Yaşamın resmini çiziyorum,
Önümde kırık dökük bir çerçeve.
Üstüne umutsuzluğumu gerdim
tual diye....
Yarınını dünden yitirmiş bir ressamım.
Boyalarımı karıştırıyorum beyin paletinde.
Düşünce fırçaları elimde,
Başladım resme......
"Bir harf için kırkyıl köle olurum"demiş Hz.Ali
Belliki cop icat edilmemişti o devirde...
Borcunu copla ödeyenler anısına
Sürdüm kırmızıyı fırça fırça...
İş,ekmek,eğitim isteyen gençler anısına
Sarıyı sürdüm bolca....
Yobazların bayrak diye seçtiği yeşili
kullanamadım bayrağıma saygımdan...
Ben vatan sevgisini,bayrak sevgisini
böyle gördüm atamdan...
Deniz fenerini din adına soyup makam sahibi
olanların bilemedim rengini.
İlk defa gördüm burslu okurken gemi alan zengini.
Onun için sürdüm maviyi bolca bolca,
Gemicik yüzerken çarpmasın diye kayalara....
Denizler gibi servet içinde yüzerken,
Vergi istenince kızanların rengi moru sürdüm,
renklerine uygun diye...
Beyazı hiç kullanamadım,adı ak olan karalara inat.
Sütlerin bile kirlendiği dünyada
Maskeler dökülürken kat kat
Bize yokki rahat...
Bende düşünen bir beyin varken.
Asker yeşilini karıştırmadım bu kirliliğe
En güvenilir siyasetciden yüz kat daha güvenirken orduma...
Ben pembe panjurlu evler çizemem ya...
Yürütme tamam,yasama tamam...
Birde yargıyı el geçirsek olacak tastamam,
denirken ne beklenir bu resimden...
Kahverengi dağlar çizdim ta uzaklara....
Umut varsada onların ardında da......
Güneş batmak üzre karanlık çöktü çökecek...
Fırçamı batırdım siyaha,
Sürdümde sürdüm...
Sünger çekmek istercesine anılara...
Düşünmek suç,
Konuşmak yasaksa bu dünyada
Simsiyah bir resim çizilir,
Böyle bir yaşama.....
Biliyorum, biraz daha yaklaştım sona.
Belli,şu zayıf vücudumdan,
Gözlerimin kararması,
Sürekli düşen tansiyonumdan.....
Bir sonbahar rüzgarı esiyor içimde;
Bazen ılık, bazen sert.
Bir türlü sahip olamadım beynime hayret !!!
Kıpır kıpır yüreciğim,
Meçhule gidecek bir yolcu misali
Biliyorum artık işim bitik.
Az kaldı vuslata.
Umutlarım yitik.
İki vazgeçilmezim vardı,
Biri sen, biri sigara
Sen bıraktın,
O bırakmadı beni
Damarlarımda bıraktığın boşluğu,
Doldurdu zehiriyle.
Sanki ölümü özlemişcesine
Muhtaç ettin beni onun sevgisine.
Sen beni sevdin mi meçhul .
Ama ben seni sevdim delicesine
Yaşamıyor,sürünüyorum
Umutsuz,sevgisiz.
Karanlığın hesabını güneşten sordum;
Güneşin önünü kapatanlardan değil.
Uslanmaz avare gönül,
Eğil artık eğil
Belli son dizelerim bu şiir,
Son duygularım sevdaya dair.
Kalbimdeki sevdayı söküp aldın ya
Helal sana kahpe dünya
Son bir şey istiyorum sizden.
Köyüme gömün beni.
Bir çam olsun başucumda
Ben yine kitabımı okuyayım,
Sana sevgi dolu şiirler yazayım,
Çamın kuytucuğunda
__________ MEHMET ASLAN_________
Sarayköy -14 Nisan 2010
Bir gün , oturmuş yudumlarken hayatı,
anlatmak isterdim,
sensiz yaşadığım ve sayende tanıştığım hayatları.
Sonra, benim gözümle kendine bakmanı ,
sana dair yazdıklarımı, okumanı isterdim.
