İçinizdeki sevgi tohumları azalmasın, artsın,
Sevgisizlik, ümitsizlik doğurmasın
Sevgisizlik, hayal kırıklığı yaratmasın
Sizler yine sevin
Karşılıksız sevin
Sevgiler nasılsa katlanarak size geri dönecektir
Sizi sevmeyenleri de sevebiliyorsanız
-Sizinle olmasa bile-
Sevdiğiniz kişilerin mutlu olmalarını arzu edebiliyorsanız,
Mutlu olduğunu bilmek içinizi rahatlatıyorsa,
Sevgide erdemli kişisiniz....
Sizin içinizi dolduran sevgi örnek alınabilir.
Ne mutlu size
Ve sizin gibilere
Ve sizi sevenlere
Ve de sizler tarafından sevilenlere
yürüyordum yine aynı sokaklarda,
aynı eve girdim yine,
ve aynı odaya...
yerli yerindeydi herşey yine,
bir tek sen yoktun hayatımda.
seninle açan gülüm,gidişinle soldu
seninle battı güneş,
her yer karanlık.
seninle kapadı kalbimin kapıları,
ne gelen var,ne giden.
seninle sustu bülbüller,
her yer sessiz.
seninle durdu dünyam,
dönmüyor artık.
haram oldu bize vuslat,
bu hasretlik yetti artık,
dön gel.
Bilmezdim ayrılığın bana bu kadar acı vereceğini,
Sanmazdım ta rüyama kadar gireceğini,
Ve anladım beni hasretlik zinciriyle bağladığını,
Soruyorum sana aşkın doktoru yok mu?
Ne hakkın var elimi kolumu bağlamaya,
Dünyadan soğutup aşka darıltmaya,
Yüreğimi karartıp içimi daraltmaya,
Soruyorum sana aşkın doktoru yok mu?
Biliyorum hayatta herşey bir sınavdır,
Beni sana bağlayan bir gözle bir edadır,
Senden başkası bana haramdır,
Soruyorum size aşkın doktoru yok mu?
o park mıydı dolaşılan elele
sevgilinin aşk nağmeleriyle parlayan
şiir okunan gölgesinde
yalnız kalınca büsbütün ağırlaşan
işte bugün oradaydım
bugün hüzün yaşlanıyorum
alnımdaki çatlaklarda
ben yaşamıyordum gençliğimi
ya da
yaşamak istemiyordum
acıya kavuşuyordu ayrılıklar
park kendine acıyordu nefessiz
kına yakarken miyop kadınlar
gelin inceden hıçkırıyordu
üstü başı sessiz
ben geçerken içinden ellerim cebimde
ölmeyi düşünüyordu park kaç iklim
karanlığı ısıtıp avuçlarımda pembe pembe
yanaklarına sürmeyi severdim
park küllerini yaprak gibi dökerken
kanatlanırdık kirpiklerimizle
aynı düşü paylaşırdık belki de
zamanın ötesinde bir yerde
o parkı bulurduk
seni sevmek varya
caglayan salaleye yaklasip
susuzlugunu giderememek gibi
seni sevmek varya
ucurumun kenarina gelip
korkudan titreyip terler dokmek gibi
seni sevmek varya
bir kucuk cocugun elinde
katiksiz ekmek gorup yureginin sizlamasi gibi
seni sevmek varya
amansiz hastaliga yakalanip
tanridan olum istemek gibi
seni sevmek varya
olmayacak duaya AMIN demek gibi
seni sevmek varya
ISTE SENI SEVMEK ASKIM
Yaşamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgi sensiz olmaz.. Unutma gülüm sevmek daima beraber olmak değildir, sen yokken bile seninle olabilmektir..
İçinde öyle bir umut taşıki onu senden kimse alamasın.gözlerin hep gülsün.onuda kalbinde öyle bir saklaki gerçekten isteyen bulsun.
Sözlerin büyük, yüreğin küçük! Hataların yanlışların çok,doğruların yok! Bir şeyleri göklere çıkartıp mutluyum sanıyorsun..Kendine göre şanslı, bana göreyse zavallısın!
