foto - Mr.Kenan
    Bütünleyici İlkeler
    1-Milli Egemenlik

    Milli hakimiyeti her şeyin üzerinde olduğunu söyleyen Atatürk, milli egemenlik hakkında şöyle demektedir: “Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir.” (1923)

    2-Milli Bağımsızlık

    Bağımsızlık benim karakterimdir diyen Atatürk, bağımsızlığın her açıdan tam bağımsızlık olması gerektiğini düşünür Bu konuda şöyle der: “Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir.” (1921)
    “Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır.” (1923)

    3-Milli Birlik ve Beraberlik

    Bütün bir milletin birlik - beraberlik ve dayanışma içerisinde olmasını varlığımızın ve geleceğimizin teminatı olarak gören Atatürk bu konuda da şunları söylemiştir: “Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz”. (1919)
    “Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz.” (1936)
    “Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir.” (1919)

    4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh

    Her zaman dünya barışına büyük önem veren içte ve de dıştaki barışın dünya huzuru ve geleceği için önemli olduğuna inan Atatürk kesin bir ifade ile bu düşüncenin anlamını şu sözlerle açıklamaktadır: “Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz.” (1931)
    “Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakisinde en esaslı amil olsa gerekir.” (1919)
    “Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur.” (1938)

    5-Çağdaşlaşma

    Atatürkçü devrim (inkılaplar) içinde geriye, eskiye, çürümüş, köhne uygulamalara dönük bir tek adım bulunamaz. Önce tam bağımsızlık sağlanır, ardından çağdaşlaşma savaşı başlar. Bu savaşta tek zafer kabul edilebilecek nokta, Türk halkını tam anlamıyla uygar bir toplum haline getirmektir. Bakın Atatürk bu konuda neler diyor: “Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz.” (1925)
    “Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.” (1926)

    6-Bilimsellik ve Akılcılık

    Türk devriminin yol göstericileri akıl ve bilimdir. Tersten düşünecek olursak; akla ve bilime aykırı olan herhangi bir düşünce ve eylem Türk devrimin yürüdüğü yol üzerinde bulunamaz.Hatta bu konuda hepimizin bildiği o meşhur sözünü söyler: “Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar” diyen Atatürk bilimin çağdaş ve medeni olmayı amaç kılan toplumların yaşantısında ne denli büyük bir öneme haiz olduğuna işaret etmiştir.

    a) Bilimsellik: “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir.” (1924)
    “Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir.” (1933)

    b) Akılcılık: “Bizim, akıl, mantık, zekayla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)
    Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar.” (1926)

    7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi

    Kemalizm, ulusal bir ideolojidir ancak insanlığın geleceği için evrensel amaçlar güder. Bunların başında, insanın insan tarafından sömürülmesi düzeninin ortadan kaldırılması, küresel silahlanmaya son verilmesi ve insanlığın insanca bir işbirliği içinde yaşaması zorunluluğu vurgulanır.Bu yüzden bakın Atatürk bu düşünceye temel teşkil eden hangi sözleri söylemiştir: “İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir.” (1931)
    “Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.” (1936)
    Kara Kalem
    Evet anladım sayılır. Birde resim tam istediğim gibi olmuş eline sağlık teşekkür ederim :)
    Kara Kalem
    şu resimdeki en öndeki kitaplı olan ve onu tutan kartonu o resimden kesip sonra da onu karakalem çalışması haline getirebilirmisiniz. online photoshoptan denedim ama yapamadım şimdiden teşekkür ederim.
    http://img.webme.com/pic/h/hilka/inovasyon.jpg
    http://photoshopar2.tr.gg/ders15.htm
    Cumhuriyetten Günümüze Türk Denizciliğindeki Gelişim 2
    Planlı Dönemdeki Gelişmeler
    Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı yürürlüğe girerken, 1962 yılında denizciliğimiz 798.300 DWT yolcu ve yük taşıma kapasitesine ulaşmıştır. Deniz taşımacılığı kapasitesinin yüzde 40'ı kamu kesimine, yüzde 60'ı özel kesime aitken, yüzde 71'i kuru yük gemilerinden, yüzde 21'i tankerlerden ve yüzde 8'i yolcu gemilerinden oluşmuştur. Ancak deniz taşıma kapasitesinin 445.000 DWT'luk bölümü 20-25 yaşından büyük gemilere aitti ve bu gemilerin 1962-1970 yıllarında servisten çekilmeleri gerekiyordu. Ticaret filosunun gençleştirilme ihtiyacı vardı.

