mellda

mellda

Üye
03.05.2008
Acemi Er
73
Hakkında

#25.07.2008 13:12 0 0 0
#07.07.2008 23:29 0 0 0
  • noimage

    Malzeme:
    2 adet yumurta sarısı,
    2 çorba kaşığı pudra şekeri,
    2 çay kaşığı vanilya,
    4 adet yumurta akı,
    1 su bardağı krem şanti,

    Tarif:
    Yumurta sarısı ile pudra şekerini karıştırıp, çırpın. Krem şantiyi tarifine uygun olarak sertleşinceye kadar çırpın. Yumurta sarısı ile krem şantiyi karıştırın. Vanilyayı ilave edin. Yumurta akını mikserle kar haline gelinceye kadar çırptıktan sonra yumurta sarısına fazla karıştırmadan ilave edin. Hazırladığınız karışımı kalıba dökün. Buzdolabının derin dondurucu bölümüne koyup arada sırada tahta bir kaşıkla karıştırarak 3-4 saat bekletin. Dondurmayı kakao veya kahveli yapmak isterseniz,vanilya yerine 2 corba kaşığı neskafe ya da kakao koyun.
#26.05.2008 16:36 0 0 0
  • Konu: Bomba Waffle
    noimage
    Malzeme:
    - 6 çorba kaşığı tereyağı
    - 1 çay bardağı süt
    - 160 gram un
    - 3 paket vanilya
    - 4 yumurta
    - 1 tatlı kaşığı bal
    - 2 adet çilek
    - 1 muz
    - Çikolata sosu


    Hazırlanışı:
    - Bir tavanın içinde 3 çorba kaşığı tereyağını erit.
    - İçine süt, un, vanilya ve yumurtaları ekleyerek karıştır.
    - Tost makinesinin ızgarasını yağla ve üzerine karışımdan dökerek pişir.
    - Bir yandan çilekleri yıka ve doğra, muzu dilimle.
    - Hepsini, bal ve çikolata sosuyla birlikte kızarmış waffleların içine doldur
#26.05.2008 16:20 0 0 0
#26.05.2008 16:03 0 0 0
  • Yozgat'ta, keneyle mücadele kapsamında, riskli bölge olarak belirlenen 3 ilçede vatandaşlara keneye karşı koruyucu sprey dağıtılıyor.







    Sağlık Müdürü Mustafa Uyanık, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığınca, riskli görülen illere kene kovucu sprey gönderildiğini anımsattı.

    Yozgat'ın Çekerek, Aydıncık ve Kadışehri ilçelerinin de riskli bölgeler arasında bulunduğunu belirten Uyanık, ilçelerin merkezi ve köylerdeki vatandaşlara söz konusu spreylerden verildiğini ve kene hakkında bilgilendirildiklerini söyledi.

    Uyanık, Çekerek'te bin 841 eve ulaşıldığını kaydederek, ''Dağıtılan bu sprey kenenin bulunabileceği bölgelere gidilmeden önce sıkılarak giysilerin nemlendirilmesi gerekiyor. Spreyle nemlendirilen elbiselerin 2 saat kurutulduktan sonra giyilmesini tavsiye ediyoruz. Kurutulmadan giyilen elbisedeki ilacın ciltle teması halinde zarar verme ihtimali bulunuyor'' dedi.

    İlacın 2-3 hafta koruyucu etkisinin bulunduğunu bildiren Uyanık, şöyle konuştu:

    ''Riskli bölgelerimizde Tarım Müdürlüğü ile eğitim çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Tarım Müdürlüğü ekipleri, riskli bölgelerdeki hayvan ve barınakları ilaçlıyor. Bizim ekiplerimiz de halkı bilgilendiriyor, kene kovucu sprey dağıtıyor. Bakanlığımız tarafından yeterli miktarda sprey gönderildi. Dağıtımda ihtiyaç duyulması halinde mahalli imkanlar devreye sokularak, riskli bölgedeki tüm hanelere sprey ulaştırılacaktır.''
#26.05.2008 15:54 0 0 0
  • Kanserden bu gıdalarla korunun, Kanserden korunmada yiyeceğimiz gıdalar
    Kansere doğrudan etkisi olan gıdalar, tedavi sürecinde tüketilmesi gerekenler.. 'Kansere Karşı Gıda Rehberi'nde