Ya Sözlerin Aklımda, Ya Da Aklım Adında, Ya Hayalin Karşımda, Ya Da Sesin Kulağımda, Ya Ben Çıldırıyorum, Ya da Çok Özlüyorum, Ya Özlemek Çok Güzel, Yada Özlenen Çok ÖZEL...
Ne zaman gelirsen gel,başıma taç olursun. Sen benim eski değil , eskimeyen DOSTUMSUN...
Sanal dünya diyorlar buraya,uğradım geçtim. Beklediğim ufak bir telefon görüşmesiydi, artık ondanda vazgeçtim.Gideceksen git yolun açık olsun, gözlerinde yüreğinde huzur bulmuştum al istemem o da senin olsun.
Seviyorum seni ölümsüz bir aşk ile, bütün kalbim hayatım seninle, ölecek dahi olsam bu kalp ile son nefesimde haykıracağım seni seviyorum diye..
Hayatın en güzel anı herşeyden vazgeçtiğiniz zaman Sizi hayata bağlıyan biri olduğunu düşündüğünüz andır...
Ben senin ne yarin nede canın ben senin ne sevdiğin ne baharın ben senin belki umrunda değilim ama sen benim sen benim nefesimsin
Seni dar ağacındaki bir mahkumun ,hayatı sevdiği kadar seviyorum...
Herzaman doğru söyle,ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.
İnsan tırmanırken dağın kafa tutmasına razı olmalıdır.
Kristalin bedelini göze almayan,onunla oynamasın.
Hissizler, Hareketsizler yol alamazlar, Uyuyanlar hedefe ulaşamazlar, hele azmini iradesini yitirenler asla uzun zaman ayakta kalamazlar.
Aşk günah olmayacak kadar masum, köle olmayacak kadar özgür, unutulmayacak kadar derin, umulmayacak kadar yakın, tek başına yaşanmayacak kadar takımdır...
Gecelerden ayazı sevmem.. ya gündüz olmalı ya gece.. namludan çıkan kurşun.. ya kalbimin derinlerinden vurmalı.. ya namludan hiç çıkmamalı.. insan sevdiğini ya ölümüne sevmeli.. ya hiç sevmemeli...
Varlığının tiryakisi.. Yokluğunun delisiyim.. Seni benden mahrum etme.. Gözlerinin hastasıyım...
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et ünkü aşk sessiz sevgi dilsizdir...
Seni Bir Serçenin Gözyaşı Dökebilme Ihtimali Kadar Seviyorum Bu Kadar mı Diyeceksin Ama Serçeler Gözyaşı Döktüğünde ÖLÜRLER...
Bütün dünyayı istediğim renge boyayıp,bu rengi insanlara bütün sevginle dağıt,kendini sevginin bir rengi diye tanıt.çünkü senin varlığın sevgiye en güzel kanıt.
küL oLmuş ateş yanarmı? Buz tutmuş su akarmı? Bu gözLer seni sevdi başkasına bakarmı?
Nekadar çok seversen sev belli etmiyeceksin, sevdiğini belli ediyorsan inan çok üzüleceksin
Düşünüyorum da; düşüncelerin en güzeli, senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken düşündüğünü düşünmek olsa gerek diye düşünüyorum
Belki dağlarımda çiğdemler açar, uyur kar altında yediverenim. Bir gözyaşıdır yağmurlarım, gülerken ağlatır su verdiklerim...
Seni özleyenlerin özleminden habersiz, özleminle özletensin. Sen o özlenenler arasında ençok özlenensin. Seni görmesemde içimde hiç bitmeyecek tek özlemsin...
Kalbinde yer yoksa Güzelim ! farketmez ben ayaktada giderim.
Dünyanın en güzel şeyini sana vermek isterdim, Fakat seni sana nasıl verebilirim ki?
Ağlamak çocuklara, affetmek ise Allah a mahsus. Beni birgün aldatırsan çocuk değilim ağlamam, Allah değilim affetmem...
Hoççakal Allah a emanet ol tabii ki Allahın varsa?Hoşçakal aşk sende kalsın sanmam ama işine yararsa?