    1962 yılına gelindiğinde, askeri amaçlar dışında, yılda 23.600 DWT'luk yük ve yolcu gemisi yapmaya yeterli tersane kapasitesine sahip olunmuştur. Tersane kapasitelerinin yüzde 95'i kamuya, yüzde 5'i özel kesime aittir. Ülkenin ihtiyaç duyduğu gemilerin yapımına teknik yönden yeterlilik taşıyan tersaneler, eksiklerinin tamamlanması halinde, yaşlılıkları nedeniyle servisten çıkartılacak gemilerin yerlerine yenilerini yapmaya, ticaret filomuzu gençleştirmeye elverişlilik göstermekteydi.

    Haydarpaşa dışında, önemli 11 limanımız 1963 sonuna gelindiğinde 6.4 milyon ton yükleme ve boşaltma yapmışlardır.

    1967'ye gelindiğinde, yolcu dahil kamu kesimi taşıma kapasitesi 287.518 DWT iken, özel kesim taşıma kapasitesi 553.304 DWT'a ulaşmıştır. Başka bir deyimle taşıma kapasitesinde ağırlık özel kesimdeydi.

    Birinci plan döneminde gemi inşa sanayi ile ilgili, özellikle 1000 DWT'nun altında gemi üretimindeki hedeflere ulaşılmıştır. Fakat gemi üretiminde 3000 DWT'nin üzerine çıkılamaması, taleplerin ithalatla giderilmesine yol açmıştır. Kullanılmış gemi fiyatlarının düşük oluşu yanında, yurt dışında gemi inşa süresinin kısalığı, ithalatın kullanılmış gemilere yönelmesine neden olmuştur.

    1965 yılında Camialtı Tersanesi'nin kapasitesi 15.000-18.000 DWT'luk gemilerin yapılmasına elverişli konuma kavuşturulmuş, 1966 yılında Gölcük Deniz Kuvvetleri Tersanesi'nin artan kapasitesinin ticari gemi inşasına ayrılması sağlanmış, böylece büyük gemi yapımı olanakları hazırlanmıştır. Fakat mevcut kapasiteler yeterince kullanılamamıştır. Bununla birlikte 1965 sabit fiyatlarıyla Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde gemi üretimi yıllık ortalama yüzde 27.2 artış kaydetmiştir.

    İkinci Plan döneminde, 1967 sonlarında gemi üretiminin yıllık ortalama yüzde 24.5 artması sonucunda, gemi üretiminin dış ticaret bilançosuna ithalat nedeniyle olumsuz etki yaptığı görülmüştür.

    Üçüncü Plan dönemi başlarken, Türkiye'nin aldığı gemi siparişleri, gemi inşa sanayine bizim gibi yeni girmiş olan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Birleşik Arap Devletleri'nin aldığı siparişlere göre oldukça düşük düzeyde bulunmaktaydı. 1962-1972 döneminde;
    Yunanistan 24 adet, toplam 484.000 DWT
    Bulgaristan 15 adet, toplam 114.650 DWT
    Romanya 61 adet, toplam 378.700 DWT
    B.Arap Dev. 16 adet, toplam 361.600 DWT
    sipariş almış iken, Denizcilik Bankası T.A.O'nun aldığı siparişler 12 adet ve 15.500 DWT ile sınırlı kalmıştır.

    Birinci plan dönemine girerken 798.330 DWT olan deniz taşıtları kapasitesi, ikinci plan dönemi başlarında 773.262 DWT'a inmiştir. Bu düşme, kapasite fazlalığı ve yaşlılık nedeniyle önceden planlanmıştır. İkinci plan dönemi sonlarında ise deniz taşıtları taşıma kapasitesinin yıllık yüzde 7.1 artışla 1.191.452 DWT'a çıkması gözlenmiştir. Plan dönemi sonunda 1972 yılında taşıma kapasitesi 1.015.419 DWT'a yükselmiştir.