Belki benim tarifim gibi okuyamazdın,
bilemezdin ardında bıraktıklarını.
Yaşananlardan kalsada geriye benden bir parça,
duygularımı, anlamanı isterdim.
Seni seninle yaşamayı,hayatı paylaşmayı dilerdim.
Çünkü:Her şey varlığınla güzel.
Yanımda olmasanda,aynı havayı solumasakta...
Kahveni yudumlarken,anlatmak isterdim sensiz geçen günlerimi...
Kimbilir belkide,sen anlatırdın,yokluğundaki beni...
Sensiz geçen bir gün daha,
bir gün daha ömrümden giden yıl gibi.
Olur ya bir gün geri dönmek istersen,
yeniden başlayalım: pişmanım dersen,
yada ,kaybettiğimiz yılları ,tekrar kazanalım istersen,
Sakın sevgili !sakın,dönme geri...
Seni mevsimlere yazmıştım birlikteyken...
Hazan,çoktan geçti...
Bak, artık kış geldi.
Yüreğim buz gibi,dondurucu soğuğun etkisinde.
Baharı ...hiç bekleme.Çünkü
sen tükettin ,bitirdin tazeliğimi.
Yalnızca ,kum tanelerinden kendini sakın sevgili !!!
Her kum tanesinin zerreciklerinde,parçalanmış yüreğimden,
kırıntılar var,
o küçücük yüreğinde,kocaman bir yaraya sebeb olabilirler.
Her zamanki gibi,bunada aldırma,boş ver sevgili...
Senden başka türlüsü beklenemezki !
Hani bilseydin ya sevgimin değerini,
duyabilseydin keşke yürek sesimi,
sessiz çığlıklarıma cevap olabilseydin,keşke...
keşke beni terketmeseydin...
Görebilseydin sevgimin yüceliğini :
Kendini kıskanırdın,sana verdiğim değerden.
Adını gökyüzüne yazar,Ayışığını söndürürdüm,
Yıldızlar pervane olurdu aşkımıza...
Gökyüzü, ışıl ışıl olurdu sevda ateşimizden.
Gün,kıskanırıdı geceyi.
Her yağmur tanesine yazdım sitemlerimi,
her kum taneside,yüreğimden bir parçayı, esir etti.
Oysa,kum tanelerinde,parçalanmıştı yüreğim...
Bu kez,günbatımına şikayet ettim,gelmeyişini,
yürek sesimi, duymayışını,
Günü, geceye kavuşturdum,
Özlemlerimi,
Hasretine,
kavuşturamadım.
Artık,çok geç sevgili,
Gördüğün gibi,ben,
çoktan geçtim,özlemlerimi,
Gelme artık,dönme geri...
Ben, çok yol katettim,
Sen,
benden,
gideli...
Hissettiğim, sadece yalnızlık
Şu koca dünyada....
Sevgisizliklere ve aldatılmışlıklara karşı.
Donuk bakışlı insanlar görürüm
Kimi zaman...Nereye baktıklarını bilmeden,
Feri sönmüş gözlerdir onlar.
Oysa ki her insan umuttur ,
Dünyaya gelirken.
Tatlı bi telaştır,onun mutluluğu....
İstediği de çok bişey değildir hani,
Sevgi ve şefkat .........
Yazık, bilmeden sevgisizliğin
İçine doğmuştur ...istemeden.
İnadına hayat demiştir...uzanan ilk ele tutunarak.
Güvenin ilk tohumu atılmıştır artık.
İlk güven...ama arkası yok.
Asılnda bu ,son güvendi.
Feri sönmüş gözlerin,
Tutacak ellerin.......
Sevgi ve Şefkat dolması gereken yüreklerin,
Yalnızlığı olmuştur artık, bu koca dünya.......
Senli zamanlardaki,seni sevdim.
Belki birlikte olamadık,
Başımı omzuna koyamadım hiç.
Ama seni daima sevdim...
Gün batımları dostumdu,çünkü seni bana getirirdi...
