Hic sorma AykızZ'm cok yogun calısıyorm.
Test cözmeyeym dedim okul sınavları basladı.
Ne yapacagımı sasırıyorm günler gectikce .s
Girebildigm zamanlarda giriyorm iste (:
Bağımsız kadınlar, erkeklere ihtiyaçları olmadığını düşünmeyi sever. Kendi bilgisayarlarıyla ilgilenebilir, kavanoz kapaklarını açar, eşyaların yerini değiştirebilir. Yine de civarda bir erkek olması hoş olur.
İşte sevmekten vazgeçemedikleri 10 şey:
1. Vücut
Yenilikçi cılız tipler bile delirten pazulara sahip. Genellikle elleri de büyük. Bir erkeğin hangi bedende olduğu önemli değil, her zaman küçük ve hassas olduklarını hissettirebilirler. Peki ya kollarındaki o provakatif damarlar? Ve elbette sakal! Kaşındırdığı ve gıdakladığı ortada ama yine de çok seksi görünüyor.
2. Anlayamadıklarını tabiatımızdan dolayı anlamak
Merdivenlerden çıkarılması gereken ağır objeleri taşımak için her zaman yardımımıza ihtiyaç duyuyorlar, çerçeve için duvara çakılacak çiviler ve büyük, iğrenç böcekleri öldürme görevini de üstlenmek için.
3. Gizli duyarlı yanlarımız
Bir erkek ağladığı zaman, kadınlar duygusal piyangoyu kazanmış gibi hissedebilir. Gözyaşları, samimiyetin en uç işareti; ve gardını indirmiş olmak muhtemelen önemsediğimizi ve güvendiğimizi gösterir. Ve sonrasında gelen kucaklaşma ya da saçlarının arasına kondurulan öpücükler kalplarinin ritmini değiştiriyor.
4. Kokumuz
Vücut şampuanları, traş losyonu, parfümü, doğal misk kokusu
5. Beynimiz
Bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere erkek beyni, kadınınkinden farklı çalışıyor. Futbol ve Star Wars hakkındaki takıntılarınızın sebebinin de bu olma ihtimali var ama temel maskülen tavırlar ve dişiliğe olan minnettarlık, kadınların iyi hissetmelerie sebep oluyor.
6. Espri anlayışımız
Kadınları esprilerimiz ile etkilemeye çalışmak, fiziksel fonksiyonların komik olduğunu düşünmek, yetersizliklerle ilgili gülmelerini sağlayabilmek.
7. Doğamızdan gelen koruyuculuk
Yolda yürürken trafiğin olduğu tarafa geçmek, dik bir eğimde yardım etmek için düşünmeden uzatılan el ya da kol, her an kaçırılabilecekmiş gibi endişelenmek kadınları rahatlatır.
8. Kıyafetler
Özellikle dev gibi ve çizgili kazaklarımızı ve gömleklerimizi evin içinde elbise niyetine giymeyi seviyorlar.
9. Güvenilebilirlik
Duyguları yerine mantık ya da sağduyuyla hareket eden birisi tarafından korunuyor olmayı seviyorlar.
10. Kadınlara dair bitmek bilmeyen tutkularımız
Üzerlerinde babaanne iç çamaşırları varken bile. Görünümün pek çok şeye baskın geldiği bir dünyada yaşıyor olsak bile, onları arzuladıklarımızı bilmeleri hoşlarına gidiyor.
Filmlerdeki, kitaplardaki gibi tutkulu ve romantik bir aşk isteyenlerden misiniz siz de? O zaman daha çok beklersiniz çünkü günümüz insanının hızlı yaşam koşullarının etkisiyle eski tarz romantizme pek vakti yok.
Eski tarz aşklar da yok artık, eski tarzromantizm de. Eski sevgililer, jet hızıyla yeni sevgililer ile değiştiriliyor ve arkaya dönüp bakılmıyor. Tüm bu gerçekler varken hâlâ aşk, romantizm filan bekliyorsanız bir de hayatınızdaki erkekten, haliniz pek acıklı demektir. Çünkü elinize geçen ancak/ belki iki, üç aşk cümlesi olacaktır şanslıysanız. Biraz o havayı uzatmaya çalışırsanız, karşılığında alacağınız pek zeki cevaplar var: "Sen de çok duygusalsın", "Aşk, romantizm falan öyle şeylerden konuşan kızlardan hoşlanmam" ve "sıkılmıyor musun hiç böyle duygusallıktan" gibi cevaplarla ve ustamanevralarla en romantik anların itinayla geri püskürtülmesi ihtimali ile karşılaşmanız da çok olası. İstisnalar yok mu?
Tabii ki var ama onların da gerçeğini sahtesinden ayırt etmek de ayrı beceri gerektiriyor.
Romantizm Ölmedi
Peki, ilişkiler sadece çeşitli manevralar üzerine kurulu, anlık mutluluklar, uzun veya kısa vadeli hesaplar hakkında mı olmalı? Aslında herkes birbirinin kopyası ilişkiler yaşamak, birbirinin kopyası kelimeler mi kullanmak zorunda? Hiçbir tutkulu aşk mutlu bitmez mi? Masal gibi bir aşka sadece masallarda mı rastlanır? Bu soruların belki kesin ve tek bir cevabı yok ama erkeklerin çoğunun kafasındaki romantizm anlayışının ve bizim beklediğimiz romantizmin birbiriyle pek örtüşmediği ortada.
