Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
bi damlacık bir sessizliği
Isyan ediyorum ne sana ne bana, ben simdi isyan ediyorum seninle tanistigim o yillara.Gittin benide öyle biraktin boynu bükü hüzünlü ben askinin sehidi oldum, simdiise biz düsman olduk..
Söylesene yar!
Hasretini adımlasam kaç adımda biter?
Özlemin kaç nefestir saysam?
Bilemessin ki
Akla sığdıramazsın bu denklemi
Nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi...
Adının her harfini gözyaşıma çizdim ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim
Sen avazın çıktığı kadar susarken ben taze çığlıklar yeşerttim sana!
Nefes nefes acıyı yonttum adınla,
Yokluğuna buladım ellerimi,
Yüzüme bölük pörçük diktiğim yamalı gülüşlerdeyim şimdi.
Sen yine sükutu giyin yar!
Dilersen hiç konuşma.
Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda.
Çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim.
Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim,
Söz verdim ben bu yüreğe,
Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim!
Vuslata kâlem değmez derlerdi de inanmazdım,
Ruhuma sîne çekilirmişte hiç aldırış dahi etmezdim,
Herşeyin bir çıkarı olu veriyormuş demek
Şimdi hasretle iç içeyim ..
Bir oda da yanlız tek dostum yanımdaki sigaram!
Ve arkadaşlık ediyor bana
Beni o tek dinliyor ve benim anılarımı hatırlıyor
Bir iç çekiş yaşıyorum sanki ..
Dönüp bakıyorum vuslata iz hep
Geride kalan bir iz çarpıyor gönlüme doğru
Sızım sızım sızlatıyor
Yüreğim hasrete gebeleşiyor aniden ..
Kâlemim ise ne dediğini dahi bilmiyor
Ne yazacağını aldırış dahi etmiyor
Hani yürek sızılı ya, hani gönlüm hasret ya
Dert ediyor bana ..
Mısralarım gülüyor sanki
Ağlanacak haline
Üzgün duruşunu hiç gözüne kestirmeden
Yaralarına merhem arıyor ..
Bir ahh'ın sonunda
Külleşen sigarasından bir iç çekiyor
Kafa dönüyor
Gönlü hasret vuslatında ..
Yüreği yâr-en deyip çarparken
Gözlerinin önüne hatıralar süzülüp yaş damlıyor
O da biliyor ki hasrettir
Ne ediceği ne yapacağı kim bilebilir ..
Beden hali çökmüş, ruhu bitkin, gözü kanlı şair
Saat geceye sıfıra dört kala
Anılarıyla birlikte bu şiiri yazıyor
Uzaktaki sevdasına, yüreği dolu sevgisini yolluyor ..
"Ve şu satırları ile şiirine son veriyor"
Yüreğime iyi bak olur mu!
Çünkü bu yürek gerçekten sana sevgisini açtı
Bir ömür boyu da daima yaşatacak
Vuslata giden tüm yollarda ..
-Bir çocuğun elinden yeryüzünü almak gibi birşey büyümesini istemek!..
Çocuksam,pek şımarıksam bölmüşler demektir uykumu!..
Kalbim hep haylaz kalacak,
üzgünüm hayat ben büyümeyeceğim. . .
Varsay ki:
Bir Deniz Yıldızıydım ben...
Neden bırakmadınki beni; "Ait olduğum yere?.."
Tutuverdiğin özgür olmayan yanımda, eksik kalan birşeydi...
"Var adını sen koy"
KaranLık gibi sarsam Seni. SeriLsem, sarıLsam, sevişsem dizeLerLe..
ÖyLe bir şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği Seni Seviyorum'Lar var ya, o biLe şaşırsın.
O kadar çok kuLLandık ki asLında, ondan mı yetmiyor sanki?
Ne yaptıysan yaptın kaLk geL.. Affeder eLbette hak geL..
Devrik bir cümLeydim Senden önce grameri bozuk bir yürek yangınıydım
Sen geLdin..
YerLi yerine oturdu keLimeler noktaLı virgüLLe uzatıyorum hisLerimi Sana,
ULaşabiLdiğin yerden tamamLar mısın...?
Seni kovuyorum! ...
Ne o? .. Şaşırdın mı? ! ..
Niye ki?
Haaa! .. Doğru ya! .. Sen burada değilsin ve ben "burada olmayan birini nasıl kovabilirim" değil mi? ?
Haklısın haklı olmasına da, burada olmaman kimin umurunda?
Sende buraya gelecek yüz yok ki! .. Ve hatta cesaret..
Gelsen; suratına tüküreceğimi bilirsin, hani utanmasan bile ağrına gider bu tükürük! ..
Gerçi "neden ağrına gider" onu da bilmem ya! ..
"Gururum" falan deme! .. Ederim senin gururuna..
"Haysiyeti olmayan gafil" gururu neylesin? !
Haa bu arada, "haysiyet" ne demektir bilmiyorsan bi zahmet Türkçe sözlüğe göz at! ..
Seni kovuyorum diyorsam kovmuşumdur, şaşırıp gelmeye kalkma! ..
Hani tesadüf bu ya, karşılaşırsak bir yerlerde, nefes bile alma.
Duyarım muyarım neme lazım dikkatli ol! ..
Senin için hissettiğim ve yaşattığım duygularım tükenip kaybolurken, yerlerini dolduran" kin, nefret, husumet, adavet ve düşmanlık" dolu hissiyatım henüz bana çok yabancı ve bunlar beni nasıl etkiler, nasıl davranırım bilemem! ..
