Bir bir atar dertlerini içine
Garip bir sevdanın düşmüş peşine
Kapılmış gidiyor hasret seline
Canan'a can verir dertli Alican.
Ah Alican dostum benim
Gönlümde bir başka yerin
Seni bu hale düşüren
Alllahından bulsun derim.
Bir bir atar dertlerini gönlüne
Sevdası yazık etti genç yaşında ömrüne
Yaş yerine kan dolmuş o güzel gözlerine
Canan'a can verir dertli Alican !
.Dertli Alican..!
Albümden bir kaç resim,takılınca gözüme,
Gözyaşım akacakmış,nereden bilecektim !
Kurduğum aşk mabet'in,yanı başında duran,
Çakallar yıkacakmış,nereden bilecektim !
Maziye dalıp gittim,boş hayaller kurarak,
Viran olan gönülden,ne hesaplar sorarak,
Gördüğüm kabusları,hep karşımda bularak,
Duranlar bakacakmış,nereden bilecektim !
Sevgi,saygı neymiş ki,karıştırıp adabı,
İnat edenlerin de,olmadı ki muradı,
Bilek bükülmez amma,başıma bu çorabı,
Örenler bükecekmiş,nereden bilecektim !
Göz yaşım damladıkça,solan ümit bağları,
En güzel anılarım,oldu hüzün dağları,
Ansızın boşaltınca,aşk'a kızgın yağları,
Başımdan dökecekmiş,nereden bilecektim !
Haziran'a kış dendi,baharıma zemheri,
Ne diyeyim bilmem ki,işte aşkın eseri,
Bu şirrete ben selam,verdiğim günden beri
Üstüme çökecekmiş,nereden bilecektim !
Nereden bilecektim..!
* Yaptığın iyilikleri UNUT,
'''Şayet bir iyilik yapılıyorsa,bundan karşılık beklenmemelidir.
İşte iyilik o zaman yerini ve değerini bulur.'''
* Yapılanları UNUTMA !
'''Şayet sana bir iyilik yapılmışsa,yapılmış olan bu iyiliği her
zaman hatırlamak gerekir'''
* Verilen sözleri UNUT,
'''Bir başkalarının verdiği söze itimat ederek yola çıkmamak
gerekir.Her an hüsrana karşılaşabilirsin.
* Verdiğin sözü UNUTMA !
'''Bu vermiş olduğun söz,sözüne ne kadar güvenilir,itimat edilir
bir insan olduğunu belgeler.'''
* İnsanların hareketini UNUT,
'''Kaba bir tabirle her insanın bir eşref saati birde eşek saati
vardır.Bu hareketin meydana geliş esnasında ikisinin de
olabileceği düşünülmelidir.
* İnsanın hakaretini UNUTMA !
'''Maruz kaldığın bu durumla tekrar karşı karşıya gelebilirsin.'''
*Bencil olmayı UNUT,
'''Çünkü bencillik her zaman kişiliğinden kaybettirir'''
*Bencil olanı UNUTMA !
'''Çünkü bu bencilliği daima etrafındaki şahıslara zarar verecektir.''
* Beceriksiz olanı UNUT !
''' O Bir beceriksizdir.Eline hangi iş gelse hak diliyle de mutlaka
eline,yüzüne bulaştıracaktır.'''
* Karaktersiz olanı UNUTMA !
'''Son olarak ta en tehlikelisi budur.Onu adına yakışır bir şekilde
kendi halinde bırakmak en doğrusudur'''
Not : Unutmasını ve unutmamasını bilmeyenlere arz olunur
Gülümseyen gözlerle insanları sınadım
Yanlarına vardım da farkına varmadılar!
Buz gibi gönüllerde dolandım adım adım
Kollarında hardım da farkına varmadılar!
Gönülleri gezince göz yaşlarım sel oldu
Dostum diye sarıldım yakınlarım el oldu
Gözyaşım damladıkça bu yüreğim kül oldu
Yanıp yanıp durdum da farkına varmadılar!