İşin kötüsü, kadınsı olan her şeye karşı korku içinde yaklaştıkları için sistematik bir biçimde romantizm aşağılanıyor, küçük görülüyor. Bizim yapmamız gereken ise beklentileri düşük tutmak değil tam tersine istediklerimizden ödün vermemek belki de. Ancak belki o zaman her şeyin hızlı tükendiği günümüzde ilişkilerin ve aşkın tükenmesini engelleyebiliriz. Çünkü sonuçta istenen sadece, severken sevildiğini de gerçekten hissetmek ve kafada şüphe işaretleri olmadan karşılıklı olarak mutlu olabilmek. En önemlisi belki de erkeklere romantizm denen şeyin aslında onların da işine yarayan bir şey olabileceğini öğretmek. Romantizmin sadece klişelerle dolu içi boş bir kavram veya kırmızı güllerle, mum ışığında yemek yemek (ki aslında bunun da gayet keyifli bir şey olabileceğinin farkına varabilirler) gibi kalıplara hapsolmak demek olmadığını anlatmak şart!
Aşkı Bekleyin
Aşık olduğumuzda belki de bazı şeyleri görmek istemediğimiz için kendimizden taviz veriyor ve kişiliğimizden bile vazgeçmeye başlıyoruz ki bunu yaparken sadece karşımızdakinin mutlu olmasını istiyoruz. Ama aslında yalnız olmayı öğrenebilirsek belki o zaman gerçekten istediğimiz, karşılıklı verilen tavizlerin en aza indirgendiği, diğer bir deyişle masallardaki gibi bir ilişki yaşama şansımız da daha yüksek olur. İlişkiler konusunda akıl veren çoğu makalede beklentilerimizi daha aşağıda tutmamız salık veriliyor. Böylece düş kırıklığına uğramayacağımız anlatılıyor, bir erkekle yeni tanıştığımızda veya hali hazırda bir ilişki içindeyken fazla beklenti içine girersek mutsuz olabileceğimiz ima ediliyor. Hepimiz de genellikle bu söylenileni uygulamaya çalışıyoruz. Zaten çok fazla süslü sözler veya abartılı jestler beklediğimizden değil ama sevildiğimizi gerçekten hissettirecek küçük davranışları bile beklememek gerektiğini düşünmeye çalışıyoruz.
Peki bir ilişkideyken düş kırıklığına uğramamak için beklentileri aşağıda tutmaktan başka çaremiz yok mu? Belki de tam tersini yapmanın zamanı gelmiştir. Eski zaman rollerini tamamen bıraktığımız, klasik kadın/erkek rollerinin değiştiği yeni çağ ne kadar güzel olsa da arada sırada da o eski zaman masallarına dönüş yapma isteğimizden vazgeçmemeliyiz. Masallardaki veya filmlerdeki gibi bir aşkı beklemek yerine belki de sadece aşkı beklemek en doğrusu. O kendi kendine en beklenmedik zamanlarda, en beklenmedik şekillerde karşımıza çıkıyor ne de olsa hâlâ. İşin sırrı, onunla karşılaşana kadar yalnız kalabilmeyi ve yine de mutlu olmayı becerebilmek.Yapmanız gereken beklentileri düşük tutmak değil tam tersine isteklerinizden, hayallerinizden ödün vermemek olmalı. Aksi takdirde mutsuzluğu garantilersiniz. Aşk eninde sonunda kapıyı çalacak.
Öncelikler bilgili, bilgi sahibi değilseniz de en azından biraz meraklı olmalısınız. İlginç bir şeyi merak ederek onun ilgisini kolaylıkla çekersiniz.
Tutku ve duygu yüklü düşüncelerinizi kendinize saklayın, fazlasından sıkılıp kaçabilir. Hayatları boyunca sürecek olan diğer yarılarını arama gibi özellikleri vardır. Bu yüzden, anlattıklarını ve sizinle paylaştıklatı düşüncelerini dikkatle dinlemeli, mutlaka öncelikle zihinsel bir beraberlik oluşturmalısınız.
Meraklı oldugum gercek ama merak edenlerle ilgilenmek..
Herseyin fazlası zarar diye bosuna mı söylemis atalarımız ,)
Coğu sözümüz aslında bir itiraftır yeter ki anlamaya ugrassınlar (:
Hastadır ruhu.
Zindan ederler hayatı etraflarına.
Koca olamazlar, baba olamazlar, sevgili olamazlar.
İlk zamanlar sıcacık sevgi dolu bir erkek sanırsınız.
Hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkar canavar.
O pençelerin ruhunuzu nasıl ve neden kan içinde bıraktığını anlayamazsınız bile.
Kurtulmanıza da izin vermez bazen.
Ondan güçlü olmanıza izin vermez.
Yoketmek zorundadır.
Ruhunuzu öldürür o erkekler.
Güclüyseniz ayağa kalkar devam edersiniz.
Gücsüzseniz olduğunuz yerde kalır Son'u beklersiniz.