11 Eylül 2001 de meydana gelen dört yolcu uçağı çakılması, ABD hükümeti tarafından, ABD'de sivilleri ve askerleri hedef alan bir dizi terör saldırısı olarak açıklanmıştır.
Konu başlıkları [gizle]
1 11 Eylül 2001 günü meydana gelen olaylar
1.1 Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kule'ye çarpan uçak
1.2 Dünya Ticaret Merkezi Güney Kule'ye çarpan uçak
1.3 Pensilvanya'da düşen uçak
2 ABD hükümetinin açıklamaları
2.1 ABD Hükümetinin öne sürdüğü kanıtlar
2.2 Resmi Amerikan kayıtlarına göre sorumlular
3 Kayıplar
4 Konuya şüpheci yaklaşımlar
4.1 Loose Change
4.2 Fahrenheit 9/11
5 Saldırıları konu alan diğer yapıtlar
6 Sonuçları ve etkileri
7 11 Eylül kronolojisi
8 Ayrıca bakınız
9 Dış bağlantılar
10 Dipnotlar
11 Eylül 2001 günü meydana gelen olaylar [değiştir]
Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kule'ye çarpan uçak [değiştir]
Ana madde: American Airlines Flight 11
Dikey Şema
Yatay Şema
Pentagon'un saldırılarda hasarlanan 14. bölümü. Hasarın kaynağı ile ilgili Amerika Birleşik Devletleri resmî kaynakları bir uçağın çarptığını belirtmektedir; ancak bu konuyu şüpheli bulan ve bu hasarın bir uçak çarpması neticesinde oluşmadığını öne süren çeşitli iddialar da bulunmaktadır.
United Airlines Uçuş 93'ün enkazından olduğu söylenen bir parça (Gövde kanatlar vs. ait bir iz bulunamamıştır.)
Yerel Saatle 0830 da bir uçak Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kulesi 94.-98. katları arasına kulenin kuzey tarafından çarptı.
Bina çarpmadan 102 dakika sonra yıkıldı.
Dünya Ticaret Merkezi Güney Kule'ye çarpan uçak [değiştir]
Yerel Saatle 0959 da ikinci bir uçak Dünya Ticaret Merkezi güney Kulesi 77.-85. katları arasına kulenin güney tarafından çarptı. Bina çarpmadan 56 dakika sonra yıkıldı.
Pensilvanya'da düşen uçak [değiştir]
Yerel Saatle 1011 de Vashington'un 240km(150mil) kuzey batısına, Pensilvanya Shanksville kırsalıda dördüncü bir uçağın düştüğü açıklandı. Olay yerinde büyük bir uçak enkazına rastlanmadığı söylentileri dolaştı. Resmî makamlarca uçak enkazının olduğu vurgulanmıştır.Ayrıca bir çok uçak parçaları da bulunmuştur.
ABD hükümetinin açıklamaları [değiştir]
ABD hükümetinin açıklamalarına göre olaylar şöyle gelişti: 11 Eylül 2001 Salı günü ABD’de dört yolcu uçağının ikisi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğeri Washington D.C.'de Pentagon’a çarptı. Sonuncu uçak ise yolcular ve uçağı kaçıranlar arasındaki mücadeleden sonra 150 mil uzakta, Pensilvanya kırsalında düştü [1].
ABD Hükümetinin öne sürdüğü kanıtlar [değiştir]
Dünya Ticaret Merkezi kulelerine çarpan uçaktaki teröristlerden birinin pasaportu uçağın kuleye çarpmasından sonra aşağıya fırlamış ve bölgedeki bir polis tarafından bulunmuştur.
Teröristlerin havaalanına gelirken kullandıkları ve havaalanına otoparkına bıraktıkları araçta uçak kullanım kılavuzu ve Kur'an-ı Kerim bulunmuştur.
Resmi Amerikan kayıtlarına göre sorumlular [değiştir]
Amerikan hükümetinin araştırmasına ve 11 Eylül Komisyon Raporu'na göre yolcu uçaklar Usame Bin Ladin'in lideri olduğu El Kaide terör örgütünün 19 üyesi tarafından kaçırıldı ve eylem gerçekleştirildi. Bazılarına göre ise bu saldırı Hitler'in Reichstag yangınından farksızdı.[kaynak belirtilmeli]
Kayıplar [değiştir]
Hayatını Kaybedenler[2]
Nev York Dünya Ticaret Merkezi 2,603 kişi öldü, 24 kişi kayıp ilan edildi, öldükleri tahmin ediliyor.[3]
American 11 88[4]
United 175 59[5]
Arlington Pentagon 125[6]
American 77 59[7]
Shanksville United 93 40[8]
Toplam 2,974 kişi öldü, 24 kişi kayıp olarak listeleniyor.
Saldırının ertesi günü The New York Times gazetesi
Dosyaentagon after September 11, 2001, terrorist attack.jpg
Pentagon'dan yükselen dumanlar
Olaylarda 19 hava korsanı ile uçaklarda ve yerde bulunan 2,974 kişi hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Kayıp durumda olan 24 kişinin ise öldüğü varsayılmaktadır.
Konuya şüpheci yaklaşımlar [değiştir]
Ana madde: 11 Eylül Saldırıları ile ilgili komplo teorileri
Saldırılar sonrasında ve günümüze kadar olan süreçte ABD içinden ve dışından çeşitli kişi ve gruplar tarafından, saldırıların Amerikan hükümeti ve/veya gizli servisleri tarafından düzenlendiğine dair çeşitli komplo teorileri ileri sürülmüştür.
Bazı çevreler tarafından konuyla ilgili olarak, başta Orta Doğu'ya yönelik bir işgal harekatı başlatmak için gerekçe oluşturabilmek amacıyla saldırının özellikle ABD yönetimi tarafından gerçekleştirildiği teorisi olmak üzere, çeşitli komplo teorileri ortaya atılmaktadır.
Amerika'nın saygın gazetelerinden New York Times tarafından yakın zamanda yapılan bir ankete göre Amerikan vatandaşlarının %75'i 11 Eylül olayları ile ilgili olarak hükümetin yalan söylediğinden şüphelenmektedir. Bu oran 2006 yılında %50 civarında idi. [9]
Birleşik Krallık İşçi Partisi milletvekili ve kabineden sorumlu devlet bakanı Michael Meacher, 11 Eylül olaylarını soruşturmaktadır [10]. Meacher 2006 yılında Loose Change isimli filmin Avam Kamarası'nda izlenmesini önermiş, daha sonra bu fikrinden vazgeçmiştir. 11 Eylül olayları ile ilgili olarak şöyle demiştir: "Böylesine devasa öneme haiz bir olayın bu şekilde gizeme gömülmesine modern tarihte daha önce hiç rastlanılmamıştır. Anahtar konumundaki bazı gerçekler mümkün ve anlaşılabilir bir temele dayandırarak açıklanamamış durumdadır."[11]
ABD halkının bir bölümü 11 Eylül'lün yeniden soruşturulmasını istemektedir.[12]
Loose Change [değiştir]
Ana madde: Loose Change
20'li yaşlarda üç genç tarafından hazırlanan Loose Change isimli bir saatlik video büyük yankı uyandırmıştır. 11 Eylül olaylarının Amerikan hükümeti tarafından planlandığını iddia eden video 12 ülke televizyonlarında yayınlanmış, 50 milyon izleyiciye ulaşmıştır. Halen internette yayınlanmaktadır. [13]
Daha sonra bu filmdeki iddiaları çürütmeye yönelik "Screw the Loose Change" (Bozuk Parayı S***** Et) isimli bir film hazırlanmıştır.
Fahrenheit 9/11 [değiştir]
Ana madde: Fahrenheit 9/11 (film)
Saldırıdan 3 yıl sonra, Başkan Bush'un (Bin Ladin ailesi dahil) Suudi Sermayesiyle ticarî ortaklıkları olduğunu anlatan ve Bush Hükümetinin 11 Eylül saldırılarını önceden bildiğini ima eden Fahrenheit 9/11 (Fahrenhayt 11 Eylül) isimli bir belgesel filmi vizyona girmiş ve tüm dünyada geniş yankı uyandırmıştır.[14]
Antoine Vitkine tarafından bu filmdeki iddiaları çürütmeye yönelik Yeni Şarlatanlar adlı bir kitap yazılmıştır.
Saldırıları konu alan diğer yapıtlar [değiştir]
Saldırılarla ilgili sinema filmleri çekilmeye başlanmıştır. İlk film olan United 93 adlı film 1 Eylül 2006'da vizyona girmiştir. Film kırsal alanda düşen United Airlines adlı şirkete ait 93 sefer sayılı uçağın mürettebat ve yolcularının o gün yaşadıkları dehşeti varsayımlara dayanarak anlatmaktadır. Nicolas Cage'in başrolünde oynadığı 2006 yılı yapımı Dünya Ticaret Merkezi adlı filmde de kuledeki insanları kurtarmaya giderken enkazın altında kalan iki polisin hikayesi anlatılmıştır. aynı zamanda "remember me" adlı yapıtta da 11 eylül saldırısı sonucunda hayatını kaybeden serseri rolünü robert pattinson oynamıştır
Sonuçları ve etkileri [değiştir]
Ana maddeler: Terörizmle Savaş ve Irak Savaşı
Çöl Fırtınası operasyonunda Amerikan uçakları
Saldırı, dünya medyası tarafından "medeniyetler çatışması" olarak yorumlandı. 11 Eylül 2001 saldırılarını gerekçe gösteren başkan George W. Bush, önce Afganistan, ardından da Irak'ı işgâl etti. ABD Başkanı George W. Bush Terörizmle Savaş Kampanyası başlattı ve bu kampanya ile NATO'nun 5. maddesini işletmeye başlattı. Bu Kampanya'da ABD'ye başta Birleşik Krallık olmak üzere bir çok ülke destek olmaktadır.
11 Eylül saldırıları sonucu, başta ABD olmak üzere batılı devletlerde Müslümanlar'a karşı işlenen nefret suçlarında büyük artış görüldü.
11 Eylül kronolojisi [değiştir]
Bu maddedeki veya maddenin bir bölümündeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir.
Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız.
Maddeye uygun bir biçimde kaynak ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.
1. İkiz Kuleler olayından önceki suskunluk.
New York Şehri, Manhattan, 11 Eylül 2001 Saat 8:48'den önce
2. New York Dünya Ticaret Merkezinin Kuzey Kulesi:
11 Eylül 2001’ de, Amerikan Hava Yolları’na ait bir yolcu uçağı kaçırılarak saat 8.48 de 95. kattan binaya çarptı.
3. New York Dünya Ticaret Merkezinin Kuzey Kulesinden Bir Görünüm:
Saat 9.03’ de televizyon izdeine muda lutsschd leyicileri, kaçırılan Amerikan Hava Yolları’ na ait yolcu uçağının Dünya Ticaret Merkezi’nin güney kulesine saplanmasını dehşet içinde seyrediyorlardı.
4. New York Dünya Ticaret Merkezi’ nin Güney Kulesi:
Kaçırılan Birleşik Milletler Havayollarının, 175 numaralı uçuşunu gerçekleştiren yolcu uçağı kasıtlı biçimde gökdelene doğru uçarak binaya 90. kat dolaylarında vurdu.
5. New York’un Aşağı in Manhattan fingert sie sich gerne’ında Yer Alan Dünya Ticaret Merkezi’ nin İkiz Kuleleri :
Ünlü mimarlar Minoru Yamasaki ve Emery Roth tarafından tasarlanmış olan 110 katlı çelik ve cam kuleleri, 11 Eylül 2001 Salı sabahı dehşet verici bir saldırıya uğradı.
6. Dünya Ticaret Merkezi Kompleksinde Yer Alan İkiz Kuleler
Bu kısmı anlatan görüntüler 1 saniyelik aralıklarla oluşmuş ve çekilmiştir. En üstteki görüntüde, yolcu uçağı Güney Kuleye( saldırıya uğrayan ikinci bina) çarpmaya sadece birkaç metre uzaklıktadır. Ortadaki görüntüde, yolcu uçağının burnu güney binayı tam ters tarafına doğru delip geçmektedir. Bu çarpma dolayısıyla meydana gelen patlama 3. görüntüde açığa vurulmuştur.
7. Dünya Ticaret Merkezi
Kaçırılan iki yolcu uçağı kasıtlı biçimde Dünya Ticaret Merkezi’ nin ikiz kulelerine doğru teröristler tarafından uçuruldu. Kuzey kuleden dalgalanan siyah duman; 65 yolcusuyla Boston Massachusetts’ deki Logan Uluslararası Havaalanından ayrılarak 175 sayılı uçuş numarasıyla Los Angeles, Californiya’ya doğru yol alırken kaçırılan Amerikan Havayollarına ait yolcu uçağı’nın kuleye çarpması sonucu meydana gelmiş, güney kulenin üstüne doğru yayılmaktadır.
8. Dünya Ticaret Merkezi’nde
11 Eylül 2001 sabahı saat 9.03’ de, büyük yolcu uçağının Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney kulesine çarpması dünyanın finans merkezine büyük bir darbe indirmiştir.
Ayrıca bakınız [değiştir]
Organ, biyolojide belirli bir görevi veya görevler bütününü yapan doku grubudur. Latince organum ("alet, araç") sözcüğünden türemiştir.