Dertlerin kum tanesi kadar küçük, sevinçlerin nisan yağmurları kadar bol olsun ve öylesine mutlu ol ki gözünden akan yaşlar değerini bilmeyenlere sadakan olsun..
Behdanem benim..düşünsene bir kez dahi olsa.Dikenin güle,ipek böceğinin kozasına olan o büyük sevgisini.Uçurum çiçeklerinin yaşama inat koklanmıcaklarını bilerek her defasında açtıklarını.Ben de behdanem seni yüreğime can yazdım bir kere.O muhteşem sevgi ile yaşama ve sana inat..
Papatyalar var karşımda sarı sarı Tıpkı sana benziyorlar Sarı saçlarını hatırlatır bana.. Yeşil yaprakları da gözlerini Gülüşün geliyor aklıma Tatlı tatlı bakışın, ve sen; Sen yokettin beni Sensizliğin içinde bırakıp gittin..
Ellerim anladı tutmuyorsun..Gözlerim anladı bakmıyorsun.. Dudaklarım anladı öpmüyorsun.. Gidişini kalbime nasıl anlatayım, nasıl söyliyeyim ey insafsız sevgili ya durursa kalbim...
Sevmiyorum seni deseydin keşke Ta başından bağrıma taş basar seni unutmaya çalışırdım hala oynuyorsun benle duygularımla Aşkımla yetmedimi çektiklerim Dahadamı çekeceğim kaderimdir diyeceğim seni hep Seveceğim ve bir gün senin yolunda öleceğim..
Günahın özüyse seni sevmek cezam cehennem olsun.
Aşkım aşkım diye ağlayacaksın başını taşlara hergün vuracaksın sesini duyan yokki ağlayacaksın sen gittin şimdi sıra bende ben bittim şimdi sıra sende...
Korku bilmeyen GÖNÜL korkmayı öğrendi.(SENİ KAYBETMEK KORKUSU)Sevmeyi bilmeyen GÖNÜL sevmeyi öğrendi.(SENİ İLK GÖRÜŞTE)Ama bu GÖNÜL tek bir şey öğrenemedi.(SENİ UNUTMAYI)
Deniz sesimi duyarmı? dağlar dinlermi anlatsam seni? hüzünlüyüm desem çare olurmu gökyüzü? salarmı bulutları peşine ilgilenirmi rüzgar yardım edermi seni bulmama ???
Seviyorum sevmenin acı verdiğini; her sevenin sevilmediğini bile bile ! ama yinede bir umut taşıyorum belki SEVEN SEVİLİR diye !!!
Bugün sigaramın üzerine adını yazdım sigaram bittiğinde seni unutacam sanmıştım ne bilirdimki seni nefes içime çektiğimi...
Güzellik; sadece güzel olan şeylerde değil, Güzel görmek istediğin herşeydedir...
Gül dediğin nedirki, Solar gider, Ateş dediğin nedirki, Kül olur gider, Gün dediğin nedirki, Geçer gider, Ama sana olan sevgim sonsuzdur, Ancak mezarda biter!!
Güneşi sevdiğini söylüyorsun güneş çıktığında perdeleri örtüyorsun.Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıktığında kapıları kapatıyorsun.Yağmuru sevdiğini söylüyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.Korkuyorum çünkü beni sevdiğini söylüyorsun.
Hayat bir şekilde elbet devam edecek birde içinde sen olsan işte o zaman her yer yeşerecek.
O vefasız kalbin hissetmesede.. Sana bu şarkıyı dinleteceğim.. Bu aşkın uğruna ömrüm bitsede.. Sana sevmeyi öğreteceğim...
Kahvaltı hazırladım sanada gönderiyorum, umut dolu omlet haşlanmış sevgi bir dilim tutku ,seni seviyorum reçeli ve birde yanlızlık demledim kaç şekerli olsun?
Ben seni Bir Kum Tanesine Adını Yazacak Kadar Değil Sahildeki Tüm Kum Tanelerine Adını Yazacak Kadar Çok Seviyorum
Biz her ne kadar sosyetenin cilalı taşlarında dans etmesini bilmesekte, soğuk dolunayda şeytanla azraille dans etmesini iyi biliriz.