    Kanser vakalarının yüzde 65'inin doğrudan alınan gıdalarla ve beslenme tipine bağlı olarak geliştiğini belirten Dr. Uğur Göğüş, "Bunlarla birlikte sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam biçiminin benimsenmesi halinde bu oran yüzde 85'e çıkıyor" dedi.
    ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Uğur Göğüş'ün, son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan çeşitli kanser türlerinden korunma ve tedavi sürecinde tüketilmesi faydalı olan besinlerle ilgili "Kansere Karşı Gıda Rehberi" isimli kitabı çıktı.
    Dr. Uğur Göğüş, Pehlivan Yayınlarından piyasaya sürülen kitabında, kansere doğrudan etkisi olan gıdalar, beslenme türünün kanserle ilişkisi, seçilecek gıdaların tüketilmesi ile kanserden korunma yolları ve tedavi sürecinde hangi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiği gibi birçok konuya açıklık getiriyor.
    Araştırmalara göre, kanser vakalarının yüzde 65'inin doğrudan alınan gıdalarla ve beslenme tipine bağlı geliştiğini belirten Göğüş, bunlarla birlikte sigara ve alkol tüketimi ile hareketsiz yaşam biçiminin benimsenmesinin bu oranı yüzde 85'e çıkardığını bildirdi.
    Kanserden korunmada ve zararlı oksidanların dışarı atılması için antioksidan tabletlerin kullanılması ya da bundan zengin asidik ve narenciye meyvelerin tüketilmesini öneren Göğüş, antioksidan kullanılırken B ve C vitaminlerinin tercih edilmesini, karaciğer ve böbrekte yağlanmaya neden olduğu için A ve E vitaminlerinden uzak durulmasını öneriyor.
    KANSERE YAKALANMADAKİ RİSK FAKTÖRLERİ
    Göğüş, hareketsiz yaşam biçimi, sigara ve alkol tüketimi, yağlı kırmızı et ve et ürünleri, yağlı kanatlı et ve et ürünlerinin yenilmesi, fazla yağlı gıda tüketimi, unlu mamullerin alınması, yemeklerde fazla tuz kullanılması, sebze, meyve, baklagil, su ve tam buğday gıdalarının tüketimine önem verilmemesinin kansere yakalanma riskini artırdığını belirtti.
    Kansere karşı mücadelede bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasının en önemli silah olduğuna dikkati çeken Göğüş, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için bol antioksidan alınması gerektiğini vurguladı.
    SOYA PROTEİNLERİ VE LİFLİ GIDALARIN KANSERE ETKİSİ
    Göğüş'ün, kitabında yer verdiği bilgilere göre, soya fasulyesi ve soyalı ürünlerde bulunan soya proteinler, hayvansal proteinlerin kalitesine yakın bitkisel protein grubunu oluşturuyor ve içindeki "daidzein" ve "genistein" maddeleri özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini azaltıyor, kontrol altına alıyor.
    Brokoli, karnabahar, beyaz lahana gibi iç içe yapraklı, dallı ve köklü sebzeler de içindeki "isotiyonat" adlı maddenin etkisiyle kanser oluşumunu engelliyor. Bu madde, en çok brokolide bulunuyor.
    Kansere karşı korunmada, sebze ve meyvelerin, kabuk, zar, sap, çekirdek gibi sindirilmeyen kısımlarını oluşturan lifli gıdaların tüketilmesi gerekiyor. Bu nedenle özellikle mide ve bağırsak kanserinden korunmak için patates kızartırken kabuklarının soyulmaması, elma, şeftali, domatesin kabuklu tüketilmesi öneriliyor. Çünkü, lifler sayesinde kanserojen maddelerin bağırsaklardan emilerek kana karışması ve diğer organlarda kanser oluşturma riski azalıyor.
    Bitkisel yağların kızartmalarda çok az ve bir kez kullanılması, ayrıca sucuk, salam ve ızgara yapılan gıdaların sık tüketilmemesi gerekiyor.
