Amerika'dan döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne
çıkan
Kemal Derviş;
- Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş.
Arkasından da sormuş:
- Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer?
Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş
- 26 milyon dolar...
- Ama 14.3 milyarı,70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki...
- Ben, 70 milyona bölmedim ki...
- Kaça böldün?
- 550'ye!..
RİZE'ın köylerinden birinde köylüler her zamanki gibi oturmuş TV seyrediyolarmış. O sırada TV'de Ecevit çıkmış. TEMEL abi onu görünce az ekmeğimi yemedi zamanında şimdi bi hal hatır sorduğu yok demiş. köylüler atma TEMEL abi demişler.TEMEL abi de inanmıyosanız gidelim size göstereyim demiş. köylüler atlamışlar bi otobüse tutmuşlar ankara'nın yolunu. TBMM'nin önünde beklerlerken Ecevit çıkmış dışarı TEMEL abiyi görünce hemen gelmiş yanına elini öpmeye kalkışmış. nasılsın abicim kusura bakma işler yoğun sana gelemiyoruz demiş. köylüler şaşırıp kalmışlar. sonra bi gün yine kahvede TV seyrederlerken o zamanki cumhurbaşkanı demirel çıkmış TV'ye TEMEL abi yine aynı şeyleri söylemiş. köylüler ecevit belki akrabasıdır bunu da tanıyacak değil herhalde diye yine tutmuşlar Ankara'nın yolunu. yine demirel TEMEL abi'yi görünce elini öpmeye kalkmış. köylüler TEMEL abiye büyük saygı duymaya başlamışlar. derken bi gün TV'ye dönemin ABD başkanı clinton çıkmış. herkes susmuş TEMEL abiye bakmış. TEMEL abi yine elimde büyüdü diye başlamış konuşmaya. köylüler yuh artık o kadarda olamaz demişler. toplanıp borç harç ABD'ye gitmişler. beyaz sarayın önüne geldiklerinde korumalar sadece TEMEL abinin içeri girmesine izin vermişler. o da köylülere siz aşağıda bekleyin biz size balkondan el sallarız demiş. 10-15 dakika sonra balkonda iki kişi belirmiş. köylüler suratları tam seçemiyolarmış. o sırada oradan geçmekte olan micheal jordan'a senin boyun uzun şu balkonda el sallayan kim bi bakıver demişler. jordan bi süre bakmış sonra valla el sallayanı bilmiyorum ama yanındaki bizim TEMEL abi demiş.
Toplu sözlesme pazarligindan yeni çikmis sendika baskani, salonda toplanmis isçilere atesli bir söylev çekmektedir:
- "Yoldaslar! Yönetimle yeni bir sözlesme yaptik. Bundan böyle haftanin dört günü daha çalismayacagiz!" Kalabalik,
- "Yasasiiinn!" diye bagirir.
- "Çalisma saatimiz beste degil, dörtte bitecektiiir!"
- "Yaşaaaaaa!!"
- "Çalismaya dokuzda degil, onbirde baslayacagiiizz!"
- "Helaaallll!!"
- "Maaslarimiz yüzde 150 artacaktiiirrr!"
- "Vaaaaaauuuuuvvvv!!"
- "Yalnizca Çarsambalari çalisacagiiiiz!"
Bu sözün ardindan derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur:
Bir suçlu yurt çapinda araniyormus. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dagitilmis.
Iki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlügü'nden bir fax gelmis: "Suçlulardan ikisini yakaladik. Üçüncüsünün yakalanmasi an meselesi".
ADAMIN BIRI TOPLULUKTA ELINDE OLMADAN GAZ KAÇIRMIS .KIMSE FARKINA VARMASIN DIYE ISKEMLEYI GICIRDATMAYA
BASLAMIS.TEMEL YEMEMIS, -SESINI PENZETTIN , PEÇI KOKUSUNU NAPAYSUN?
Temel Amerikaya yerleşir ve Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olur. Zamanı gelir ve azılı bir mafya babasının mahkemesinde jüri üyeliği yapması için mahkemeden çağrı gelir. Bunun üzerine Temel jüri üyesi olarak mahkemeye katılır. Mahkemede tüm deliller Mafya babasının aleyhinedir ve savcı İdamını talep eder. Uzun bir mahkeme sürecinden sonra karar vermesi için jüri üyeleri karar vermek için kendilerine ayrılan salona yönelirler. Tam bu sırada mafya elamanlarından biri Temele yaklaşır ve eğer cezayı müebbet hapse çevirirsen şu çanta içerisindeki para senindir der. Ve Temel kabul eder. Jüri üyeleri salona girerler. Heyecanlı bir bekleyiş başlar. Aradan bir saat geçer ses yok. 5 saat geçer yine ses yok. 1 gün geçer ses yok. 2 gün geçer ses yok. 3. günün sonunda jüri üyeleri mahkeme salonuna gelirler ve kararı açıklarlar. Sonuç: Müebbet hapistir. Mafya üyeleri buna çok sevinirler ve Temelle anlaşan adam çıkışta Temele parayı verir ve merak edip karar vermek neden bu kadar uzun sürdü der. Temel cevap verir:
- Diğerleri Beraat diye direttiler. Müebbet hapse ancak çevirebildim der.
Temel bir gün doktota gitmiş.Demişki:
-Doktor bey bende son günlerde unutganlık başladı.
Doktor sormuş:-Genellikle ne zaman oluyor?
Temel:-Ne ne zaman oluyor?
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
TELEFON ÇALMAYA BASLAYINCA BEKÇI BAKAR ;
- ALO BUYRUN
- HÜSAMETTIN ORADAMI ?
- YOK EFENDIM
- NE ZAMAN GELIR ACABA ?BU SORUYA BEKÇI BIRAZ GÜLEREK CEVAPLAR ;
- ALLAH BILIR VALLA .
ADAM SINIRLENIP SORAR ; - ORASI NERESI ?
- KARACAAHMET MEZARLIGI .