    Üçüncü Plan Dönemi'nde gemi dizel motorları fabrikasının kuruluş çalışmaları son aşamasına gelmiş, özel kesim Tuzla Tersanelerinin alt yapı çalışmalarına, Pendik Tersanesi'nin yapımına ve Alaybey Tersanesi'nin "Türkiye'nin en büyük bakım - onarım tersanesi konumuna ulaşması için" gerekli düzenlemelere başlanmıştır. Yine bu dönemde, Denizcilik Bankası'nın bazı tersaneleri ile Deniz Kuvvetleri tersanelerinden ticari gemi yapımına ayrılan süreler büyük ölçüde kullanılabilmiştir. Kazanılan deneyimler, elde edilen bilgi birikimi, iş gücü ve ucuzluğu, kurulu ve kurulmak üzere olan kapasiteler, gemi yapımında Türkiye'nin önemli bir potansiyele kavuştuğunu ortaya koymaktadır.

    Üçüncü plan dönemi sonunda Türk deniz ticaret filosunun 18 grostonunun üzerindeki kesiminin taşıma kapasitesi 1.550.993 grostona, 1.800.000 DWT'a ulaşmış ve 2753 gemiden oluşmuştur.

    Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde, gelişen sanayinin yarattığı ulaşım talebi taşıma kapasitesinin arttırılmasını gerekli kılıyordu. Şehirler arası yolcu taşımada yılda yüzde 9,9 ve yük taşımada (plan hedeflerinin altında kalmakla birlikte) yıllık yüzde 12 gelişme sağlanmıştır. Dış hatlarda taşımada yıllık yüzde 17,4 artış öngörülmüşken, yüzde 24,6 dolayında bir artış gerçekleşmiştir. Bunun yanında, Türkiye beklenmeyen bir transit deniz trafiğiyle karşılaşmış, bu da limanlarda darboğaz yaratmış, yeni alt yapılar ile düzenlemeleri zorunlu kılmıştır.

    1981 yılında denizciliğimize dinamizm kazandırabilmek için İstanbul Deniz Ticaret Odası kurulmuştur. Bunu izleyen yıllarda açılan şubelerle DTO'nun faaliyet alanı tüm kıyılarımızı kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Bilahare Mersin Şubesi'nin DTO'dan ayrılması üzerine 1989 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuştur.

    Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine girerken 300 grostondan yüksek deniz ticaret filomuz 1.669.910 DWT taşıma kapasitesine sahiptir ve 1983 yılına gelindiğinde 2.600.000 DWT'a ulaştırılması planlanmıştır. Oysa teşvikler, kredilemeler ve ithalatın kolaylaştırılması sonunda, 1983 yılına gelindiğinde Türk ticaret filosunun taşıma kapasitesi 4.448.439 DWT'a ulaşmış, planlanan yüzde 50 oranındaki artış yerine yüzde 180 dolaylarında büyüme sağlanmıştır. Dünya ihracatı 1973-1988 yılları arasında yüzde 85,7 artarken, dünya deniz taşımacılığı ancak yüzde 17,5 dolaylarında çoğalma gösterebilmiş, dünya genelinde taşıma diğer kesimlere kaymıştır. Bu konum 1980'den sonra dünya gemi üretiminin azalmasına, dünya ticaret filosunun küçülmesine ve gemi fiyatlarının düşmesine yol açmıştır. Türk deniz ticaret filosunun büyümesi böyle bir döneme rastlamış ve 1988 yılı için filonun 6.222.250 DWT'luk taşıma kapasitesine kavuşması planlanmıştır.

    1983 yılına gelindiğinde, deniz ticaret filomuz, dış ticaret mallarımızın ancak yüzde 47,4'ünü taşıyabilmektedir.

    Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma planından başlayarak, ticaret filosunun yaş ortalamasının küçültülmesi, yaşlı gemilerin servisten çıkartılması politikası da son bulmuştur.

    Limanların iyileştirilmesine, araç ve gereç eksiklerinin giderilmesine, modernizasyonuna yönelik birinci proje Beşinci plan döneminin ilk yılında tamamlanmış bulunmaktadır. Bu nedenle limanların yükleme ve boşaltma kapasiteleri arttırılmış; eşya boşaltma işlemleri 1977'de 9,7 milyon ton iken 1982 sonunda 15,2 milyon tona, yüklemeler de 1977 yılında 12 milyon ton iken 1982 yılında 15 milyon tona yükselmiştir.

    Gemi üretimi 1983 yılında 80.500 DWT dolayında olabilmiş, üretim kapasitesinin altında kalmış, filoya aynı yıl içinde katılanların yüzde 14,1'ini karşılayabilmiştir. Filoya katılan gemilerin yüzde 85,9'u ithalatla sağlanmıştır.