    İçerdiği Omega 3 yağ asitleri dolayısıyla kansere karşı koruyucu olan balık tüketilmesi, günde 8-10 adedi geçmeyecek şekilde kabuklu yemiş yenilmesi, havuç, domates, soğan, sarımsak, kereviz, enginar ve semizotunun mutfakta bol kullanılması, sütsüz bitter çikolata tüketilmesi ve sentetik östrojen hapları yerine soya ve soyalı ürünlerdeki bitkisel östrojenlerin tercih edilmesi, hazır turşu, ekmek, kek ve çorba gibi gıdalardan uzak durulması, un, tuz ve şekerin olabildiğince az tüketilmesi öneriliyor.
    Özellikle enginar ve kereviz, kandaki kolesterolün fazlasını safra asidine dönüştürerek, kolesterolün dengede tutulmasını sağlıyor, damar kireçlenmesine karşı koruyor, proteinlerin kan, kemik, hormon, sinir ve hücre yapımında daha rahat kullanılmasını sağlıyor, kandaki yağ ile toksiklerin dışkı ile atılımınını sağlayarak kansere yakalanma riskini azaltıyor.
    Et ve et ürünlerinin 65-70 dereceden fazla ısı düzeyinde pişirilmemesi, bu ürünlerin sınırlı tüketilmesi, aşırı yağlı yemeklerden uzak durulması gerekiyor.
    Güçlü bir antioksidan olan C vitamini içeren meyve ve sebzelerin her gün düzenli olarak tüketilmesi öneriliyor. Özellikle gıdanın ekşilik ve sululuk oranı arttıkça C vitamini oranının da arttığına dikkat çekiliyor. Ancak bu besinler tüketilirken doğrama, parçalama, ısıtma, ızgara ve haşlama sırasında vitamin değerinin azaldığı belirtilerek, mümkün olduğunca işlem görmeden taze tüketilmesi tavsiye ediliyor.
    Prostat ve mide kanserlerine yakalanma riskini düşürmede özellikle yeşil ve sarı renkte olan portakal, limon, muz, şeftali, kayısı, brokoli, ıspanak, maydanoz, semiz otu gibi gıdaların tüketilmesi gerekiyor.
    Mantarların da kansere karşı koruyucu etkisi olduğu, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği ifade ediliyor.
    Ahududunun da kansere yakalanma riskini azalttığı, özellikle siyah ahududunun yemek borusu kanserine yakalanma riskini düşürdüğü, tümör oluşumundan itibaren de tümörün gelişimini yavaşlattığı belirtiliyor.
    Birçok ülkede sık tüketilen yosunun da hücrelere kanserojen madde girişini engelleme özelliğine sahip olduğu, yer elmasının da hücre içine toksik girişini önlediği, bu nedenle mevsiminde bu tür gıdaların tüketilmesi gerektiği tavsiye ediliyor.
    FAZLA DEMİR ALIMI RİSK FAKTÖRÜ
    Normal şartlarda kan hücrelerinin çoğalmaları ve kan yapımı için demir yönünden zengin gıdaların tüketilmesinin önemli olduğu, ıspanakta ve pek çok bitkisel gıdada bulunan demirin, "kaliteli" demir olmadığı, kırmızı et, balık, kanatlı etleri ile yumurtada bulunan demirin ise "sindirilebilir, kana karışabilir" özellikli ve yüksek oranlı olduğu belirtiliyor.
    Araştırmalara göre, kandaki fazla miktardaki demir içeriği ile kanser arasında sıkı ilişki bulunuyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf, genetik olarak kansere yatkın bireyler, ihtiyacından fazla demiri, et ve et ürünleri ile vücutlarına aldıklarında kansere yakalanma riski artıyor. Bu nedenle, kansere yakalanma riski genetik nedenlerle yüksek olan bireylerin özellikle demir yönünden kan testlerini düzenli yaptırmaları öneriliyor.
    Kansere karşı mücadeledeki ilk adım ise karaciğer sağlığının korunmasından geçiyor. Vücuda zararlı ürünler ve mikroplar, karaciğerde etkisiz hale getirildiği için karaciğer tahrip oluyor ve bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bu nedenle karaciğere zarar verebilecek gıdalardan uzak durulması gerekiyor.
    AA
#26.05.2008 15:52 0 0 0
  • ;)Malzemeler:
    1 lt. süt
    1 su b. krema
    1 su b. tozşeker
    1 çorba k. salep
    1 çay b. damla çikolata