Hakaret edebilirim, küfredebilirim ama "özür dilemem! .."
Sana şu yada bu sebeple saygım bile kalmamış! .. Ya da bir başka deyişle "saygınlığın" kalmamış! ..
Bende bitmiş, eriyip tükenmişsin.
O yüzdendir ki; burada olup olmamanın zerre kadar ehemmiyeti yok! .. Uzakta da olsan kovuyorum seni.
Yüreğimden, gönlümden, aklımdan, fikrimden, anılarımdan ve tüm duygularımdan kovuyorum..
Gelecek olduğun adresleri siliyorum tabelalardan, sokak isimlerini, caddeleri değiştiriyorum.
Geçmiş zamanlara "gelmemiş" zamanların hakimiyetini giydiriyorum..
İçinde senin olduğun " bütün kırık hayalleri" dinamitleyip imha ediyor ve erişemeyeceğin derinliklere gömüyorum.
Ve bütün delikanlılığım ve basiretimle ayağa kalkarak gözlerimi ufuk çizgisine dikiyor ve kaşlarımı çatarak avazım çıktığı kadar öfaaale bağırıyorum;
Defooooooooooooool! ......
Bu haykırış "sana çarpmadan" yankılanmaz gayrı.
Sen onu duymasan da "o" seni er geç bulur! .
Bu dünya da işimiz kalmadı seninle ya, ahirette ne olur onu da Mevla'm bilir! ..
Hakkımı helal etmeyeceğimi dip not olarak vermiştim zaten
Sana "gülüm" dedikçe dikenlerinle, "gül yüzlüm" dedikçe maskelerinle, "her şeyim" dedikçe hiç'liğinle, "meleğim" dedikçe şeytanlığınla, "hayatım" dedikçe ızdırabınla, kısaca; ne dediysem aaaatıyla karşılaştım ve işin asıl kötüsü ben seni "insan" sanmıştım! ..... Evet burada yoktun belki, ama anıların buradaydı, kokuların, tebessümün, hayalin yani "bütün yalanların" buradaydı! ...
İşte o yüzden kovdum seni ve sana dair ne varsa! ..
Dileğim o ki; artık gölgen bile düşmesin benim olduğum yerlere, hele selamın sabahın, hiç! ..
Gönlünde bir yerlerde, belki karanlık ve izbe bir kuytuda bana dair kim bilir ne kadar "keşke'lerin" var! ..
Ben bilirim ne olduğunu, bilirim de diyemem işte! ..
Olsun söyleyemesem de sen anlıyorsun ya, işte bu bana yeter! ..
Lakin bana yettiği gibi ömrünün sonuna kadar "seni kahretmeye de" yeter! ..
Ben nevbaharını tüketmiştim bana ait ömrün ve şimdi sen; hayatının güz'ünü yani sonbaharını kaybediyorsun! ..
Seni "korkularınla" baş başa bırakıyorum, kaldı ki; hayatın boyunca en çok sevdiğin duygu buydu senin, bak onu almıyorum(!) elinden! ..
Sana da yakışıyor yani! ..
Hâlbuki neler var dilimin ucunda, zehir zemberek, yüreğini derinden acıtacak, için için kanatacak, bana lanetler okutacak! ..
Var da; kalsın şimdilik, değmez be, gerek de yok! ..
En azından "şimdilik! .."
Unutmadan; eskiden seni düşünmekten uyku girmezdi gözlerime uyuyamazdım, şimdi ise "rüyama girme" diye çok tedirgin uyuyorum.. Umarım girmezsin! ..
Evet! .. Seni kovuyorum..
Ve kovduğum birini "anmaya da" utanıyorum! ..
Her şeyi unut ve sadece "şu ses" kalsın kulaklarında;
Kötü bir portrenin kaçak çizgilerinde
Hızla koşan notaların gezindiği
Besteler
Şarkılar durun artık
Çılgın bir senfoninin ortasında çalınan
Arabesk nağmelere döndüm
İsyan eder oldum hayata
Kahır mektupları yazdım
Lanet olası aşkıma
Her kışın bedelini bir Eylül öder demiş şair
Şimdi beni hangi yanımdan vuracaksın
Kaldırdım noktalama işaretlerini
Adının arkasına taktım aklımı
Tüm aylardan vazgeçtim kendim için
Ve
Hazan senin oldu
Berdellerin bedel olamadığı düşlerden geçerek
Seni biçtim bu hiçliğe
Viran şehrimin harabesi
Cebimde depremlerden arta kalan sarsıntılar
Başımda serseri rüzgarlar
Dilimde kanlı bir hıçkırık
Ruhum firarda
Kelimeler toplanmış
Ha uçtu ha uçacak pencereden
Toplu infazların arefesinde
İsyanım var
Nisan yağmuruna
Sarı Eylül'e
Yosun tutmuş bakışlardaki gel-gitlere
Acıtmasa harflerin canımı
Yakmasa kor ateş misali
Rüzgarın ıslıklarına gizledim sevgimi
Ağlamayı gözlerime
Sevmeyi kalbime yasakladım
Adım yasak kadın
Unut sevişmelerimizi
Unut
Unut ayrıldığımızı
Yırt at mektuplarımı
Şiirlerimi
Bir kibrit çak geceye inat
Yaşanmışlıklarımıza