    1982 yılında Türk dış ticaret mallarının yüzde 47,8'ini taşıyan Türk deniz ticaret filosu, 1989 yılına gelindiğinde 5.123.888 DWT taşıma kapasitesine rağmen yüzde 35,8'ini ancak taşıyabilmektedir.

    Beşinci plan döneminde şehirlerarası taşımacılıkta plan hedefleri de aşılarak yıllık ortalama yüzde 26,1 yurt dışı taşımacılıkta da plana uygun olarak yüzde 10,7 artış sağlanmıştır.

    Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemi sonuna ulaşıldığında kamu tersanelerinin kapasitesi 99.600 DWT'a, özel kesim tersanelerininki ise 218.000 DWT'a yükseltilmiş bulunmaktadır. Toplam 317.660 DWT taşıma gücüne sahip gemi üretilebilecek Türk tersaneleri 93.235 ton çelik işleyecek bir konum içine girmiştir. Tersanelerin kapasitelerini artırmaya, alt yapılarını tamamlamaya yönelik çalışmalar sürmektedir. Bu durumda, dönemin özel tersanelerinin kapasite kullanımı yüzde 5-15, kamu tersanelerinin kapasite kullanımları da yüzde 16-65 olmuştur.

    Limanlara yapılan yatırımlar sonunda, eşya yükleme ve boşaltma kapasiteleri artırılmış, 1983 yılında 52,8 milyon ton olan yükleme ve boşaltma işlemleri, dönem sonunda 1988 yılında 81,6 milyon tona ulaşmış bulunmaktadır.

    Altıncı Plan döneminde 1992 yılına kadar sağlanan teşviklerle ihraç edilen gemi tonajı artmış, ancak 1993 yılından itibaren bu teşviklerin hazır gemi ithaline kaydırılması neticesi hem iç piyasaya inşa edilen hem de ihraç edilen gemi tonajı düşmüştür.

    1988 yılında sektördeki gemi inşa kapasitesi kamuda 5 tersanede 160.560 DWT ve özel sektörde 17 tersanede 205.500 DWT olmak üzere toplam 366.060 DWT iken, 1995 yılı sonu itibariyle kamuda 4 tersanede 177.900 DWT ve özel sektörde 25 tersanede 310.500 DWT olmak üzere toplam 488.400 DWT'a çıkmıştır.

    1984 yılından itibaren devam eden Pendik Tersanesi II. Kademe yatırımı tamamlanma aşamasına gelmiş, yatırımın ana elemanlarından 300 x 700 m. boyutlarındaki kuru havuzun inşaatı 1991 yılında, 450 tonluk gentry kreynin montajı ise 1992 yılında tamamlanmıştır.

    Türk deniz ticaret filosu tonajı 300 grostonun üzerindeki gemilerde 1995 yılı sonunda 9,6 milyon DWT'a ulaşmış ve Türk bayraklı gemilerin dış ticaret taşımalarından aldığı pay yüzde 41,8 olarak gerçekleşmiştir.

    Denizcilik sistem ve hizmetlerini, ülkenin çıkarlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak tahsisi ve geliştirilmesi amacıyla 19.08.1993 tarih ve 491 sayılı kanun hükmünde kararname ile Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığı kurulmuştur. 1998 yılında limanlarımızdaki yükleme-boşaltma faaliyetleri 155,8 milyon tona, konteyner trafiği de 1.042 TEU’ya ulaşmıştır.

    Türk Deniz Ticaret Filosu tonajı 300 GRT’nun üzerindeki gemilerde 1998 yılı sonunda 10,4 milyon DWT’a ulaşmış ve Türk bayraklı gemilerin dış ticaret taşımalarından aldığı pay, yıl içinde uygulamaya konulan 98/T-17 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararındaki tedbirlerin de etkisiyle 1997 yılındaki yüzde 28 seviyesinden yüzde 32,5’e yükselmiştir.
    Cumhuriyetten Günümüze Türk Denizciliğindeki Gelişim
    -Gemi İnşa Sanayi : 1927 yılına gelindiğinde Cumhuriyet kayık, sandal , gemi yapım ve onarım sanayinde 1356,7 beygir gücü kullanan 18 motorlu işletmeye ve 92 motorsuz işletmeye sahip olmuştur. Motorlu işletmelerde 149 motor bulunmakta ve tüm kesimde 1613 işçi çalışmaktaydı.