    Yapılışı:Önce sütü tencereye alıp yaklaşık 20 dakika kaynatın. Daha sonra tozşeker ve salebi karıştırıp ilave edin. 10 dakika kaynattıktan sonra kremayı ve damla çikolatanın yarısını da ekleyin. 10 dakika daha kaynatıp savurarak soğutun. Bir kaseye alıp derin dondurucuya koyun.Üzeri biraz donunca kalan damla çikolataları ilave edin. Ertesi gün buzgibi servis yapın.Afiyet olsun
#25.05.2008 12:26 0 0 0
#08.05.2008 15:53 0 0 0
  • Malzemeler:


    limonlu jöle: 1 çay bardağı limonlu içecek tozu(orelet veya Tang),1 çay bardağı nişasta,
    1 çay bardağı toz şeker,5 çay bardağı su bütün malzemeyi

    bir kaba koyup koyu kıvam oluncaya kadar sürekli karıştırarak pişiriyoruz

    daha sonra ıslattığımız bir borcama döküp kaşıkla düzeltiyoruz

    üzerine kakaolu bisküvilerimizi diziyoruz.

    benim elimde sade bisküvi vardı onları kullandım.

    elmalı jöle: 1 çay bardağı elmalı içecek tozu,1 çay bardağı nişasta,

    1 çay bardağı toz şeker,5 çay bardağı su aynı şekilde elmalı jölemizide

    hazırlayıp bisküvilerin üzerine döküyoruz üzerine

    bisküvilerden tekrar diziyoruz.

    kreması: 1 çay bardağı nişasta,1 çay bardağı toz şeker,5 çay bardağı süt

    kremamızıda pişirip bisküvilerin üzerine döküyoruz tekrar

    bir kat daha bisküvi dizip üzerine vişneli jölemizi hazırlıyoruz

    vişneli jöle: 1 çay bardağı vişneli içecek tozu,1 çay bardağı toz şeker,

    1 çay bardağı nişasta,5 çay bardağı su hazırladığımız vişneli jölemizi

    bisküvlerin üzerine döküp hindistan ceviziyle süslüyoruz

    dolapta 1-2 saat beklettikten sonra afiyetle yiyebiliriz

    yaz için çok hafif ve güzel bir tatlı afiyet olsun.
#03.05.2008 15:30 0 0 0
  • Konu: TRUF
    Malzemeler:

    1 adet kek yada artan kek parçaları olabilir,yada 1 paket bisküvi

    2 kaşık kakao,

    1 elma rendesi,

    Yarım çay bardağı süt,

    1 çay bardağı ceviz,

    1 çay bardağı küp doğranmış kuru kayısı,

    2 kaşık kuru üzüm,

    1 paket çikolata sosu veya çikolata

    hindistan cevizi,yeşil fıstık,file badem,renkli pasta süsleri

    Yapılışı:

    Bir kabın içerisine üzüm,kayısı,elma rendesi,kakao,ceviz, şeker ve sütü karıştırıyoruz.Kalan kekleri yada kakaolu bisküvileri yuvarlayacak kıvama gelene kadar karıştırıp yuvarlak şekil veriyoruz.

