Pamuk Efe

Pamuk Efe

Üye
02.02.2009
Er
324
Hakkında

  • Konu: Ne Güzel
    [main-arkaplan-muzik]198[/main-arkaplan-muzik]Ay ışığı pencereden girende,
    Senden yana hayal kurmak ne güzel.

    noimage



    Ya bir otobüste, ya bir trende,
    Gurbet ilden sana varmak ne güzel.

    noimage



    Aşkın mayasını senden alıp da,
    Şekillendim sevda denen kalıpta.

    noimage


    Evinizin kapısını çalıp da,
    İlk çıkandan seni sormak ne güzel.

    noimage



    Umudu yoksula bol verir Hüda;
    Bin tohuma can var bir damla suda.

    noimage



    Gerek uyanık ol, gerek uykuda,
    Benden bakıp seni görmek ne güzel.

    noimage


    Kurumadan daha yolculuk teri,
    "Gel" diye yanina çağırsan beni;

    noimage



    Bırakıp bir yana gamı, kederi,
    Doya doya seni sarmak ne güzel.

    noimage



    Aşk deyince anlattığı her seydir;
    Öldürdükce tadı gelen bir seydir..

    noimage



    Azrai'le can vermesi zor seydir;
    Sen istersen sana vermek ne güzel.

    noimage
#03.02.2009 13:37 0 0 0
#02.02.2009 22:31 0 0 0
#02.02.2009 22:27 0 0 0
#02.02.2009 22:25 0 0 0





  • Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır.Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Baska doktorlar çağrılır... Osman Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyıdurduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır...

    Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşlari hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvicre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuç: Efendi'ye teshis konulamaz.

    Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp 'dinlenmesi', daha doğrusu son günlerini evinde-geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin, aile perişan. 'Kader' denilir, Uşak'a dönülür.

    Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi 'Berber Mehmet' cağrılır Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi'yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. 'Beyim' der,'Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?' Bir bakar, 'Hah işte' der 'Kıl dönmüş. 'Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi'nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir.Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabilecegi kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

    Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık?

    1. Vergiden turizme, sosyal güvenlikten adalet reformuna kadar Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.....
    2. Bazen büyük sorunların cok basit çözümleri olur.
    3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.


#02.02.2009 22:19 0 0 0
  • Boston'dan bir barmenin CIA'ya verdiği ifade şu şekildedir:

    10 Eylül akşamı United Airlines ve American Airlines pilotları sabaha kadar çok aşırı içtiler, içlerinden biri:
    - Ben Boing 767 ile World Trade Center'in ikiz kulelerinin arasından geçerim, dedi.

    Bunun üzerine diğeri:
    - Sen geçersen ben gözlerim kapalı geçerim, dedi.

    - Üçüncü: Ulan siz oradan geçin, ben de PENTAGON'un ortasına inmessem bıyıklarımı keseceğim, diyerek bardan ayrıldılar.

    Dördüncü, yürüyemiyecek kadar sarhoştu (o da zaten açık araziye düştü).
#02.02.2009 22:09 0 0 0
  • Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırmışlar, doktor bacağı boydan alçıya almış ve:

    -Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok, demişti.

    Üç ay sonra kırıklar kaynadı, alçı çıkarıldı. Adam bu arada doktora:

    -Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim, diye sordu, doktor da:

    -Tabiî, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız, dedi. Adam doktorun bu cevabi üzerine sevinçle bağırdı:

    -Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı.
#02.02.2009 22:02 0 0 0
  • Deniz Gezmis kimseyi öldürmedi, irza gecmedi, yolsuzluk yapmadi o sadece ülkesini ve halkini sevdi. Simdi bakiyorumda 30 bin kisinin katili el bebek gül bebek adalarda besiye cekilmis. Yolsuzluk yapan, yetim hakki yiyenlerin hepsi beyefendi olmus makam arabalarinda geziyor.
#02.02.2009 21:52 0 0 0
  • [main-arkaplan-muzik]251[/main-arkaplan-muzik]Karanlıktı pusluydu yüreğim üşüyordu
    Ben ayrılığın yüzünü gördüm çirkindi, çakal suratlıydı

    Kaçsam kurtulurdum kaçmadım

    noimage


    Bir adı olmalıydı yaşadıklarımın, çırılçıplak gecelerimin
    Kağıttan gemiler yaptım, içinde yanlızlığım
    Karanlık ve yanlızlık,....korkuyorum
    Nefesimi tutmuş fark edilmeden;
    Kirpiklerinin gölgesine sinmiş ve öylece bekliyorum
    Akacak bir damla yaş ile boğulacak çaresizliğim
    Karanlık ve yanlızlık
    Sensizlik ve çaresizlik
    Ölüm bu olsa gerek!...

    Ne anlamın kaldı ne tadım,ne tuzum
    Ne baharım kaldı ne de..
    Kuş konacak dalım
    Kan damladı gönül bağıma
    Çığ düştü yüreğime atamadım bir adım

    Kaçsam kurtulurdum kaçmadım ...

    noimage

    Hangi isyan kuşatır duvarlarımı
    Hangi yürek dayanır çöl yanlızlığıma
    Hangi ağıt yaşartır gözümü
    Dağlar yarışır çekmek için hüznümü
    Ay şasırır, kaybetmişim yüzümü
    Melekler yaktı bu ateşi
    Azrail bile girse içime söndüremez

    Kaçsam kurtulurdum kaçmadım ...

    Yüreğimi yağmurlarla yıkadım:
    Gök kuşağına astım
    Güneşe tuttum kuruttum, tırnağımla kazdım geceleri
    Bir kibrit yakımı yaktım sevdamı
    Göğün yedi kat dibine gömdüm yanlızlığımı

    Kaçsam kurtulurdum kaçmadım


    noimage

    Seninle zaman bir sigara içimliğimdi
    Ağız dolusu kahkaha yanık bir türkü
    Tekrar tekrar okuduğum bir şiirdi
    Karanlık ve yanlızlık
    sensizlik ve çaresizlik
    Ölüm bu....

    Pimi çekildi hasretimin
    Patladı ha patlayacak
    Sıkı tut gözyaşlarını sakın akmasın
    Denize at rüzgarlara aç yüreğini
    Ellerimle son kez sana dokunacağım
    Karabasandı gece, ayrılığa gebeydi, sancılıydı
    İhaneti doğururken iğrençti
    Ben ayrılığın yüzünü gördüm
    Çirkindi, çakal suratlıydı

    Kaçsam kurtulurdum kacmadim...
    noimage




    Not: İlk çalısmam, umarım beğenirsiniz.
#02.02.2009 17:58 0 0 0
  • Cemal Safi'nin bu cok sevdigim siiri, sizin sunumuzla daha bir güzel olmus. Emeginize saglik.
#02.02.2009 16:47 0 0 0
  • Ölümünün 10. yil dönümünde Büyük Sanatci Baris Manco'yu saygi ve özlemle aniyorum.
#02.02.2009 16:44 0 0 0
  • Bende Alamanciyim. Türkiye'de Efekent'liyim Almanya da ise NRW eyaletinin Barcelona kentinde kaliyorum.
#02.02.2009 16:18 0 0 0
#02.02.2009 16:12 0 0 0