    1935 yılına gelindiğinde ise, Cumhuriyetin askeri tersaneleri denizaltı yapabilecek duruma gelmiştir. 1938 yılında 5000 tonalitoya kadar gemi yapacak bir tersane ayrıca 1000 tonalitoya kadar gemi yapabilecek ve 4 gemiyi aynı anda inşa edecek iki tersane inşası planlanmıştır.

    1962 yılında askeri amaçlı olmayan Türk tersanelerinin gemi yapım kapasitesi yılda 10.200 DWT'a ulaşmıştır. Taşkızak ve Gölcük askeri tersanelerinin ticari gemi yapım kapasitesi 23.600 DWT dolaylarında olmuştur. Özel kesim tersanelerinin yıllık gemi üretim kapasitesi 1.300 DWT'dan ibaret ve ulusal gemi üretim kapasitesi içinde yüzde 5,5 oranında bir yer edinebilmiştir. Bu kapasite, ticaret filosunun yaşlanmış ve servisten çekilmesi gereken 445.000 DWT'luk kısmını yaklaşık yirmi yılda ancak yenileyebilirdi. Bu nedenle, planlı kalkınma döneminde ivme kazandırılan sanayi dallarından biri de gemi yapım ve onarım sanayi olmuştur.
    -Deniz Taşımacılığı: 1913 yılında limanlarımızdan 500.000 ton eşya yüklenmiş ve indirilmiş iken 1960 yılında limanlarımızdan 2,2 milyon ton eşya yüklenmiş ve 3,3 milyon ton eşya indirilmiş, toplam eşya boşaltma ve yükleme kapasitesi 5,5 milyon tona yükselmiştir. Bu miktar, 1961 yılında 6,2 ve 1962 yılında 7,8 milyon tona ulaşmış, limanların araç ve gereçleri de bu ölçüde gelişmiştir.

    1961'de limanlarımızdan yüklenen eşyanın yüzde 29'u, boşaltılan eşyanın yüzde 30,6'sı, Türk bayraklı gemilerle taşınmıştır. Ticaret filosunun büyütülmesi 1921-1962 döneminde daha hızlı olmuş, devlet deniz taşımacılığı büyük bir ivme ile gelişmiştir.

    1945 yılında Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde Liman ve Deniz İşleri Daire Başkanlığı'nın yanısıra, İstanbul şehir hatları işletmesi ve Devlet Demiryolları ve Limanlar İşletme Müdürlüğü kurulmuştur.

    1950'li yıllara ulaşıldığında özel kesim deniz taşımacılığı kamu taşımacılığını kapasite yönünden geçmiştir. 18 grostondan büyük deniz ticaret filosu ise 605.789 grostona yükselmiştir. 1942, 1943, 1944, 1945 yılları deniz ticaret filomuzun en çok büyüdüğü yıllar olmuştur. Bu yıllarda 231.068 groston taşıma kapasitesine sahip 380 gemi filoya katılmıştır.

    1951-1960 döneminde ise 213.381 groston taşıma kapasitesinde 928 gemi daha filoya katılmış, 1960 yılı sonuna gelindiğinde deniz ticaret filosu 819.170 groston taşıma kapasitesine ulaşmıştı. 1961 yılında katılan 59.448 ve 1962 yılında katılan 47.228 grostonluk gemilerle 18 ve daha büyük grostonlardaki Türk deniz ticaret filosu 925.906 grostona erişmiştir. Ticaret filosu 2803 gemiden oluşmaktaydı.

    1961 yılına kadar deniz ticaret filosu içindeki kamu kesimi payı büyürken, özel kesimin payı küçülmüştür. 1962 yılında tersi bir durum başlamış, özel kesimin payı artarken, kamu kesiminin payı azalmıştır.

    1962 deniz ticaret filosunun belirgin özelliği yaşlılıktır. Bu özellik, daha önce de değinildiği gibi, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında ve daha sonrakinde ilkelere bağlandığı gibi, deniz ticaret filosunun gençleştirilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Deniz ticaret filosunun;
    20.919 grostonu 60 yaşından büyük,
    45.024 " 50-60 yaşlarında,
    73.721 " 40-50 yaşlarında,
    72.000 " 30-40 yaşlarında,
    145.943 " 20-30 yaşlarında,
    166.982 " 15-20 yaşlarındaydılar.