Sıradan hayvanlar (insanlar dahil), kalp, akciğer, beyin, göz, mide, dalak, pankreas, böbrekler, karaciğer, bağırsaklar, deri, rahim ve idrar torbası gibi organlara sahiptirler.
İlgili organlar bütününe organ sistemi denir.
Kimyasal Element doğal ve saf olarak tek atom içeren atom numarası, kütlesi ve kendine has özellikleri olan ve kendine ait çekirdeği ve elektron yörüngeleri bulunan maddelerdir. Ayrıca bu terim aynı proton sayılarına sahip özdeş atomlar için de kullanılır. Basit örnekler olarak; demir, bakır, gümüş, altın, hidrojen, karbon, azot ve oksijen verilebilir. Toplamda, 118 adet element bulunmuştur ayrıca 94 tanesi Dünya üzerinde doğal olarak bulunmaktadır. 80 adet element sabit izotopa sahiptir ki atom numarası 43 ve 61 (teknetyum ve prometyum) dışında atom numarası 1'den 82'ye kadar olan tüm atomlardır. Atom numarası 83 ve daha fazlası olan atomlar (bizmut ve fazlası) kesinlikle sabit değildirler ve radyoaktif özellikleri vardır.Atom numarası 83 ten 94 e kadar olanlar sabit değillerdir.Onlar asla doğada bulunmazlar.Ya güneş sistemi veya başka kısa ömürlü kızı izotoplar olarak uranyum ve toryum doğal çürüme yoluyla üretilen elemanları üretilen ilkel yıldız nükleosentez kalıntıları olarak kalan. Tüm kimyasal madde bu unsurdan oluşur. yüksek atom numarası yeni unsurlar zaman zaman, keşfedilen gibi yapay nükleer reaksiyon ürünleri.
Kireç taşı; kireç elde etmekte kullanılan, kalsiyum karbonat tuzundan oluşan tortul bir kayaçtır. Kireç taşının diğer adı kalkerdir. Yapısında en az % 90 CaCO3 (kalsiyum karbonat) bulunduran kayaçlara kalker denir. Kalker, çimento yapımında kullanılır.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi - Orta Doğu Teknik Üniversitesi Hastanesi Dış Bölümü - Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gastroenteroloji - Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kampüsü Orta Doğu Teknik Üniversitesi Hakkında
Orta Doğu Teknik Üniversitesi ya da kısaca ODTÜ (İngilizce: Middle East Technical University, kısaca METU), 15 Kasım 1956 tarihinde, zamanın Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Adnan Menderes ve Karayolları Genel Müdürü Vecdi Diker tarafından[12] Ankara'da[9] kurulan bir devlet üniversitesidir. 2009 yılına kadar 90.000'in üzerinde mezun veren üniversite, İngilizce eğitim vermektedir.
Üniversitenin misyonu, öğretim, araştırma ve toplum hizmetleri etkinliklerini evrensel standartlarda yürüterek, toplumun ve insanlığın toplumsal, kültürel, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişimi için bilgiye ulaşmak, bilgiyi üretmek, uygulamak, yaymak ve bu bilgilerle donatılmış bireyler yetiştirmek, temel ilkeleri ise bilimsel yaklaşım, akademik özgürlük, disiplinlerarası yaklaşım, yaşam boyu eğitim, nitelikli insan yetiştirme, öğrenciye destek, toplumla iletişim ve katılımcı yönetimdir.
Kuruluş
Üniversite yerleşkesinin girişinde bulunan Bilim Ağacı.
ODTÜ, Türkiye ve diğer Orta Doğu ülkelerinin kalkınmalarına katkıda bulunmak, özellikle fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında çalışan yetiştirmek üzere 15 Kasım 1956 tarihinde "Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü" adıyla eğitime başlamıştır. Üniversitenin "Kuruluş ve Hazırlıkları Hakkındaki 6887 Sayılı Yasa" 29 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ODTÜ'nün özel durumunu belirleyen ve tüzel kişiliğine kavuşturan 7307 sayılı "Kuruluş Yasası" ise 27 Mayıs 1959 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun ODTÜ'nün kuruluşu ve amacıyla ilgili maddeleri şöyledir.
Madde 1: Gençliğin eğitimini temin etmek, araştırmalar yapmak ve bu kanun hükümleri dahilinde idare edilmek üzere Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi adı ile hükmi şahsiyeti haiz bir üniversite kurulmuştur.
Madde 2:
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin gayeleri şunlardır:
Muayyen evsafı haiz Türk gençlerine, bilhassa ilmi, teknik ve mesleki sahalarda ve fakat bunlara inhisar etmeksizin umumiyetle İngiliz dilinde ileri bir öğretimi temin edecek geniş imkanlar tanımak.
Diğer memleketlerin evsafı haiz gençlerine, müracatleri ve talebe olarak kabul edilmeleri üzerine mümasil imkanlar temin etmek.
Türkiye ve Orta-Doğu'nun kaynaklarının inkaşafına ve iktisadi meselelerinin halline bilhassa ehemmiyet verilmek üzere, Türk Milletine ve diğer milletlere fayda sağlayacak araştırmalar yapmak.
Hakikatı aramaya ve insanlığın bilgisini artırmaya matuf temel araştırmalar yapmak.
Üniversite ilk açıldığı yıllarda Kızılay'da Emekli Sandığı'na ait bir bina ile TBMM yakınlarında bulunan barakalarda eğitim vermiş, 1963 yılında bugün hizmet verdiği alana taşınmıştır.
İlk yıllar
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, bu yıl, kuruluşunun onuncu yıldönümünü kutlayacaktır. Halen, 18 ülkeden gelen 4000'in üstünde öğrencinin eğitim gördüğü Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin bundan beş yıl önce ancak 500 öğrencisi vardı. Öğrencilerin çoğunluğunu Türkler teşkil etmekle beraber, yüzlerce Pakistanlı, İranlı ve Arap, bir İsrailli 20 Amerikan, 2 İngiliz öğrenci de orada eğitim görmektedir. Üniversitenin öğretim dili İngilizce'dir.
he London Times, 13 Mayıs 1966
27 Mayıs Darbesi'nin ardından, ODTÜ Mütevelli Heyeti üyesi olan Adnan Menderes tutuklanmış, üniversitennin kapatılacağı düşüncesi yayılmıştır. Darbe'den sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin Adnan Menderes'in eseri olduğunu ileri sürerek kapatılmasını isteyen Milli Birlik Komitesindeki diğer cuntacı arkadaşlarına karşı çıkan Kurmay Albay Sami Küçük, bu üniversite'nin eğitim faaliyetlerine devamını sağlamıştır. Ağustos 1960'ta ODTÜ Mütevelli Heyetinin görevine son veren 43 sayılı yasa yürürlüğe girmiş ve bundan 10 gün sonra ODTÜ'nün ilk Türk rektörü olarak Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu atanmıştır. Feyzioğlu'nun gelmesiyle birlikte ODTÜ, bir Türk üniversitesi niteliğine sahip olmuş ve Türkiye'deki yasa ve hukuk sistemine uyum sağlamıştır.
1960 döneminde ODTÜ'nün iç yazışmaları Türkçe olarak yapılmaya başlanmış ve ilk kez yönetmelikler çıkarılmıştır.
Ekim 1960'da 147'ler olayı olarak anılan Askeri yönetimin 147 öğretim üye ve yardımcısını üniversitelerden uzaklaştırma kararını protesto etmek için birçok rektör ve öğretim üyesi görevlerinden istifa etmişlerdir. Turhan Feyzioğlu'nun istifası kabul edilmemiş ve Feyzioğlu Ocak 1961 tarihine kadar üniversitenin rektörlük görevini yürütmüştür.
ODTÜ ilk mezunlarını 1960 Haziran ayında vermiştir. Bu dönemde Makine Mühendisliği Bölümü'nden 11 ve Mimarlık Bölümü'nden 19 öğrenci toplam 30 kişi mezun olmuştur
1963 yılının eylül ayında gibi Mimarlık Fakültesi binası tamamlanmış ve 1 Ekim 1963 yılında yeni kampüs öğretime açılmıştır. Böylece 63-64 öğretim yılının başlangıcında üniversitenin büyük bir bölümü yeni kampüse taşınmıştır.
Son dönem
1994 yılında ODTÜ, Türkiye'nin ilk web sayfasını açmıştır. 1996 yılında 40. yılını kutlayan üniversitenin, 2000 yılında Kuzey Kıbrıs'ta Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü açılmıştır. 2005 yılında ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi hizmete girmiştir.[20] Üniversite, 2009 yılına kadar 90.000'in üzerinde mezun vermiştir.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 1. fıkrası gereğince, ODTÜ içindeki 45 kaçak yapının her birine 40 bin TL olmak üzere, toplam 1 milyon 800 bin TL para cezası kesti. Belediye, kaçak yapıların mevzuata uygun hale getirilmemesi durumunda yıkılmasına karar verdi.
Akademik profil
Üniversitede yaklaşık 2200 öğretim elemanı ile 21.000 öğrenciye eğitim verilmektedir. Üniversite Giriş Sınavları'nda ilk 1000'de yer alan öğrencilerin üçte birinden çoğu bu üniversiteyi tercih eder. ODTÜ öğrencilerinin %40'tan fazlası yüksek lisansa devam etmektedir. 2008 ÖSS'de ilk SAY2 kategorisinde 10.000'e giren öğrencilerin 957'si, EA2 kategorisinde ilk 10.000'e giren öğrencilerin 972'si ODTÜ'yü tercih etmiştir. Üniversitede 2008'de 1381 yabancı uyruklu öğrenci eğitim görmektedir. Öğretim elemanı başına 21.9 öğrenci düşer. 2008-2009 eğitim öğretim yılında üniversite öğrencilerinin 2294'ü, yani %13.9'u doktora, %21.9'u yüksek lisans öğrencisidir.
Üniversite 2007 yılında TÜBİTAK projelerine 85 milyon TL civarında kaynak ayırmış, ve Türkiye'deki üniversiteler arasında birinci olmuştur. ODTÜ'nün ardından en çok payı ayıran İstanbul Teknik Üniversitesi'nin projelere ayırdığı kaynak ise yaklaşık 20 milyon TL'de kalmıştır. Üniversite, 2004-2008 yılları arasında TÜBİTAK tarafından desteklenen projelere 84.4 milyon TL harcamıştır. Bu oranla 2004-2008 yılları arasında öğretim elemanı başına düşen TÜBİTAK proje bütçesi 1.161.000 TL olmuştur.
Üniversite 2000'de 390, 2001'de 489, 2002'de 473, 2003'te 548, 2004'te 606, 2005'te 656, 2006'da 678, 2007'de 729 yayınla Türkiye'deki üniversiteler arasında birinci olmuştur. 2007'de fakülte başına yayın sıralamasında 0.95 oranla Türkiye'deki üniversiteler arasında 5. olan üniversite, yabancı öğrenci oranlarında yine Türkiye'deki üniversiteler arasında 1. olmuştur
2006'da ÖSS'de ilk 100'den 9 kişi, ilk 500'den 108 öğrenci kabul eden ODTÜ,2008 ÖSS'de ilk 100'den 24, ilk 500'den 65 öğrenci kabul etmiştir.
ODTÜ, Türkiye'de öğretim üyesi başına düşen makale sayısı sıralamasında ön sıralarda yer almaktadır.
Üniversiteye kabul
ODTÜ her yıl yüz binlercelise son sınıf öğrencisi ve mezununun Türkiye'deki devlet ve vakıfüniversitelerine girebilmek adına girdiği Öğrenci Seçme Sınavı sonuçlarına göre ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenci kabul etmektedir. Bu sınavda dereceye girenlerin birçoğu eğitim yaşamlarını ODTÜ'de sürdürmeye karar vermiştir. ODTÜ 2009 yılı kontenjanlarına 3157 öğrenci alacağını ilan etmiştir.
ODTÜ'ye giren öğrenciler, üniversitenin öğretim dilinin İngilizce olmasından dolayı, üniversite hayatının ilk eğitim döneminin başında İngilizce yeterlilik sınavına girmek zorundadır.[13] Üniversite tarafından yapılan İngilizce'de yeterlilik sınavından 59.50 ve üzeri not alanlar bölümlerine geçmeye hak kazanırken, sınavda geçersiz not alan öğrenciler İngilizce hazırlık programına alınırlar. Yine üniversite belirli koşulları sağlaması koşuluyla üniversite dışındaki TOEFL ve türevi sınavlardan alınan notlarla, öğrencilerin bölümlerine geçmesine olanak tanımaktadır.
