Kaç kere yaşadım ben bu romanı
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı
Hep kendim kuruttum gözyaşlarımı
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı
Sen de git bırak git beni düşünme
Kader de, hayat de boşver üzülme
Alıştım hasretin her türlüsüne
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı
Alıştım kaderin her cilvesine
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı
Yaşamadım gitti gönül tadında
Nelerden vazgeçtim senin uğrunda
Seni de kaybettim yol ortasında
Ne zaman sevdimse karanlık vardı
Ne zaman sevdimse pişmanlık vardı
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ....
Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari...
Yabanci hiçkiriklar gelip dügümlendi mi gögsünde...
Düsündün mü geceleri... senin olmayan rüyalar gördün mü...
senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktin mi , yildizlar düstü mü günes dogdu mu her gecenin sonunda ?
Uyandin mi baska birinin sabahina?
Hiç sevdin mi sen,
Duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
Gülümseyisini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarindaymiscasina yakin... Sicak...
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir sehirde, bir gecede, bir bedende
yasadin mi hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ....
bana ellerin kadar beyaz bak...
yüzümde yüzünden bir ben düşür...
içinde sen kokan
sen olan
bir sen içir bana ...
bana ellerin kadar beyaz bak...
gözlerini gözlerimde büyüt
yaş ol ak içime tuzunla...
sonra avuçlarına al beni
yüreğime yağmur ol gözlerime ak...
bana ellerin kadar beyaz bak..
dudaklarını sür hücrelerime izin bırak ebedi
saçlarınla sar tüm yollarımı...
ve bütün yollarımı sana çıkar...
ne bir soru ne de bir ünlem
koy düşlerine beni usulca ve sınırsızca...
sadece bana ellerin kadar beyaz bak...
geçmişini geçmişime kat
ıslak hüzünden yağmurlarla yıka...
ve bulutlara say bütün özlemlerimizi...
beni ellerine al...
gözlerinde uyut ...
gecelere koy bizi
sıcak düşlerinle ısıt üşüyen bedenimi
ama bana ellerin kadar beyaz bak sevgili...
sanadır az önce içimden geçen kelimeler...
içinde bir yer ver bana...
yoklugunun adı hiç olmayan bir yer...
bana ellerin kadar beyaz bak sevgili...
Sen yoksun bu gece.
Sen yoksun,
Yağmur var bu gece.
Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense?
Bu gece yağmur var.
Ayın on dördü gibi cemalin,
Yağmur ve mektupların var bu gece yanımda.
Acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken,
Yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar bir vaziyette,
Beni görüp avucuna aldığını bir şiirinde yazacak mısın?
Acaba birileri,
Benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar
Saf yağmur suyu olduğumu bilecekler mi?
Giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin
Bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi?
Korkarım bilmeyecekler sevgili!
Bilemeyecekler?
Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın,
Bir yağmur damlasında saklı olduğunu kimse bilmeyecek.
Kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu.
Bir yıldızda buluştuğumuzu,
Yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek.
Seni ne çok sevmişim yağmur damlası.
Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan,
Taa!! oralara giden her damla da,
Benim bir gülücüğümü gör pencerende,
Her damlanın çıkardığı seste, benim sesimi duyar gibi ol,
Her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden.
Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda.
Duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü,
Sevdanın en zorunu istiyorum belki de...
Bir sen, bir de yağmur var hayatımda.
Yağmur damlaları, saçlarından kayıp,
Alnından kirpiklerine dökülür,
Gözlerinden yüzüne dağılıp yanaklarını okşar,
Dudaklarına çarpıp,
Boynundan hızla kayıp ince gömleğine akardı.
Avuçlarımı yüzüne değdirir,
Parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim.
Utanır gibi olurdun kimi zaman,
Çekinir, gözlerini gözlerimden kaçırırdın.
Bazen de utanç halini yağmura dalmış gibi,
Hiç bir şeye aldırmadan sımsıkı sarılırdın bana.
Islak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler,
Yanaklarından doyasıya öperdim...
Bu gece yalnızım,
Sen yoksun bu gece.
Bu gece yağmur var.
Yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde.
Gözyaşım yağmur damlası.
Bu gece ıslanmak istemiyorum.
Söyle yağmura,
Dinsin yağmasın bu gece...
Gözyaşını bilirim diyenlerin,
Aslında bilmediklerini anlarsın,
Bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce...
Yeşili severim diyenlerin,
Sevmediklerini anlarsın,
Bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere...
Güzeli severim diyenlerin,
Bir gün tokatladıklarını pembe ve masum bir yüzü!
Yanıldığını anlarsın...
Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası.
Seni ne çok sevmişim...
Yıllarca senin dilinden konuşmuşum,
Senin gözlerinle görmüşüm,
Senin yüreğince sevmişim,
Düşlerimi seninle büyütmüşüm,
Yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi
Yağmur damlalarında beslemişim
Oysa sen!!!
Teslim olmuşsun başkalara,
Yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin.
Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere,
Gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın,
Her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün.
Ben seni ne kadar çok sevmişsem,
Aramıza hep yağmurlar girmiş.
Hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz,
Gözlerine hep hüzün yerleşmiş.
Seni ne kadar çok öptüysem,
O kadar uzaklara düşmüşüm,
Ayrı gecelerde hep sana ağlamışım,
Yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım.
Ben seni ne kadar sevdiysem,
İncinen çocuk bakışlarında kalmışım...]
Hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına.
Seni ne kadar çok uğurladıysam,
O kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda.
Sen hep uzaklara gider olmuşsun.
Sonbahar ayrılık demek olmuş.
Ben senin eylül gecelerinin,
Ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum.
Fırtınanın önünde sürüklenip,
Saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde,
Yağmur damlası olmuşum...
Zordu birtanem...
Hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş,
Kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek.
O ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen.
Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi.
Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış.
Ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun.
Elele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış.
Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı.
Ben sana tutkun!!!
Sen bahar yağmurlarına aşıktın!!!
Buğulu camlara resmini çizer,
Güneşle birlikte yok olurdun.
Bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan,
Bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi?
Koşarak gelsen diyorum yağmurlu bir gecede,
Ve o çocuk bakışların gözlerimde.
Ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma,
Sımsıkı kucaklasam seni,
Usulca öpsem yağmurlu yanaklarından,
Ateşe kesilse birden üşümüş bedenin,
Ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda.
Bu aşk hep sıcak kalsa...
"Boşver" desen bana,
Boşver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim...
Geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte,
Bir sen,
Bir ben,
Bir de yağmurlar olsa.
Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş,
İçimizde kükreyen sevinç,
Ve iki damla yağmur tanesi,
Biri sende diğeri de bende.
Doyulur mu hiç yaşama?
Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden.
Korkuyorum sana geç kalmaktan,
Kaybetmekten korkuyorum seni.
Oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda.
Bu gece yağmur var.
Islak camların önündeyim.
Ya sen?
Sen neredesin yağmur damlası?
Yalnız mısın?
Yoksa;
Bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da,
Baş oyuncu musun bu gece?
Ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın?
Sen neredesin yağmur sevgilim?
Neredesin?
Neredesin?