mavris

mavris

Üye
20.04.2009
Acemi Er
90
Hakkında

  • Bizlere bu haberi ulaştırdığın için teşekkürler.Hiç iş açıcı değil böyle hastalıklarla nesiller tükenip gidiyor.

    noimage
#26.04.2009 18:43 0 0 0
#26.04.2009 18:26 0 0 0
#26.04.2009 18:19 0 0 0
  • Bitirim kardeş hoşgeldin sefa getirdin pizlerle paylaşıma katılmışsın ne güzel etmişsin emeğine sağlık...

    noimage
#25.04.2009 20:32 0 0 0
  • Konu: gül resmi
    teşekkürler harika bunu çok kişi de yapmak ister emeğine sağlık..

    noimage
#25.04.2009 19:13 0 0 0
  • Hepsi birbirinden harika hele birde el emeği göz nuru ile yapılmışsa daha da bi güzel teşekkürler çalışmalrında başarılar...

    noimage
#25.04.2009 19:08 0 0 0
  • noimage

    noimage

    noimage



    bunlarda benim ufak birer çalışmalarım...Bir teşekürü hak etmedikmi .



    noimage
#23.04.2009 23:09 0 0 0
#23.04.2009 21:53 0 0 0
  • Boğa burcundanım özelliklerini hemen hemen taşırım sağlam karakterli..


    noimage
#22.04.2009 20:28 0 0 0
#22.04.2009 19:51 0 0 0
#22.04.2009 18:38 0 0 0
  • bunlar harika birşey ya yapanların ellerine sağlık paylaşıma sunduğun için teşekkürler ..

    noimage
#21.04.2009 22:08 0 0 0
  • Balıkların bilinmeyen özellikleri

    --------------------------------------------------------------------------------

    En büyük deniz balığı
    Bir balinanın uzunluğu yaklaşık olarak 15 m.'dir. Büyük beyaz köpekbalığının uzunluğu ise 12 m.'dir.
    En büyük nehir balığı
    Güney Amerika nehir sularında görülen Arapaima balığı, 2 m. uzunluğunda ve 111 kg. ağırlığındadır.
    En küçük balık
    Filipinler'de yaşayan bir kaya balığı 1 cm. boyundadır.
    En uzun yaşayan balık
    Karadeniz'de yaşayan Mersinmorina'ların 120 yıl kadar yaşadığı görülmüştür. Bu balıkların ağırlıkları bir tondan fazladır.
    En az yaşayan balık
    Afrika ve Güney Amerika nehirlerinde en fazla bir yıl yaşayan 26 cins balık vardır. Yağmurlu mevsim sonunda nehirler kuruduğu zaman ölürler. Ölmeden önce, kuraklığa dayanıklı yumurtalarını yumurtlarlar. Yağmurlu mevsim başladığı zaman yumurtalardan yavrular çıkar. Bu balıklar bir yıldan daha az yaşarlar.
    En hızlı balık
    Yelken balığının saatte 68 mil (109 km.) hızla yüzdüğü bilinmektedir
    En zehirli balık
    Hint Okyanusu'nda ve Büyük Okyanus'ta yaşayan taşbalıkları en zehirli balıklardır. Son derece acı veren zehirleri altı saat içinde ölüme sebep olur. Fakat bütün sokmalar öldürücü değildir.
    Elektrikli yılanbalığında kaç volt elektrik vardır?
    Elektrikli yılanbalığında 550 voltluk elektrik vardır.
    En yükseğe sıçrayan balık
    Bir Tarpo'nun 5 m. yükseğe sıçradığı ve 9 m.'lik yay yaptığı bilinmektedir.
    En süslü balık
    En süslü balık hindi balığıdır.
    En çirkin balık
    En çirkin balığın taşbalığı olduğu söylenir.
    En büyük balık sürüsü
    Ringa balığı sürüsünde 300 milyon balık bulunur.
    En uzun isimli balığın adı nedir?
    Çütre balığı Hawai'de humuhumunukunuku-apuaa adıyla tanınır
    Balık yağmuru nedir?
    Kasırga ve hortumlarla denizden taşınan balıklar, gökyüzünden yağmur gibi yağarlar. Bu duruma, balık yağmuru denir. 1806'da Almanya'nın Essen kentinde büyük bir dolu tanesi bulundu. Dolunun içinde 4 cm. uzunluğunda bir sazan vardı. 2.7 kg. ağırlığında bir başka balık gökten, Hindistan'daki Jelapur'a düştü
    Kılıçbalığını tanıyor musunuz?
    Bir kılıçbalığı kılıcının; bakır zırhı 10 cm.'lik levhayı, 30 cm.'lik beyaz meşe kerestesini, 65 cm.'lik sert meşeyi delip geçtiği bilinmektedir
    Oltayla tutulan en büyük balık?
    1959'da Güney Avustralya açıklarında 1.208 kg. ağırlığında bir büyük beyaz köpekbalığı yakalandı.
    Köpekbalıklarında kaç tane solungaç bulunur?
    Her ne kadar köpekbalıklarında beş tane solungaç yarığı varsa da bazılarında altı solungaç yarığı bulunur. Yedi solungaç yarıklı köpekbalıkları da vardır.
    Solungaç nedir?
    Balıkların solunum organıdır. Solungaçlardaki ince deri tabakasının altında kan damarları bulunur. Kan çevresindeki sudan oksijen alır, artık olan karbondioksiti dışarı verir.
    Balıklar suda nasıl haraket eder?
    Sandıkbalığı ve denizaltıların dışında bütün balıklar vücutlarını ve kuyruklarını sallayarak yüzerler. Balığın bu haraketi, yılanın karadaki haraketine benzer. Onun için buna yılankavi haraket denir. Yılan, yerde haraket ederken vücudunun farklı kısımlarını yer üzerindeki ufak çıkıntılara bastırarak vücudunu öne iter. Balıklar da vücudunu kıvırırken suyu bastırır ve böylece kendini öne götürür.
    Halı köpekbalığı kendini nasıl gizler?
    Avusturalya'da yaşayan halı köpekbalığının yassı bir görüntüsü vardır. Diğer köpekbalıklarından daha fazla dipte yatar. Derisi halı desenine benzer. Bu durum, onun deniz dibinde gizlenmesine yardım eder..

    noimage
#21.04.2009 22:01 0 0 0
  • noimage
    ALABALIK AVI Genellikle İlkbahar aylarında iyi sonuç verir . Misinanızın kalınlığı 0,25 i geçmemeli, mantarınız su yüzeyine baskı yapmayacak şekilde ince uzun olmalıdır.İlkbaharın ilk günlerinde alabalık yumurtası ve solucan takarak avlanırsanız, balık tutma şansınız artar.. Balık mantarı batırdığında kamışın ucunu havaya doğru değil de yana doğru sertce atıp, kamışın ucunu suya doğru indirip makinayı sarmaya başlayın. Alabalık yumurtası ile avlanmadan önce avlanacağınız bölgeye 8-10 tane yumurtayı serpiştirin daha verimli sonuç alırsınız. Sıktırma kurşun mantarınızı batıracak ağırlıkta olmamalıdır. Mantarla sıktırma kurşunun arası 20- 25 cm sıktırma kurşunla iğnenin arası 45-50 cm olmalıdır Özellikle yazın gölde avlanırken iyi sonuç alırsınız. Ancak gölün dibinin taş yada ağaç kökü olması halinde iyi sonuç alamazsınız.
    SOLUCAN Bu av şeklinde yem çok önemlidir, taktığınız solucan kıvır, kıvır ve kırmızı renkte olmalıdır, sıcaktan kendini bırakmış soluklaşmış solucanı avucunuzun arasında fazla sert olmayan şaplaklarla tekrar diri ve kırmızı hale getirirseniz şansınız artar. Eğer avlandığınız bölgede dip fazla yosunla kaplıysa iğnenizin dibine fazla büyük olmayan kahverengi renkte köpük takarsanız yem biraz havalanır ve yosunlara takılmaz. Balık yemi ağzına aldığında yemi iyice yutması , yada canlı yemin sağa sola ileri geri hareketli olması için fırdöndünün ön tarafına, 40-45 gr ağırlığında ortası delik kurşun kullanın. Kurşunun fırdöndüyü geçmemesi gerekiyor. Ayrıca bu şekilde ağır kurşunu epeyce uzağa atarken yemin üzerinde oluşacak gücüde (yemin yıpranmaması) azaltırsınız
    BÖCEK VEYA ÇEKİRGEGöl ve dere kenarlarında kayaların üzerinde özellikle İlkbahar aylarında aşağıdaki böceğin içi boş kalıntılarını görürsünüz. Bu böceğin canlısı o kayaların su içinde toprağa yakın bölümünde kayaya yapışmış bir halde bulunur bu böcekleri toplayıp kuyruk kısmından hayvanı fazla zedelemeden sırtına doğru iğneyi takarsanız dip oltasında ve mantarlı oltada çok mükemmel sonuç alırsınız. Alabalık hiç düşünmeden bu yeme atlar. Bu böcek evriminin belli bir kısmını suyun dibinde kayalara yapışarak yaşamakta daha sonra yaşadığı o kayanın üzerine çıkıp sonra orda kelebek olup derenin üzerinde uçmaya başlamakta.) Temiz ve tehlikesiz böceklerdir. Bu böcekleri karadenizli çocuklar dudaklarının arasına alıp iğneye takmaktadırlar.
    FLY AVCILIĞIFly avcılığında esas olan hafif ye Uygulaması zor olmasına rağmen, en gelişmiş ve en zevkli avlanma tekniğidir. Yem olarak kıldan veya tüyden yapılan yapay sinek kullanılır. Fly avcılığı havada dairesel hareketlerle yemi suya bırakmak (adeta kamçı gibi) yada yemi suyun yüzeyinde akıntıya bırakarak avlanmak şeklinde olur. Burada dikkat etmeniz gereken, Fly avcılığında kullanılan yemlerin hemen, hemen hiç ağırlığı olmadığı için kullanılan kamışın çok esnek olması gerekmektedir. Yemi uzağa atmak gerçekten maharet ister. Bu yüzden özellikle ABD de Fly okulları, kursları bile vardır. yeminizi kamışın havada yaptığı dairesel hareketlerle hızlandırıp daha uzağa atmaktır, eğer bunu yapamıyorsanız yemi akıntıya bırakıp ileri gitmesini sağlayabilirsiniz ancak buradaki dezavantaj bulunduğunuz yerden akıntıyla beraber sürüklenen yapma yeminiz suda iyice ıslanıp doğal şekli bozulacak, buda balığın yemden uzak durmasına neden olacaktır. Fly misinasını farklıdır ve hazırlanması önemlidir, Fly avcılığına başlayan bir çok kişi fly misinasına yemi nasıl bağlayacağını bir türlü çözemez. Fly Misinanın bittiği uca kılavuz dediğimiz 1,2 ile 1,5 metre uzunluğunda ipek iplikten yapılmış kısım bağlanır, yemde bu ipliğe bağlanır. Aslından uca doğru iyice incelen fly misinaları da vardır, fakat bunlar zamanla kopar siz yine kılavuz misinaya kaldırırsınız, onun için böyle bir fly misinası aramaya çalışmayın. Yurdumuzda alabalığın yaşadığı derelerin çevresi çoğunlukla ağaçlarla kaplı olduğundan havadadairesel hareketlerle avlanmak zordur. Akıntıya bırakarak avlanmak daha etkilidir. Derelerin etrafı ne kadar sık ağaçlarla kaplı olsa da fly' la avlamaya uygun bölümler de vardır. Dairesel hareketler olsun, yüzeysel olsun yemi suyun üzerine indirdiğinizde, yemi sağa sola hafifçe oynatarak kendinize doğru çekerseniz (suya düşmüş böcek hareketleri) balık varsa tutarsınız. Derelerde, ilkbahar ve yazın başlarında kahverengi kelebekler ve su böceklerinden bol miktarda bulunur, ayrıca yazın başlarında çekirge çoktur. Avlanacağınız zaman bu böceklerin taklitlerinden elinizde bolca bulundurun. Özellikle akıntıya bırakılarak avlanacağınız zaman çekirge tipi yemler iyi sonuç verir. Piyasada bu taklit yemlerden bolca satılmaktadır, burada önemli olan sizin avlandığınız bölgede o tür bir yemin olup olmadığıdır. O nedenle gerçek bir fly avcısı malzemesini yanında gezdirir ve o dereye has yemi kendisi yapar. Bu yemlerin elle yapımı kolay ve zevklidir, elinize bir iki örnek geçerse inceleyin yapımının çok da zor olmadığını göreceksiniz.
    Alabalık Avında Dikkat Edilecek Hususlar Alabalık, oksijeni bol soğuk sularda yaşar. temiz olmayan, su sıcaklığı 15 drc. üzerinde olan sularda zor bulunur . Yazın sıcak havada, özellikle gölde zor balık tutarsınız, şansınızı zorlamayın. Gölgenizi suya düşürmeyin, avlanırken mümkün olduğunca güneşi karşınıza almaya çalışın. Bölgedeki doğaya uygun giyinin. Sessiz olun.
    Yağmurdan sonraki bulanık suda avlanmayın, balık saklandığı kayanın altından kolay kolay çıkmaz Yağmurdan sonra dereye fazla yaklaşmayın. Sizin bulunduğunuz bölge az yağmur yağmış bile olsa daha yükseklere yağan yağmurlar sizin bulunduğunuz bölgeyi etkileyebilir ve beklemediğiniz bir selle karşılaşabilirsiniz.
    ATIP ÇEKME MEPS YÖNTEMİ Öncelikle atıp çekme tekniğinde karışıklara neden olan, yem tanımına açıklık getirmeye çalışayım. Atıp çekme tekniğine, genel olarak kaşık atma denir. Bu av tekniği rapala , kaşık, iğne takılmış sasi ve döner kaşık ile yapılır. Rapala ve sasi net olarak ayrılır ancak kaşık ile döner kaşık genellikle birbiri ile karıştırılır. Kaşık ismi yurdumuzda bu yemlerin yemek kaşığına benzemesinden dolayı verilmiştir. Fakat alabalık avında kullanılan kaşıklar yemek kaşığına çok fazla benzemez. Yemek kaşığına benzeyen yemler çoğunlukla turna avında kullanılır. Atıp çekme tekniğinde makinanızın turu fazla, kamışınız esnek ve uzun, misinanızda 0,20 - 0,25 olmalıdır. (incesi sağa sola sürtünüp kolayca kopar kalınıyla da yeminizi uzağa atamazsınız,) Uygulaması kolaydır ancak eğer derede avlanıyorsanız su derinliğinin en az 30 cm olması gerekir, ayrıca derenin içinde kaya ve ağaç dallarının az olmasına dikkat etmelisiniz. Sürekli kayaya ve ağaca taktığınız yeminiz balıkları huzursuz eder. O nedenle at çek yaparken suyun kaya önünde oluşturduğu derin bölgeye yeminizi atar ve çekmeye başlarsanız makinanızı iki üç tur attırmadan ilk alabalığınızı yakalarsınız.