Üniversite yapısı
Fakülte ve enstitülerin kuruluş yılları
Fakülte/Enstitü Yıl
Mimarlık Fakültesi 1957
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 1957
Mühendislik Fakültesi 1957
Fen Edebiyat Fakültesi 1959
Eğitim Fakültesi 1982
Uygulamalı Matematik Enstitüsü 2002
Enformatik Enstitüsü 1996
Deniz Bilimleri Enstitüsü 1975
Fen Bilimleri Enstitüsü 1981
Sosyal Bilimler Enstitüsü 1982
Fakülte ve bölümler
Üniversite bünyesinde 5 fakülte ve bu fakültelerde 34 bölüm vardır.[34] Bunlar:
Mimarlık Fakültesi ve bu fakülteye bağlı, Mimarlık, Şehir ve Bölge Planlama, Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümleri,
Fen Edebiyat Fakültesi ve bu fakülteye bağlı Biyoloji, Kimya, Tarih, Matematik, Moleküler Biyoloji ve Genetik, Felsefe, Fizik, Psikoloji, Sosyoloji ve İstatistik bölümleri,
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve bu fakülteye bağlı İşletme, Ekonomi, Uluslararası İlşkiler, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümleri,
Eğitim Fakültesi ve bu fakülteye bağlı Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü, Eğitim Bilimleri Bölümü, İlköğretim Bölümü, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi bölümleri,
Mühendislik Fakültesi ve bu fakülteye bağlı Havacılık ve Uzay Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği,Çevre Mühendisliği, Gıda Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Metalurji, Maden Mühendisliği, Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği bölümleridir.
Üniversitenin Kuzey Kıbrıs Kampüsü'nde Kimya Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği,Makine Mühendisliği, Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği, İktisat, İşletme, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, İngilizce Öğretmenliği, Psikoloji bölümleri vardır. Bu kampüsteki bölümlerle birlikte toplam bölüm sayısı 41'dir.
Bunlara ek olarak, Uygulamalı Matematik Enstitüsü, Enformatik Enstitüsü, Deniz Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü olmak üzere beş enstitü, bir Meslek Yüksek Okulu, Yabancı Diller Yüksek Okulunun altında; Temel İngilizce Bölümü, Modern Diller Bölümü ve Akademik Yazı Merkezi olmak üzere 3 bölüm ve Rektörlüğe bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren, Türk Dili Bölümü ve Güzel Sanatlar ve Müzik Bölümü mevcuttur.
Yönetim
Fakülteler:
Fen-Edebiyat Fakültesi
Dekan: Cüneyt Can
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dekan: Yaşar Eyüp Özveren.
Eğitim Fakültesi
Dekan: Meral Aksu.
Mühendislik Fakültesi
Dekan: Zafer Dursunkaya.
Mimarlık Fakültesi
Dekan: Haluk Pamir.
Enstitüler:
Fen Bilimleri Enstitüsü
Müdür: Canan Özgen.
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Müdür: Sencer Ayata.
Enformatik Enstitüsü
Müdür: Nazife Baykal.
Deniz Bilimleri Enstitüsü
Müdür: Ferit Bingel.
Uygulamalı Matematik Enstitüsü
Müdür: Ersan Akyıldız.
Okullar:
Meslek Yüksek Okulu
Müdür: Ayşen Yılmaz.
Yabancı Diller Yüksek Okulu
Müdür: Hüsnü Enginarlar
Akademik yıl
ODTÜ'de akademik yıl iki yarıyıldan oluşmaktadır. Akademik yılın birinci dönemi genellikle eylül ayının son haftasında başlamakta ve ocak ayının ortasında tamamlanmaktadır. İkinci dönem, şubat ayının ortasında başlamakta ve haziran ayının ortasında sona ermektedir. Üniversitede dönem derslerini içeren yaz okulu ve uluslararası öğrencilere hitap eden dersler içeren Uluslararası Yaz Okulu da bulunmaktadır.
Simge
ODTÜ simgesi.
ODTÜ simgesi birbirine dönük iki ay ve bu aylarin içindeki birbirine dönük iki yarım daireden oluşur. Simgedeki renkler kırmızı ve beyazdır. Simgededeki yarım daire ve ay şekilleri Orta Doğu ülkelerinin çoğunun bayraklarında bulunan aylari temsil eder. İç içe iki daireyse doğu-batı uygarlıkları ile bunların ilişkisini yansıtmaktadır.
Eşit çaplı iki dairenin merkezleri arasındaki uzaklık daire çapının beşte biridir (D/5). Renkli basımda bayrak kırmızısı kullanılır ve karşıdan bakıldıgında içi dolu kırmızı ay solda bulunur.
Yerleşke
Yerleşke alanı 4.500 hektar (45,76 km²), orman alanı ise 3.043 hektar (30,40 km²) büyüklüğündedir ve Ankara merkezinden 20 km uzaktaki Eymir Gölü'nü de içine almaktadır. ODTÜ'nün ana yerleşkesinden ve şehirdeki belli merkezlerden buraya otobüs seferleri yapılmaktadır.
Yerleşkede 6000 öğrenci sığalı yerleşimler, alışveriş için çarşı, bankalar, postane ve yiyecek-içecek alınabilecek yerler vardır. Yerleşkede ayrıca, çeşitli spor etkinliklerini yürütebilmek için kapalı spor salonları, tenis kortları, futbol sahaları, koşu yolları, olimpik kapalı yüzme havuzu, açık yüzme havuzu gibi yapılar bulunmaktadır. Yerleşke dışında, yerleşkeye 30 km uzaklıkta olan ODTÜ'nün Elmadağ yapıları ve Bursa Uludağ'da, yazın tırmanma ve dağcılık sporunun, kışın ise kayak etkinliklerinin yapılabileceği yapılar bulunmaktadır.Türkiye'nin ilk üniversite yerleşkesi olan yerleşke,[39] Meltem Cansever tarafından Türkiye'nin Kültür Mirası 100 Mimari Şaheser arasında gösterilmiştir.
Yurtlar
ODTÜ yerleşkesi içinde toplam 18 yurt, 3 konukevi vardır. Yurtların bulunduğu bölgede spor alanları, kapalı ve açık yüzme havuzu, spor salonları, futbol, basketbol sahaları, topluluklar barakası ve tenis kortları bulunmaktadır. Bundan başka kampüste alışveriş merkezi ve banka şubeleri ile internet erişimi bulunmaktadır. Yurtlarla kent merkezi arasında ulaşım, 07:00-24:00 saatleri arasında dolmuş ve belediye otobüsleri ile yapılmaktadır. Ayrıca belli saatlerde yurtlardan bölümlere dönüşümlü servis yapılmaktadır.
Yurtlara, ailesi Ankara dışında yaşayan öğrenciler başvurabilir. Yurtlarda kalan öğrencilerin en geç 23:30'da yerleşkede olmaları gerekir. Yurtlara son giriş saati 24:00'dır.
Çok çeşitli spor olanaklarının bulunduğu üniversitede öğrenciler spor etkinliklerine değişik düzeylerde katılabilirler. Etkin sporcular ya da ilgilendikleri spor dallarında kendini geliştirmek isteyen öğrenciler, danışman desteğiyle, çalıştırıcı gözetiminde çalışabilirler. Ayrıca, her öğrenci spor etkinliklerine bireysel olarak katılabilir.
ODTÜ arazisinin içerisinde bulunan Eymir Gölü ve çevresi, ODTÜ öğrencilerinin kürek, balık avlama, piknik yapma gibi etkinlikleri için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Öğrenciler yerleşkeye 30 km. uzaklıktaki Elmadağ ODTÜ Kayak Tesisleri'nden ve Uludağ Eğitim, Spor ve Dinlenme Tesisleri'nden yararlanabilirler.
Doğal yaşam
Üniversitenin merkez yerleşkesi, Ankara-Eskişehir Otoyolunda bulunmaktadır. Yerleşkesi çevresi 1960'lı yıllardan başlayarak ağaçlandırılmıştır.
Yerleşke sınırları içinde Eymir Gölü bulunmaktadır. Gölün çevresi de, üniversite çalışanları ve öğrenciler tarafından ağaçlandırılmıştır. Üniversitenin su gereksinimi, Eymir Gölü çevresindeki derin su kaynaklarından sağlanmaktadır.
Kütüphane ve müzeler
ODTÜ Kütüphanesi 1957 yılında, küçük bir birikimle açılmıştır. Kütüphanenin çağdaş anlamda örgütlenmesi için Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün Amerikan uzmanı Natelle Isley 1958 yılında Kütüphane Müdürü olarak atanmıştır.
2006 yılı verilerine göre ODTÜ Kütüphanesi; 343.677 basılı kitap, 32.000 elektronik kitap, 165.196 ciltli dergi, 1475 basılı dergi aboneliği, 24.355 elektronik dergi aboneliği, 14.925 yüksek lisans ve doktora tezi ile geniş bir koleksiyona sahiptir
Üniversite, ODTÜ Müzesi olarak da bilinen ODTÜ Tarih Müzesi ve ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi adlarında iki müzeye sahiptir. Bunlardan ODTÜ Tarih Müzesi, ağırlıklı olarak yerleşkeden çıkan buluntulardan oluşmaktadır.
Bu müze Türkiye'nin ilk üniversite müzesidir. Müzenin üç sergi alanı bulunmaktadır. Birinci katta, etnografik eserlerle Frig nekropolü buluntuları, asma katta ise Yalıncak ve Koçumbeli buluntuları sergilenmektedir. Müze giriş katı ise, sergi salonu, yönetim birimleri, saklama odaları ve servis alanlarına ayrılmıştır.
Üniversiteye bağlı diğer müze ise 2003 yılında kurulan ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'dir.Müzenin amacı M.Ö. 7000 yılından beri Anadolu'da gelişen teknolojinin tarihini belgelemek ve günümüz teknolojisini sergilemektir Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, ilkokul öğrenciliğinden bu yana yaklaşık 70 yıldır kullandığı Erika marka tarihî daktilosunu Ekim 2003'de ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne armağan etmiştir.
Anıtlar, heykeller ve büstler
Üniversite kampüsünde onlarca büst, heykel ve anıt bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri 1965 yılında yerleşkeye konulmak üzere açılan Atatürk Anıtı Yarışmasında sonucu ilk ikide yer alan projeler olan ve bugün Fizik Bölümü'nün karşısında bulunan Atatürk Anıtı ile Karakaya Kapısı önünde bulunan Bilim Ağacı'dır. Bunların dışında fakülte eğitim bölgesi ile yurtlar bölgesi arasında kalan ve Devrim Stadyumu'nun önünde bulunan heykel ve Üçlü Amfide bulunan Soyut Heykel gibi birçok heykel bulunmaktadır.
Kampüste birçok ünlü bilim adamına ait büst bulunmaktadır. Bunlar arasında Albert Einstein,[51] Mimar Sinan[52] gibi alanında ünlü birçok isim vardır.
Öğrenci toplulukları
2003'te gerçekleştirilen Bahar Festivali.
Kampüste kültürel ve toplumsal alanlarda projeler üreten 76 öğrenci topluluğu vardır. Öğrenci toplulukları her yıl konserler, sergiler, gösteriler, film gösterimleri, festivaller, şenlikler, kültür haftaları ile konferans, sempozyum, kongre, seminer, panel ve gezileri içeren Arkeoloji Haftası, Çağrı Haftası, Sinema Günleri, Toplam Kalite Yönetimi Seminerleri, Role Playing Oyunları Turnuvası, Uluslararası Bahar Şenliği, Uluslararası Çağdaş Dans Festivali, Uluslararası Klasik Gitar Festivali, Bilim Kurgu ve Fantezi Şenliği, Dünya Uzay Partisi-Yuri Gecesi, Robot Günleri, Tiyatro Şenliği, Rock Şenliği gibi etkinlikler düzenler.
Bu öğrenci topluluklarına örnek olarak 1989'da kurulan Bilgisayar Topluluğu ile 1992'de kurulan Avrasya Topluluğu sayılabilir.
Teknokent
Türkiye'nin ilk bilim ve araştırma parkı olan ODTÜ-Teknokent için çalışmalara 1980'li yılların sonunda başlanmıştır. Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık başta olmak üzere dünya örnekleri incelenmiş, konunun önemine yönelik kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır. 1996 yılında Dünya Bankası-TTGV işbirliği ile uluslararası bir konsorsiyuma hazırlatılan fizibilite çalışması, ODTÜ'yü, üniversitenin araştırma gücü, sanayi ile işbirliği potansiyeli ve yerleşkenin konumu gibi faktörler ile Ankara'da kurulacak bir bilim parkı için uygun görmüştür. 2001'de Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiştir. Bu Yasa ile Türliye'de üniversiteler önceliğinde bilim ve araştırma parklarının kurulması teşvik edilmiş ve bu amaçla başta vergisel muafiyetler olmak üzere çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. ODTÜ Teknokent bugün yaklaşık 80.000 m² kapalı alanla hizmet vermektedir.[55]
26 Ocak 2008 tarihinde ODTÜ'de bit çarpışma laboratuvarı açılmıştır. Türkiye'nin bu alandaki ilk laboratuarı niteliğinde olan ODTÜ - BİLTİR Merkezi, akademik çalışmaların yanı sıra otomotiv sanayinin AR-GE çalışmalarında da test ve mühendislik hizmetleri sunmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Yerleşkesi
Ana madde: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu
ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Güzelyurt ilçesi'nde kurulmuş bir kampüstür. Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin daveti üzerine, her iki ülkenin hükümetleri ve ODTÜ Rektörlüğü arasında 2000 yılında imzalanan üçlü-protokol ile başlatılan bir yükseköğretim projesidir. Bu üçlü-protokol, 2001 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi ve KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde onaylanarak uluslararası anlaşma statüsü almış, ve 2003 yılında KKTC Cumhuriyet Meclisi'nce çıkarılan kuruluş yasası ile de ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü özel tüzel kişilik kazanmıştır. ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü, akademik ve idari bakımdan bütünüyle ODTÜ Senatosu, ODTÜ Yönetim Kurulu ve ODTÜ Rektörlüğü'ne bağlı bir yapı içinde faaliyet göstermektedir.