    Filonun yüzde 17.3 oranındaki bölümü (160.887 grostonluk kısmı) yerli yapım ve yüzde 82.7 oranındaki (765.019 grostonluk kısmı) yabancı yapım, ithal gemilerden oluşmuştur.

    1958 yılında Uluslararası Denizcilik Teşkilatı'na (IMO) üye olan Türkiye, Ulaştırma Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde, denizciliğin hukuki, ekonomik ve teknik gelişimine entegre olmak için uluslararası kuruluşlar (IMO, OECD, UNCTAD) bünyesinde yapılan çalışmalara katılmıştır.
    Türk Medeni Kanunu 2
    Türk Medeni Kanunu

    Osmanlı devletinde toplumun ihtiyaçlarını "mecelle" (Adli kurallar Kitabı) karşılıyordu.Medeni hukuk konusunda Mecelle'nin yetersizliği,Birinci Dünya Savaşı sırasında anlaşılmış ve değişiklik yapılmasına karar verilmiştir.Ancak,savaştan yenilgiyle çıkınca,bu konudaki çalışmalar kesilmişti.1922 yılında TBMM bu konu üzerinde yeniden çalışmalara başladı.Bu konuda,Batılı devletlerin medeni kanunlar incelendi.İncelemeler sonucu İsviçre Medeni Kanunu'nun alınmasına karar verildi.İsviçre Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinin nedenleri şunlardı:

    a)Avrupa'daki medeni kanunların en yenisi olması,
    b)Sorunlara akılca kolay çözümler getirmesi,
    c)İfadesinin sade ve anlaşılır olması,
    d)Kadın - erkek eşitliğine dayanan aile hukukunun iyi düzenlenmiş olması,
    TBMM 17 Şubat 1926'da bazı değişiklikler yapılarak Türkçeye çevrilen İsviçre Kanunu'nun bir bütün halinde "Türk Medeni Kanunu" olarak kabul etti.Medeni Kanun, 4 Ekim 1962'da yürürlüğe girdi.

    Türk Medeni Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Batılı ve çağdaş anlayışa yönelmesini sağlaması açısından önem taşır. Medeni Kanun'un getirdiği yenilikler şunlar oldu:

    a)Hukuk birliği sağlandı.
    b)Vatandaşlar arasında din, mezhep ayrılıkları gözetmeksizin, hak ve ödevler bakımından eşitliği sağlandı.
    c)Tek eşlilik sağlandı.
    d)Mirasta, kadın-erkek ayrılığı kaldırıldı.
    e)Toplumsal hayatta kadın-erkek eşitliği getirildi.
    f)Evlenme ve boşanmada belirli şartlar getirmiş, özellikle erkeğin tek taraflı boşamasını kaldırarak boşanmayı hakimin takdirine bırakmıştır.
    g)Kadınlar yönetim alanında da 1930 yılında belediye seçimlerine katılma, 1934 yılında da milletvekili seçilebilme haklarını elde etmişlerdir.

    Medeni Kanun
    Medeni Kanun, toplumun rahat ve mutluluk içerisinde yaşayışını, devamlılığını sağlamak amacıyla düzenlenmiş bir kurallar bütünüdür. Bir toplumdaki kişilerin hakları, borçları, aile kurması, bunu işleyişi, boşanma, miras ve kişilerin birbiri ile ilgili çeşitli işlemleri bu kanunun içindedir.

    Çeşitli Avrupa ülkelerinden medeni hukuk ve ilgili kanunlar toplanmış ve düzenlenmiştir. Biz de, bu amaçla "Mecelle" adı verilen, dini karakterli bir kanun uygulanmaktaydı. Bu kanun, 1926 yılına kadar yürürlükte kaldı.

    Türk toplumu, çağdaşlaşmak için inkılaplar yapmaktaydı. Kanunların da zamanın şartlarına uyması gerekliydi."Mecelle", artık toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmişti.Birinci Dünya Savaşı sırasında bu tamamıyla anlaşılmış ve değişiklik yapılmasına karar verilmiştir.Ancak, savaştan yenilgiyle çıkınca, bu konudaki çalışmalar kesilmişti. Toplumun temeli aile olduğu için, ilk önce ailenin kuruluşu ve işleyişi ile ilgili konular ele alındı. Bunun için laik ve akılcı ilkelere uygun bir medeni kanun hazırlanması gerekiyordu. Bu kanunun hazırlanması çok uzun sürebilirdi. Oysaki, kalkınmakta olan ülkemiz bu kadar uzun süre bekleyemezdi. Medeni kanunu hazırlamak amacıyla bir komisyon kuruldu. Bu komisyon, çeşitli Avrupa ülkelerinin medeni kanunlarını inceledi.