    Hazırladığımız topları önce çikolata sosuna sonrada renkli pasta şekerlerine,yeşil fıstık ,file badem,çikolata rendesine buluyoruz.dolapta 1-2 saat dinlendirip misafirlerimize şık lezzetli bir sunum yapabilirsiniz.
#03.05.2008 15:28 0 0 0
  • Malzemeler :
    4 orta boy elma
    2 yumurta sarısı
    1 yumurta beyazı
    1 bardak un
    ½ su bardağı süt
    2 çorba kaşığı pudra şekeri
    1 çorba kaşığı sıvıyağ
    2 kibrit kutusu tereyağı

    --------------------------------------------------------------------------------
    Hazırlanışı :
    Unu ve tuzu bir kasede karıştırıp , ortasını havuz biçiminde açarak , yumurtaları ve sıvıyağını koyun. Tahta bir kaşıkla, yavaş yavaş unu yedirip sütü katarak yumuşak bir hamur haline getirin. Üstünü örterek 30 dakika serin bir yerde bekletin.

    Elmaların kabuklarını soyup , çekirdeklerini çıkarın. 1 cm. kalınlığında halkalar halinde kesin.Halkaları tabağa dizip üzerlerine suyunu ve 1 çorba kaşığı pudra şekerini dökün. Tereyağını tavada eritin. Bir maşa ile elma halkalarını unlu karışıma bulayıp tavaya koyunuz. Elmalar kahverengileşene kadar kızartın.Kızaran halkaları tabağa dizip üstlerine kalan pudra şekerini dökün.
#03.05.2008 15:22 0 0 0
  • MALZEMELER
    4 Patates
    1 Baş Sarmısak
    1/2 Demet Maydanoz
    1 Tatlı Kaşıgı Biber Salçası
    1 Su Bardağı Zeytinyağı
    1 Limon
    Tuz


    HAZIRLANIŞI
    Patatesleri soyup dilimleyin. Tavada zeytinyağını kızdırarak patatesleri kızartın. Servis tabağına alıp düzgün bir şekilde dizin. Maydanozu ince kıyıp servis tabağındaki patateslerin üzerine ilave edin.
    Sarımsağı havanda dövün ve patatesleri kızarttığınız yağda hafifçe çevirerek salçayı ekleyin. Limon suyunu sıkıp pişirin.
    Servis tabağındaki patateslerin üzerine tuz serpip hazırladığınız sarımsak sosunu dökerek servise sunun.
#03.05.2008 15:17 0 0 0
  • ABD'de Yale Üniversitesi Kamu Sağlığı Fakültesi'nden Dr. Yawei Zhang'ın başkanlığındaki uluslararası bir grup bilim adamı saç boyasıyla ilgili bir araştırma yaptı. Araştırma, yılda dokuz kezden daha çok saç boyası kullananların kronik lenfositer lösemiye yakalanma olasılığının, daha az kullananlara kıyasla yüzde 60 artış gösterdiğini ortaya çıkardı.

    1980 yılından önce düzenli saç boyası kullanan kadınların ise daha fazla tehlikede olduğu ve bu kadınların bir kan hastalığına yakalanma riskinin yüzde 70 artış gösterdiği belirlendi. Koyu renk kullanan kadınların bir tür kan kanseri olan foliküler lenfoma yakalanma olasılığında ise yüzde 50 artış olduğu kaydedildi. Amerikan Epidemiology Dergisiínden yayımlanan araştırmaya göre kalıcı olmayan koyu renkler kullanıldığı takdirde ise bu risk yüzde 70'e çıkıyor.

    (Bugün Gazetesi, 2008)
    __________________
#03.05.2008 14:29 0 0 0