Önemi
Üniversite, 1966 yılında Türkiye'de merkezi bilgisayar sistemi kuran ilk üniversite olmuş, 1968 yılında kampüs içi kazı bulgularını sergileyen arkeoloji müzesi açmış, 1987'de Türkiye'de teknopark girişimini başlatması, 1993'te ilk kez Türkiye'nin İnternet bağlantısını gerçekleştirmesi gibi birçok yeniliği gerçekleştirmiştir.
İnternet Ülke Alan Kodu
Türkiye'nin İnternet Ülke Alan Kodu olan .tr, 1991 yılından beri ODTÜ tarafından yönetilen nic.tr kurumunca verilmektedir..tr alan adı işlemleri için gerekli olan politika ve prosedürler, 1991-1998 yılları arasında, ODTÜ-Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nca oluşturulmuş ve uygulanmıştır.
Nic.tr kurumunun amacı mevcut kurallar dahilinde:
.tr uzantılı alan adı başvurusunda bulunan yurt içi/yurt dışı tüm kurum, kuruluş ve kişilerin, alan adı başvurularını değerlendirmek ve uygun olan başvuruların tahsis işlemlerini sonuçlandırmak,
Mevcut alan adları ile ilgili gerekli olan veya talep edilen idari, mali ve teknik işlemleri gerçekleştirmek,
Tüm alan adı işlemleri sırasında telefon, mesaj ve e-posta aracılığı ile destek vermektir.
Uluslararası ODTÜ Robot Günleri
İlki 2002 yılında gerçekleştirilen Uluslararası ODTÜ Robot Günleri, geleneksel bir boyut almıştır. Bu organizasyon, Türkiye'nin ilk robot yarışmasına ev sahipliği yapar. Organizasyon'da 8 farklı dalda yarışmalar düzenlenir. ODTÜ Robot Günleri'nde yarışmaların yanı sıra seminerler ve gösteriler düzenlenir. ODTÜ Robot Topluluğu tarafından düzenlenen organizasyon, robotları ve robot teknolojilerini toplum kesimlerine tanıtmak, işlevleri ve kullanım alanları hakkında bilgiler sunmak, robotlara ilgi duyanlar arasında köprüler kurulmasını sağlamak gibi çeşitli amaçlarla düzenlenir.
Projeler
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 2009 yılında Birleşik Arap Emirlikleri'ne gitti ve ODTÜ ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin 2010'da Dubai'de ihtiyaç duyulan bölümler üzerine araştırma yapması için gerekli temaslarda bulundu. 2011'deyse Dubai'de bir kampüs açılması planlanıyor.
ODTÜ mezunlarından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat.
Önemli mezunlar
Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunları
50 yılı aşkın süredir eğitim öğretime devam eden ODTÜ birçok önemli mezun vermiştir. Üniversite mezunları arasında müzisyenler, diplomatlar, CEO'lar, yazarlar ve daha birçok meslek dalından kişiler bulunur.
Gazeteci Can Dündar
Emin Çölaşan,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ali Babacan,
Dış ticaretten sorumlu eski devlet bakanı Kürşad Tüzmen
Bağlayıcı maddelerden en eski bilinen malzeme kireçtir. Eski Babil, Mısır, Finike, Hitit ve Persler tarafından hava kireci yapıda bağlayıcı madde olarak kullanılmıştır. Romalılar devrinde su kireci bulunmuş ve su içerisindeki inşaatlarda kullanılmıştır. Bu arada puzolanik kirece (volkanik esaslı, killi, kalkerli toprak) Türkler tarafından tuğla kırıkları (pişmiş kil) öğütülüp karıştırılmış ve Horasan harcı olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu tür bağlayıcı Mısır'da homra, Hindistan'da surki adıyla bilinmektedir. Bizans'ta ise kireç, sıva fresk tekniği altında uygulanmıştır. Orta çağda, bu sanayide daha fazla bir ilerleme olmamıştır.
9. ve 12. yüzyıllarda puzolan bile Avrupa'da kaybolmuştur. Smeathon (İngiliz) 1756 yılında deniz feneri yaparken killi bir kireci pişirerek su kireci ve hidrolik bağlayıcı fikri üzerinde önemli adımlar atmıştır.
Kireç, kireç taşının çeşitli derecelerde (850-1450 °C) pişirilmesi sounucu elde edilen, suyla karıştırıldığında, tipine göre havada veya suda katılaşma özelliği gösteren, beyaz renkli, inorganik esaslı bağlayıcı madde türüdür.
Kireçtaşı pişirilirken sıcaklık 1000 °C yi geçmezse elde edilen kirece çalı kireci adı verlir. Su ile işlem görünce kolay ve iyi söner. Çünkü bu tip kireçler gevşek ve gözeneklidir. Eğer kireçtaşı uzun zaman 1400 °C civarında pişirilirse kömür kireci elde edilir. Bu nedenle, halk arasında, çalı kireci kömür kirecine nazaran tercih edilir. Kömür kireçleri geç söndüğü ve dağılmadığı için ulaşım yolu uzun olan işyerlei için elverişlidir.
Konu başlıkları [gizle]
1 Kireç taşı türleri
1.1 Hava kireci (yağlı kireç)
1.1.1 Pişirilme işlemi (kalsinasyon)
1.1.2 Söndürme işlemi
1.1.3 Hava kirecinin sertleşmesi
1.1.4 Hava kireci kullanılırken dikkat edilmesi gereken hususlar
1.2 Su kireci (Hidrolik kireç)
1.3 Kirecin kullanım alanları
2 Dış bağlantılar
Kireç taşı türleri [değiştir]
Kireçtaşları, tabii kireçtaşı ve dolomitik kireç taşı olmak üzere iki çeşittir.
Tabii kireç taşı:Tabii kireç taşı, bileşiminde kütlece en az %90 oranında kalker (kalsiyum karbonat, CaCO3) bulunduran tortul bir kayaçtır.
Dolomatik Kireç Taşıolomatik kireç taşı, bileşiminde kalsiyum karbonat (CaCO3) yanında kütlece %10-%35 oranında magnezyum karbonat (MgCO3) bulunduran torul bir kayaçtır.
Birinci gruptan elde edilen kireç beyaz renklidir. İkinci gruptan elde edilen ise esmerdir ve dayanımı nispeten daha yüsektir.
Kireci, içerisindeki kil miktarına bağlı olarak, yalnız havada katılaşma gösteren hava kireci (yağlı kireç), hem havada hem de suda katılaşma gösteren su kireci (hidrolik kireç) olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür.
Hava kireci (yağlı kireç) [değiştir]
Kirecin üretiminde iki aşama vardır. Kireçtaşının pişirilmesi ve söndürme işlemidir . . .
Pişirilme işlemi (kalsinasyon) [değiştir]
CaCO3 CaO + CO2
Bu reaksiyon sonucunda meydana gelen CaO söndürülmemiş kalsiyum (kalker) kirecidir. CaO, parçalar haline getirilmiş tabi kireç taşının özel fırınlarda 900 - 1000 °C sıcaklıkta kızdırılması suretiyle elde edilen ve su ile muamele edilmesi sonucu ısı açığa çıkararak söndürülmüş kalker kireci (kalsiyum hidroksit, Ca(OH)2 haline gelebilen bağlayıcı bir malzemedir. Özgül ağırlığı 3,0-3,4 gr/cm³ olan CaO beyaz, amorf bir katıdır. 2580 °C'a doğru erir, elektrik fırınında uçucu duruma gelir. Isıyla bozulmaz . . .
100 gr kalkerden teorik olarak 56 gr kireç (CaO) elde edilir. Fakat pratikte verim %54 ü geçmez. Kalkerden başka, CaCO3 ve MgCO3'u aynı zamanda bulunduran dolomit taşlarının da yüksek derecede pişirilmesi ile kireç elde edilir. Bu haldeki kireç CaO ve MgO'den oluşmaktadır. Bu durumda pişirilme işlemi aşağıdaki şekilde olmaktadır.
x CaCO3 + y MgCO3 x CaO + y MgO + (x + y) CO2
Bu reaksiyon sonunda meydana gelen x CaO + y MgO söndürülmemiş dolomit kirecidir. CaO + MgO, parçalar haline getirilmiş dolomit kireç taşının özel fırınlarda 900-1000 °C sıcaklıkta kızdırılması suretiyle elde edilen ve su ile muamele edilmesi sonucu ısı açığa çıkararak söndürülmüş dolomit kireci (kalsiyum hidroksit+magnezyum hidroksit, Ca(OH)2 + Mg(OH)2) haline gelebilen bağlayıcı bir malzemedir.
Söndürülmemiş kalker kirecinin öğütülerek belirli inceliğe getirilmesi ile söndürülmemiş toz kalsiyum (kalker) kireci, söndürülmemiş dolomit kirecinin öğütülerek belirli inceliğe getirilmesi ile söndürülmemiş toz dolomit kireci elde edilir.
Söndürme işlemi [değiştir]
Kireçler CaO halinde kullanılmazlar. Bunların su ile işlem görerek söndürülmeleri gerekir. Kirecin söndürülmesi bir hidratasyon olayıdır. Sönmemiş kirecin üzerine az miktarda su dökülünce bir süre sonra kireç parçasının kabardığı ve yavaş yavaş çatlayarak dağıldığı, aynı zamanda sıcaklık artışı ve buharlaşma görülür.
CaO + H2O Ca(OH)2 + Isı
x CaO + y MgO + (x +y) H2O x Ca(OH)2 + y Mg(OH)2 + y Mg(OH)2 + Isı
Bu reaksiyonun gerçekleşebilmesi için kirecin ağırlığının 1/3'ü kadar suya ihtiyaç vardır. Reaksiyon sonunda elde edilen Ca(OH)2 sönmüş kireçtir.
Kirecin söndürülmesi sırasında şu husulara dikkat edilmelidir:
Kirecin söndürülmesi sırasında %100 oranında bir hacim artışı meydana gelir. Zaten kirecin sönerken kabarıp çatlamasının nedenide budur. Bu nedenle söndürme işlemine önem verilmesi gerekir. Tamamen söndürülmeden yapıda kullanılan kireç, söndürülmesi sırasında yapacağı reaksiyonu kullandığı yerde yaparak, hacim artmasına ve yapıda bazı hasarların oluşmasına neden olur. Bunun olmaması için, kireç taşları en az 15 gün, şantiyede açılan kireç havuzlarında, su ile temas halinde bulundurulmalıdır.
Söndürme işlemi sırasında sıcaklık 300-400 °C'a kadar çıkabilir. Bu nedenle olayın aksi yönde gelişmesi, yani sönmüş kirecin tekrar su kaybederek CaO haline dönüşmesi mümkündür. Bu nedenle su miktarını iyi ayarlamak suretiyle, sıcaklığın 100 °C civarında tutulması sağlanmalıdır. Bunun için de, söndürme işlemi sırasında dökülen suyu yavaş yavaş vermek, bir müddet soğuyup kabarmasını bekledikten sonra, tekrar su vermek suretiyle söndürme işlemine devam edilmelidir.
Söndürme işlemi teknelerde, kireç kuyularında veya fabrikalarda su püskürtülerek yapılır. İlkel bir yöntem olan kireç kuyularında kireç fazla su ile söndürüldüğünden ürün Ca(OH2 + n H2O şeklindedir ve yağlı kireç olrak adlandırılır. Fabrikalarda ise sönmüş kireç sadece Ca(OH)2'dir. İnce toz halinde olup, çimento gibi torbalar içinde satılır. Buna hidrate kireçte denir. Bu tozun özgül ağırlığı 2,20-2,45 g/cm³ arasındadır. Birim ağırlığı ise 0,60-0,75 g/cm³ arasındadır.
Hava kirecinin sertleşmesi [değiştir]
Hava kirecinin sertleşmesi 3 aşamada oluşur:
Kuruma
Ca(OH)2 formülünde kristalleşme
Havanın CO2'İ ile birleşerek karbonatlaşma
Kuruma ve kristalleşme geçicidir. Suyla karışınca kireç tekrar yumuşar. Asıl sertleşme karbonatlaşma sonucu oluşur. Hava kirecini su ile karıştırdıktan sonra elde edilen hamur havada bırakıldığında, havanın CO2'ini alarak aşağıdaki reaksiyona göre, suda erimeyen kalsiyum karbonata dönüşür.
Ca(OH)2 + CO2 CaCO3 + H2O
Bu reaksiyon çok yavaş olur ve özellikle CO2'nin varlığı zorunludur. Bu şekilde meydana gelen CaCO2 sayesinde hava kireci katılaşır, yani plastikliğini kaybeder ve sertleşmeye başlar. Bu reaksiyon sırasında da bir hacim artışı gözlenir. Eğer kireç yalnız başına kullanılırsa bu reaksiyon yapıya zarar verebilir. Kireci kumla karıştırmak suretiyle bu deformasyonu, miktar ve şiddetini azaltarak, zararsız hale getirmiş oluruz.