    SAZAN AVI
    noimage
    SAZAN AVIEn makbul kabul edilen cinsi Aynalı sazan dır. Doğal takvime göre Arpa hasadından sonra oltaya vurmaya başlar ve bağbozumuna kadar bereketli av verir. Özellikle iri boylarının yakalanması için gece avı tercih edilmektedir . Tüm tatlı su balık avcılarının en çok avladıkları balık çeşidi sazandır. Tatlı su balık avı denilince akla ilk gelen sazan avıdır.Dip oltası ve şamandıralı olta ile iki şekilde avı yapılır. Sazan avı için bir çok yem kullanılabilir.Bu herkesin bildiği yemlerden başka yöresel olarak kullanılan çeşitli tahıl hamurları da mevcuttur. Birçok türü olan sazanın en çok bilinen türü kara sazan ve aynalı sazandır. Hangi tür sazan olursa olsun,hangi yöntemle av yapılırsa yapılsın avlanılacak bölge mutlaka önce yemlenmelidir.
    YEMLEMEBu işlem için en uygun materyal bayat ekmek ve haşlanmış tahıldır. Ufalanmış bayat ekmek yada tahıl çamurla karıştırılıp avuç içine sığacak büyüklükte toplar yapılır. Bunlar güneş altında 2-3 saat kadar kurutulur . Daha sonra bu materyal avlanacak mıntıkaya atılır. Balığın oltaya vurmasına göre yarım saatte bir yada saat başı 1 top atılarak balıkların o bölgede toplanması sağlanır
    BULUNDUĞU YERLER Sazan hafif meyilli yerlerde bulunur. Çok dik yamaç kenarlarında bulunmaz. Baraj yada göle açılan küçük dere yataklarının ağızlarında, bahar yağmurlarının aktığı su yollarının önlerinde dibi kayalık olmayan akıntı ağızlarında, bilhassa kumluk ve yosunlu kısımlarda çokça görülürler. Akarsularda ise ağaç kökleri sazlık araları ve kovuklarda irileri kaya önlerindeki derin girdaplarda, ve akıntılı yerlerde suların köpürerek aktığı akıntı ağzının hemen önünde bulunurlar.
    ŞAMANDIRALI TAKIM İLE AVI Önceden yemlenen bölgeye 50-60 numara misinadan oluşan bir bedene fırdöndü bağlanır bunun ucuna aynı kalınlıkta 30 cm kadar bir misina beden bağlanır ve şamandıra mantarı burada yer alır. Bununda ucuna klipsli bir fırdöndü bağlanır. Klipsten itibaren 40 numara misina ile 1 metre kadar bir köstek bağlanır ve olta iğnesi bunun ucuna bağlanır. Bu şekilde bağlamanın faydası olta iğnesini rahatça değiştirebilmek ve iri bir balık yakalandığında şayet misina kopacak olursa tüm takıma zarar vermek yerine uçtan kopmasını sağlamaktır.Eğer makine ve kamışla av yapılıyorsa makinenin debriaj sistemi bulunduğundan beden için 40 köstek için 35 numaralı misinalar kullanılabilir. Kullanılacak yem olta iğnesine iğnenin tamamını kapatacak şekilde takılıp olta atılır. Balık yemi kaptığında hemen tasma vurulmamalıdır. Balık şamandırayı birkaç metre götürdükten sonra tasma vurulup balığın direnci ölçülür. Oltada iri bir balık olduğu anlaşılırsa misina yavaş ,yavaş çekilir. Çok direnç gösterirse hafifçe bırakılıp tekrar çekilmelidir. Bu işlem balığın yorulup kendini bırakmasına kadar sürdürülmelidir bu bazen 15 dakika kadar sürebilir. Balık kıyıya geldiğinde en iyisi kepçe ile almaktır. Eğer kepçe yoksa misinadan tutarak balık dışarı alınmamalı mutlaka bir el ile balık karnından tutularak karaya alınmalıdır. Bu işlemler mümkün olduğunca sessiz yapılmalı, yemlediğimiz yerde başka balıklarında olabileceği untulmamalıdır. Avladığınız yerin özelliğine ve balığın iriliğine göre suya düşmemek için mutlaka önlem alınmalı eğer can güvenliği tehlikeye düşecekse teredüt edilmeden balık salıverilmelidir
    DİPOLTASI İLE AVIBunun için Gerekli olan misina kalınlığı şamandıralı oltanın ki gibidir. Bedene tek bir klipsli fırdöndü bağlanır. Bunun ucuna yine aynı kalınlıkta 1 m kadar bir beden ve bununda ucuna 30-40 gr. Bir kurşun ağırlık bağlanır. Bu 1 m lik kısma yine 1 boy ince 25-30 cm'lik bir köstek ile 2 olta iğnesi bağlanmalıdır. 2' den fazla iğne bağlamak oltanın idaresini güçleştirir. İğneler yemlenip atıldıktan sonra bir ucu sivriltilmiş 40-50 cm lik ağaç bir kazık yere saplanır. Bu kazıkların üstüne bir çentik açılıp oltanın boşluğu alındıktan sonra buna mandal yada klipsle bir çıngırdak bağlanır.Bu yöntem avcıya 1 den fazla oltayı idare etme şansı yaratır. Çıngırdak çaldıktan sonra ayrıca tasalanmaya gerek yoktur. Şamandıralı oltada tarif edildiği gibi balık dikkatlice çekilir. Burada dikkat edilecek en önemli nokta avcının idare edebileceği kadar olta kullanmasıdır. Çünkü genellikle çıngırdaklar peş peşe çaldığından lüzumundan fazla olta atmak hem zamanında çekilemeyen oltanın karışmasına hem fazla gürültü balığın ürkmesine neden olabilir hem de zaten dar ve az olan avlaklardan daha fazla sayıda balıkçı yararlanabilir.
    KÜSPELİ TAKIM İLE AVIBu yöntem özellikle aynalı sazan avı için en geçerli yöntemlerden biridir.Tabaka halindeki preslenmiş ay çiçeği küspesi 5x5x5 cm ölçülerinden küçük olmamak kaydıyla küp yada dikdörtgen prizması şeklinde kesilir. Tam ortasından matkapla delinir.( Bu işlemler sırasında oluşacak talaşı sakın heba etmeyin) Bedeni oluşturacak misina ucuna klipsli bir fırdöndü bağlanır. Bu fırdöndüye aynı kalınlıkta 10-15 cm lik bir kısa beden ilave edilip küspenin deliğinden geçirilir ve ucuna üçlü bir fırdöndü bağlanır. Bundan amaç suda eriyen küspeyi rahatça değiştirmektir. Üçlü fırdöndünün serbest kalan iki halkasının her birine bedenden 1 boy ince misina ile 8-10 cm uzunluğunda 4der tane köstek bağlanır bunların ucuna da olta iğnesi bağlanır. Böylece 8 olta iğneli bir takım donatılmış olur. Olta iğneleri küspenin muhtelif yerlerine birbirine dolaşmayacak şekilde tutturulur. Bu takıma ağırlık bağlanmaz çünkü küspenin kendisi hem ağırlık hem de yem görevi görür. Dip oltası gibi atılıp çıngırak bağlanabilir. Küspe suda çok yavaş eriyerek dağılırken bunu yemek isteyen balıklar olta iğnelerine takılırlar.Sazan avında verimli bir av geçirmek istiyorsanız yöresel etkenleri de göz önünde bulundurmanızın yararı olur neden derseniz genel anlamda tepki verdiği yemler her ne kadar benzerlik gösterse de bazen farklı yemlere tepki verebilmektedirler.Bunun içinde yem alternatifiniz ne kadar çok olursa boş dönme ihtimalinizi azaltmış olursunuz ayrıca av yapacağınız yerde hangi yemle avlanacaksanız onunla yemleme yapmalısınız

    TURNA AVI
    noimage
    TURNA BALIĞITurna'nın saldırgan balık olmasından dolayı Turna avında atçek tekniği balıkçılar tarafından en çok uygulanan avlanma tekniğidir. Canlı yemle bırakma yapılarakta avlanır, ancak duragan olmasından dolayı birçok amatör avcı bırakma yaparak avlanmayı sevmez. Turna gezerek avlanmaz belli bir bölgede durur ve avını bekler. Ancak çok obur balık olmasından dolayı ilgisini çeken yemi gördügünde onu takip eder ve yeme saldırır. Bazen yemi takip eder, yeme atlamaz ve avlandığınız kayığın, botun gölgesine girer orada bekler. Böyle durumlarda dikkatli olun. (kayığınızı yada botunuzu alttan delebilir ve sizde can yeleğinizda yok hop suya.) Yok, yok korkmayın. Yeminizi atıp kayığa doğru çekerken kayığın altından çıkıp yeme saldırdığı çok olmuştur. Turna avı için en ideal derinlik 1 - 4 mt. dir. Turna daha derinlerde olur ancak avlanma bölgesi genellikle sığ yerlerdir. Bunun nedeni daha derinlerde yüksek su bitkilerine olmaması ve buralara av yapılabilecek küçük balıkların olmamasıdır. Güneş ışınlarının aydınlattığı sığ yerlerde otlar daha çok ve yüksek olur, dolayısıyla küçük balıklar ve Turna buralarda çokca bulunur. Ancak şunuda unutmayın derinlerde herzaman en iri balık vardır. Bunları avlamakta genellikle bırakma yaparak olur.
    Avlandığınız bölge ağaç ve su yüzeyine doğru uzanan otlar yoksa yeminizi dipten çekin. Turna böyle ağaçsız ve uzun ot olmayan bir bölgede yaşıyorsa, suyun dipindeki otların içine girmiş avını orada bekliyordur. Bir kaç denemeden sonra çekiş hızınıza, yeminizin ağırlığına göre dip'in derinliğini öğrenir ona göre avlanmaya başlarsınız. Eğer avlandığınız bölgede su içinde kalmış ağaçlar yada su yüzeyine doğru uzayan otlar varsa buralar turna için ideal avlanma bölgeleridir. Turna bu ağaç yada otların yanına gelir hareketsiz bi şekilde bekleyip yanına gelecek yeme saldırır. O nedenle bu gibi yerlerde yeminizi fazla derine indirmeden çekerseniz balık yakalama şansınız artar.
    Turna avcısı birkaç denemeden sonra balığı mutlaka yakalar. Çok şahit olmuşumdur hayatında ilk defa balığa gidipte Turna avlayana. ( alabalığı biraz zor yakalarsınız) Fakat Turna'nında yemi ağzından bırakma huyu fazladır, biraz boşluk verirseniz yada iğneniz fazla keskin değilse yemi adeta kusar..
    --- Turna avında yanınızda açılır kapanır yada uzayabilen kepçe ,kepçenizin ağ gözleri 2 cm civarında, kalın misinadan yada naylon ipten yapılmış olsun. ( daha küçük gözlere iğne dolaşır en az 10 dk. iğneyi kepçeden çıkarmak için uğraşırsınız.).
    --- Çelik beden, turna bazen yemi gırtlağına kadar yutar misinanızı keser.
    --- Balığın ağzından iğneyi çıkarmak için pens, kerpeten, iş eldiveni (dişleri jilet gibi keskindir eliniz çizer kanatır)
    --- Balığı koymak için livar , livarınız biraz büyükçe olsun. Turna avında heran herşey olabalir şansınıza şöyle 90 cm lik 100 cm lik bir JAWS çıkabilir.
    YEMTurna genellikle hareketli her şeye saldırır. Ancak hava koşullarına, suyun berraklığına göre bazen yem seçtiğide olur. Turna için en ideal yem SASİDİR. Sasiden sonra Mepss gelir.Eğer takım çantanızda bu iki yemden çeşidiniz varsa başka yeme ihtiyaçınız yoktur. İdeal mepss ler söğüt yaprağı şeklinde yüzeyi balık sırtı beyaz holigram kağıtlı olanlar ve Yüzey kırmızı noktalı metalik renkte olanlardır. ( özelikle comet 4 numara) Mepss seçerken 3 no'dan başlayıp 5 no'ya kadar olanlardan yanınızda bulundurun. 5 nolu olanı otun az olduğu derin yerlerde kullanırken 3 numarayı derinliğin az olduğu otlu bölgelerde 4 numarayı ikisinin ortası yerlerde kullanırsınız. 5 no fiyatının pahalı, ağırlığının fazla olması sizin için tercih nedeni olmasın. Bunlarla avlanabileceğiniz yerler yurdumuzda fazla yok, olta kutunuzda en fazla iki tane bulundurun. 4 ve 3 no lar bizim avlaklar için ideal dir, Sasi için ideal renkler aşağıdakiler olup benim tercihlerim, sırasıyla beyaz, gövdenin altı beyaz üstü siyah, gövde sarı üst koyu yeşil, gövde açık yeşil üst dikine çizgili koyu yeşil, gövde sarı üst kırmızı ve kırmızı'dır. daha başka renklerle avlayabilirsiniz ancak bu renkler en çok tercih ettiği renklerdir. .