    İsviçre Medeni Kanunu, Avrupa 'da hazırlanan kanunların en iyisi ve toplumumuza en uygun olanıydı. Demokrasi ilkelerine uygun ve kolay uygulanabilir bir özellik taşıyordu. Bunun, bir bütün halinde, Türk Medeni Kanunu haline getirilmesine karar verildi. Hukukun temeli olan bu kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. Türk Medeni Kanununun Türkiye'nin modernleşmesinde benzersiz katkısı bulunmaktadır. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Kemal Oğuzman, Jale Akipek'in de aralarında bulunduğu hukukçular bu hukuk dalına büyük katkılar yapmışlar, ülkemizde medeni hukuk doktrininin oluşmasında büyük rol oynamışlardır.

    Bu kanun ile; aile hukukunda, kadın erkek eşitliği sağlandı. Evlenmelerde, her iki tarafında fikri esas alındı. Resmi nikah usulü ve tek eşlilik gibi yenilikler getirildi. Boşanma hakkı, kadına da tanındı. Mirasta, kadın erkek eşitliği sağlandı. Bu suretle, Türk ailesinin kuruluş ve işleyişi çağdaş, demokratik kurallara dayandırıldı.

    Bundan sonra, devlet ve toplumun hayatını ilgilendiren diğer kanunlar da ele alındı.
    TÜRK MEDENİ KANUNU
    TÜRK MEDENİ KANUNU
    Kabul Edilmesi

    17 Şubat 1926'da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM'de kabul edilen Türk Medeni Kanunu, 4 Ekim 1926'da yürürlülüğe konmuştur.

    Türk Medeni Kanunu İle ;

    Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.

    Evlilikte resmi nikah zorunluluğu getirildi.
    Tek eşle evlilik esası getirildi.
    Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı
    Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi
    Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı

    Siyasal Alanda Kadınlara Tanınan Haklar ;

    1930'da Belediye seçimlerine katılma hakkı
    1934'te Milletvekili seçme ve seçebilme hakkı
    Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)

    Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya savaştan çekilmiş. ABD de savaşın sonralarına doğru İtilaf Devletlerinin yanında savaşa katılmıştı. Bu gelişmeler İtilaf Devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşma tasarılarını bozmuştu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı devam ederken İngiltere, Fransa ve Rusya yaptıkları görüşmeler sonucunda Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını aralarında paylaştılar. Daha sonra bu paylaşma planına İtalya da katıldı. İngiltere, Fransa ve İtalya Devleti arasında yapılan bir antlaşma ile İtalya’ya da Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarından önemli bir pay verildi. İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra aralarındaki sorunları gidermek ve paylaşım tasarılarını tekrar gözden geçirmek istediler. Ayrıca yenilen devletlerin durumunu da görüşmeyi uygun buldular. Bu amaçla İtilaf Devletlerince Paris’te bir barış konferansı düzenlendi (18 Ocak 1919). Konferansa Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni, Rum ve Araplar da çağrıldı. Bu grupların konferansa çağırılmalarının en önemli sebebi; Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarında onların nüfus olarak daha fazla olduğunu göstermekti. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Türk nüfusunun daha az gösterilmesi amaçlanıyordu.

    Konferansa katılan Yunanistan, gerçek dışı belgelerle Batı Anadolu’da Rum nüfusunun çoğunlukta olduğunu iddia etti. Bu bölgenin kendisine verilmesi gerektiğini bildirdi.

    İzmir ve Batı Anadolu bölgesi, İtilaf Devletlerinin yaptığı gizli antlaşmalarla İtalya’ya verilmişti. İngiltere, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını güvence altına tutabilmek için Batı Anadolu’da İtalya gibi güçlü bir devleti istemiyordu. Bu bölgede zayıf bir Yunanistan’ın varlığı, İngiltere’nin çıkarlarına daha uygundu.

    Paris Barış Konferansı’nda, İngiltere ve Fransa, Yunanistan’ı destekleyince İzmir ve Batı Anadolu’nun Yunanlılara verilmesi kararlaştırıldı. Bu karara İtalyanlar tepki göstermişlerse de bu oldubittiyi kabul etmek zorunda kaldılar. Bu olay, İtilaf Devletlerinin arasındaki ilk görüş ayrılığının başladığını göstermektedir.