Hava kireci kullanılırken dikkat edilmesi gereken hususlar [değiştir]
Dezavantajları
Hava kireci ile fazla kalın harç sıvası yapılmamalıdır. Aksi taktirde CO2 harcın içine yeterli oranda giremeyeceğinden, orta kısımlar plastik kalır.
Kireç su içinde eridiğinden, su ile temas eden yapılarda kullanılmamalıdır. Kirecin suda erime reaksiyonu aşşağıdaki şekilde olur:
CaCO3 + H2O + CO2 Ca(HCO3)2
CaCO3 : Kalsiyum karbonat, suda erimez
H2O + CO2 H2CO3: Karbonik asit
Ca(HCO3)2: Kalsiyum bikarbonat, suda erir
Kirecin kaynatılması halinde suda erime özelliği azalır. Kalorifer kazanlarının borularının tıkanmasının nedeni kirecin bu özelliğidir.
kirecinin mekanik mukavemeti çok düşüktür. Bu nedenle taşıyıcı elemanların yapımında bağlayıcı madde olarak kullanılmamalıdır. Ağırlıkça 1/10 oranında (1 birim kireç, 10 birim kum) hazırlanan harçların, su/kireç oranının 1-1,6 arasında değişmesi halinde 28 günlük basınç mukavemeti 7 kg/cm² mertebesindedir. 28 gün sonunda bu numunelerde ancak dıştan 1,5 cm kalınlığında bir tabakanın sertleştiği tespit edilmiştir.
Avantajları:
Hava kireci kullanılarak çok iyi plastik harç elde edilebilir. İşlenebilirliği yüksektir.
Hava kireci kullanılarak üretilen harçların plastik özellikleri fazladır. Şekil değiştirme yapabilme yeteneğinin fazla olması nedeniyle duvar sıvaları için çok uygundur. Kireçle yapılan sıvalar çimento harcı ile yapılan sıvalara kıyasla daha az çatlar.
Kireç harçlarının taş ve tuğla gibi her türlü yapı malzemesine daha iyi yapışma kabiliyeti vardır.
Su kireci (Hidrolik kireç) [değiştir]
Muhtevasında %10-25 mertebesinde kil bulunduran kalker taşının pişirilmesiyle elde edilen bir kireç türüdür. Bu pişirme esnasında oluşan sönmemiş kireç silis ve alüminle birleşir. Bu şekilde elde edilen kireç ufak parçalar halinde olup dikalsiyumsilikat (2 CaOSiO2)'tan ibarettir. Toz haline getirme işi, su ile işleme tabi tutularak yapılır. Yani öğütlenemez. Suda söndürerek toz haline getirmek için kirecin içinde en az %10 oranında CaO olması gerekir.
Bu şekilde elde edilen kireç su içerisinde erimez, katılaşıp sertleşebilir. Bu yüzden su içindeki yapılarda kullanılabilir. Su kirecinin yapılarda kullanılmasıyla elde edilen yararlar, hava kirecinin kullanılmasıyl elde edilen yararların aynısıdır. Su kirecinin üst tarafı ise hava kirecinden daha yüksek mukavemete sahip olup, suda sertleşebilmesidir. Su kirecinin 28 günlük basınç mukavemeti 20-250 kg/cm² arasındadır.
Kirecin kullanım alanları [değiştir]
Kirecin oldukça geniş bir kullanım alanlı vardır. Kullanım alanları sürekli artan bir şekilde çeşitlilik göstermektedir. Örneğin; 1900-1910 yılları arasında kireç %80 binalarda, %10 kimyasal endüstride, %10 da ziraatta kullanılıyordu. 1980'lerde ise, yapılarda %3, kimyasal endüstride %84, otoyollarda %6, refrakter endüstrisinde %6, ziraatte %1 oranında kullanılmaktaydı.
Dış bağlantılar [değiştir]
Türklerin Tarihi, günümüzdeki Türk halklarının ve yabancı halkların arasında zamanla erimeden önce Türk dilini konuşmuş olan Türk topluluklarının ortak tarihidir. Göktürklerden önce varolmuş Türk dili konuşan topluluklar bazı tarihçiler[kaynak belirtilmeli] tarafından, Türk tabiri yerine Ön Türk tabiri ile anılır.
Türklerin siyasi bir topluluk olarak ilk tarih sahnesine çıkmalarının Hun (Hiung-nu'lar veya Şiongnu'lar) hükümdarlığı ile olduğuna dair iddialar vardır.[1][2]. Başlangıcı hususunda tartışmalar olsa da Türklerin tarihi, dünya tarihinin önemli bir parçasıdır[kaynak belirtilmeli]. Avrasya ve Kuzey Afrika'da ortaya çıkan her halkın tarihi uzaktan veya yakından Türklerin hareketlerinden etkilenmiştir[kaynak belirtilmeli]. Türkler doğu kültürlerini batıya ve batı kültürlerini doğuya taşımakla da önemli bir rol oynamışlardır. Kendi dinleri Tengricilik'ten sonra benimsedikleri yabancı dinlerinde çok kez öncüsü ve savunucusu olmuş ve yayılmalarını ve gelişmelerini sağlamışlardır (Mani dini, Musevilik, Budizm, Ortodoks- ve Nasturi Hristiyanlığı, İslam).[kaynak belirtilmeli]
Konu başlıkları [gizle]
1 Türk Tarihinin Başlangıcı
1.1 M.Ö. 8`inci yüzyıl
1.2 M.Ö. 3`üncü yüzyıl
1.3 M.Ö. 2`nci yüzyıl
1.4 M.Ö. 1`nci yüzyıl
1.5 1`nci yüzyıl
1.6 2`nci yüzyıl
1.7 3`ncü yüzyıl
1.8 4`ncü yüzyıl
1.9 5`nci yüzyıl
2 Orta Çağ/Türkler
2.1 6`ncı yüzyıl
2.2 7`nci yüzyıl
2.3 8`nci yüzyıl
2.4 9`ncu yüzyıl
2.5 10`ncu yüzyıl
2.6 11`nci yüzyıl
2.7 12`nci yüzyıl
2.8 13`ncü yüzyıl
2.9 14`ncü yüzyıl
2.10 15`nci yüzyıl
3 Yeni Çağ
3.1 16`ncı yüzyıl
3.2 17`nci yüzyıl
3.3 18`nci yüzyıl
3.4 19`ncu yüzyıl
3.5 20`nci yüzyıl
3.6 21`nci yüzyılda
4 Kitaplar
4.1 Türkçe Kitaplar
4.2 Yabancı Kitaplar
5 Ayrıca bakınız
6 Kaynakça
Türk Tarihinin Başlangıcı [değiştir]
Dünya üzerinde yaşayan insan topluluklarının milletleşme süreci onların avcı-toplayıclıktan çiftçi-çobancılığa geçimesi ile başlar.[3]. Türkleri oluşturacak insan topluluklarının m.ö 6000 lerde koyun yetiştiriciliğine başladığı düşünülmektedir. [4] Bu tarih atlı göçebe Türk kültürünün başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu değişiklikler ile ilk Türk kültürü olan anav kültürü ortaya çıkmıştır. Türklerin atalarının MÖ 2500 ile M.Ö. 1700 yılları arasındaki Afanasiyevo kültürü ile başlayan ve MÖ 1700 ile MÖ 1200 yılları arasındaki Andronovo Kültürü ile devam eden dolikosefal mongolitlerle ortak yönleri bulunmayan Brakifesal ırka dayandıığını savunurlar. Bu ırkın savaşçı ve göçebe kültüre sahip olduğu, MÖ 1700 yılları sonrasında kitleler halinde Altay Dağları ile Tanrı Dağları arasındaki bölgeye yayıldığı bilinmektedir.[2] Bilinen ilk Türk devleti İskitlerdir.[4][5][6][7][8]
M.Ö. 8`inci yüzyıl [değiştir]
M.Ö.8 yüzyılda:İskit devleti kuruldu.
Dosya:Türk Tarihi M.Ö. 8`inciYY2.jpg
M.Ö. 3`üncü yüzyıl [değiştir]
M.Ö.312: Çin/Hiung nu arasında Kuzey Şansi Savaşı
M.Ö.240: Bozkır halklarına karşı Çin'in duvar inşası: Çin Seddi
M.Ö.209: Hiung nu lideri Teoman'ın ölümü
M.Ö.209: Mete'nin Hiung-nu'ların (Hunların) lideri olması
M.Ö.201: Kırgız halkından ilk kez söz edilmesi
M.Ö. 2`nci yüzyıl [değiştir]
M.Ö.187: Çin'in Hiung nu üzerine Pa-i-Teng seferi
M.Ö.177-M.Ö.165: Yue-çilerin Hiung nu'lar tarafından Kansu'dan Baktriane'ye sürülmeleri ve oradaki Helen krallığını ortadan kaldırmaları
M.Ö.177-M.Ö.165: Hiung nu'ların Çin'e akınları
M.Ö.138-M.Ö.126: Baktria'da Çang Kien elçiliği. Çin-İran ilişkileri
M.Ö.2 yüzyılda:İskit devleti yıkıldı.
48: Hiung nu'ların ikiye bölünmeleri (Kuzey Hiung-nu ve Güney Hiung-nu)
93: Hiung nu'ların Sien Pi'ler tarafından mağlup edilmeleri
2`nci yüzyıl [değiştir]
Aşağı İtil'de (Hazar denizi'nin kuzeyi) Hun varlığı
3`ncü yüzyıl [değiştir]
260: Şan-şi'nin kuzeyinde Tabgaçlar
4`ncü yüzyıl [değiştir]
304-351: Çin'in kuzeyinde Hiung-nu krallıkları (Han Zhao, Hou Zhao)
388-392: Çin'in kuzeyinde Ding ling krallığı (Wei)
374-375: Avrupa Hunlarının Don Nehri'ni geçişi
386-409: Tabgaçlar Kuzey Çin'de (Kuzey Vey)
5`nci yüzyıl [değiştir]
402: Rouran'ın kuruluşu (Yüan Yüan/Avarlar?)
407-431: Çin'in kuzeyinde Hiung-nu krallığı (Xia)
422: Lo-yang'ın Tabgaçlar tarafından alınışı
427: Romalılar ve Hunların ittifakı
434: Bizans ile Hunlar arasında Margos Antlaşması
440: Ak Hun (Eftalit) istilalarının başlaması
451: Attila Galya'da (bugün Fransa)
452: Attila'nın Roma seferi ve Papa I. Leo ile görüşmesi
480: Hazar denizi ile Tuna nehri arasında Ön Bulgarlar
480: Mazdek İsyanları'nda Sasaniler'e Ak Hunların yardım etmesi
Orta Çağ/Türkler [değiştir]
6`ncı yüzyıl [değiştir]
531-578: Kafkas Surları'nın İranlı Hüsrev tarafından dikilmesi
534: Tabgaçların (Vey Hanedanlığı) dağılması
552: Tu-kiu'lerin (Türküt'ler/Göktürkler) Rouran egemenliğe karşı ayaklanması. Birinci Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşu.
565: Ak Hunların (Eftalitler) Göktürkler tarafından ortadan kaldırılmaları
582: Birinci Göktürk Kağanlığının bölünmesi
7`nci yüzyıl [değiştir]
619: Avarların İstanbul'u I. kuşatması.
626: Avarların İstanbul'u II. kuşatması.
626-627: Doğu Roma İmparatoru Herakleios'un Hazarlar'dan yardım istemesi
639: Göktürk prensi Kürşad'ın ihtilal denemesi.
642: Güneydoğu Avrupa'da (Karadeniz'in kuzeyi'nde) Büyük Bulgarya Hanlığı'nın bölünmesi
673-674: Arapların Maveraünnehir'e ulaşması ve Göktürk şehri Buhara'yı kuşatması.
674: Paralı Türk askerlerinin İslam topraklarında varlığı
680: Ön Bulgarlar Balkan'da
681-744: İkinci Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşu
Bulgarların bölünmesi:
8`nci yüzyıl [değiştir]
720-735: Orhun Anıtlarının dikilmesi
744-840: Uygur Kağanlığı'nın kuruluşu
751: Çinlerin Orta Asya'ya girişi, Talas Savaşı
755: Paralı Türk askerlerin Ngan Lu-Şan'ın Çin'deki isyanı
762-770: Uygurların Mani dini'ni benimsemeleri
780: İtil Bulgar Hanlığı'nın kuruluşu
9`ncu yüzyıl [değiştir]
Hazar Hanlığı gücünün zirvesindeyken
811: Bulgar kralı Han Krum'un Bizans kralı I. Nikephoros'u öldürmesi
833-882: Samerra'da paralı Türk askerlerinin varlığı
840-924: Kırgızların Uygurlara saldırması. Uygurların güneybatıya kaçıp Sincan ve Kansu'ya yerleşmeleri. Moğolistan'da Kırgız egemenliği.
851-863: Aziz Kyrillos'un Hazarlara gelişi
864-865: Bulgar kralı I. Boris'in hıristiyanlığı kabul etmesi. Ön Bulgarların islavlaşması.
