Ask yagmurda ıslanmaya benzer
Sırılsıklam olursun üşümekten titrersin
Ama hep yalnızsın ve tek basınasın
Hiç dusunmezsın,derdı tasayı hiç umurunda olmazdunya......
İşte ask boyle birsey bitanem,
Sırılsıklam asık olursun
Yerı gelır ağlamaktan gözlerin kızarır...
Ama sonunda bir tek sen varsındır bu yolda.
Hiç dusunmezsın ondan baskasını
Sadece kosarsın ve ıslanırsın
Bır de yanımda o olsa dersın
Ama o hıcbır zaman
Senın oldugun kadar cesaretlı olamaz....
O yagmurda ıslanmaktan kacar,
Tıpkı asktan kactıgı gıbı...
Sevmeyi bilemez yalnızdır
Yenı ayrılmıstır sevgilisinden
Hep sevilmiştir , birileri tarafından...
Hiç sevmemiştir,sadece sevılen olmuştur,
Sevmeyı bilemez cunkı o
Hıc yagmur altında ıslanmamıştır..
hmm ne güzel bende sizlerden bişiler ögreniyorum
buarada GS2004 öle diyosun ama ben yatarken sarımsaklı bişi yeyince sabah kalktıgımda çok kötü hissediyorum kendimi yani sadece kokudan digil insanın midesinide mahvediyo o kokunun giderilmemesi nese bilimsel açıklama yapmaya gerek oldugunu sanmıyorum istersen bi dene
Bir ıssız gecenin ardından gelen
şafak vaktini özler gibiydim
gece zifiri karanlıktı
bense bir odun parçasıyla yaktım ocağı
hafiften aydınlık oldu
yarı uyku yarı uyanık halim vardı o gece
seraplara dalıyordum serablarım bile işkence
sonra mum ışığında tazelendi anılar
etrafımda beyaz kanatlı melekler dolanıyordu
bir ara hatırladım bütün acıları
çektiğim sancıları
üzdüğüm o canları
ve...hayalimden gitmiyor
yeşil gözlü kızın hıçkırıkları...
rüyalara dalar gibiydim
simsiyah havanın içinde
üzerime örtülüyordu. şeytanın perdesi
ve kenar mahalledeki çocukların sesi
seni hatırlatır bana
rüzgarların, yağmurların cama vuran sesi
gaipten sesler geliyordu
korkmuştum,irkilmiştim
halının üzerinde duran, siyah benekli kedi
bir hatırayı canlandırdı,bana bakarken yeşil gözleri
yıkık,dökük, bir viranın içindeki hanları
ötüyordu o gece harabe baykuşları
ve...hayalimden gitmiyor
yeşil gözlü kızın hıçkırıkları...
ırmaklar ağlar gibi çağlıyordu
küçük bir taşı fırlattım ırmağa
büyük bir haz duymuştum
konuşuyordu yaşlı kadın anlaşılmaz şivesiyle
aslında büyük ibret veriyordu bir kaç kelimesiyle
yaşlı kadının anlamlı, anlamsız sözleri gibi
işte böyleydi benim hayatım bir hilkat garibesi
gözlerim kahverengi, ruhumsa bulanıktı
esrarengiz yaşamdan, yeşil gözlü kız çıktı
gönüle bir dem vurdu, zamansız hayal yıktı
gönderdim bir kuş ile, maziye yaşananları
unuttum acıları, unuttum yalanları,
ve...hayalimden gitmiyor
yeşil gözlü kızın hıçkırıkları...
bu kaçıncı yıldız kaymasıydı hayatımın
ve kaçıncı bahardı bu yaşamın
sahi..ilkbahar uğrarmıydı
virane köşelere
anne, çocuk,yaşam,ölmek..
gül'e küsmüş, çiğ taneleri..
onlarda gidiyor demek
ufuklardan haber var, yalnız yaşayanlara
acılara,
günahlara paydos, elveda,
yağız atlarla, almaya gidiyorum,
bıraktığım terk etttiğim yarınları
ve...hayalimden gitmiyor
yeşil gözlü kızın hıçkırıkları...
Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor
Akşamın incelen sularına
Susuşun yıkıyor beni en zayıf yerimden
Bilmez miyim içindeki kederi
Yüzü yağmura gömülü düşüm
Böyle buğulu camlarda dalgın
Gözlerin iklimini yitirmiş iki bulut
Bulanıp durur bir uzak rüzgarla
Aykırı mevsimler içinde
Saçların saklar omuzlarındaki yükü..
Dönsen ve öpsem incitmeden
Alının gücenik ülkesini
Benim ömrümsün sen, onurum, geleceğim..
Gitmek hangi acıyı onarır ki
Bilmez misin çare değil üzüntü