    YAYIN BALIĞI(KARABALIK)
    noimage

    YAYIN BALIĞI(KARABALIK)Amatör avcıların hemen hemen hepsi, 15-20 kg gelecek bir yayın yakalamak ister. Fakat birçok avcı bunu gerçekleştiremez. Çünkü iri Yayın yem aramak için gece yuvasından çıkar, çoğu balıkçıda gece avlanmayı sevmez, aslında bir kez olsun denemek ister de, eşinden izin alamaz, neyse . Gece kalanlar da hemen sevinmesin, gece dip oltasına takılan balığın, yengeçler tarafından didiklenip sabah iğnede hiçbir şey olmadığını , yada yem olarak takılan kurbağanın yüzerek kıyaya geldiği çok görülür. (kurbağaya kurşun bağlayıp atmak da işe yaramaz hayvan su yüzeyine çıkamadığı için bir müddet sonra boğularak ölür, hareketsiz kurbağada yayın balığının fazla ilgisini çekmez) 15-20 kg gelen Yayın balığını canlı yemle yakalamak zor Ağla balıkçılığı siz amatörlere de tavsiye etmiyorum, hiçbir zevki ve sportmenliği yok. Yapabiliyorsanız olta ile yakalayın. Küçük olsun , sportmence olsun. Yayın balığını en çok cezbeden hareket ve kokudur. Yeminizin 5-10 cm üzerine madeni para büyüklüğünde sabun takın, sabun kokusu yayın balığını cezbeder. Yayın balığı sakatat artıklarını da çok sever. ( tavuk ciğeri, tavuk kanadı, işkembe,kafa eti)
    SAKAKATLI YEMİN HAZIRLANMASI Sucuk doldurmak için baharatçılarda satılan bağırsaklara ufaladığınız sakatatları doldurun (yaklaşık 10-12 cm lik boylar yapın ) ve bunun üzerine iğneleri bağlayın, diğer balıklar bu yemi ne kadar da didikleseler de yayın için epeyce bir kısım sağlam kalır. Yayın bu yemi tamamen yutar. Eğer bu yemi hazırlayamıyorsanız, Ankara' lıların kolayca tahmin edebileceği bir semtinde kg. 3 milyondan! sucuk adı altında içi baharat, sakatat ve kafa etiyle doldurulmuş yiyecekler! yada kilosu 1 milyona salam ! satılmakta bunlardan 1-2 tane halka satın alın işinizi görür
    TATLISU YEM ÇEŞİTLERİNDEN BİRKAÇI
    ÇİME Ege bölgesi Gediz ve Demirköprü Barajında ( sudaki ) tatlısu levreği avında küçük balıklar kullanılır ve bu yemler çime tabir edilir. Sazangillerden cyprinidler dahil bu yavrular canlı kullanılır. Bu balıkları nehir, akan küçük dere ağızları ve kıyı yerlerde kepçe ile yakalamak mümkündür. Deniz balıkları avında küçük cüsseli tatlı su balıkları da bu amaçla kullanılabilir. Ayrıca değersiz kabul edilen balıklardan da aynı amaçla yararlanmak yeri geldiğinde mümkündür
    TOPRAK SOLUCANI Toprak solucanları özellikle tatlı su balıkları avında en çok yararlanılan bir yemdir. Nehir kenarlarındaki veya çeşme yakınlarındaki ıslak yerlerden her mevsimde bol olarak temin edilebilir.Topraktan çıkarılması da oldukça kolaydır. Kürek ile çıkarılan rutubetli toprak karıştırılır ise bol olarak elde edilir.Toplanan solucanlar ıslak toprak ile bir küçük torba içinde tutulur ise uzun süre saklanabilir.toprak solucanından sazan, bıyıklı balık, yılan vs. gibi her türlü balık avında rahatlıkla yararlanılır.
    HAMUR Ekmek, makarna, çeşitli hamurlar ile un ve balığın müşterek hamur haline getirilmesi veya haşlanmış patates, haşlanmış çeşitli hububat gibi karbonhidratlı yemler sazan kefal bıyıklı balık gibi balıkların avlanmasında kullanılabilen yemlerdir.Özellikle mazmuz yapmak için bu çeşit yemlerden bol ve ucuz olarak yararlanılabilir.
    ÇEKİRGE Özellikle alabalık avında alabalıkların bulunduğu su ve çevrede yaşayan çekirge ve çeşitli böceklerden yem olarak yararlanılır. Özellikle kıyılarda bulunan küçük çekirgeleri yem olarak kullanmak mümkündür. Aynı yerlerde taşlar altına bakmak sureti ile çeşitli su böcekleri toplanılabilir.
    MISIR Olgunlaşmak üzere olan yani süt mısır olarak tabir ettiğimiz mısırlar alınıp taneleri koçanlarından ayrılır. Bunları bir tencerede haşladıktan sonra suyu süzülür. Bir kenara kaldırılan suyun daha sonra kullanılmak üzere bir kavanoza konulur. Mısırların üzerine pudra şekeri dökülerek bir süre dinlendirilir. Daha sonra ayırdığımız su ile bir kavanoza koyulur. Avlanma mevkisinde kullanılır. Ayrıca farklı renkte mısır elde etmek için kaynatma suyuna kimyasal özellik taşımayan gıda boyası konulabilir. Genlikle sazan türü balıkların avlanmasında verimli olur.
    KURBAĞADere ve göletlerin kıyılarında fazla büyük olmamak koşulu ile kurbağalar toplanır. Yayınbalığı, turna ve tatlısu levreği avında kullanılır. İğne kurbağanın alt ve üst dudağından geçirilerek canlı bir şekilde yem olarak kullanılır.

    noimage
#21.04.2009 21:57 0 0 0
#21.04.2009 21:45 0 0 0
  • noimage
    noimage
    noimage

    Deniz altının gizemli balıkları..ve kılıçbalığı şov
    noimage

    Okyanusun derinliklerindeki renkli dünya

    noimageOrjinal Boyutunda Açmak İçin ( 1280x800 ve 395KB ) Buraya Tıklayınnoimage
    noimageOrjinal Boyutunda Açmak İçin ( 1024x746 ve 218KB ) Buraya Tıklayınnoimage
    noimageOrjinal Boyutunda Açmak İçin ( 1280x1024 ve 393KB ) Buraya Tıklayınnoimage
    noimageOrjinal Boyutunda Açmak İçin ( 1024x608 ve 179KB ) Buraya Tıklayınnoimage

    Allahım sen herşeye kadirsin'ki böyle güzel canlıları bizim dünyamıza soktun.Hamd olsun sana bende bu görülmeğe değer balıkları arkadaşlara paylaşıma açmaktan mutluluk duyuyorum.Denizsiz ve balıkların olmadığı bir dünya düşünemiyorum..

    noimage
#21.04.2009 21:24 0 0 0
  • noimage
    MEZGİT
    Marmara ve Karadeniz'de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır. Boyları 20 - 40 cm. olabilir. Gelincik ve Bakalyaro ile aynı türdendir. 30 - 40 m. nin altındaki derin sularda yaşar. Gündüzleri yüzeye çıkarak Hamsi, Sardalya vs. gibi sürü halindeki küçük balıkları avlayarak beslenir. Bölgesel şartlara göre Şubat - Mayıs arasında üreme yapar. Lezzetli eti ve her mevsimde bolca avlanılmasıyla ekonomik değeri yüksektir.
    GÜNEŞ BALIĞI
    Bu balıkta Lapin ailesindendir ve aynı yaşam karakterini gösterir. Boyları ortalama 20 cm. olur. Gövdesini çevreleyen renklerin güzelliği ile denizlere güzellik katarlar. Nisan - Haziran arasında üremelerini yaparlar ve türüne göre 600 - 20 000 taneye kadar yumurta döker.
    SARDALYA
    Sürü halinde yazın orta, kışın derin sularda yaşayan gezici balıklardır. Eskiden deniz üstünün ateş aydınlatmasıyla avcılığından ötürü ateş balığı diyede tanınır. Boyları ortalama 15 en çok 20 - 22 cm olur. Deniz içinde yumurtadan henüz çıkmış balık yavruları ve planktonları yiyerek beslenir. Karadeniz, Marmara, Çanakkale Boğazı bölgesi ve Kuzey Ege'de bol bulunur. Etinin lezzeti ve çeşitli kullanım alanıyla ekonomik değeri çok yüksektir. Üremeleri Nisandan Eylül ayına kadar geniş bir devrede ve çok kerede olur. Yaklaşık 20 000 yumurta verir.
    noimage
    ZARGANA
    60 - 70 cm. bazen de 1 m. uzunluğa varan Zargana ortalama 18 yıl yaşar. Hamsi, Çaça, Çamuka ve Kıraça gibi küçük balıklarla beslenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç Balığı başlıca düşmanıdır. Yapısıyla gayet çevik ve süratli bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine sıçrayarak da yüzebilir. Eti yönünden değerlidir. İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30 - 50000 yumurta verir.
    DİL BALIĞI
    Denizlerimizde10 m. den 300 - 500 m. ye kadar derinliklerin, kumlu, çamurlu veya çakıllı diplerinde fazla hareket etmeden ve uzun göçler yapmadan yaşar. Boyları 20 - 25 cm. kadardır.Dipteki omurgasızlar, küçük balıklar ve böceklerle beslenir. Bahardan itibaren kıyılara sokularak Haziran - Temmuz arasında üreme yapar. Kış aylarında eti dolgun ve lezzetli olur. Genelde her mevsimde bulunan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır.
    GÜMÜŞ / ATERİNA
    Sıcak ve ılıman denizlerin sahil bölgelerinde sürüler halinde yaşar. En fazla Marmara da bulunur. Bazı türleri de İznik ve Sapanca göllerinde yaşar. Boyları genelde 10 - 15 cm. Karadenizde ise 10 - 13 cm., Akdenizde 8 - 9 cm. olup, her iki denizde şekil farklılıkları gösterir. Nisan ve Eylül arasında sahillerin kumlu ve çakıllı bölgelerinde sürüler halinde toplanarak ürerler. Kurtlar, kabuklu ve yumuşakçalarla beslenir. Eti lezzetlidir, taze olarak bol tüketilir. Aynı zamanda büyük balıklara yem yönünden değerlidir.
    İSTRONGİLOS
    Bütün denizlerimizde ve denizlerin nehirlere karışımı acı su bölgelerinde yaşar. İzmaritle aynı ailedendir. Erkekleri 13 - 16, dişileri 15 - 20 cm. boy ve 50 - 100 gr. Ağırlıkta olur. Suların ısısına göre açık denizle kıyılar arasında gidip gelirler. Nisan - Mayıs, bazen de temmuza kadar üreyip 40 - 60 000 yumurta döker. Planktonlar, küçük hayvanlar ve deniz bitkileriyle beslenir. Eti lezzetlidir, bol bulunduğu için ekonomik değeri vardır.
    KURBAĞA BALIĞI
    Akdeniz, Ege ve Marmara'da taşlık ve yosunlu bölgelerde yaşar. Dipte yatarak başının üstündeki gözleri ile küçük canlıları veya balıkları görüp avlar. Nisan - Mayıs aylarında kışladıkları derin sulardan sahillere, bazende acısu bölgelerine sokulup Temmuz - Eylül arasında üreme yapar. 10 - 20 000 yumurta döker. Yavrular önce planktonlarla daha sonra omurgasızlarla beslenir. Eti lezzetlidir. Özel avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri azdır
    ÇAÇA
    Sardalya - Tirsi ailesindendir. Boyu 6 - 8 cm.dir, Karadenizin batısında 13 - 15 cm. olanlarına rastlanır. Besinleri planktonlar ve balık yavrularıdır. Sürüler halinde yaşar. Mayıs Haziran arasında üreme yapar. Eti fazla lezzetli değildir. Bu nedenle avcılığı fazla yapılmaz. Buna karşı denizlerde ekonomik değeri çok yüksek olan uskumru, palamut, torik gibi balıklar için yem değeri vardır. Kuzey Avrupa ülkelerinde konservesi çeşitli isimlerle pazarlanır.
    KAYIŞ BALIĞI
    Denizlerimizde seyrek rastlanan, 2 - 3 m. den 150 m. ye kadar derinliklerde üstü bitkilerle örtülü kumsal, çakıllı diplerde fazla göç etmeden yaşayan bir balıktır. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Boyları 30 cm. olabilir. Bahar - yaz sonu üreme yapıp 15 - 18 000 yumurta döker. Eti lezzetlidir fakat seyrek bulunduğu için ekonomik değeri yoktur.
    noimage
    PİSİ BALIĞI
    Ortalama 30 - 40 cm. boy ve 250 - 350 gr. ağırlıkta olabilen, ekonomik değeri yüksek balıklardan biridir. denizlerin kumlu çakıllı diplerinde kabuklular ve yumuşakçalarla beslenip 15 - 18 yıla kadar yaşar. Acı sulara, nehir ağızlarına kadar sokulur. Bir diğer türüde tatlı sularda yaşar. sıcak ayları diplerde geçirip, kışın sahillere yaklaşır. Üremelerini Ocak - Mart arasında 5 - 6 derece sularda yapar. 800 000 - 1 milyon yumurta verir.
    noimage
    TİRSİ
    Boyları 30 - 33 cm. ulaşabilen Tirsi bir Karadeniz balığıdır. İstanbul boğazı ve Marmara' da az bulunur. Kıyıya yakın yerlerde sürüler halinde yaşarlar. Üreme mevsimleri ilkbahardır. Yumurta bırakmak için acı su bölgelerine ve nehirlere giderler. Sardalya ailesinden bir balık olan Tirsi taze, tuzlama ve tütsülü olarak yenir. Ekonomik değeri yüksektir.
    ÖRDEK LAPİNİ
    Boyu 40 cm. ağırlığı 1 kg. olabilen ve 15 - 17 yıl yaşayabilen, dişileriyle erkekleri arasında renk farkı olan güzel renkli bir lapin cinsidir.Genelde 10 - 100, seyrek olarak 180 m. Derinlerde yaşar. Denizdeki küçük hayvanlar ve balıklarla beslenir. Üreme mevsimi Nisan - Ağustos arasıdır. Bu esnada çift - çift kaya oyuklarını yuva olarak kullanırlar. Daha sonra yumurtaları korumak için erkekleri nöbet tutar. Doğa değeriyle korunması gerekli bir balıktır.
    DÜLGER
    Boyu 50 - 60 cm. ye ulaşabilen Dülger Balığı geçici balıktır. Mayısta Marmara'dan Karadeniz'e çıkar. Akdeniz, Ege, Marmara ve kısmen de Karadeniz'de yaşayan, kalın pullarla örtülü Dülger Balığı etobur bir balıktır. Büyük ağzıyla kendinden küçük pek çok balığı yutarcasına yer. Genelde 60 -70 cm. derinliklerde yaşar. kış mevsiminden sonra suların ısınmasıyla Mayıs ayından başlayarak Temmuz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Dülger Balığı, İzmir - Antalya arası yörelerimizde Peygamber, Dikenli Peygamber Balığı olarak ta tanınır. Eti lezzetli beyaz ve yararlıdır.
    noimage
    İSKORPİT
    Yaşamı aynı aileden olan Lipsos' un aynıdır. Farkları İskorpitin Lipsos' a göre daha küçük olması ve rengi daha koyudur. Boyları ortalama 20 - 30 cm. dir. İskorpitin dikenleri de Lipsos gibi çok zehirlidir. Bu nedenle yakalandığında dikkat edilmelidir. Eti lezzetli ve çok yararlıdır.
    LİPSOS
    50 - 60 cm. ye ve 4 - 5 kg.' a kadar büyüyebilen Lipsos balıkları sıcak ve ılık denizlerimizin sahil kıyılarından 1000 m. ye kadar inen derinliklerde, bitkilerle örtülü taşlık, çakıllı ve kumlu düzeylerde yaşar. Bilhassa Marmara ve Ege' de çok rastlanır. Eti çok lezzetli ve yararlıdır. Et yiyen bir balık olan Lipsos ilkbahar aylarında ürer. Yaklaşık 3 000 yumurta döker. Dikenleri çok zehirlidir.
    PAPAĞAN BALIĞI
    Ege'de seyrek, Doğu Akdeniz' de yaygın bulunan, fazla göçler yapmadan sıcak denizlerin sığ, taşlık ve bol bitkili, bazen de acısu bölgelerinde yaşayan, çok çeşitli ve güzel renkleri olan bir balıktır. İskaroz balığı da denir. Deniz yosunlarıyla beslenir. Yaz aylarında üreme yapar ve 8 - 12 000 yumurta verir. Sert ve yayvan eti yenmez. Doğa değeri yönüyle korunmalıdır.
    GELİNCİK BALIĞI
    Bakalyaro ve Mezgitle aynı türdendir. Denizlerimizde bir kaç cinsi yaygındır. Sıcak ve ılıman suların taşlık, kayalık diplerinde sahillere yakın yaşar. Balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Çevik, yırtıcı ve saldırgandır. Derisi çok kaygandır. Ortalama 20, en çok 40 cm. boydadır. Üremesini sonbaharda yapar. Beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksek olan bir balıktır.
    İZMARİT
    Denizlerimizin yerli balıklarındandır. Küçüklerine Kancur, Büyüklerine Kanal İzmariti denir. Boyu ortalama 15 cm. olur. Hareketli ve kurnazdır. Yaz aylarında sahillere kadar sokulur. Üst, ön dikenleri tehlikelidir. Batar ve yara yapar. 10 - 12 yıl yaşayabilir. Erkekleri 3, dişileri 2 yaşında olgunlaşıp 60 - 70 000 yumurta verir. Balık yumurtaları, balık yavruları ve yosunlarla beslenir. Eti beyaz ve lezzetlidir. bol tüketilir.