Sesini duyabilme umuduyla yaşadığım hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsada sesini duyabildiğim için yaşamaya değer...
Depremle girdin gönlüme,fay hattı çizdin yüreğime,artçılar hala devam etmekte, özlenmektesin bitanem dokuz nokta dokuz şiddetinde.
Sen geçmişin herhangi bir yolsuz sevdası diye anıyorsun beni oysa ne yollar aradım o sevdaya ama bilmiyorsun çocuk bilmiyorsun...
Sevgi sevilen kişiye sunulan bir armağandır kabul edilmesi ya da geri çevrilmesi önemli değil önemli olan sevginin sunulmuş olmasıdır.
Gölgeler düşsede yüreğinin üstüne güneşini sakın söndürme, umut yoksa yarınlar uzak kalır insana, unutma Bir Sen Daha Yok Bu Dünyada...
Tatlı biri var sevilmeye değer, güzel biri var görülmeye değer, iyi dostlar var özlenmeye değer, ama biri varki can vermeye değer!
Bir sevgi var içim lekesiz tertemiz, Bir özlem var içimde uçsuz bucaksız,Bir duygu var içimde dalsız budaksız, Birde sen varsın içimde unutulması imkansız...
Tutki ben bir yağmur damlasıyım toprağa düştümmü dağılırım, Düşünki ben bir kar tanesiyim suya değdiğim anda eririm, Anlaki sen benim canımsın seni kaybettimmi Ölürüm...
Hissedince sana vurulduğumu baharda kuş olup uçasım gelir, Bakınca o güzel gözlerine hasreti bir anda silesim gelir. Ama ne çare birtanem ne kuş olup uçabilirim ne de hasreti silebilirim ama inan bana birtanem seni bir ömür boyu sevebilirim...
Rüyalara rest çektim uyumuyorum. herkez derin uykudayken ben sana dalıyorum. Uykular çok tatlı derler ben seni tadıyorum. Onlar uykuya ben sana doyamıyorum...
Yüreğimde senden bana hiç bir ışık yok! Ben karanlıktan çok korkarım.Beni gel al burdan...
Solmadan gel artık aşkımın gülü, olsada konuşsa kalbimin dili küçücük dünyamda birbilsen seni görünmez yazıyla yazdım kalbime.
Benim sevgim zaman ve uzaklıkla sınırlı değil, zamanı kaldırınca aynı andayız uzaklığı kaldırınca aynı yerdeyiz, o zaman her an ve her yerde seninle beraberiz...
Bazen bir dakika birgün gibidir.bazende birgün bir dakika gibidir.zamanı değerli kılan tek şey yanımdaki senin varlığındır....
On kişi sev dokuzuncusu olayım bir kişi sev sonuncusu olayım
Bir destan yazar gibi durmadan gündüz gece ben hep seni yazmışım yüreğime gizlice
Hayat bir tiyatro dediler bana bir rol verdiler en acısı benimki idi önce sev sonra terket dediler
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü tüm saatleri durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun artık sigarayı üç pakete çıkardım olsun gözüm olsun ne olacaksa olsun.
Düşlerini düşleyerek yaşamak, senden nefret ediyorum derken seni sevmek, var olmayan ömrümün tamamını sana adamak, sonra göğsüne yaslanıp seni düşlemek ve sevmek kalbinin sonunu bilmeden içine bakarak...
Paylaşmanın asaletini hiç bir zaman bencilliğin çirkinliğine tercih etme,ve öyle bi arkadaş seçki sen onun için ölümü düşündüğünde o senin için çoktan ölmüş olsun.....
Ne varsa aradığım bilki sende bulmuşum..Senden öncesi yoktu,seninle var olmuşum..Sende bütün umutlar,sende bütün duygular..Beni sende arama,ben artık senin olmuşum.
Alaca karanlığı sevmem ben, ya gündüz olmalı ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı yada namluda kalmalı. Yar dediğin ya senin gibi olmalı yada hiç olmamalı.
Bugün bir çiçekcinin önünden geçerken bir çiçek ben çok güzelim beni al diyordu. Onu aldım ama güzel olduğu için değil seni gördüğünde utansın diye.
