sapsaman

sapsaman

Üye
24.08.2009
Acemi Er
20
Hakkında

  • gerçi yukarıda yeterli bilgi verilmiş ama sana söyleyeyim cemevi etkinlik yeri değildir gidip görmeyenler bu şekilde yorum yapıyorlar
    İBADET
    Alevi / Bektaşîlikte kisisel ibadetin: yeri, zamani, mekâni, sekli yoktur. Birincil ve en iyi ibadet her an 'Kâmili insan' (bilgin olgun dürüst insan) olmaya çalismaktir. Bilim yolundan gitmek, eline, diline, beline sahip olmak, helâl lokma yemek, kendine reva görmedigini baskasina uygulanamamak..vs. Aleviler için en büyük ibadettir. Zaten bu kurallari yerine getirenin 'tanriya' yalvarip af/merhamet dilemesine gerekte yoktur. Bu nedenlerden Alevîlerin islam'in 5 sartina (namaz, oruç, haç, zekât kelimeyi sahadet) uyma, camiye, kiliseye .... hatta cem-evine, gidip gitmeme, diye bir zorunluluklari yoktur. Gerçek içten ve gizli; insanî ahlâksal kurallara uymadiktan sonra, yapilan ibadet 'gösteristen' öteye gitmez. Kendini ve halki, kandirmaktan baska bir sey degildir. Alevi /Bektasîlikte toplumsal anlamda bir tür 'ibadet' CEM kurumu içinde vardir. Kelime anlami ile CEM, BİRLİK demektir. "Alevîligin kalbi cem'de atar. Alevîligin sirri cem'de yatar" denilir. Alevîligi bütün yönleri ile anlamak Cem'i anlamaktan geçer. Cemde yapilan her hareketin, her sözün inançsal, kültürel, toplumsal sembolik anlamlari vardir.
    CEM'in INANÇSAL KAYNAGI:
    Kirklar-Cem'idir. Alevîlikte Muhammed'in 'miraç' (tanri ile görüşme) rivayetiyle (gerçekte olmasi mümkün görünmeyen, olay, masal, rüya) birlikte anlatilan bir hikâye ye göre:
    Hz. Muhammed Tanri'yi ziyaretten döndükten sonra, gerçek hayatta 40"lar Meclisi denilen bir toplantiya katılmak ister. Muhammed 40"lar meclisine girmek için kapiyi çalar ve peygamber oldugunu söyler.
    - "Git peygamberligini ümmetine göster" denilir. ve içeriye alinmaz, bir kaç defa dener sonra: - "Bende fakir bir kulum, sizden biriyim" deyince içeriye alinir.
    Yani bu meclise isteyen herkes giremez, oraya giren rütbesini, malini mülkünü defterden silmesi gerekir, ve oraya girmek için gönülden istekli ve israrli olmak gerekir. Muhammed, Kirklar CEM'ine girince, oradakilere kim olduklarini, büyük, küçük kim diye sorar.
    "- Bize Kirklar derler, bizim küçügümüzde büyügümüzde uludur" cevabini alir.
    Muhammed sayar bakar, kadin erkek 39 kisi, biriniz nerede der:
    "- O dışarida görevdedir" derler.
    Muhammed ispat ister. Birisi Hz. Ali'nin koluna bir biçak vurur, hepsinin kolundan kan akar, bir damla kan da çatidan içeri düser. Ali'nin kolu sarilir digerlerinden dökülen kan da durur.
    Burada ki mesaj, Cem'de kadin, erkek herkesin esit ve ayni seviyede oldugudur. Canlardan birisinin acisi herkesin acisidir, birisinin acisi sarilinca hepsinin acisi durur.
    Ortaya bir üzüm tanesi getirilir, Muhammed'ten bunu 40 kisiye paylastirilmasi istenir. Muhammed zor durumda kalir ve HAK'tan yardim ister, üzüm tanesi ezilip serbest edilir, buna kirk kisi banip, mest (seri-hos = basi hos) olup semaha kalkarlar.
    Burada verilen önemli mesaj, bilmedigini sorup ögrenmektir, var olani esitçe paylasmak, hakkina düsene razi ve beraber mutlu olmaktir.Semah dönerken Muhammed'in basinda ki sarik düser ve 40 parça olur, Kirklar bu parçalari bellerine baglarlar, Muhammed 40"lara PiR'lerini sorar:
    "- Pirimiz Ali, rehberimiz Cebrail'dir" cevabini alir.
    Muhammed Hz. Ali'nin yanina gelir (Rüyasinda), Tanri katına çikmak isterken önüne çikip onu engelleyen bir Aslanin agzina verdigi ve ancak o zaman yoluna devam-edebildigi, Peygamberlik yüzügünü Hz. Ali'nin parmaginda görür . Ve rüyasinda gördügü tanri yüzünü ve sesini HZ. Ali'ye benzetir. Orada Ali'nin kendinden ayricalikli oldugunu görür ve Ali" ye niyaz eder. Burada verilen mesaj: Sadece peygamberler degil, olgun insanlarin hakkin, (halifesi) elçisi, onun bir parçasi oldugudur. Gökte aranan yerdedir (tanri insandadir) düsüncesidir. Sonuçta ortaya çikan H.B.Veli'nin deyimiyle, akil mantiga uyan ve gönülden her insanin katılabilecegi sonuç: Tanri gökte degil yerdedir, insanlarin içinde, kalbindedir. insanlar da birlesip dünyadaki nimetleri (degerleri) ortaklasa esitçe paylasmalidir. Bu hikâyede anlatilan konular, ve özelikle Cem'de 'Ehli-Beyt' Hz. Ali ve soyuyla ilgili konular CEM'in islam'dan aldigi yanlardir.
    ORUÇ