    Paris Konferansı’nda:
    1) Devletler arası sorunların çözülmesi ve dünya barışının korunması için Milletler Cemiyeti’nin kurulması kararlaştırıldı.
    2) Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile yapılacak antlaşmaların esasları belirlendi.
    3) İzmir’in Yunanistan’a verilmesi kararlaştırıldı.
    4) Manda ve himaye sistemi kabul edildi.
    Açıklama:
    İtilaf Devletleri, Wilson ilkelerine ters düşmemek ve sömürge düzenini devam ettirmek için manda ve himayecilik adı verilen yeni bir sistem ortaya koymuşlardır. Bu sisteme göre İtilaf Devletleri kendini idare edemediğini iddia ettiklerini ülkeleri geçici bir süre yönetecekti.



    Site İçin Logo
    Çok Teşekkür Ederim
    Site İçin Logo
    zeynap senden bi ricam daha olacaktı
    o en son kısımdaki tr.gg yerine banner yok yazabilir misiniz?
    yani
    1) hilka
    2) shoes
    3) banner yok
    şimdiden teşekkürler
    Site İçin Logo
    Buradan

    Bana Bu Boyutta Hareketli REsim Yapabilir misiniz?
    arka plan mavi 3 hareketli kısım olacak
    1. hilka
    2. shoes
    3. tr.gg

    şeklinde yaparsanız sevinirim
    Site İçin Logo
    Tamam
    sizden bir ricam daha olacaktı ama :)
    Bu yaptığınız resmi 728X90 boyutlarına ayarlayabilir misiniz?
    Site İçin Logo
    Hanım Ağa Teşekkür Ederim fakat 800x100 lük resim gözükmüyor
    Site İçin Logo
    Çok Sağol Çok Teşekkür Ederim :)
    Site İçin Logo
    evet renkli olursa daha iyi olur
    Site İçin Logo
    Arkadaşlar Sitem İçin Logo Rica Edecektim.
    Özellikler:
    Logoda Hilka Yazacak
    921x104 Piksel
    Koyu Mavi Renk


    2. Logo İse
    Logoda Hilka Yazacak
    800x100 Piksel
    Koyu Mavi Renk


    Site Ayakkabı Sitesi Olduğu İçin Ayakkabı Sitesine Uygun Bir Logo Yaparsanız sevinirim...
    Gladiatus hesap satılıktır!
    Arkadaşlar server 14'te -poyraz- isimli üyelik satılıktır.

    Highscore:199
    Arena:47
    İtibar:100.752
    Şöhret:1.505
    Seviye:33

    Daha detatlı bilgi için özel mesaj atınız...
    İsrail Zulmüne Hayır
    Evet biz de kendi elimizden gelen şekilde bu zulmü protesto edelim.
    Körfez Oks Matematik Soru Bankası
    emin misin link çalışıyor...
    gladiatus hesap satılık(bakmadan geçme)
    bence değmez almayın hem 5 ytl çok ben 1 günde 16 lwl yaparım ve şu an server 2 de 69 lwlim;)
    İngilizce Sıfatlar
    teşekkürler...
    Atatürk'ü Unutmadık, Unutturmayız!... (şarkı - çok güzel)
    teşekkürler
    Körfez Oks Matematik Soru Bankası
    Körfez Oks Matematik Soru Bankası.rar
    Güvender Oks Soru Bankası
    Güvender Oks Soru Bankası.rar
    Tümay 6.Sınıf Yaprak Testleri
    Tümay 6.Sınıf Yaprak Testleri.rar
    Güvender Oks Soru Bankası
    Güvender OKS konu Anlatımlı.rar
    Anafen Konu Anlatımlı 8.Sınıf
    Anafen Konu Anlatımlı 8.Sınıf

    Download
    Mavi-Beyaz 6.Sınıf Yaprak Testleri
    Mavi-Beyaz 6.Sınıf Yaprak Testleri.rar
    Altinbilgi 6. Sınıf 2006-2007 Yaprak Test
    Altinbilgi 6. Sınıf 2006-2007 Yaprak Test.rar
    Küresel 6.Sınıf Yaprak Test
    Küresel 6.Sınıf Yaprak Test.rar