868-884: Kahire'de Tolunoğulları
880: Raşid el-Türki'nin Yukarı Mısır seferi
883: Çin'deki Şatuolar
10`ncu yüzyıl [değiştir]
Güneydoğu Avrupa'da Peçenek egemenliği
905: Mısır valisi İhşid
921: İbn Fadlan'ın henüz müslümanlaşmış İdil bulgarlarını elçi olarak ziyareti
923-946: Çin'in kuzeyinde Şa-t'o egemenliği (Hou Tang, Hou Jin)
924: Moğol Hitayların Kırgız Devletini yıkması.
934: Satuk Buğra Han ilk müslüman Türk Hakanı olarak tarihe geçer,
944-1090: Peçeneklerin ardı kesilmeyen Bizans saldırıları
965: Hazar başkenti'nin I. Svyatoslav tarafından alınışı
985: Siri Derya'da Selçuklular
995: Harezmşahlar'ın tek bir çatı altında birleşmeleri
999: Karahanlılar'ın (Uygurlar + Karluklar) Buhara'yı alışı. Karahanlıların müslümanlaşması.
11`nci yüzyıl [değiştir]
1016: Rus ve Bizanslıların Hazarları ortadan kaldırması.
1026-1090: Bizansa karşı Peçenek saldırıları.
1040: Selçukluların Gaznelileri yenmesi
1059: İsfahan'ın Selçuklular tarafından alınışı
1071: Malazgirt savaşı: Selçukluların Bizanslıları yenmesi.
1071-1076: Türklerin Antakya, Şam ve Kudüs'e gelişi
1077: Anadolu Selçuklu Devleti'nin (ya da Rum Selçuk Devleti) kuruluşu
1090-1091: Peçeneklerin ve Çaka Beyin İstanbulu kuşatması.
1091: Kıpçakların Bizanslıların yardımına koşup Peçenekleri bozguna uğratışı.
1096: Haçlıların Anadoluya girişi
1099: Kudüs'ün haçlılar tarafından alınışı
12`nci yüzyıl [değiştir]
1122: Tüm Peçenek halkının Kıpçaklar tarafından katledilmesi
1130-1135: Moğol Hitayların Tunguz Curcenler (Jin) tarafından batıya doğru kaçırılmaları, ve Hitayların Orta Asya'da Kara Hıtay'ı kurmaları.
1150: Gaznelilerin Gurlular tarafından ortadan kaldırılmaları.
1157: Büyük Selçukluların sonu
1176: Miryakefalon Savaşı: Bizanslıların Selçuklular tarafından bozguna uğratılmaları.
1187: Gazneliler İmparatorluğunun sonu.
13`ncü yüzyıl [değiştir]
Moğol İmparatorluğu'nun yayılmasından önce son durum
13'ncü yüzyılda Moğol İmparatorluğu'nun yayılması
1200-1220: Harezm İmparatorluğunun altın çağı.
1206: Cengiz Han'in Büyük Han ilan edilişi
1206-1209: Delhi Sultanlığı'nın kuruluşu
1211: Karahıtay Kağanlığının Moğollar tarafından ortadan kaldırılması
1223: Doğu Avrupa'ya Moğol akınları
1230-1231: Otrar Faciası: Moğollar gönderdikleri elçileri kılıçtan geçiren Harezmlere katliam yapıp İranı ele geçiriyorlar.
1230: Yassı Çemen Savaşı: Harezmşahlar / Anadolu Selçuklu - Eyyubi ittifakı arasında savaş.
1241-1242: Moğolların Polonya, Macaristan, Avusturya ve Adriyatik'e gelişi
1243: Kösedağ Savaşı: Anadolu Selçukları ve Moğol İmparatorluğu arasında savaş.
1250: Memlûk Devleti Kahire'de iktidarı ele geçiriyor
1255-1260: Moğollar Viyana, Yun-nan, Tonkin, Suriye ve Rusya'da
1290-1320: Delhi Halaci Hanedanlığı
1299: Osmanlı İmparatorluğu'nun doğuşu
14`ncü yüzyıl [değiştir]
Moğol İmparatorluğu'nun bölünmesinden sonra Altın Ordu devleti Türkleşiyor. Çağatay Hanlığı 1350 yılından itibaren tamamen Türkleşmiş oluyor.
1320-1424: Delhi'de Tuğluk Hanedanlığı
1346: Osmanlıların Avrupaya geçişi
1361: Edirne'nin Osmanlılar tarafından alınışı
1370: Timur'un iktidarı ele alması
1382: Toktamış'ın Altın Ordu'nun başına geçmesi ve Moskovayı ateşe vermesi
1389: Kosova: Osmanlıların Balkanlar'da egemenlik sağlaması
1389-1403: I. Bayazit hükümdarlığı
1398: Timur'un Hindistan seferi
15`nci yüzyıl [değiştir]
1402: Ankara Savaşı: Timur ile II. Beyazıd arasında
1405: Timur'un ölümü
1405-1447: Şahruh'un Herat'a gelişi
1406: Akkoyunlular ile Karakoyunluların tekrar tarih sahnesine çıkışı
1412-1460: Ebu'l Hayr'ın Özbek gücünü kuruşu.
1414-1517: İranileşmiş Türk Hanedanlığı Delhi Seyyidleri.
1430: Kırım Hanlığı'nın kuruluşu
1445: Kazan Hanlığı'nın kuruluşu
1447-1449: Uluğ Bey
1453: Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alışı
1453-1504: Akkoyunlu devleti'nin altın çağı.
1462-1505: Astrahan Hanlığı'nın kuruluşu
1473: Hüseyin Baykara: Timur Rönesansı
Yeni Çağ [değiştir]
16`ncı yüzyıl [değiştir]
1500: Muhammed Şeybani ve Maveraünnehir'de Özbekler
1502: Altın Ordu Devleti'nin sonu
1502: İsmail'in İran'da Safevi Hanedanlığını kurması
1510: Muhammed Şeybani'nin İsmail tarafından mağlup edilmesi
1512-1520: I. Selim
1516: Osmanlıların Cezayir'e ayak basması
1516-1517: Suriye ve Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethi
1520-1566: "Muhteşem Süleyman" (Kanuni) dönemi
1525: Babür Şah Hindistan'da
1534: Osmanlıların Tunus'a girişi
1551: Osmanlıların Trablusgarp'a gelişi
1552: Kazan'ın Ruslar tarafından alınışı
1555: Astrahan'ın Ruslar tarafından alınışı
1557: Nogay Hanlığı'nın Ruslar tarafından ilhakı
1556-1605: Ekber Hindistan İmparatoru
1571: İnebahtı Savaşı: Osmanlılar ile birleşmiş hıristiyan Orduları arasında dünya tarihinin en büyük deniz savaşı.
1571: Kırım Hanı'nın Moskovayı yakması.
1572: Kasım Hanlığı'nın Ruslar tarafından yıkılması
1584: Sibiryalıların Kozakları mağlup etmesi
1595: Rusların Baraba Türklerini katledip yok etmesi
17`nci yüzyıl [değiştir]
Osmanlı İmparatorluğunun 1299 ile 1683 yılları arasındaki büyümesi
1600: Sibir Hanlığının mağlup edilmesi.
1606: Osmanlı İmparatorluğunun zirveye ulaşmasını simgeleyen Zitvatorok Antlaşması.
1615-1650: Kırgızların Ruslara karşı mücadelesi.
1628-1658: Hindistan imparatoru Şah Cihan.
1630: Rusların Yakut topraklarına girişi
1658-1707: Hindistan imparatoru Evrengzeb.
1683: Viyana'nın Osmanlılar tarafından kuşatılması.
1699: Karlofça Antlaşması. Osmanlıların gerilemeye başlaması.
18`nci yüzyıl [değiştir]
1705: Tunus'un bağımsızlığını kazanması
1713: Kazaklar üzerinde Rus himayesi
1717-1730: Osmanlıların Lâle Devri
1736-1747: Nadir Şah akını
1742-1775: Rusya'da Pugaçev Savaşı (Tatar ayaklanması)
1757: Sincan'ın (Doğu Türkistan) Çin tarafından ilhakı.
1782: Yakut ülkesinin Ruslar tarafından ilhakı.
1783: Kırım'ın Ruslar tarafından ilhakı.
1794: İran'da Kacar Hanedanlığı'nın bir Türk tarafından kuruluşu.
1798-1799: Napoleon Bonaparte'ın Mısır seferi. Türk-Fransız mücadelesi.
19`ncu yüzyıl [değiştir]
1822-1844: Kazak hanlıklarının Ruslar tarafından ortadan kaldırılması.
1828: Azerbaycan Hanlıklarının Ruslar tarafından ortadan kaldırılması.
1830: Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması.
1830: Fransızların Cezayir'e gelişi
1832: Mısır valisi Mehmet Ali'nin Anadolu'ya gelişi
1839: Tanzimat dönemi
1858: Babür İmparatorluğunun sonu.
1863: Kazak topraklarında Türkistan Rus Generalliği'nin kurulması.
1866: Buhara'nın Rus vasalı olması
1873: Hive'nin Ruslar tarafından ilhakı
1876: Hokand Hanlığı'ın Ruslar tarafından ilhakı
1876: İlk Türk anayasası
1878: Ayastefanos Antlaşması: Sırbistan, Karadağ, Romanya ve Bulgaristan'ın bağımsızlıklarını kazanması.
1881:Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa'nın doğumu.
1882: Mısır'ın İngiltere tarafından işgali
20`nci yüzyıl [değiştir]
Anadolu Türkleri 60 yıl kadar bir zaman için tek uzun ömürlü, bağımsız bir devlete sahip Türk topluluğu olarak kalmıştır.
1905: Cedidcilik hareketlerinin başlaması.
1910-1920: Kazakların ve Kırgızların Alaş Orda Hükümeti
1911-1912: Trablusgarp'ın İtalya tarafından işgali
1912: Balkan savaşları
1915-1916: Çanakkale Savaşı
1915-1918: Ermenilerin,Türklere karşı katliamları
1917: Türkistan'ın özerkliğini ilan etmesi
1918: Türkiye ile İtilaf Devletleri arasında Mondros Mütarekesiimzalandı.
1919-1922: Kurtuluş Savaşı gerçekleşti.
1919-1928: Sovyetlere karşı Basmacı mücadelesi
1921-1944: Tannu Tuva Halk Cumhuriyeti
1922: Türklerin Yunanlara karşı zaferi.
1923: Cumhuriyet'in ilan edilmesi
1932-1934: Çin'de Uygurların Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti
1938: Mustafa Kemal Paşa'nın vefatı.
1944: Rus ordusunun yardımı ile kısa ömürlü bir Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edilmesi.
1955: Sincan Uygur Özerk Bölgesi: Sincan'ın (Doğu Türkistan'ın) özerk bölge ilan edilmesi
1971: Avrupalıların Orta Asya'dan çekilmeye başlaması
1974: Türkiye'nin Kıbrıs çıkartması
1983: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesi.
1988: Azeri-Ermeni ihtilafının başlaması
1990: Sovyetlerin Bakü baskını
1991: SSCB'nin dağılması. BDT'nin ortaya çıkması.
1992: BDT Türk Cumhuriyetlerinin BM'ye kabülü:
Kazakistan Cumhuriyeti
Özbekistan Cumhuriyeti
Azerbaycan Cumhuriyeti
Türkmenistan Cumhuriyeti
Kırgızistan Cumhuriyeti
1992: 30 Ekim 1992'de Ankara'da ilk Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi'nin yapılması.
1993: Azerbaycan'ın bir kısmının Ermeniler tarafından işgali.
1993: 1993 yılında, Türk Dili Konuşan Ülkelerin kültür ve sanat alanlarında işbirliğini sağlayan Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi'nin Almatı'da kurulması.
1993: Kültürel, ekonomik ve siyasi nitelikte bir forum olan ve tüm Türk devlet ve toplulukları ile akraba toplulukların katıldığı ilk Türk Kurultayı'nın yapılması.
21`nci yüzyılda [değiştir]
2005: Kırgızistan'da Lale devrimi.
2005: Kazak lider Nursultan Nazarbayev'in yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında Orta Asya'da ortak pazar kurulması teklifi.
2005: Özbekistan'da Andican olayları
2006: Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının hizmete girmesi.
2007: Hazar denizinin statüsünün belirlenmesi için kıyıdaş ülkelerin ilk defa bir araya gelmesi.
2008: 21 Kasım 2008 tarihinde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi kurulması.
Dünya Ticaret Merkezi (İngilizce: World Trade Center), ABD'nin New York kentinde Manhattan semtinde bulunan ve 11 Eylül 2001 terör saldırılarında yıkılan ticaret merkezi.
Binadaki asansörler
İkiz Kuleler olarak adlandırılan merkezin yapımına 1960 yılında başlanmış ve ilk kiracısı 1970 yılında Kuzey kuleye taşınmış, bundan iki yıl sonra ikinci kiracı Güney kuleye taşınmıştır.