Çıkardılar önüme acımasız yılları
Yoluma set çektiler diken oldu dalları
Sevgiye muhtaç sandım aciz mahzun kulları
Ben onları sardım da farkına varmadılar!
Siper oldu bedenim başım yere düşmedi
Ne hançerler yedim de yüreğimi deşmedi
Deli gönlüm yansa da bir an olsun esmedi
Yüreklere kardım da farkına varmadılar!
Bak yiine biçar kaldım attığım her adımda
Bildiğim bir çok yürek şimdi zehir tadında
Hep hüsran mı çıkacak bu gönlümün falında
Ben onlara yardım da farkına varmadılar...!
Canım hocam Halil SOYUER'i rahmetle anıyorum.
Onun 'KİM BUNLAR' İsimli şiirinden etkilenerek yazılmıştır.
- - - KİM BUNLAR - - -
Benim gönül dünyama kimleri davet ettim
Bazıları vardı ki gelmeye erindiler!
Mutlu olduğum anlar gözlerimde parlarken
Bazıları vardı ki gülmeye erindiler!
Sabır çekip oturdum kıbleye yüzüm verip
İnsanların içini bir bir içime serip
Olanın ve bitenin o an farkına varıp
Sorduğum soruları bilmeye erindiler!
Çıkmazların içinde bir çıkar yol aradım
Gönlümde ki yer çoktu onları da sarardım
Ne yazık ki ben var ya bu uğurda sarardım
Gözümdeki yaşları silmeye erindiler!
Gönlüm sükut etmedi kaybetmiştim kendimi
Karıştırdım içimde boylam mıydı enlem mi
Yitirince anladım benliğimde ki beni
Kaybolan umudumu bulmaya erindiler!
Kendime geldiğim an vakit artık geçmişti
Benim gönül dünyamdan kimler gelip geçmişti
Müstehakmış onlara yanlış bir yol seçmişti
Bencilliği taşlara çalmaya erindiler!
Açtığım bu gönülde kalmaya erindiler...!
Şöyle dönüp baktım geçen yıllara
Yıllar yorgun hayal yorgun ben yorgun !
Göz yaşlarım karışınca fallara
Hayra yoran diller yorgun ten yorgun !
Garip gönlüm kaldırmadı sızını
Geçmişlerden bulamadım izini
Hele bir gün düşününce mazimi
Hayal ettim günüm yorgun dün yorgun !
Yüzümü çevirdim sıladan yana
Umutlarım döndü dert ile gama
Sol yerine bakınırken sağıma
Yola çıktım yolum yorgun,yön yorgun !
Güneş doğar,şafak vakti gün yorgun !
Güneşi gördü mü selam dururdu
Eliyle gözüne gölge olurdu
Kim bilir orada kimi bulurdu
Bakarken durmadan ıslanıyordu.
İndirip elini büyük hevesle
Yarılardı yolu bir tek nefesle
Üç beş çocuk görmüş buymuş mesele
Oraya varmadan dışlanıyordu.
Biz mi ?
Olana bitene keyifle baktık
Ağlayan yüreğe gülmeye kalktık
Bilmem ki bu nefsi nerde bıraktık
Gözyaşı silmeden paslanıyordu.
Delidir diyerek gülüp geçen ben
Doğrusu dururken yanlış seçen ben
Ne var ki gönlümde sınav açan sen
Soruyu sormadan sesleniyordu!
Soruyu sormadan sesleniyordu..!
Sevgili dayımla bir gün muhabbet ederken,gitmek için müsaade
isterim.Bana gitme,beraber gideriz der.Bir müddet sonra kalkıp
beraber gideriz! Gideriz ama;Giderken de kalemimden,yüreğimin
emriyle bu satırlar dökülür !...
GİDERİZ..!
Kan verip de aldık,bu toprakları
Kanımızı verir,çeker gideriz !
Vatanıma yan gözüyle bakanın,
Sefil yüreğine,çöker gideriz !
Baksam;Yan gözüyle biri bakıyor,
Emeli sel olmuş,kalpten akıyor,
Bilmez ki bu emel,yürek yakıyor,
Son damla,kanını,döker gideriz !
