu sadece lakırdı olduğu için,
konuştukları vakit hiçbir hudut tanımazlar.
Onlar sadece övünme ve gevezelik peşinde koşarlar.
Mânâdan ziyâde, kelime süsüne önem verirler.
Böyle bir kargaşa içinde herhangi bir hedef veya
gâye aramak zordur...
Bu aklanmışlardan birisi güzel bir kıyafet ile Resulullah'ın huzuruna
gelir, Rasulullah (s.a.v) onunla her konuştuğunda o,
Resulullah (s.a.v.)'den daha güzel bir biçimde konuşmaya zorlanırdı.
Oradan ayrılınca Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allah (c.c.) ineklerin ot yerken ağızlarını geveledikleri gibi insanlara
karşı ağızlarını geveleyen bu ve bunun benzeri insanları sevmez.
Allah (c.c.) onların ağız ve yüzlerini cehennemde evirip çevirecektir.
"(Teberani)
Din, siyâset, ilim ve âdab sahalarındaki tartışmalara böyle
edebiyat taslakçıları el atarsa siyâset, din ve âdab namına ne
varsa hepsi fesada uğrar. İslâm âleminde meydana gelen
sosyal yıkılmalar, fıkhî sürtüşme ve bölünmeler, bölücü
ceryanlar vs... Bunların hepsi, din ve hayatı konularda
yapılan bu mel'unce tartışmaların neticesidirler.
Tartışmanın delil, araştırma ve ilmi çalışmalarla alakası yok.
Birçok sahabeden şu hadis rivayet edilmiştir.
"Biz dinî konuların birinde tartışırken Resulullah (s.a.v.)
çıkageldi. O güne kadar görülmediği tarzda öfkelendi ve
bizi azarlayarak şöyle dedi:
-"Ey Ümmeti Muhammed! Yavaş olun ve kendinize gelin,
sizden önceki ümmetleri bu gibi boş tartışmaları yok etmiştir.
Tartışmaları terkedin.Çünkü onda hayır yoktur.Tartışmayı terkedin,
çünkü mü'min tartışmaz.
Tartışmayın, çünkü tartışmanın zararları açık ve kesindir.
Tartışmayın, çünkü kişiye kötülük olarak tartışmacı olması yeter.
Tartışmayın, çünkü tartışan kimseye kıyamet gününde şefaat etmem.
Tartışmayın, ben tanışmayanlara, biri köşede biri ortada ve
biri de en yüksekte olmak üzere cennette üç köşk vermeyi üzerime
alıyorum. (Bunların en yükseği haklı olduğu halde
tartışmayı terkeden içindir.) Tartışmayın, çünkü putlara tapmaktan sonra
Rabbimin beni nehyettiği ilk şey tartışmadır." (Teberani)