    noimage
    SİNAĞRİT
    Karagöz ailesinden olan Sinağrit Ege ve Akdeniz in sert, hareketli ve kuvvetli bir balığıdır. 1 - 1,5 m. boy ve 10 - 15 kg. ağırlığa büyüyebilir. Kabuklular, yumuşakçalar ve özellikle Mürekkep balığı ile beslenir. Kuvvetli çenesiyle bir İstakozu rahatça kırıp, yiyebilir. Yazın kıyıların taşlık, kayalık bölümlerinde, kışın 300 m. ye varan derinliklerde küçük sürüler halinde yaşar. İlkbahar aylarında üreme yapar. Etinin lezzeti ve ender avlanmasıyla çok kıymetli bir balıktır. Olta avcılığında amatörler için değerlidir.
    Avlanmasında sürütme kaşıklar ,canlı yem (kefal,istavrit,uskumru,kolyoz ve kuppez )kullanılır.yemli olarak ta mercan takımları kullanılır çevik ve güçlü bir balık olduğundan misina kalınlığı biraz daha fazladır
    KIRMA MERCAN
    Mercan ailesindendir. 0 - 400 m. bazende 700 m. derinliklere inebilmektedir. Yaşam çevresi taşlık, kayalık ve dibe yakın yerlerdir. Boyları 35 - 40 cm. ye ulaşabilir. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Marmara, Çanakkale Boğazı ve Ege de bolca bulunur. Ekonomik değeri yüksektir. Denizlerdeki ısıya göre ilkbahardan başlayarak Ağustosa kadar üremeleri sürer. Etçil balık olan Mercanlar çeşitli küçük balıklar, kabuklular ve omurgasızlarla beslenir.Mercanlar diyeceğim çünkü oldukça geniş bir yelpazeye sahip bir balık avlanmasında belli başlı yemleri karides,akyem sardalya,tekedir .takım olarakta zokalı takımlar veya hırsız tertip dediğimiz takımlar kullanılır bunun yanında parakete ile de avlanabilirler
    FANGİRİ MERCAN
    Bir Mercan türüdür ve Trança ile büyük benzerlik gösterir. Ortalama 25 - 35, en çok 80 cmç boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdenizde yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan Ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti en lezzetli olanlardandır, ancak çok seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.
    LEKELİ MERCAN
    Mandagöz Mercan da denir. Ege ve Akdenizde yaygındır. 100 - 300 m.' ye varan derinliklerde sahile yakınlarda kabuklular, omurgasızlar ve sualtı bitkileriyle beslenerek yaşar. Boyu 30 - 50 cm. olabilir. Hermafrodit bir balıktır. Hem erkeklik, hem de dişilik özelliği gösterir. Suların ısısına bağlı olarak bahar aylarında üreme yapar. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Ekonomik değeri yüksektir.
    MELANUR
    Mercan ailesindendir. Marmara, Ege ve Akdeniz'in 2 - 3 m. sığ sularında, su yüzeyine yakınlarda, fazla göç etmeden yaşar. Diğer Mercan türlerinden farklı olarak sualtı bitkileriyle beslenir. En fazla 30 cm. ye kadar büyür. Üremesi bahar sonuna kadar sürer, yumurtalarını denize bırakır. Mikro - planktonlarla beslenen yavrular. yaz sonunda olgunlaşır. Eti bütün Mercan ailesi gibi beyaz ve lezzetlidir. Ancak az avlanıldığı ve taze tüketildiği için ekonomik değeri fazla değildir.
    TRANÇA
    Mercan ailesinden ve Fangri ile aynı türdendir. Ege'nin ünlü balığıdır. Sıcak ve ılık denizlerin 20 - 25 m. derinlerinde yosun ve bitki örtülü kumluk veya taşlıklarda tek başına yaşar. Boyu 30 - 50, en çok 75 cm. olur. Kış aylarında 150 m. derinlere iner. Kuvvetli çenesi ve dişleriyle her türlü kabukluyu kırıp yiyebilir. Ayrıca dip hayvanları ve balıklarda besinine ek olur. Hermafrodit; hem erkek hem dişi karakteri gösterir. Yaz aylarında üreme yapar. Eti beyaz ve lezzetlidir. Geçmişte aşırı avlanılması neslini çok azaltmıştır.
    LÜFER
    Gezici balıklardan olan Lüfer Karadeniz ile Ege denizi arasında dolaşır. Büyüme aşamaları içinde değişik isimler alır. Buna göre;
    Boyları 10 cm ye kadar olanlar Defneyaprağı,
    15 - 18 cm. ye kadar olanlar Çinakop,
    18 - 25 cm. ye kadar olanlar Sarıkanat,
    28 - 35 cm. ye kadar olanlar Lüfer,
    35 cm. den fazla olanlara Kofana adı verilir.
    Seyrek olarak Kofanaların 60 cm. yi aştığı hatta 1 m. ye ulaştığı görülmüştür. Lüfer sonbahar - kış aylarında en lezzetli ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından Sonbahara kadar da kışlamaya geçerler. Ilık suların 10 - 200 m. derinliklerinde yaşar. Üremeleri Bahar sonu ve Yaz başıdır. Kademeli olarak 60 - 80 000 yumurta verir. Bol verimliliği ve etinin lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksektir.
    Liman giriş ağızlarında akıntılı burunlarda çok iyi av verirler 30-40 lık misina levrekteki tüm canlı yemleri artı zarganada kullanabilirsiniz ayrıca rapala,sırtı ve filotayıda sırtı olarak kullanabilirsiniz.Lüfer avında kullanacağınız takımda iğneyi veya sırtıyı mutlak ama mutlaka 40-50 cm lik bir çelik telle bağlamalısınız ne olur diyorsanız ben yorum yapmayayım nasılsa öğrenirsiniz.
    LEVREK
    Denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acısu bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan Levrek yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde sonraları tek başına yaşar. Yaşam ortamı karanlık ve kuytu yerlerdir. Bu nedenle kaya oyukları veya gemi batıklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen Levrek ortalama 50 - 60 cm. den 1 m. boy ve 10 - 12 kg. ağırlığa kadar erişebilir. 40 cm. den küçüklerine İspendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak - Mart arasında 500 000 - 2 000 000 yumurta dökerek yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başında gelir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir.
    Avlanmasında canlı yem-- kıbrıs sarması-- sırtı ve sahte balıklara tepki verir amatör balıkçıların her zaman için avlama zevkini yaşabilecekleri ve oltaya alındığı zaman avcının adrenalinin yükselmesine ve heyecana kapılmasına neden olur sportif olarak avı zevklidir.Levrek canlıyı aldıktan sonra 3-4 metre gider ve durur yemi kontrol eder bu kontrol esnasında iğneyi hissederse yemi geri kusar onun içinde bu duraksamayı hissetiğiniz an çok hafif oltayı çekersiniz ve levrek canlı kaçıyor diye tam bindirir ondan sonra biraz daha boşluk verirsiniz yani 5-6 metre kadar sonra karşı tepki verip iğnenin balığın ağzına oturmasını sağlarsınız.
    İSKORPİT HANİSİ
    Boyu 2 m. olabilen bu balık Hani cinsinin en iri örneklerindendir. Deniz diplerinin taşlık, kayalık oyuklarında 100 - 200 m. yetişkinleri 1 000 m. ye kadar derinliklerde yalnız yaşar. Etçil bir balıktır, küçük balıklar, kabuklular ve diğer hayvanlarla beslenir. Eti lezzetli ve bol olmakla beraber az avlandığı için ekonomik yönü zayıftır. İnceleme olanağı az olduğu için yaşam ve üreme şartları Hani türüne uygulanabilir.
    BERBER BALIĞI
    Hani ailesinden bir balıktır. Sıcak ve ılıman denizlerin kayalık, çakıllı ve bazen çamurlu bölgelerinde ve 50 - 300 m. derinliklerde yaşayan Berber Balığı 25 cm. uzunluğa erişebilir. Az bulunduğu için fazla ekonomik değeri yoktur. Denizlere renk güzelliği verir. Üremeleri diğer Hani cinsi balıklar gibidir.
    SAZKAYASI
    Bütün denizlerimizin, durgun kıyı sularında sualtı sazlık veya çayırlarında yaşar. Boyu 18 - 25 cm. olabilir. Mart - Mayıs aylarında erkeğin kovaladığı 5 - 10 dişi bir arada 150 - 300 000 yumurta verir. Erkekler sık bitkiler arasında yuvalanan bu yumurtaları döller ve gözcülük yapar. Diplerdeki küçük canlılar ve kabuklularla beslenir. Eti lezzetli, beyaz ve çok yararlıdır. Ekonomik değeri bölgeseldir.
    SARIAĞIZ
    Sıcak ve ılık denizlerde 100 - 150 m. derinliklerin taşlık, mercan, kayalık bölgelerinde yaşar. Etçil bir balıktır. Kendinden küçük ne bulursa yer. Ortalama boyu 50 - 60 cm. en çok 2 m. ve 75 kg. olanlarına da rastlanır. Etinin lezzet ve verimliliği ile bolca avlanılmasından dolayı ekonomik değeri yüksektir. Fazla gezici bir balık değildir. Denizin ısı şartlarına göre bahar ortalarından Ağustosa kadar üremelerini sürdürürler.
    YAZILIHANİ
    Uzunluğu en çok 25 cm. olabilen Yazılı Hani kendi türünün tipik bir örneğidir. Belli bölgelerde yalnız yaşar. Levrek balığı ailesindendir. Kendisinden küçük balıklar, Karides gibi kabuklularla beslenir. Yaklaşık 30 m. derinlerde, belirli bölgelerde yalnız yaşar. Baş kısmındaki çeşitli renk ve süslemelerden " yazılı" ismini alır. Üremeleri Mayıs - Haziran olup cins ve türlerine göre 18 - 900 bin yumurta döker.
    KÖMÜRCÜ KAYASI
    Bütün denizlerimizin nehir ağızlarına yakın, bazen de acı su bölgelerinde, 75 metreye kadar derinliklerin kumlu, çamurlu diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyları en çok 18 - 19 cm. olabilir. Mart - Mayıs arasında yumurta vererek ürer. Bu yumurtalara erkekler bekçilik yapar. Küçük kabuklular, yumuşakçalar ve balıklarla beslenir. Eti beyaz, lezzetli ve yararlıdır.
    noimage
    MİNAKOP
    Kötek Balığı da denir. Bütün denizlerimizin taşlık ve kayalık bölgelerinde, 100 - 150 m. ye varan derinliklerin dibe yakınlarında yalnız yaşar. Zaman zaman acı sulara ve nehir ağızlarına da girer. Eşkina ve Sarıağızla aynı türdendir. Yumuşakça, kabuklu ve kurtlarla beslenir. Yaşadığı bölgenin şartlarına göre üremesini Nisanda Ağustosa kadar sürdürür. Sert ve beyaz etinin lezzeti Levreğe benzer.
    LAHOS
    Ege ve özellikle Akdenizde yaygın bulunan, boyları 1 m. olabilen bir Hani türüdür. Fazla derinlere gitmeden kayalık, taşlık veya çakıllı alanlarda yaşar. Oldukça yırtıcı, etçil bir balıktır. İrili ufaklı her türlü kabuklular, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir. Mayıs - Haziran arasında üreme yapar. Akdeniz'in eti çok lezzetli, şöhretli balıklarındandır. Ancak ekonomik değeri bölgeseldir.
    Bu balığı kaya ve kum lahozu diye ikiye ayırabiliriz kum lahozu avında çok fazla sıkıntı yaşamazsınız ama yinede balığı oltaya aldıktan sonra sarımda boşluk vermemekte yarar varLahos gündüz yemli sürütme ile veya yalancı balık ile gece ise sardalya canlı izmarit kalmar gibi yemlerle avlanılır.akdenizdeki amatörlerin peşinde koştukları bir balık türüdür.
    noimage
    ORFOZ
    Hani türünden ve Levrekle akrabadır. Ortalama 60 - 70 cm. den 1 - 1,5 m. boy ve 30 - 40 kg. ağırlığa erişebilir. Ege ve Akdeniz balığıdır. Taşlık kumluk ve yosunlu sahil bölgelerinin 8 m. den 150 m. derinliklerine kadar yalnız yaşar. Etoburdur. İrili ufaklı kabuklular ve yumuşakçalarla beslenir. Eti çok lezzetli olmakla beraber yaşlıları kuru ve lifli olur. Denizlerimizde az bulunmasına rağmen sualtı zıpkın avcıları tarafından türün yaşamı açısından tehlikeli bir şekilde tüketilmektedir.
    Kayalık yerlerde yaşarlar genelde mercen veya sinağrit avında orfozda avlanabilmektedir.takım olarak mercan takımı kullanılır.yemlerde aynı benzerlikleri gösterir.
    ORKİNOS
    Denizlerimizde yaşayan iri ve çok değerli bir balıktır. Uzunlukları 3 - 4 m. ve ağırlıkları 100 - 150 kg. dan 800 kg.' a kadar olabilir. Çeşitli türleri vardır. orkinos sürü halinde yaşayan gezici balıklardandır. Yazın Karadeniz' e çıktıktan sonra sonbaharda Marmara' ya ve oradan da Ege' ye geçerek hemen hemen bütün Akdeniz' i dolaşırlar. Bu gezilerinde saatte 40 - 60 km. hızla yol alabilirler. Genel olarak üst sularda yaşarlar. Mart - Ağustos arasında ürerler ve yaklaşık Orkinos avı kolay bir av değildir neden derseniz normal bir orkinos ortalama 300 kğ civarında bir ağırlığa sahiptir avları tekneden yapılır.takımları oldukça kalın olan en az 120 lik misina veya daha kalın misinalar takımın uç kısmına yaklaşık 15 metrelik bir çelik tel takılması ve bu telin uçuna da uzun sap diye tabir ettiğimiz yaklaşık 12-13 cm civarında büyük bir iğne takılır. Avı yapılırken ana misinanın dışında başka bir misina ile tekneye takım bağlanır balık güçlü olduğu için takımı elde tutmak oldukça sakıncalıdır balık aldığı zaman ince misinayı kırıp misinanın boşalmasını sağlar takımın belli bir yerine yaklaşık 30 metre mesafeye büyükçe bir top veya suya batmayacak bir nesne bağlanırsa balığı yormak daha kolay olur .Yem olarak ta torik küçüğü veya lüfer veya palamut kullanılır. Yeme iğne dışarıda kalmayacak şekilde takılır
    ÇİZGİLİ ORKİNOS
    Karadeniz, Marmara ve kuzey Ege ye kadar sularımızda rastlanan orkinos türlerinden biridir. Boyu ortalama 60 - 100 cm. olur. Yemlendiği balık sürülerini önüne katarak Karadeniz' e çıkar ve orada sular ısınınca üreme yapar. Bu gidiş - gelişler Karadeniz ve Marmara' daki yerli balıkların doğal dengesini oluşturur. Etinin insan gıdası olarak çeşitli değerlendirilmesi ve avcılık yönüyle aşırı tüketimi hem orkinos türünü hem de onunla akım sağlayan diğer balık türlerini tehlikeli olarak etkilemektedir.
    PALAMUT VE TORİK
    Karadeniz ve Marmara'nın en ünlü balığıdır. Bahar aylarında beslenmek için Karadeniz'e çıkıp, sonbahardan itibaren kışlamak için Marmara'ya, Çanakkale'ye kadar iner. Süratli ve iyi yüzücüdür. Sürü halindeki uskumru, kolyoz, istavrit, hamsi, sardalya gibi balıklara saldırarak yer. 18 - 20 derece sularda 400 000 den birkaç milyona kadar yumurta dökerek açık denizde ürer. Yetiştikten sonra büyümesine göre;
    0 - 10 cm. Vanoz - Gaco
    10 - 25 cm. Çingene Palamudu
    30 - 35 cm. Palamut
    40 - 45 cm. Kestane Palamudu
    50 - 55 cm. Zindandelen
    55 - 60 cm. Torik
    60 - 65 cm. Sivri
    65 - 70 cm. Altıparmak
    70 cm. ve üstü Peçuta olarak adlandırılır.
    Taze tüketimi, ihraç ve endüstri yönleriyle çok değerli bu balığın üretimindeki azalma ekonomik değerini tehlikeli boyutlara indirmektedir.
    Palamut çaparisi ve palamut yünlüsü ile avlanırlar. Çaparisinde hindi veya kazın beyaz göğüs tüyleri kullanılır çapari 15 -20 iğneyi geçmemelidir yoksa baş etmesi oldukça zor olur.
    Palamut tüylüsü ise birkaç çeşittir bunlar gümüş ,istavrit veya kıraçaya benzerler yünlülerin temiz ve parlak olması verimli av yapmayı sağlar.
    Palamut yemlisi sarımsak zoka diye tabir ettiğimiz zokalarla avı yapılır.olta ve beden kalınlıkları balığın büyüklüğüne göre değişir.zokaya yem olarak bütün istavrit veya yaprak şakşakta ise istavritin kılçığı çıkarılır ama kafası kesilmez iğne istavritin kafasına takılır .
    Torik seğirtmesi buna dip seğirtmesi de denilir yünlüden daha büyük ve şekilide farklıdır tekneden ve oldukça derin sularda avı yapılır
    USKUMRU
    Genelde 25 - 35 cm. olan, 40 cm. ye büyüyebilen, sürüler halinde yaşayan Marmara bölgesinin yerli balığıdır. Geçmişte Karadeniz ve Ege arasında büyük göçler yapan, eti çok lezzetli bol avlanılan Uskumru, şimdilerde ekolojik nedenlerle az rastlanan adeta tükenmiş bir balıktır. Normalde 2 - 3 yaşında olgunlaşan dişileri 350 - 400 000 yumurtasını denize bırakır. Üreme devresi Şubat - Nisan arasıdır. Planktonlar, Hamsi, Çaça gibi küçük balıklar ve yavruları temel besinidir. 8 - 10 yıl yaşar. Torik ve Kofana baş düşmanıdır. Az yağlı ve kurutulmuşuna Çiroz denir. Yaşam ortamı tekrar varolduğunda ekonomik değeri en yüksek balıklardan biridir. Atlantik' te yaşayan lezzetsiz bir türü daha vardır.
    Uskumru genelde çapari ile avlanılır çaparisi kırçıllı ve tekir tüylüdür teknede avı yapılacaksa 25-30 iğneye kadar çapari kontrolu rahat olur eğer kıyıdan ve makine ile avlanılıyor ise 10-15 iğneli olması çaparinin kullanımını daha da kolaylaştırır.
    KOLYOZ
    Bütün denizlerimizde bulunmakla beraber daha çok Marmara balığı sayılır. Şeklen Uskumruya çok benzer fakat ayrı bir türdür. B. Okyanusta da sürüler halinde yaşar. Küçük balıklar, yavruları ve Planktonlarla beslenir. 2 - 3 yaşında olgunlaşan dişileri Temmuz - Ağustos arası 300 - 400 000 yumurtasını denize bırakır. Eti Uskumru kadar lezzetli olmamakla beraber, taze, kuru ve tuzlu olarak bol tüketilen balıktır.
    Avları özellikle kolyoz çaparileri ile yapılır.
    noimage
    MALTA PALAMUDU
    Eskiden gemilerin altında, genelde köpek balıklarına eşlik ederek yüzen, bu nedenle pilot balığı da denen çevik hareketli bir balıktır. Ortalama 40 cm. boyda olur. Sıcak ve ılıman denizleri sever, yosunlar, deniz kurtları, kabuklular ve özellikle köpekbalıklarından arta kalanlarla beslenir. Sonbaharla kış ayları arasında üreme yapar. Etinin gıda değeri yoktur.
    ZURNA BALIĞI
    Uskumru Turnası da denir. Ilık ve sıcak denizlerin yüzeylerinde ve sahillerden uzakta yaşar. Uzunlukları ortalama 50 cm. dir. 20 - 30 lu gruplar halinde gezerler. Özellikle Ege ve Akdeniz'de rastlanır. Etçil bir balıktır ve sürü halindeki küçük balıklarla beslenir. Etleri beyaz ve lezzetli olmakla beraber kitle avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri önemsizdir. İlk bahardan yaza kadar her seferinde 1 000 - 1 500 olmak üzere 7 - 8 defa yumurta verir.
    AKYA
    Kuzu, Çıplak, Leka ve İskender balığı olarakta tanınır. Genelde 50 - 100 cm. en çok 180 cm. ve 60 kg. ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenerek dipte kıyılara yakın küçük sürüler halinde dolaşır. Canavar balıklardandır, çevresindeki balıkları yok edercesine yer. Geçmişte çok avlanılması nedeniyle neslinin tükenme tehlikesi vardır. Korunması gerekir.
    KILIÇ BALIĞI
    Sıcak ve ılık sularda bireysel veya çift yaşar. Açık deniz balığıdır. 800 m. derinliğe inebilir. Genelde 15 - 16 derece sularda ve deniz yüzeyinde, zaman zaman suyun dışına fırlayarak dolaşırlar.
    Ortalama 2 - 3,5 m. boy ve 60 - 150 kg. a kadar ağırlıkta olabilir. Boyları 4 - 5 m. ye ulaşabilir. Suların ısınmasıyla üremeleri Nisan ayından başlayarak Temmuz ayına kadar devam eder. Isı şartlarına göre Marmara ve Karadeniz arasında dolaşıp Akdeniz' e göçerler. Etçil bir balık olup sürü halindeki diğer küçük balıkları yiyerek beslenir. Ekonomik değeri çok yüksek bir balıktır. Çeşitli nedenlerle türü gittikçe azalmaktadır
    noimage
    İSTAVRİT
    Denizlerimizde Sarıkanat İstavrit ( Akdeniz ) ve Karagöz İstavrit ( Karadeniz - Marmara ) olarak iki türü yaşar. Boyları Karagözde 15 - 25 cm. ençok 30 cm., Sarıkanatta ise 30 - 50 cm. olur. Küçüklerine Kıraça denir. Gezici balıklardır. Hamsi, Çaça, Çamuka gibi küçük balıkların yavrularıyla beslenir. Mayıs - Ağustos arası sürüler halinde ürer. Lezzetli eti, çeşitli yemekleri ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri en yüksek balıklardandır.
    FENERBALIĞI
    Kıyılardan 500 m. ye kadar derinlerde yaşayan, boyları 2 m. ye erişebilen, bir dip balığıdır. Hareketsiz yatar ve antenleriyle avını kendine çekerek çok büyük ağzıyla kendi büyüklüğündeki balıkları bile yutabilir. Pulsuz ve çıplak vücudunu kapsayan sıvı insan cildi için tehlikelidir. Mart - Ağustos arası derinlere inerek ürere 6 - 7 yaşında bir dişi 1 milyon yumurta bırakır.eti beyaz ve çok lezzetlidir. Ekonomik değeri çok yüksektir. Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ensülin ilacı ilk kez fener balığı pankreasından elde edilmiştir.
    DENİZ ALASI
    Karadeniz alabalığı, Som balığı olarakta tanınır. Solmon balığı ile hem akrabalığı, hem de benzerliği vardır. Bir türüde Akdeniz'de yaşar. Genelde 50 - 80 cm. boy ve 3 - 7 kg. ağırlıktan, en çok 100 cm. ve 25 kg.' a erişenlerine rastlanır. Ömrünün bir kısmını denizde geçirdikten sonra üremek için nehirlere girer. Ağırlığına oranla 2000 - 16 000 yumurta döker. Kuvvetli çenesi olan yırtıcı bir balıktır. Küçük balıklar ve kabuklularla beslenir. Eti çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından da kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik değeri çok yüksektir.
    MERSİN
    Karadeniz'de ve buraya dökülen nehirlerde yaşayan boyları 120 - 300 cm. ve 300 kg.' a kadar olabilen, yumuşakçalar ve küçük kabuklularla beslenen ve 100 yılın üstünde yaşayabilen bir balıktır. Kolan balığı da denir. Cinslerine göre erkekleri 6 - 12, dişileri 8 - 15 yaşlarında cinsel olgunluğa erişip 800 000 - 2 500 000 yumurta verir. Kış aylarını 150 m. derinliklerde geçirip, Mart ayı başında tek veya sürüler halinde 12 C - 18 C deki sularda nehir ağızlarına girerek yumurtalarını dökerler. Yavrular 8 - 10 ay sürede 6 - 15 cm. ye ulaşınca denize çıkarlar. Eti çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından en kıymetli deniz ürünü olan siyah havyar elde edilir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir. Rus Mersini, Karaca ve Mersin Morinası olarak adlandırılan türleri de vardır.
    MAVİ KÖPEK BALIĞI
    Aynı zamanda pamuk balığı olarak ta adlandırılır. Yırtıcı köpekbalığı Harharyas' la aynı türden olan Mavi Köpek Balığı canavar cinsi cinsi balıkların en tehlikelilerindendir. Büyükleri insanlar için çok zararlı olabilir. Ön alt yüzgeçlerinin uzunluğu ile diğerlerinden ayrılır. Etobur bir hayvan olan Mavi Köpek Balığı sürü halindeki diğer küçük balıkları yiyerek beslenir. 4 m. ye kadar büyüyebilir. İlkbahar aylarında ürer. Her seferinde boyları 40 - 60 cm. arası 8 -12 yavru doğurur. Gerek endüstri ve gerekse gıda yönünden ekonomik değeri vardır.
    CAMGÖZ KÖPEKBALIĞI
    Sıcak ve ılık denizlerin 100 m.' nin altındaki serin sularda tek başına yaşayan, boyları 4 - 5 m.' den 10 - 15 m.' ye ulaşan, Omurgasızlar ve sürü halindeki balıkları yiyerek beslenen bir köpek balığı türüdür. Sıcak yaz günleri ağır hareketlerle su yüzeyinde yüzer. Rahatsız edilmezse saldırgan değildir. Açık denizde erkek tarafından döllenen dişiler 8 - 14 arası yavru doğurur. Başka ülkelerde yenilmesine rağmen ülkemizde balık unu üretiminde kullanılır.
    KELER
    Köpek balığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 5 - 100 m. derinlerinde sahil yakınlarında veya 70 - 400 m. açıklarında, kumlu çamurlu alanlarda fazla göç etmeden yaşar. Boyu 2 m. ye ulaşabilir. Büyük ağzıyla dipteki ölü veya canlı balıkları, omurgasızlarla sürü halindeki yutarcasına yiyerek beslenir. Bahar sonu - yaz aylarında dişiler gruplar oluşturarak sahillere yakın yerlerde döllenir. 18 - 20 ay sonra tek başlarına 10 - 18 arası canlı yavru doğurur. Yüzgeçlerinin eti yenebilir, karaciğerinden yağ ve vitamin elde edilir.
    RİNA
    Köpek balığı ailesinden olup şeklen Vatoz' a benzer. sahillerin 10 - 60 m. en çok 200 m. ye varan derinliklerin kumlu çamurlu diplerinde hareketsiz yatarak avlanır. boyları 150 cm. ye ulaşabilir. Çeşitli balıklar ve omurgasızlar başlıca gıdasıdır. Kışları derinlerde geçirip yaz aylarında kıyılara, tatlısulara ve lagünlere yaklaşır. Çiftleşerek ürer. Gebelik süresi 15 - 18 aydır. 7 - 8 yavru yapar. Eti lezzetsizdir. Tüketim değeri yoktur. Kamçı benzeri kuyruğu yaralayıcı, dikenleri ise tehlikeli şekilde zehirlidir.
    ELEKTİK BALIĞI
    Bir köpekbalığı türüdür. Sıcak ve ılıman denizlerin 100 - 150 m. ye varan diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyu 150 cm. olabilir. Genelde avlanmak için veya tehlike halinde 100 -220 volt' a varan insan için tehlikeli fakat öldürücü olmayan kısa süreli elektrik çarpması yapar. Bahar - yaz aylarında çiftleşerek ürer. Dişileri 14 - 15 yavru yapar. Eti yenebilir, fakat ülkemizde fazla tüketilmez.
    VATOZ
    Köpekbalığı ailesindendir. Bütün dünya denizlerinde çok çeşitli türleri yaşar. 1 m. yi aşan boy ve 40 - 50 kg. ağırlıkta olanlarına rastlanır. Uzun geziler yapmadan 15 - 20 m. den 100 - 150 m. ya varan derinliklerde kumlara gömülü yatarak av bekler. Kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Bahar ve yaz aylarında sahillere yaklaşarak üreme yapar. Dişileri 10 - 30 yumurta verir. Eti lezzetlidir fakat az tutulur. Karaciğerinden A vitamini ve yağ üretilir. Ekonomik değeri vardır
    UÇAN BALIK
    Güney Ege ve Akdenizde dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Planktonlar, omurgasızlar ve yavru balıklarla beslenir. Gümüş ve Kefal'e benzer. Boyu 20 - 30 cm. olabilir. Bazen büyük balıklardan kurtulmak, bazen de 80 km. yi bulan yüzme hızı gereği, su yüzeyinden 25 - 50 cm yükselip. Büyük kanatlarıyla 2 - 13 sn. ve 50 - 250 m. lik planör uçuşları yapar.
    AYBALIĞI
    Pervane balığı da denir. Okyanuslar ve Akdenizin açıklarında uzun göçler yapmadan, bazen derinlerde, bazen de su yüzeyinde yan yatarak dolaşır. İyi yüzemeyen hareketsiz bir balıktır. Deniz anaları, Ahtapot, Mürekkep balığı ve diğer balıklarla beslenir. 2,5 - 3 boydan 1500 kg. ağırlığa erişip 20 - 25 yıl yaşayabilir. Bahardan yaz sonlarına kadar 300 milyona varan yumurta döker. Bu yumurtaların çoğu diğer balıklara yem olur. Eti lezzetsiz ve kötü kokulu olduğu için insan besini yönü ve ekonomik değeri yoktur.
    BERLAM
    Ilık denizlerin orta sularında yaşar. Ege, Marmara ve Akdeniz'de yaygın, Karadeniz'de seyrek bulunur. Gündüzleri 80 - 300 m. ye varan sularda, gezinip geceleri avlanmak için kıyıya ve yüzeye yaklaşır. Kolyoz, Çaça, Hamsi ve benzeri küçük balıklarla beslenir. En çok 80 - 100 cm. boy ve 10 kg. ağırlığa erişebilir. Mayıstan Ağustosa kadar sahillere yakın üremelerini yapar. Etinin lezzet ve kalitesi Mezgit' e eşittir. Taze olarak her mevsimde yendiği için ekonomik değeri yüksektir.
    HAMSİ
    Karadenizin insan yaşamıyla birleşen balığıdır. Marmara da bulunur. Sürüler halinde yaşar ve 20 cm. ye kadar büyür. Ocak - Mart aylarında beslenmek için sahillere yaklaşır ve bol av verir. Gündüzleri 30 - 40 m. derinlerde, geceleri yüzeye yakınlarda dolaşır. 1 yaşından itibaren olgunluğa erişip. 18 - 20 derece sularda, 25 - 60 m. derinlikte ve az tuzlu sularda üreyip yaklaşık 40 000 yumurta döker. Etinin lezzetli ve çeşitli tüketim yönleriyle ekonomik değeri çok yüksektir. Aşırı avlanması Orkinos, Palamut, Uskumru/Torik sisteminde denge bozulması Hamsiyi de tehlikeli olarak etkilemektedir.
    ÇAMUKA
    Gümüş türündendir. fazla derin olmayan sahillerin sıcak ve ılıman sularında, kumlu veya çakıllı bölgelerde sürüler halinde ve balık yavruları, kabuklular ve yumuşakçalarla beslenerek yaşar. Suyun tuzluluk oranı ve oksijen değerine uyum gösterir. Bu nedenle göllerde bile yaşayabilir. Boyu 10 - 12 cm. en çok 16 - 18 cm. olabilir. Suların bölgesel sıcaklığına göre Nisan - Eylül arasında ürer. Beyaz ve çok lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.
    KUPES
    Altınkuşak' ta denir. Ilıman ve sıcak denizlerde yaşar. Akdeniz Ege ve Marmara da bulunur. Marmara' dakilerin bir bölümü Karadeniz'e çıkar ve geri döner. Yosunlar, balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Boyları 15 - 25 cm. en çok 35 cm. olur. Üremelerini bahar sonunda yapar. Karagöz ve Çitari ile aynı türdendir. Eti lezzetlidir, ancak bölgesel değeri vardır.
    BARBUNYA
    Sıcak ve ılık denizlerin kumlu, çamurlu sahillerinde 300 m. ye varan derinliklerinde sürüler halinde yaşar. Ortalama 12 - 15 cm. den en çok 40 cm. büyür. Suyun ısı şartlarında derinlerden sahile mevsimsel göçler yapar. 10 yıl yaşayabilir. Nisan - Haziran arası 15 - 100 000 yumurta döker. Etinin lezzeti ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri yüksektir.
    TEKİR
    Karadeniz dışında diğer denizlerimizde yazın rastlanır. Boyları 15 - 35 cm. olabilir. Kumluk, çamur veya taşlık kıyı kesimlerinin 3 m. den 100 m. ye kadar derinlerinde gidip gelerek yaşar. Diplerdeki kabuklular, böcekler ve diğer canlılarla beslenir. Yaz aylarında üreyip yapışkan yumurtalarını 10 - 60 m. derinlere bırakır. Etin lezzeti eski roma çağlarından beri namlıdır. Bol avlanılan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır.
    TRAKONYA
    Denizlerimizde yaşayan en zehirli balıklardandır. Ortalama 17 - 18, en çok 35 - 40 cm. boya erişir. Hareketsiz bir balıktır. Fakat deniz dibinde avlarına karşı çok süratlidir. Zehirleri bir insanı sakat bırakabilir. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Denizden çıktıktan, hatta öldükten sonra dahi zehirliliği devam eder. Özel olarak avcılığı yapılmaz. Aynı zamanda Çarpan balığı olarakta tanınır. Trakonya küçük balık ve kabuklularla beslenir. kış aylarında derinlere çekilir. Eti lezzetli olmakla beraber az avlandığından ekonomik değeri yoktur.
    KUMTRAKONYASI
    Ilık denizlerin sahil bölgelerinde 2 - 3 m. den 100 - 150 m. ye varan derinliklerde yumuşak kumlar arasında ömür geçirir. Beslendiği küçük balıklar, böcek, yumuşakça ve kurtlara karşı çok süratli bir avcıdır. En fazla 50 cm. büyüyebilir. Dikenleri trakonya gibi zehirli ve insan için tehlikelidir. Eti lezzetli olmakla birlikte tehlikesinden ötürü az avlandığı için ekonomik değeri yoktur. Kışı derin sularda geçirip Mart başından itibaren sığlara sokulup yaz sonuna kadar üreme yapar.
    BAKALYARO
    Mezgit ve Gelincikle aynı türdendir. Karadenizde yaygın, Ege' de az bulunur. Genelde 15 - 20, en çok 45 - 50 cm boyunda olur. Sahillerin 3 - 4 m. ye derinliklerindeki sığların kumlu, çakıllı ve yosunlu diplerinde fazla göçler yapmadan yaşar. Balık yumurtaları, küçük balıklar ve karides gibi canlılarla beslenir. Üremelerini Şubat - Mayıs ayları arasında sahillere yakında yapar. Mezgitle eş, beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.
    KALKAN
    Bir dip balığı olan Kalkan Karadeniz'in en tanınmış balığıdır. Boğazlar, Ege, Marmara ve Akdeniz'de seyrek rastlanır. Gezici balık değildir. Bütün hayatı dipte yatmakla geçer. Batı Akdeniz, Atlas Okyanusu ve Şimal Denizinde Kalkanını diğer türleri yaşamaktadır. 25 - 30 yıllık ömrü olan Kalkan Balığı 1 m. boya erişebilir. Sahillerde 5 - 10 m. den başlayarak 300 - 400 m. derinliklere inebilir. Etçil ve fazlasıyla obur bir balıktır. Erkekleri 5 - 6 , dişileri ise 6 - 7 yaşlarında olgunlaşıp üremeye geçebilir. Üremeleri 10 - 15 derece sularda Nisan' dan Haziran'a kadar sürer. Milyonlarca yumurta vermesi yanında etinin lezzeti ve verimliliği ile ekonomik değeri çok yüksektir.
    KİKLA LAPİN
    Ilık ve sıcak denizlerimizin yosun ve bitkilerle kaplı taşlıkların 2 - 30 m. derinlerinde yaşar. Dişi ve erkekleri arasında boy ve renk farkı görülür. boyları 30 - 40 en çok 60 cm. ( dişilerde ) olabilir. Yumuşakçalar ve kabuklularla beslenir. Dişleri çok kuvvetlidir. Üremeye yakın erkekleri deniz bitkileriyle dişiye yuva hazırlar. Mayıs - Ağustos arasında da yumurta verir. Eti lezzetlidir. Ayrıca sportif avcılığı değerlidir.
    ÜZGÜN
    Renklerinin güzelliğinden ötürü Mine Balığı adıylada tanınır. Boyları 25 cm. kadar olabilen bu balık Karides, Yengeç, Deniz Kestanesi, Deniz Yıldızı, omurgasızlar ve yosunlar gibi çeşitli besinlerle yaşar. Sığ sulardan 300 - 350 m. derinlere inebilir. Denizlerimizde yaygın olarak bulunur. Etinin kıymetli olmayışı, dikenlerinin azda olsa zehirli oluşu ile herhangi bir ekonomik değeri yoktur.
    HORZBİNA
    Dalgalı sahillerin taşlık, kayalık ve yosunlu bölgelerinde gizlenerek çift yaşar. Çeşitli türleri olduğu gibi tatlı suda yaşayanları da vardır. Yaşam şartlarına göre böcekler., kurtlar ve balıkyumurtalarıyla beslenir. Eti lezzetsiz sert ve kılçıklıdır. Bu nedenle ekonomik değeri yoktur. Bahar ve Yaz süresince erkeklerin ustaca hazırladıkları taş oyukları, Midye, İstiridye kabukları arasına dişileri 2 000 - 15000 yumurta döker. Erkekler 20 - 25 günlük kuluçka döneminde yumurtalara bekçilik yapar.