Dünya Ticaret Merkezi'nin 11 Eylül 2001 tarihindeki saldırı sonrası yıkılmadan az önceki görüntüsü
WTC Illumination, 2006
New York'taki Dünya Ticaret Merkezi 1973'te inşa edildikten sonra Manhattan'ın çehresini değiştiren dünya'nın en yüksek ikiz kuleleri oldu. Kulelerden birinin 107. katında bulunan The Windows on the World isimli restorant, müşterilerine akşam yemeklerinde New York ve Hudson Nehri'ni izletme fırsatını veren dünya'nın en büyük restoranıydı. Kuleler 11 Eylül 2001'de yıkıldı.
Zekâ (Arapça: ذكاء ya da ruh biliminde anlak[1], zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir.[2] Başka bir deyişle anlak, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler birleşimidir.[3] En geniş anlamıyla, genel zihin gücü olarak da tanımlanabilir.[4] Zihnin algılama, bellek, düşünme, uslamlama, öğrenme gibi birçok işlevini içerir.[2] Sözcük çok geniş anlamda kullanılsa da psikologlar tarafından yaratıcılık, kişilik, bilgi ve akıl gibi değişik kategorilere ayrılmıştır.
Zekâ araştırmacılarının asıl alanı insanlardır, fakat hayvanların da öğrenme, anlama vs. yetenekleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.
Konu başlıkları [gizle]
1 Köken bilimi
2 Tanımlar
3 Belirleyen etkenler
3.1 Kalıtım
3.2 Doğum ve öncesi
3.3 Çevre
4 Ölçme
4.1 Tarihçe
4.2 Zekâ katsayısı
4.3 Sınıflandırma
5 Çeşitler
6 Akıl ile ilişki
7 Ayrıca bakınız
8 Kaynakça
8.1 Dipnotlar
Köken bilimi [değiştir]
Zekâ sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir.[5] Arapçada ذكاء, "parıltı", "zihin parıltısı" gibi anlamlara gelmekte; "ateşin harlanması" gibi bir anlamda da kullanılmaktadır.[6]
Anlak ise öz Türkçe bir sözcük olup, anlamak (anla-) eylem kökünden türemiştir ve basit anlamıyla, anlama, algılama yeteneği demektir.[7]
Tanımlar [değiştir]
Zekânın ne olduğu ile ilgili tartışmalar yıllardan beri sürmektedir. Buna göre anlağın birkaç tanımı şu şekildedir:[3][4]
Binet'e göre anlak, iyi akıl yürütme, iyi hüküm verme ve kendi kendini aşma kapasitesidir.
Davis'e göre anlak, edinilen bilgilerden faydalanarak sorunları halletme yeteneğidir.
Terman’a göre anlak, soyut düşünme yeteneğidir.
Thorndike'a göre anlak, birçok düşüncesel yeteneklerin karışımıdır ve mekanik, sosyal ve soyut anlak olmak üzere üç başlıkta incelenmelidir.
Weshler'e göre anlak, bireyin amaçlı davranma, mantıklı düşünme ve çevresiyle ilişkilerde etkili olma kapasitesinin tümüdür.
Belirleyen etkenler [değiştir]
Bir kişinin zekâsını belirleyen üç temel etken vardır.[8]
Kalıtım [değiştir]
Temelde zekâ doğa vergisi bir yetenektir. Doğuştan gelir ve büyük ölçüde kalıtımın etkisiyle belirlenir.[8] Yapılan çalışmalarda çocuğun zekâsı ile ana-babanın zekâsı arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır.[9] Çocuğun zekâ gücü anasıyla babasının zekâ gücü ortalamasına yakındır. Biraz altında ya da üstünde olabilir. Ana ve babanın döl gözelerinde, gen adı verilen ve kalıtımı belirleyen özellikler rastlantısal bir yolla çocuğa geçerler.[8]
Doğum ve öncesi [değiştir]
Çocuğun döl yatağında uygun beslenmesi, beyin kanlanma ve oksijen alımının yolunda gitmesi gerekir. Örneğin; zor bir doğum sırasında çocuğun soluğu uzun süre kesilirse, beyin gözeleri ölür ve sonuçta zekâsı etkilenir. Bunun gibi, beyin dokusunu doğum sonrasında örseleyen yaralamalar ve beyin yangıları da zekâ gizilini (potansiyelini) düşürebilir.[8] Ananın gebelik süresince nasıl beslendiği de zekâ gelişimini etkileyen bir etkendir.[9]
Çevre [değiştir]
Çocuk doğuştan getirdiği zihinsel gizilini kullanabilmek ve geliştirebilmek için varsıl uyarıcılarla donatılmış çevreye ihtiyaç duyar.[9] Çevrenin zekâyı tam olarak ne ölçüde etkilediği saptanamamıştır.[8] İlk yaşlarda ana babanın uyarması, ilgisi, zekâyı geliştirebileceği gibi, bunun tersi de olabilir. Bu konuda genellikle gözlenen, eğitim düzeyi düşük bir ana-babanın çocuğuna anlaksal yoldan ilgisinin az olduğu ve çocuğun (okul çağına gelene kadar) zekâ gelişiminin yavaş olduğudur.[8] Genel olarak zekânın %75'i ilk dört yılda oluşur ve 20 yaşına kadar gelişimini sürdürür.[9]
Ölçme [değiştir]
Zekâ ölçerleri (testleri) çocukların yapabilecekleri işlere, becerilerine, yanıtlayabilecekleri sorulara, yaşlarına uygun sayı, söz bilgisine ve biçim ilişkisine dayandırılarak hazırlanır.[10] Zekâ standardize edilmiş bu zekâ testleri ile ölçülür.[11] Bu testlerdeki sorular her yaşa göre özel olarak hazırlanır.
Tarihçe [değiştir]
Batıda kullanılan ilk zekâ ölçerini Fransız psikolog Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon üretmiştir.[12] 1905'te yayımlanan bu testin adı "Binet-Simon Testi"dir. Bu ölçer, Paris ilkokullarında başarısız öğrencilere uygulanmış ve zekâsı geri olduğu için başarısız olanlarla; zekâsı geri olmayıp, olumsuz çevre etkenleri yüzünden başarısız olanları ayırt etmek amacıyla kullanılmıştır.[12]
Zekâ katsayısı [değiştir]
Ana madde: Zekâ katsayısı
Ölçerlerde çocuğun doğru yanıtladığı sorular dikkate alınarak zekâ yaşı hesaplanır.[10] Zekâ yaşının gerçek yaşa bölümünün 100 ile çarpılmasıyla zekâ katsayısı (ZK ya da IQ) ortaya çıkar:
ZK = (Zekâ yaşı / Gerçek yaş) x 100.[10][11][12]
Örneğin; 10 yaşındaki bir çocuk ölçerde yalnızca 6 yaş düzeyine kadar olan soruları/görevleri yapabilmişse, ZK'si (6/10) x 100 = 60 olarak belirlenir.
Sınıflandırma [değiştir]
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) önerdiği zekâ sınıflandırması şu şekildedir.
Uluslararası zekâ sınıflandırması[10][11][12]
ZK (IQ) Zekâ sınıfı
0-20 Derin zekâ geriliği / zihinsel engel
21-35 Ağır derecede zekâ geriliği / zihinsel engel
36-50 Orta derecede zekâ geriliği / zihinsel engel
51-70 Hafif derecede zekâ geriliği / zihinsel engel
71-79 Sınırda zekâ
80-89 Donuk zekâ
90-109 Normal ya da ortalama zekâ
110-119 Parlak zekâ
120-129 Üstün zekâ
130 ve üstü Çok üstün zekâ
Maymun, küçük ila orta cüsseli, genellikle uzun kuyruklu, çoğunluğu ağaçta ve tropik ormanlarda yaşayan primatlardır.
Konu başlıkları [gizle]
1 Maymunlar ve insansılar
2 Maymunların yaşadıkları coğrafya
3 Dipnotlar
4 Ayrıca bakınız
Maymunlar ve insansılar [değiştir]
Ana madde: İnsansılar
Orangutan, şempanze, goril ve gibonlar bilimadamlarınca insansı (İngilizce: ape) olarak adlandırılırlar ve maymun familyasına dahil edilmezler. Bununla birlikte insansılar, halk arasında maymun olarak adlandırılmaya devam edilirler.[1][2]
Maymun ile insansı maymun arasındaki en belirgin fark kuyruktur. Gibon hariç tüm insansılar kuyruksuzdur.
İnsansıların çoğu maymunlara nazaran iri cüsselidir.
İnsansılarda apandis bulunur.
İnsansıların beyni maymunlardan daha karmaşıktır.
Maymunların yaşadıkları coğrafya [değiştir]
Ekvator'un 40° kuzey ve 40° güney enlemleri arasında raslanırlar. Avrupa'da yalnız Cebelitarık kıyılarında bulunurlar. Bunların da Afrika'dan geldikleri sanılmaktadır. İki grupta incelenirler: Asya ve Afrika'daki Eski Dünya maymunları ve Orta ve Güney Amerika'daki Yeni Dünya maymunları.
Yeni Dünya maymunlarına, Güney Amerika'nın sulak ormanlarında bol rastlanır. Kuyruklarını, sarılma, kavrama, sallanma, tırmanma ve yiyecek toplamada üçüncü bir el gibi kullanırlar. Düşen yavrularını kurtarmada ve bir ağaçtan diğerine geçmede kuyruklarından maharetle istifade ederler. Bunun için bir ağacı elleriyle kavrarken diğerini de ayakları ve kuyruğuyla kavrayarak bir köprü kurarlar. Yavrular da buradan koşarak geçerler. Bazı türlerin kuyruk uzunluğu boylarından fazladır. İki beyin yarı küresinden biri kuyruğu ötekisi de diğer vücut olaylarını yönetir.
Berberi maymunu
Eski Dünya maymunları hafif ve ufak bedenlidir. Beyinleri daha büyük ve karmaşık olduğundan Yeni Dünya maymunlarından üstündür. Çok az kuyrukları vardır. Kuyruklarının sarılma ve kavrama özellikleri yoktur. Fakat kuyrukları dengelerini sağlamada, duruş vaziyetlerinde ve hatta haberleşmede rol oynar. Maymunun kuyruğunu tutuş vaziyeti, onun sosyal ve hissi durumunu belirtir. Maymunların ayak, taban ve yüzlerinin dışında vücutları tüylüdür. Kaba etleri kılsız olanlar da vardır. Kılsız yerleri kırmızımsı veya mavi renktedir. Büyüklükleri çok değişiktir. Boyları 12-13 cm olan makilerle sahibinin cebine veya bir bardağa rahatça sığabilen minik marmosetten 300 kg ağırlığı olan gorile kadar farklı birçok türü vardır.
Koku alma duyuları çok zayıf olmasına rağmen, görme ve işitmeleri güçlüdür. Çoğunlukla gündüz faaldirler. Hepsi otçul memelidir. Ağaç filizleri, yaprak, çiçek, tohum ve meyveler başlıca yiyecekleridir. Bunun yanında böcek, yumurta ve leş yiyenleri de vardır. Çoğu gruplar halinde tecrübeli bir erkeğin başkanlığında yaşar. Birkaç dişi ve yavrulardan meydana gelen tek erkekli gruplar da vardır. Hamilelik devreleri türlerde farklıdır.
Doğu Brezilya'da yaşayan kuyruğu beyaz halkalı kuisiti (veya ipek maymuncuk)nin gebelik süresi 3,5 aydır. Dişiler yavrularını göğüslerinde veya sırtlarında taşır. Aşırı derecede sevgi gösterirler. Tehlike karşısında erkek sürüyü kahramanca savunur. Maymunların vücutları tırmanmaya, sıçramaya, el ve ayakları da kavramaya uygundur. El ve ayaklar beş parmaklıdır. Baş parmak diğer parmakların karşısına geldiğinden, cisimleri mengene gibi rahatça kavrarlar. Kanca tırnaklı birkaç türün dışında çoğunun el parmakları yassı tırnaklıdır. Colobes ve Atales gibi cinslerde baş parmak bulunmaz. Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar. Ellerini kullanmakta çok mahirdirler. Bir kısmı küçük yiyeceklerin tohumlarını çıkarmak için baş ve işaret parmaklarını rahatça kullanırlar.
Evcil bir maymun
Maymunlar oldukça meraklı hayvanlardır. Yüksekte bulunan bir yiyeceğe ulaşmak için birkaç eşyayı üst üste koymayı akıl edebilirler.
Fark makinesi, polinom işlevlerin (fonksiyonların) hesaplanması için tasarlanmış bir mekanik hesap makinesidir. Toplama çıkarma yapabilen bir makine yapmak yüzyıllar boyunca bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. 1642 yılında bir vergi memurunun oğlu olan Blaise Pascal, babasına yardım amacıyla böyle bir makine tasarlamıştır. 1694 yılında, Gottfired Wilhelm von Leibniz, Pascal'ın tasarladığı bu makineyi geliştirerek, aynı zamanda çarpma ve bölme işlemlerini de yapabilen bir makineyi tamamladığını duyurmuştur. Daha sonra 1786'da J.H. Müller de benzeri bir makineyi tasarladığını duyurmuş ancak yapımını gerçekleştirememiştir.
Londra Bilim Müzesi'ndeki Fark makinesi detayı
Uzun bir aradan sonra 1822 'de İngiliz matematikçi Charles Babbage (1791 – 1871), oldukça gelişmiş bir makinenin tasarımına başladığını duyurmuştur. Fark makinesi, bir değerler serisini otomatik olarak hesaplayabilmeyi öngörüyordu. Sonlu farklar yönteminden yararlanarak, çarpma ve bölme işlemlerinden yararlanmaksızın hesaplama yapmak mümkündü.