Seher vakti,ayrılıktı bizim için,kollarında uyanıp,
Göz açma aralığında,kaybetmekti seni...
Gerçeğe dönmek bu kadar kolaydı,
Senli zamanlarda,sensizlik di zor olan.
Oysa en yakın arkadaşımdın,nasılda sevdim seni...
Adın Hayal'di,eksik yanımı tamamlayan parçam.
Adın Aşk'tı senin.
Fantazilerin yaşanmamış benliğin,
Bir rüyaydın sen,birazda hayalim.
Karar veremedim,nerede olmalıydı (m) n...!
Belki de hep korktum,belki sende kaybolurdun...!
Adın Sevgiydi senin.
Ömrüm boyunca seni bekledim,sensizliği yaşadım.
Ne garip, seni yaşadığım her saniye,
Sanki yeniden kaybettim.
Senli zamanlarda,sensizliği hiç sevmedim.
Adın Düş'dü senin.
Her gece aynı düşe uyur,
Gözlerimi araladığımda,
Senii umardım yan yastığımda...!
Sensiz zamanlarda,sen-i çok sevdim.
Sen en zor anlarımda,can sıkıntımda,
Yere düşen her yağmur damlasında,
Yüreğimde büyüttüğüm,sevgi çiçeğimdin.
Belki de gerçekleşmeyecek hayallerimin,
Beyaz atlı Prensiydin.
"Onlar bize
Hep " onlar" derdi
Kırk göbekten yabancı gibi
Nerde görsek birbirimizi tanımazdık
Aynı mahallede yaşar
Aynı sokakta oynar
Benzer okullarda okurduk
Yakamızda ki rozete
Elimizde ki gazeteye bakar
Bunlar; "Onlar" derlerdi
Düşürünce bir tenhada punduna
Bir düşman gibi döver
Yılan gibi öldürürlerdi
Bizi insandan saymazlardı...
Biz de "Onlara"
Hep "onlar" derdik
Başka ülkelerde yaşıyormuş gibi
Tanımazdık birbirimizi
Ölülerine leş
Yaşayanlarına hain derdik
O zamanlar
Her gün bir tabut kalkardı musalladan
Bu memlekette gençler ölürdü
Biz onlara
Onlar bize
Geberdi derdik
Öyle bir kin
Öyle bir ayrışma ki
Unutur insanlığımızı
Ölümün çetelesini tutardık...
Sonra;
Bizi ve onları
Doldurdular memleket mahpuslarına
Gördük ki
Karlı kış günlerinde
Göz yaşları yanaklarında donmuş
Görüş günümüze gelen analarımız
Birbirine benzerdi...
Tutunup paslı tel örgülere
Oğul diye hasretin çaresizliğine ağlayan
Anaların göz yaşları
Aynı pınardan çağlardı
Anam gibi ağlardı anaları
Anaları anam gibi gülümserdi
Kasketi eskimiş işçi babalarımız
Al yazmalı mor fistanlı bacılarımız
Yağız civan kardaşlarımız
Aslında hep birbirine benzerdi
Biz birbirimize benzerdik...
Bir gün
Kim bu "Onlar" dedik
Onlar bize bakıp
Sahi kim şu "onlar" dediler
Oturup bir bayram sabahı mahpushanede
Onlar bizi
Biz onları sorguladık
Biz olduk
Bir olduk
Her fikre saygı duyunca
Geçmişe yandık...
Şimdi dönüp baktığımızda geriye
Tığ gibi beş binler gitti
Ondandır
Bu topraklarda yankılanan sesler
O tığ gibi anadolu çocuklarının
Yenilmiş
Yaralı türkülerini söylüyor mevsim
Duyuyor musunuz?
Bundan sonra
Biz bir daha
Onlar demeyeceğiz
Onlar
Bakıp ardımızdan "onlar demeyecek
İnadına biz
İnadına biriz
Yarınlara yenik ve yaralı türküler
İçli öyküler bırakmayacağız
Her fikre saygılı
Her görüşe açık
İnandığımız gibi yaşayacağız
Anlıyor musunuz ?