    HAS KEFALDenizlerimizde yaygın bulunan bir Kefal türüdür. Ortalama 30 - 50, en çok 75 cm. boyda olabilir. Bütün Kefaller gibi ürkek ve çevik bir balıktır. Açık denizle sahiller arasında gidip gelirler. Bazen beslenmek için sürüler halinde acı sulara, lagünlere, hatta nehirlerin içine girerler. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir. Yaz aylarında üreyip 150 bin - 1 milyon yumurta verir. Beyaz etinin lezzeti ve mumlanarak pazarlanan " havyar" yumurtasıyla ekonomik değeri çok yüksektir.
    MAVRİ KEFALKefal, denizlerimizin sıcak ve ılık bölgelerinde, kıyılara yakın, denizle ilişkili nehir ağızlarında ayrıca iç sularda ve sürüler halinde yaşayan bir balık türüdür. Denizlerimizde Has Kefal, Altınbaş Kefal, Topbaş Kefal, Mavri Kefal, Dudaklı Kefal gibi çeşitleri vardır. Ayrıca büyüklüklerine göre de isimlendirilir. Türlerine göre 25 cm. den 90 cm. boya erişirler. Yaklaşık 15 yıllık ömrü olan Kefaller 6 - 7 yaşından itibaren yaz aylarında üreyerek 150 binden 7 milyona kadar yumurta verirler. Eti ve yumurtası yönünden değerli bir balıktır. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir.
    Avlanmasında yöresel farklılıklar gösterirler ege de yüzey kıbırısı ile avlanıldığı gibi tertip mızrak ve laplup ilede yem olarak kurt ve solucan kullanılıp avlanılabilmektedir.ama genelde yüzey çaparileri ( kıbrıs ) ile avlanılırlar çaparilerde ekmek kullanılır ayrıca dibi kumluk olan yerlerde saçaksız çapari ile ekmeğin içine bir ağırlık konularak mantarsız olarak dip çaparisi ilede av verirler.kıyıdan çırpma ( çarpma) ve uzun kamışlarla ayrıca serseri olta dediğimiz takım ile avlanılacak yemlendikten sonra çok iyi av yapılabilir.noimage