Ne içimde seni unutmak gibi bir his var..nede aşkımı körükleyen bir rüzgar..ne seni görmeyecek kadar güçlüyüm..nede görmeye dayanacak kalbim var
Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın.Sevda hep seni bulsun,ama seni yaralamasın.Mutluluk hep yüreğine dolsun,ama beni unutturmasın.
Akşamı son bulan ufuklarda..güneş damla damla erirken..hayatta kalan duygularımla..sana iki kelime söylüyorum..."SENİ SEVİYORUM"
Ne seni unutacak kadar zaman geçecek..ne de geçen zaman seni unutmaya yetecek..bırakıp gittim diye unuttum sanma...zaman alışmayı öğretir unutmayı ASLA
bilemezdim
yüregimin yaralı ceylanların
yurdu olduğunu
kanayıp durduğu bundanmış meger
gün boyu
geceler boyu
umarsızlığı bundanmış
çaresizligi bundan
boynu bükük duruşum
bu yüzdenmiş gülgüzeli
ağlamaklı oluşum bu yüzden
yaralı bir ülkeyim şimdi
yaralı bir ceylan
kan revan içindeyim ah ne yazık
avcıların peşimde olduğunu
nereden bilebilirdimki
bilseydim düşermiydim
tuzaklara gülgüzeli
vurulurmuydum canevimden
Günlerden perşembe
Hava bulutlu odam karanlık
Anlamını çözemediğim bir kalp çırpıntısı saplandı içime
Evet buldum galiba sevebileceğim insanı artık
Sevdikçe sevmek isteyeceğim
Kapıldıkça sürükleneceğim
Sevgilim diyebileceğim kadınım vardı artık
Dünya nimetleri el ele vermişti
Onu var etmek için sanki
Çiçekler kokusunu, buğdaylar rengini
Ve pamuklar hassaslığını vermişti bedenin her zerresine
Artık hava güneşli odam da aydınlık
Sevgilim diyebileceğim insan vardı artık
Kurduğum lila rengi hayatta yaşıyorum
Kumsallarda geziyor
Boğazı seyrediyorum onunla
Hiç tartışmıyor hiç üzmüyoruz birbirimizi
Kurduğumuz lila rengi PLATONİK hayatta ...
Ne zamana kadar, nereye kadar devam eder bilinmez.Bu sürede neler yaşanır, neler hissedilir sadece yaşayanlar bilir.İçlerindeki acının, ızdırabın şiddetini yalnızca onlar bilir.Mecburdurlar yaşamaya.Bu acıyla yaşamaya mecburdurlar.İçleri kan ağlasada yüzleri gülmek zorundadır.Çünkü kendileri için bir dünya oldukları gibi başkaları içinde ayrı ayrı birer dünyadırlar.Kendi dünyalarını yaşayamasalarda başkalarının kurdukları dünyaları yaşamak zorundadırlar.Her ne kadar bitmiş ve tükenmiş olsalarda...Gündüzleri başkalarının dünyalarını yaşayanlar, akşam olup karanlık çöktüğü vakit kendi dünyalarını yaşamaya başlarlar.Çoğunun dünyası karanlık ve sonu gelmez ızdıraplarla doludur.Tıpkı benim gibi... Karanlıklar arasında yollarını bulmaya çalışırlar.Kaybettikleri ışıklarını ararlar... Ama ne fayda giden gitmiş ve biten bitmiştir..Artık girdikleri yoldan geri dönüş yoktur.Onları bulundukları karanlıklarda çıkartacak birileri kalmamıştır artık.Kendi çabalarıyla çıkmayı her denediklerin de daha fazla batarlar.Daha fazla karanlıklara gömülürler... Yüreklerindeki yaranın kendileri bile farkında değildir çoğu zaman... Zamanla geçeceğini sanırlar, hep bu umutla yaşarlar.Fakat bilmezlerki Zaman hiç birşeyi tam anlamıyla unutturmaz.Sadece o karanlıklarla ve sonsuz acılarla yaşamaya alıştırır onları... İçlerindeki yaraların, özellikle gönül yaralarının izleri hiçbir zaman silinmez... Artık her acıya alışmışlardır.Çünkü çektikleri acının yanında diğerleri bir toplu iğne ucu kadardır.Onlar yaşadıkları güzel günlerin bedelini ödemek zorundadırlar.Ödemeye mecbur bırakılmışlardır.
