Tek damlası bile değerli olan, damarlarımızda taşıdığımız kan hakkında neleri biliyoruz, ya bilmediklerimiz.... Vücut ağırlığının % 7- 8'ini kan oluşturuyor. Tek bir damlası bile birçok konuda etken. Çeşitleri karakterimizi belirliyor, özelliklerinin değişmesi hastalıklara yol açıyor. Dikkat kan aranıyor! Radyolardan sık sık duyduğumuz bir anons bu. Belki, o anda bunun önemini düşünmeyiz ama, en basitinden bir yerimiz kanadığında damlayan kanın ne derece değerli olduğunu anlarız. Hepimizin de bildiği gibi, kan vücudumuzdaki en önemli yapı taşlarından biri... Bu bölümde kan hakkında bilinmeyenleri size aktarmak, bilinenleri de tekrar hatırlatmak istedik...
Damarlarımızda dolaşan ve birçok hayati fonksiyonu bulunan bu kırmızı renkli sıvının en önemli görevi hücrelere oksijen taşıması...Ayrıca hayati önemi olan maddeleri hücrelere taşıyor ve zararlı olan metabolizma artıklarının dışarı atılmasını sağlıyor.
Bir yetişkinde, vücut ağırlığının % 7-8' ini kan oluşturuyor. Ancak bu miktar kişinin ideal kilosu üzerinden hesaplanıyor. Yani sizin mevcut kilonuzun % 7-8 i kadar değil olmanız gereken ideal kilonun % 7-8 i kadar kan taşıyorsunuz.
Çocuk doğduğu zaman ilk hafta içindeki hemoglobin miktarı 100 mililitrede 17-18 gr, sonra 11-12 gr oluyor. Sağlıklı, yetişkin kadınlarda 12-14 gr, erkeklerde 14-16 gr miktarında görülüyor.
Vücudumuzdaki alyuvarların % 1'i hergün yenileniyor. 1 milimetreküp kanda bulunan alyuvar sayısı kadınlarda 4,5-5 milyon, erkeklerde ise 5- 5,5 milyondur. Aynı miktarda kanda, akyuvarların miktarıysa 4.000-11.000 arasındadır. 1 milimetreküp kanda bulunan trombositler ise 150-400 bin arasında değişiyor.
A, B, AB ve O olmak üzere 4 çeşit kan grubu vardır. Bunlar da Rh pozitif (+) ve negatif (-) olmak üzere 2 gruba ayrılırlar. Beyaz ırkın yüzde 85'i Rh +, yüzde 15'i ise Rh (-) tir.
Uykusuzluğu olan kişilerin bir sonuç alamamalarına karşın uyumak için alkol vb. maddeleri kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu şekilde, tabloya diğer sorunlar eklenmektedir.
Uykusuzluğun kaynağı olarak görülen bedensel ve psikolojik gerginlikle başetmek için gevşeme teknikleri ile gerginlik ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bazı uykusuzluk tablolarında ilaç tedavisi kullanılmaktadır.
Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir:
1-çok aç ya da tok olmamak,
2-kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,
3-düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,
4-uyku gelmeden yatağa girmemek,
5-yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak,
6-uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek,
7-ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,
8-gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek.
Aslında bunlar herkesin sağlıklı bir uyku için dikkat etmesi gereken kurallardır.
Naziler üç kişi; İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezasına çarptırmışlar. Ve askerler soruyor:
- Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu.
İngiliz:
- Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü beni de giyotinle öldürün. İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı şekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngilizde kurtuluyor. Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık:
- Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.