    ÇİPURA
    Ege ve Akdenizin bu namlı balığı Marmarada seyrek bulunur. Ortalama 25 - 35 cm. boy ve 0,5 - 3 Kg. ağırlıktadır. 60 cm. ve 6 kg. olanlarıda seyrek olarak görülebilir.Etçil bir balıktır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yer. Yaz devresinde sığlarda, kış aylarında da 35 - 40 m. Derinliklerde yaşar. İki yaşın üzerindekiler daha da derinlere iner. Üremeleri Ekim - Aralık aylarında olur. 100 - 150 000 yumurta döker.Eti çok lezzetlidir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle ekonomik değeri çok yüksektir.Dişli balıktır damağı çok serttir iğne kolay oturmaz.Kumluk ve çakıllık alanlarda yaşarlar dibi bataklık olan yerlerde pek rastlanmazlar. Küçüklerine lidaki denir. Ağ ve parakete ile avlanılır ama amatörler için avı en zevkli olan balıklardan biridir olta ile avı yemli olarak yapılır . Yem olarak karides,akyem,kurt,ahtapot,sübye ve sülünes i sayabiliriz.
    Takım olarak tertip (savurma) veya hırsız tertip diye ifade ettiğimiz takımlar kullanılır.ayrıca sardalyalı kıbrıs sarması da etkili bir takımdır.
    KARAGÖZ
    Bütün denizlerimizde, çoğunlukla Marmara ve Ege de ılıman suların kayalıklarında yaşayan, bol bulunan ve sevilen yerli balıklarımızdandır. Sürüler halinde yaşar. Suların ısı şartlarına göre bahar aylarından Ağustosa kadar üreme yapar. Çeşitli türleri denizlerimizde yaşar. Kuyruğu lekeli ve çizgili olanı İsparoz/İspari olarak tanınır. Lezzetli eti ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri yüksek bir balıktır.
    Karagöz kışın derin sularda yazın kıyıların akıntılı ve taşlık kısımlarında daha çok bulunurlar akıntı ile gelen böcek ve küçük kabuklularla beslenirler
    Genellikle 300 - 400 gram ağılıklarında olmasına rağmen 3 -4 kilo gelenleri de vardır.yem begenme konusunda büyükleri oldukça seçici davranırlar. Takım olarak tertip ve bazen de mantarlı takım kullanılır. Yem olarak yaprak yem . canlı karides.tavuk göğsü kullanılabilir.
    İSPARİ-İSPAROZ-SARKOZ
    Bütün denizlerimizin sıcak ve ılık sahil bölgelerinde yaşayan bir Karagöz türüdür. 16 - 20 cm. 'ye kadar büyüyebilir. Deniz kurtları, karides, yosunlar ve balık yavrularıyla beslenir. Göçer balıklardandır. İlkbahardan yaz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Eti beyaz, yağlı ve lezzetlidir.
    Amatörlerin sıkça karşılaştıkları ve avladıkları bi balıktır takım olarak çipura takımları kullanılır.Yem olarak ta kurt,karides,sülünes,hamur kullanılabilir.sardalya sarması da iş yapar
    ÇİTARİ
    Karagöz ailesinden bir balıktır. Sarpa balığı da denir. Boyları 45 cm. olabilir. Görüntüsü çok güzel fakat eti lezzetsizdir. Bu nedenle fazla ekonomik değer taşımaz. Marmara, Ege ve Akdeniz' de bol, Karadeniz de seyrek rastlanır. Yaşam karakteri ve üremeleri Karagöz cinsi balıklarda olduğu gibidir. Bazı yerlerde sarpa olarak ta adlandırılır avında çipura takımları kullanıldığı gibi mantarlı takımlarlada avlanmaktadır ayrıca kefal için kullanılan ekmek çaparisinede tepki verirler yemleri her türlü yem diye niteliyebilirim çünkü seçici bir balık değildir.
    SARIGÖZ
    Karagöz ailesinden bir balıktır. boyları 50 cm. olabilir. Anatomisi Karagöze benzer. Ilık sahil bölgelerinde ve bunların uzantısı ılıman denizlerde yaşar. Karadeniz'de az bulunur. Yaşam çevresi kayalık ve kuytu yerlerdir. Başlıca besinleri küçük kabuklular, deniz solucanları ve özellikle Karidestir. Etleri de Karagöz ve Mercan gibi beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Üremeleri erken ilkbahar aylarında başlayarak yaz sonuna kadar devam eder.Çipura takımları ile avlanır yem olarak ta belli başlı bir farklılık göstermez
    EŞKİNA
    Sıcak ve ılıman denizlerin 100 - 150 m. taşlık, kayalık ve mercanlı bölgelerinde yaşar. Bütün denizlerimizde bulunur. Gezgin bir balık değildir. Aynı zamanda Taşbalığı ve Mavruşgil balığı olarak ta tanınır. Bahar sonu, yaz aylarında üreyen Eşkina 30 - 35 cm. uzunluk ve 500 - 600 gr. ağırlığa erişir. Beyaz ve çok lezzetli eti ile ekonomik değeri yüksektir.Takım olarak levrek ve mercan takımları ile avlanır ancak eşkinanın bulunduğu mevki bilinmezse avı pek verimli geçmez.yem olarak karides ,sardalya ,sübye,kalamar,teke kullanılır
    noimage
    SİVRİ BURUN KARAGÖZ
    Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarımızın en tanınmış balıklarındandır. Karadeniz bölgesinde de rastlanır. 0 - 400 m. derinliklerde yaşar. Sivri burun Karagöz 35 cm.' ye kadar büyüyebilen, sürü halinde yaşayan, mevsimsel olarak beslenme, üreme, kışlama gibi nedenlerle oldukça uzun mesafelerde göç eden bir balıktır. Kıyıların taşlık ve çakılları arasında bitkiler ve küçük kabuklularla beslenir. Bu balıkların mensubu olduğu SPRİDEA familyasına ait pek çok balık türü sularımızda yaşar.
    Avlanmasında çipura ile çok fazla farklılık göstermez çipurada kullanılan takım ve yemler sivri burun karagöz içinde geçerlidir.