Fark makinesi, projenin ilk haliyle, 2,5 mt yüksekliğinde, 15 ton ağırlığında olacak ve 25.000 parçadan oluşacaktı. Babbage, projesine mali kaynak bulabilmesine rağmen onu tamamlayamamıştır. Daha sonra Fark makinesinin geliştirilmiş bir modelini tasarlamasına rağmen bunun yapımına hiç başlayamamıştır. 19. Yüzyılın olanak tanıdığı ölçüsel toleranslarla 1989-1991 yılları arasında tamamlanan bu makine, Londra Bilim Müzesi'nde çalıştırıldığı zaman ortalama bir elektronik hesap makinesinden çok daha öteye giderek 31 basamağa kadar doğru hesap yapabildiği görülmüştür.
Londra Bilim Müzesi'ndeki Fark makinesi
Babbage geliştirdiği ikinci Fark makinesi ile birlikte çalışabilecek, değişken sütun ve satır özelliklerine sahip, çıktı formatı programlanabilmesi gibi şaşırtıcı özelliklere sahip bir yazıcı tasarlamıştır. Fark makinesinin tamamlanmasından dokuz yıl sonra, Bilim Müzesi, 19. yüzyıl cihazları için oldukça karmaşık sayılabilecek bu yazıcıyı da tamamlamıştır.
Yalan, herhangi bir kişi, topluluk veya kuruma, yanıltmak amacı güdülerek yapılan rol veya doğru olmayan herhangi bir ifadedir. Daha yalın bir anlamda, yalan yanlış olduğu (doğru olmadığı) bilinmesine rağmen, üçüncü partinin (kişi, topluluk veya kurumun) doğru olarak algılamasını amaçlayan bir hareket veya ifadedir. Yalan'ın toplumda her zaman yakalanmamasının nedeni karşılıklı güven olarak ifade edilebilir. Genelde çoğu ahlâk geleneğince, yalan kötü olarak kabul edilse de, yalan ahlâkının etik içerisinde çok farklı boyutları vardır ve farklı durumlar içerisinde tartışılır. Zaman zaman bu tartışmalar sonucu, yalan her daim, kötü olarak sınıflandırılmayabilir: örneğin, bir kişinin hayatını kurtarmak için yalan söylemek gibi. Bununla birlikte genel olarak yalan tarih boyunca büyük bir ahlâksızlık, kötü bir hareket olarak görülmüştür. Yasal olarak yalanın tarifi ve getirileri de etikteki gibi farklıdır ve durumlara, yasalara ve yasal sistemlere göre büyük farklılık gösterir. Dinler tarihinde de yalanın çok önemli bir yeri vardır. Birçok din yalanı yasaklar örneğin, İbrahimi Dinler yalanı günah sayarlar. Adli makamlar ve güç sahipleri yalanı sistemli şekilde yakalamak üzere çeşitli mekanizmalar geliştirmiştir. Bunlara örnek olarak kayıt sistemleri ve yalan makineleri sayılabilir. Yine de her zaman yalanı yakalamada başarılı olunduğunu söylemek güçtür. Örneğin stres durumlar yalan makinesinde yalan söylemiş gibi kalp atış hızı değişikliklerine yol açabilirler. Bazı kişiler karşısındakinin yalan söyleyip söylemediğini anladığına inanırlar. Ancak istatistiklere göre ortalama bir insanın karşısındakini %50 oranında yakalayabilmektedir. %90 doğrluğa yaklaşanlara ise ancak 1/10.000 oranlarında rastlanır. Yalan sadece insanlara özgü olmayıp hayvanlar dünyasında da yaşamda kalmak için kendini olduğundan farklı göstermek, başka birine veya ortama benzeme örnekleri yaygındır. Yalan söyleyen yakalanmadığı sürece yalanı uzun süre sürdürebilir. Ancak bu kendisi için bir ekstra bir yük teşkil eder. Ayrıca bkz.
Masum yalanlar
Palavra
Örtbas etmek
Yanıltmak
Abartmak
İşkembeden atmak
Kafa karıştırmak
Dezenformasyon
Aşk yalanları
Günahlar
Arafat (Arapça: جبل عرفة Jabal 'Arafat), Mekkeden 25 km uzaklıkta olan bir coğrafi bölgedir. Mekkenin güney doğusuna düşer. Bölge icerisinde olan ünlü Arafat dağı (Rahmet Dağı olarak bilinir) 454 metre yükselığındedir. Bu dağ'da evvelden Şeytan meydana çıkmış. Muhammed ölümünden (Miladi 632) önce ünlü veda hutbesi konuşmasını onbinlerce kişiye bu dağ'da yapmıştır.
Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir. Adem ile Havva’nın cennetten indirildikten sonra buluştukları yere “Arafat”, buluştukları güne “arefe” denilmiştir.
Harf Olasılık (%)
A 11,68
B 2,95
C 0,97
Ç 1,26
D 4,87
E 9,01
F 0,44
G 1,34
Ğ 1,13
H 1,14
I 8,27
İ 5,20
J 0,01
K 4,71
L 5,75
M 3,74
N 7,23
O 2,45
Ö 0,87
P 0,79
R 6,95
S 2,95
Ş 1,94
T 3,09
U 3,43
Ü 1,99
V 0,98
Y 3,37
Z 1,50
Canlı ya da Organizma; biyoloji ve ekolojide, fonksiyonlarını yaşama mümkün olduğunca uyum sağlayarak sürdüren basit yapılı moleküllerin veya karmaşık organlar sistemlerinin bir araya gelmesiyle oluşan varlıklar için kullanılan bir kavramdır.
Canlılar; çevreye uyum sağlama ve üreme, kalıtım gibi ortak özelliklere sahip doğal varlıklar grubunun ve "yaşam" denilen ve nasıl oluştuğu hâlâ çözülemeyen gizin temel öğeleridir.
Konu başlıkları [gizle]
1 Kökenbilim
2 Canlıların sınıflandırılması
3 Canlıların ortak özellikleri
4 Ayrıca bakınız
5 Dış bağlantılar
6 Kaynakça
Kökenbilim [değiştir]
Canlı sözcüğü Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş olan[1] "can" sözcüğünden türemiştir. "Can" yaşama, yaşam anlamındadır. Buna sahip olanlar ise canlıdır, yani "yaşayan"dır [1]. Organizma ise araç/alet anlamındaki Yunanca "ὄργανον (organon)" sözcüğünden gelir [2].
Canlıların sınıflandırılması [değiştir]
Ana madde: Taksonomi
Ana madde: Bilimsel sınıflandırma
Evrende birçok canlı vardır ve bilim insanlarının bunların her birini tek tek incelemesi mümkün değildir. Bu yüzden, canlılar sınıflara ayrılırlar. Canlıların belirli özellikleri göz önüne alınarak yapılan gruplandırmaya sınıflandırma veya biyosistematik denir. Sınıflandırmayı inceleyen bilim dalına sistematik (taksonomi) denir. Canlılar temel olarak 6 grupta sınıflandırılır.
Monera Alemi
Arkeler Alemi
Protista Alemi
Fungi Alemi
Bitkiler Alemi
Hayvanlar Alemi
Canlıların ortak özellikleri [değiştir]
Hücresel yapı.
Beslenme.
Solunum.
Çoğalma
Hareket.
Boşaltım.
Metabolizma.
Tüm canlılarda bu özelliklerin hepsi görülmektedir.
Ayrıca bakınız [değiştir]
Mürekkep çeşitli renklendirici ya da boyalar kullanılarak üretilmiş akışkan bir maddedir. Fırça ya da kalemler yardımıyla bir yüzeyi boyamak ya da yazı yazmak için kullanılır.
Mürekkeplerin ilk örnekleri günümüzden 4.500 yıl öncesinde Çin'de icat edildiği sanılan siyah renkli yazı mürekkepleridir. Bu mürekkepler isin çeşitli maddeler ile birlikte yakılmasıyla elde edilirdi.
Yazma amaçlı mürekkep [değiştir]
Mürekkepler içlerine boya maddesi katılıp katılmamasına göre birbirinden ayrılır. Dolmakalemlerde kullanılan mürekkebin içine boya karıştırılmaz çünkü boya dolmakalemin ucunu tıkayabilir. Yazı mürekkeplerinin büyük bir çoğunluğu meşe mazısından elde edilen asitler ile içinde demir bulunan kimyasal maddelerin karıştırılması ile elde edilir. Siyah görünümde olan bu mürekkebin rengi,başka kimyasallarla açılabilir.
Kâğıt üzerine geçirilmiş mürekkep, zaman geçtikçe her koşulda koyulaşır. Bu mürekkep ile yazılmış belgelerin yaşımı saptamada araştırmacıların sıkça başvurduğu bir yöntemidir.
İçlerinde boya maddesi bulunan mürekkepler ise "tükenmez kalem" olarak anılan kalemlerde kullanılır. İçlerine su da katılmayan bu tip mürekkepler, dolmakalemlerdekilerin aksine oldukça koyulardır. Keçeli kalemlerde kullanılan boya-katkılı mürekkeplerde ise kurumayı önlemek için alkol kullanılır.Bazılarında ise yaklasık %5 kadar civa vardır.Mürekkep heterojen bir maddedir. Gizli mürekkep olarak adlandırılan mürekkep çeşitleri özel ve gizli iletiler için kullanılır. Normal koşullarda görünmez olan bu mürekkepler ile yazılan yazılar, ancak ortam elverişli hâle getirildiği takdirde görünür hâle geçer. Yazılı olduğu kâğıdın uygun biçimde ısıtılması ile bu mürekkepler maviye dönebilir. Görünmez mürekkep olarak kullanılabilecek alternatif malzemeler, limon suyu, soğan suyu ve süttür. Bu maddeler ile yazılan yazılar ısıtıldığında üzerindeki yazılar kahverengine döner.
Baskı amaçlı mürekkep [değiştir]
Günümüzde en çok kullanılan mürekkep türü baskı mürekkebi ya da matbaa mürekkebidir. Kitap, gazeteler, dergiler, paketler, kutular, paralar, pullar afiş ve broşürler üzerinde bulunan yazı ve resimlerin hemen hepsi bu mürekkepler ile hazırlanmıştır.
Bu tür baskı işlemlerinde, mürekkebin kuruma hızı çok önemlidir. Basım makinelerinde kullanılan mürekkep kâğıt üzerine geçtikten sonra havadaki oksijeni soğurarak kurur. Kuruma işlemini daha çabuklaştırmak için mürekkebin içine kobalt, kurşun ve manganez bileşikleri atılabilir.
Küfür, hoş olmayan, kırıcı, incitici ve görgüsüz, mahalle ağzının kullandığı sözlerdir.Eskiden küfür olarak sayılan bazı kelimeler bugün günlük hayattaki sıradan sözcükler olarak anımsanmaktadır. Örneğinalak kelimesi 1980'li yıllara kadar en adi ve büyük bir küfür sayılırken şimdi günümüzde o kadar da etkili bir kelime değildir ve küfrün derecesi kişiden kişiye değişebilir.
Safran; susam büyüklüğünde sarı bir bitkidir. Yemen'de yetişir. Ziraatı yapılır, bahçelerde değil arazide yetiştirilir. Bir defa ekildiğinde 1015 sene kadar kendiliğinden biter, çiçek açar tohum meyda na getirir. Kuruyup olgunlaştığı zaman, başak kısmı açıldığında içinden tohumları dökülür. İşte bu to humlardan safran yağı elde edilir. Sarı, siyah ve kırmızı cinsleri vardır. En iyisi kırmızı olan ve ele yumuşak geleni, posası az olanıdır. Siyah cinsine Habeşî denir, tane bakımından en büyük olanı da budur. Hekimlikte, boyacılıkta ve esans yapımında kullanılır.
Faydaları:
* Misk, amber, kâfur ve öd kokuları erkeklere mahsus güzel kokanlardır. Zira bunlar güzel kokar fakat renkleri yoktur, safran ve haluk gibi kokular ise kadınlara mahsus kokulardır. Çünkü; bunların renkleri olur, kokuları oLmaz.
* Bazı zâtülcenb hastalığına yakalanan kimseler tedavi maksadıyla safran yağı içerler.
* Çil, kaşıntı, sivilce ve alaca gibi hastalıklar için yüze ve hastalık olan diğer yerlere sürülerek kullanıldığı gibi, içilmesi dahi aynı hastalıklar için fay dalıdır.
* Safranla boyanmış elbise giymek cinsel istek ve arzuyu tahrik eder.
* Yüzü güzelleştirmek için cilde sürülerek kulla nılır.
* Safran nefsi kuvvetlendirir, gönle ferahlık verir.
* Kabızlık yapıcı özelliğe sahiptir.
* Damıtılmış yağından bir dirhem (3.2 gram) ka dar içildiği zaman alaca hastalığına karşı faydalıdır. Üzerine sürülmesi de aynı etkiyi gösterir.
* Safran mizaç ve bakımından ödağacının mizaç ve özelliğine yakındır.