Her gün biraz daha biterler.Damla damla, yudum yudum eridiklerini hissederler.Aldıkları nefes bile içlerini yakar.Hayattan artık hiçbir beklentileri kalmamıştır.Neden mi? Nedeni çok basittir aslında.Ansızın hayatlarına giren ve sonrada ansızın çıkan biri neleri varsa alıp gitmiştirde ondan...Onların ellerinde kalan tek şey Allah'a olan can borçlarıdır.
Onlar kim midir? Ben ya da sen veya etrafında gördüğün fakat içlerini, yüreklerini bilmediğin onca insan...Tabi insan dersen onlara.Aslında onlar yaşarken ölmeye mecbur kalanlardır.Diri diri gömülmeye mahkum olanlardır.
İşte benim yaşadığım aşk budur.Bana "Aşkın tanımını yapar mısın?" derseniz size ancak böyle bir aşkın tanımını yapabilirim.Benim aşktan öğrendiklerim bunlardır.Bana verdiklerini nasıl fazlasıyla geri almış olduğudur.Aydınlık gecelerimi nasıl karrattığıdır.Hayellerimi, ümitlerimi ve gururumu nasıl alıp gittiğidir.
Yeni bir ay doğuyor
Usulca dalgaların arasından yükseliyor
Parlak ışığı ile aşkını dalgalara sunuyor
Dalgalar şefkatli kollar ile yeni aya doğru uzanıyor
Hayat daha güzel bu gece
Mavi gökyüzü belli belirsiz ılık aşk şarkıları söylüyor
Parlak yıldızlar sakince eşlik ediyor
Asırlık çınar ağacı kolları üzerime yaslamış
Sanki yaralı yüreğimi kolluyor
Minik kedim dizlerimde daha şefkatle mırıldıyor
Küçük serçeler başımın üzerinde daha heyecanla uçuşuyor
Hayat daha güzel bu gece
Aniden bir bebek beliriyor kalbimde
Kızgın güneşle sararan buğday başaklarını andıran saçları
Hiçbir faninin ulaşamayacağı okyanus diplerindeki inci tanelerini anımsatan gözleri
Uzak diyarlardan krallara sunulan pürüzsüz ipekleri anlatan teni
Küçük bir ceylan mahsumluğunu yansıtan yumuşak kalbi ile
Masallardaki bir prensesler gibi
Kusursuz dişiliği ile içimde öylece sakince duruyor
Ruhunun güzelliği yüzüne aksetmişçesine
Birazda ürkerek bana bakıyor
Kalbi ile sesleniyor
Bir tabakta sunulan rengarenk şekerler gibi
Tatlı tatlı gülümsüyor
Ağır adımlarla ilerliyor
Hayat daha güzel bu gece
Yeni bir çocuk doğuyor içimde
Küçük yüreğinde umutlarıyla ona doğru emekliyor
Elinde sımsıkı kavradığı oyuncaklarını ona uzatıyor
Eğer izin verirse güzel oyunlar oynamak istiyor
Eğer verirse onun sevgini bekliyor
Yeniden canının yanabileceğini düşünmüyor
Aslında
Canının yanmasını
Kalbinin kırılmasını
Ruhunun incinmesini artık hiç istemiyor
Kartopundan elleri yansa da
Korkmuyor bu oyundan
Düşünmeden sonsuza kadar kalbini onun ellerine
Düşünmeden sonsuza kadar kendini onun kollarına bırakmak istiyor
Hayat daha güzel bu gece
Seni unutacağımı bilsem
Bilsem acıtmayacağını
Silerdim seni en derinden
Gel gör ki;
Avuçlarımdan sıcaklığın,
Gözlerimden aşkın gözyaşları dinmiyor
Her yerde sen varsın
Her yerde ben
Her yerde ikimiz
Her dilde yarım kalan aşkımız var...