    noimage
#21.04.2009 21:19 0 0 0
  • Balık soğukkanlı tatlı ve/veya tuzlu sularda yaşayan omurgalıların ortak adıdır. Bu canlıları izleyen bilim dalına da ihtiyoloji denir. Bakmayın insanların balıkları yakaladığına, aslında balıkların insanlardan çok önce yeryüzünde bulundukları bilinmektedir. Yaklaşık 450 milyon yıllık bir geçmişleri vardır ve bazı türlerde mesela köpekbalıklarında son 300 milyon yıldır değişim görülmemekte; bundan da bu hayvanın 300 milyon yıl önce evrimini tamamladığı anlaşılmaktadır. Ben burada yanda resmi görülen 80 milyon yıl önce dinazorlarla birlikte nesli tükendi sanılan 360 milyon yıllık fosili bulunan, ama 1938 de Güney Afrika' nın doğu sahillerinde avlanan bir trol teknesi tarfından Chalumna nehir ağzı yakınlarında canlısı yakalanan dinazorlar çağının balığı COELACANTH' ı (See-la-kanth) da anmadan geçemedim. 1998'de de Indonezya açıklarında Amerika'lı ve Indonezya'lı bilim adamlarınca yeni bir popülasyon daha tespit edilmiştir. Günümüz balıklarından çok önemli ayrılıklar gösteren bu heyecan verici yaşayan fosil' in hakkında daha fazla bilgi isterseniz resmi tıklayın.
    Şimdi biz bizim balıklara bakalım. Balıklara aşırı sıcak kaplıca gölleri, aşırı tuzlu - alkalinli sular dışında tüm doğal su oluşumlarında rastlanabilir. Vücut yapıları türlere göre farklılık gösterir. Mesela dipte yaşayan balıklar yassılaşmış, bazı türler yanlardan basıklaşmıştır;, orta su balıkları (pelajik balıklar) ise füze biçimindedir. Renkleri de yaşadıkları ortama göre değişiklik gösterir.Boyut olarak da çok geniş bir yelpazeye dağılmışlardır bir kaç santimden 20 metre boyo, bir kaç gramdan 4 tona kadar dağılım görülür. Bu en büyük balık, sadece planktonlarla beslenen bir köpekbalığı türü olan Balinaköpekbalığıdır. Davranış bakımından da oldukça farklı gözlemler olmakla beraber bazı ortak özellikler de tespit edilebilir; mesela yırtıcı balıklar suda harekete eden ve hareketleri normal olmayan her şeye saldırırlar. hareketli nesnenin rengi veya boyutu farklı olabilir ama bu ortak özellik olmasa yırtıcıların kaşıkla, yapay yemlerle avlanması mümkün olmazdı. Bunun dışında kimi balıklar sürüler halinde yaşar ve göç ederken kimileri tek tek yaşar, bir kısmı ise yerleşik balık olup aynı bölgede hayatını sürdürür, mersin balığı gibi balıklar ise yumurtlamak için tuzlu sulardan tatlı sulara girerken yılan balıkları bunun tam tersini yapar. Genelde göçmen balıkların yumurtlama ve yaşama alanları farklı olur, mesela lüfer ve palamutun yumurtlama için Karadenize çıkması; alabalıkların akarsuların akış yönünün tersine dağları tepeleri aşarak yüzmeleri ve kaynaktaki üreme bölgelerine ulaşmaları gibi, ve bu herkesce ve de avcılarca bilinen göç yollarında ya bolca av verir veya zor şartlarda telef olurlar. Üremeleri de bazı temel prensipler dışında farklılıklar gösterir. Bazı balıklar yavru ve yumurtalarını ortama serbest olarak bırakırken bazıları taşlara, yapraklara yapıştırır, bir kısmında ise ana veya baba veya her ikisi birlikte yavru ve yumurtalara bakar büyütür. Köpekbalıkları ve bazı tatlısu türleri ise canlı doğururlar. Bazı türlerde ise çift cinsiyetliliğe rastlanır mesela bazı hani balığı türleri iki cinsiyeti de taşır. Bazı balıklar da yaşamlarının belirli dönemlerinde cinsiyet değiştirebilirler mesela akvaryum balıklarından kılıçkuyruklar, mercan türleri, hani balıkları gibi.
    Üstte ve allta tipik bir balık gövdesi görülmektedir. Balık gövdeleri (dip balıkları hariç) aerodinamik bir yapıya sahip olup, hayati organları gövdenin alt ön tarafında toplanmıştır. Bu organlar da balıktan balığa farklı olabilir mesela bazı balıklarda yüzme kesesi yoktur (uskumru). İskelet diğer canlılardaki işlevi görür yani iç organları koruduğu gibi hareket sisteminin de bir parçasıdır. Köpekbalıkları, vatoslarda ise iskelet sistemi kıkırdaklardan oluşmaktadır, bu balıklar kıkırdaklı balıklar grubundandır. Yüzgeçler de balıkların denge ve manevra organlarıdır. Üstteki prensip resminden farklı olarak bazı balıklarda değişik yapı ve yüzgeçler veya yüzgecimsi çıkıntılar (palamutta sırt ve anüs ile kuyruk yüzgeci arası) görülebilir.
    Beslenme zinciri içinde genel olarak balıkların temel besin kaynağı planktonlardır. Yosun parçaları, kurtlar, midye, ıstakoz, sulina gibi kabuklular ve yumuşakçalar ise besin zincirinin diğer halkasını oluşturur. tatlı sularda yaşayan yayın, turna gibi balıklar kurbağa, fare, hatta su kuşlarını dahi yerken denizlerde levrek de fırsatını bulursa fare avlar ve yer, yem olarak canlı fare kullanılmasına da itirazı olmaz. Balıkların çene yapıları, dişleri, sindirim sistemleri de buna göre gelişmiştir. Mesela mercan kabuklulara sert konik dişleri ve kuvvetli çenesi ile aman vermezken, karagöz ise ufak midyeleri rahatça kırarak yer, bazı balıkların ise dişleri yoktur (sazan), tatlı sularda sazan, çapak gibi balıklar dibi burunları ile kazarak solucan, sivrisinek larvalarını, bitki köklerini bulur ve yer. Ve tabii değişmez kural olarak BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YER. Bu davranış pek çok yırtıcı balık türünde mesela lüfer, turna gibi balıklarda yamyamlığa yani kendi türünün ufaklarını yemeye kadar da uzanır.
    Balıklar su içinde erimiş olan oksijeni solungaçları vasıtası ile korbondioksite çevirirler. Ağızları yolu ile aldıkları su solungaçlardan geçerek dışarı atılır, bu işlem sırasında sudaki erimiş oksijen kan ile solungaçlarda karşılaştığından solungaçlar parlak kırmızı renk alırlar. Solungaçlar solungaç kapakları ile korunur. Balık alırken, solungaçları solmamış kırmızı olan balıkları alırsanız taze balığı buldunuz demektir. Tatlı sularda yaşayan sazan, kadife gibi bazı balıklar ile bazı tropik balıklar (beta) doğal ortamlarında çamurlu ve az oksijen içeren sularda bulunabileceklerinden havadan da bir miktar oksijen kullanabilirler. Bu nedenle bir sazan yakalandıktan sonra saatlerce ölmeden su dışında yaşayabilir.
    Koku alma balıklarda önemli bir duyudur ve çoğunda epey gelişmiştir. Bu özellik, amatör balıkçıların işine yarar; yemleme yolu ile balıkları belli bir bölgeye toplanmasına yardımcı olur. Yemlemede yakalamak istenen balığın doğal yemleri veya ilave katkı maddeleri ile kokusu iştah açıcı hale getirilmiş maddeler av bölgesine atılarak balıkların toplanması sağlanır. Koku alma balıklarda kendi türlerinin yaralı veya hırpalanmış olanların ürettiği vücut salgılarına tepki olarak da korkmalarına neden olur. Mesela alabalık avında av gayet iyi giderken oltadan kurtulan bir alabalıktan sonra o bölgede uzun süre balık olmaması bu şekilde açıklanabilir. Aynı durum gece yemlisinde taş üzerinde avlanmada mercan veya karagözün oltadan kurtulup kaçmasından sonra da görülebilir. Tüm balıkların gözleri yaşadığı ortama gayet iyi uyum sağlamış olup görüşleri oldukça keskindir; göz kapakları yoktur. Bazı sığ su balıklarının renkleri ayırt ettiği de deneylerle tespit edilmiştir. Tatlısu balıklarından turna, alabalık suyun dışını da gayet iyi görüp yanlış duran, gölgesi suya vuran balıkçıları görüp kaçarlar. Balıkların suyun dışını görmeleri ve suyun yüzeyinden ayna gibi yararlanmalarında suyun fiziksel özellikleri onlara yardımcı olur. Yandaki resimden de anlaşılacağı gibi üstlerinde kalan 97,6 derecelik bir açı oluşturan koni içinden suyun dışını görürler, bu açı dışında kalan alan ise ayna gibi çalışarak balığın suyun içinden yaklaşan yırtıcıyı fark etmesine yardımcı olur. Balıkların işitme sistemi de gayet iyi gelişmiş olup genel kural olarak avda mümkün olduğunca sessiz davranılmalıdır.
    Balıklarda yanal çizgi (lateral line) de önemli bir duyu organıdır. Bu çizgi gözlerin etrafındaki deri ve kemik yapısı içinde, kafanın üzerinde ve gövdenin ortasından kuyruğa kadar uzayan güçlü sinir sistemileri ile donanmış küçük kanallardan oluşur. Bu kanallar boyunca sudaki basınç değişikliğini veya su hareketlerini algılayan duyu organları bulunur. Tüm balıklarda bulunan bu yanal çizginin nasıl çalıştığı yayın balığı kısmında genişce anlatılmıştır. Bu duyu organları ile balık fiziksel çevresindeki değişiklikleri hissederek ya avını yakalar ya da av olmaktan kurtulur.
    Son olarak balıkların acıyı hissettikleri de bilinmektedir. Ancak insanlara acı verecek davranışlara farklı tepki vermeleri sonucu onların acıyı hissetmedikleri sanılabilir. Oysa acıyı hissedecek alıcıları olduğu tespit edilmiştir. Bunu akıldan çıkartmayalım balıkçı dostlar. Bakın gerçek bir olay: 1999 yılında dünya sazan avı şampiyonası Romanya' da Sarulesti gölünde yapıldı. Ben bu yarışmanın önemli bir kısmını videodan izledim ve daha fazla bilgi sazan avı sayfamda var. Yarışma sırasında Fransız ekip bir sazan yakaladı ama balık oltayı dibe sardı ve çekemediler. Ekip usta, balık büyük; doğrusu yapıldı bir müddet mücadeleden sonra ekip oltayı bıraktı, freni açtı ve beklemeye başladı. 45 Dakika sonra, hava karardıktan az sonra elektronik vuruş ikazı çalmaya başladı ve ve Fransız ekip 19 kiloluk sazanı bu defa karaya aldı. Resmi hakem heyeti gündüz çalıştığı için balık gayrı resmi tartıldı, resmi tartım için hakem heyetini beklemek üzere sabaha kadar livara alındı. İşte konumuzun özü burada; sabah resmi hakem heyetinin ölçümlerinde balığın geceki ilk tartıma göre 1,5 kilo zayıfladığı görüldü. Geceki ölçüm doğruydu, o zaman balık neden zayıfladı? İşte bu onların da duyuları, duyguları olduğunun en iyi göstergesi. Zayıflama nedeni balığın gece boyu livarda çektiği stress. Yarışma Yakala - Bırak ilkesine göre yapıldığından balık resmi tartımdan sonra serbest bırakıldı. Herhalde kendini toparlamıştır.
    Balıkların oltaya yakalandıklarını anladıklarında da tepkileri farklı olur. Genelde dip balıkları yakalandıklarını anlayınca dibe paralel kaçmaya çalışırlar; yalnız orfoz en yakın kovuğa girerek kendini şişirir, solungaç kapaklarındaki ters dikenler nedeni ile de sıkıştığı yerden çıkartılamaz. Orta su (pelajik) balıkları ise tepki olarak dibe dalmaya çalışırlar. Balık büyükse bu yolla oltayı bile kopartır, Bunu önlemenin yollu sandalda el oltası kullanılıyorsa tekne içinde yeteri kadar boş misina bırakılmalı ki bu yüklenmelerde kaloma verilebilsin, makineli takım kullanılıyorsa makinenin freni hafifçe gevşek bırakılmalıdır ki bu ani yüklenmelerde balık biraz misina alabilsin.
    Her balığın farklılık gösteren davranışları ve özellikleri de o balığın anlatıldığı bölümlerde de ayrıca belirtilmektedir.