Not : Bu şiirin doğuş hikayesine gelince canım eşim bir gün
görev yaptığı kurumdan,eve telefon açar.Levent arkadaşlar
kısır yapıp getirmişler sen seversinSende gel yiyelim der.
Ben o sıra rahatsızım.Dolayısıyla gidemem ama bir müddet
sonra gönlümden,kalemime dökülen mısralarım yanındadır.
Demiştim ki ;
Bu sefer kaleme almak istediğim konu;
Güzel sözlerin insanların hayatıyla bire bir nasıl bağlantılı
olduğunu örnekler vererek açıklamaya çalışmak olacaktır.
Kullanılan bu güzel sözlerin hayatımızda ne kadar önemli bir yere
sahip olduğuna,ne kadar gerçekleri anlattığına gelin birlikte karar
verelim.
İlk olarak sevgi ve saygı kavramını ele almaya çalıştım.
Eflatun der ki; Saygının olduğu her yerde korku olur ama,
korkunun olduğu her yerde saygı olmaz.Bu konuda birde
Pastör'ün güzel bir sözü vardır.Oda demiş ki; Ben bir çocuğa
baktığım zaman ona iki türlü duygu beslerim.Bunlardan birincisi;
O bir çocuk olduğu için onu çok severim.İkincisi ise; O yarının
bir büyüğü olduğu için ona çok fazla saygı duyarım.
Ne kadar gerçek payı olan güzel sözler değil mi?
Bu güzel sözden de anlaşıldığı gibi sevgi de,saygı da her zaman
karşılıklı olmuş,birbirinden ayrılmayarak bir bütünlük arz etmiştir.
Zorla duyulan ne saygı,ne de sevgi olur.Zorlama ile sevgi ve saygı
duydurmak isteyenler de,her zaman kişiliğinden ve karakterinden
kaybettikleri de açık olarak çevresi tarafından gözlenmiştir.
Yaradılanların en şereflisi olan bizler,bazen saygı kavramını da
karıştırıveririz ve sonra; Özellikle bazı insanları tanıdıkça,
hayvanlara daha fazla saygı duyduk ya...Diyerek bu acı gerçeğin
maalesef ne kadar doğru söylenmiş bir söz olduğunu kabul ederiz.
Menfaatler uğruna,büyük bir haz duyarak bir başka canlıya zarar
veren yine bizler değil miyiz? Bu konuda ise Thomos MORE şöyle der.
'''Birilerinin acıları ve üzüntüleri karşısında keyif sürüp saltanat yapmak
krallık değil,zindan bekçiliği yapmaktır.Bu sözü ise kesinlikle kabul etmeyen
maalesef yine bizleriz.Hele bazıları vardır ki; Mikrofonla nikah kıymışca,
Ledric DUMAND'ın bu güzel sözünü de onaylar gibi,
"Öyle horozlar vardır ki, Hep öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar."
Diyerek çevresinde bulunan insanları da yaktıklarının farkına bile varmazlar.
Hepimiz bu kelimeleri çok sık kullanırız.''' Bana akıl verme para ver
veya aklını kendine sakla gibi..."Elbette akıl danışılacak insan,kişiden
kişiye değişir.Hele akıl vermeye kalkan bir sözümde de söylediğim
gibi 'toplum içinde kendisini çok zeki sanan insanlar,zekalarını da her
zaman kendi zekalarıyla yarıştıranlardır.' veya Bourliagut'un sözüyle de ;
'Akıllı olmak isteyen bir eşeğin ilk katlandığı şey,kendisinin gerçekten bir eşek
olduğu gerçeğidir.' gibi
Büyüklerimizin saygıyla ellerinden öperek şimdi bu güzel sözlere
korkuyla yaklaşanlara,Peyami SAFA'nın söylediği gibi "Yaşlanarak değil,
yaşayarak tecrübe kazanılır,zaman insanları değil armutları olgunlaştırır"
sözü veya karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoş görebilirsiniz ama;
Hayatta ki asıl trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır sözünü sanırım iyice
düşünmemiz gerekmiyor mu..?
Saygılarımla