    noimage
#21.04.2009 21:09 0 0 0
  • Balık Yemleri ve Özellikleri noimageSitemizin bu bölümünde olta balıkçılığında kullanılan yemleri tanıyacağız, farklı balıklara farklı yemler kullanılmaktadır avını yapacağımız balığa göre yem seçmek bize herzaman avdan en iyi sonucu almamızı sağlar. Ülkemizde EGE bölgesi balık yemleri bulmada ve bu işin ticaret olarak yapılmasına en verimli bölgelerden biridir. Aşağıda göreceğiniz balık yemleri ve türleri ülkemizde en çok kullanılan ve kolayca bulunabilen yemlerdir. Yemleri kendi çabalarımızla çıkarabileceğimiz gibi aynı zamanda balık yemi satan firmalardan alabilirsiniz. Şimdi bu yemleri tanıyalım ve nerelerde bulunur, hangi balık için kullanılır ona bakalım.
    Not: Şuan için balık yemleri özelliklerinin bulunduğu linkler düzenlenme aşamasındadır, kısa bir süre sonra bu linkler bu sayfada aktif olacaktır.
    Boru Kurdu
    Kıyıdan ve tekne avında dip balıkları için kullanılan, fakat tazesini (canlı) bulmak kolay olmayan bir yem.
    Canlı Balık
    Bırakma oltalarında yaygın olarak kullanılan canlkullanmaktan daha avantajlı ve dikkat çekicidir. ı balıklar, avda yapay ve silikon yemler
    Sinek Larvası
    Larva üretimi kolay olup, bir çok balığın avında tatlısu avcılığıda dahil olmak üzere kullanılmaktadır.
    Kalamar
    Eti değerli olan kalamar balık yemi olarakta kullanılır, bacakları kesilerek iğneye takılır. Çipura, karagöz, mırmır balıkları için uygun yemlerden biridir.
    Karides
    Ölü veya canlı olarak kullanıldığında çok iyi sonuçlar veren bir yem olan karides, özellikle mercan, çipura, levrek balıklarının avında çok etkilidir.
    Madya - (Kabuklu)
    Ege bölgesinde sıkça bulunan, ancak pek tercih edilmeyen bir balık yemidir. Madya kabuklu olup, içi deniz salyangozunun büyüğü gibidir.
    Mamun
    Balıkçılar arasında en popüler yemlerden biridir, genel tüm dip balıklarında etkili olan mamun, aynı zamanda sualtında kıvır kıvır oynaması balıkların dikkatini çeker.
    Sardalya
    Tuzlanmış olarak muhafaza edilen sardalya, yağı, kokusu ve parlaklığıyla sualtında balıkların o bölgeye toplanmasını sağlar ve çok başarılı bir yemdir. Ayrıca paragat içinde kullanılmaktadır.
    Sübye
    Mürekkep balığı olarakta bilinen sübye, kokusuz, sert ve iri balıkların avında kullanılmak için elverişlidir.
    SÜLÜNES - (Kabuklu)
    Sportif balıkçılar tarafından en çok tercih edilen balık yemlerinden biridir, çipura, karagöz, mercan, sargoz, mırmır, levrek gibi balıkların başlıca yemidir.
    Şapka - Kaya midyesi
    Kaya midyesi ve şapka olarak tanınan bu yem, deniz kıyılarında kayaların üzerinde yaşar ve iri balıkların avında kullanılır, sert bir ete sahip olduğundan ufak balıklar bu yemi yemekte zorlanır.
    Teke
    Teke karidesin benzeri olup, daha küçüğüdür. Kıyılarda yosunların, kayaların arasında yaşarlar ve birçok dip balığının avında kullanılır.
    Toprak Solucanı
    Gübreli toprakta yaşayan toprak solucanları, balık yemi olarak kullanılmakta en uygun yemlerden biridir, canlı olarak kullanılması her balık tarafından çabucak farkedilmesini sağlar.
    Uskumru Fileto
    Taze uskumru fileto olarak kesilip kullanılmaktadır ve iri balıkların avında yayın olarak kullanılır. Paragat yemi için çok uygundur.
    Yengeç
    Denizin olduğu heryerde yaşayan yengeç, levrek ve çipura balıkları için vazgeçilmez bir yemdir.

    noimage
#21.04.2009 21:04 0 0 0