    Muharrem ayı Hicri takvimin birinci ayıdır. Onuncu günün de ismi, Aşure'dir. Tarihi kaynaklara göre milattan çok önce Arap, İsrail ve Fars milletleri tarafından, Muharrem ayının Aş;ure günü, kutsal kabul edilen ortak bir değerdir. Bugünün değerini ve kutsallığını, tarihler şöyle anlatıyor:

    Adem atanın tövbesinin kabul edildiği gün.

    Nuh Peygamber'in gemisinin karayı bulduğu gün.

    İbrahim Peygamber'in Nemrut,un ateşinden kurtulduğu gün.

    Musa Peygamber'in kavmini Firavun'un şerrinden kurtardığı gün.

    Yunus Peygamber'in balığın karnından kurtulduğu gün.

    Eyüp Peygamber'in dertlerine şifa bulduğu gün.

    Saymakla bitiremeyeceğimiz bütün peygamberlerin refaha, kurtuluşa ve başarıya ulaştıkları gündür. Onun içindir ki Nuh Peygamber dahil ondan sonra gelen bütün peygamberler, Hz. Muhammed ve Hz. Ali de 10 Muharrem Aşure günü şükür ve senalarını ifade ederek, oruç tutmuşlar. Nuh Peygamber'in kurtuluş çorbasını pişirip fakir fukaraya yedirmişler, Hayır ihsan yapmışlar. Bütün tarihler o güne kadar olan, Muharrem ayının kutsallığı ve özelliğini böyle anlatırlar.
    . Muhammed,in ölümünden 48 sene sonra, bütün peygamberlerin kutsal kabul ettikleri, oruç tuttukları Hicri 10 Muharrem 61 Cuma günü Miladi 10 Ekim 680 tarihinde, Kerbela denen Fırat Nehri,nin kenarında, kurda kuşa sebil olan Fırat suyunu, Hz. Muhammed,in torunlarına, Ehl-i Beyt,ten de tek kalan Hz. Hüseyin,ine ve onun mahsun yavrularına vermediler. Dünya da bugüne kadar bir eşi benzeri olmayan, insanlık aleminin yüz karası, görülmemiş susuz bir zulüm ve katliam işlendi.

    unutma önemli olan niyettir her camiye gidenin ibadeti kabul olcak diye birşey yok buna sadece ALLAH karar verir cem evide aynı şekilde niyettir

    saygılar

    alıntıdır
#09.10.2009 14:54 0 0 0
  • Sual: Kadınların kol saati takmaları ziynete girer mi?
    CEVAP
    Girer.

    ya arkadaşlar ne alakası var saat bu nasıl ziynet olsun takıp da göşteriş mi yapıyoruz ?


    Sual: Dinimizin kadınların saçlarını kesmedeki hükmü denir? Kesilen saçları ne yapmalıyız?
    CEVAP
    Kadınlar saçlarını kesmez, örgü yapar. Kadının saçını kazıması veya kesmesi tahrimen mekruhtur. Erkeğe benzeterek kazıması, tıraş etmesi haram olur. Saçını örtmesi güç veya fitneye sebep olduğu zaman, erkeklere benzetmemek şartı ile kulak yumuşağına kadar kesmesi caizdir.

    <Sual: Kadınlar için, saçlarını tepede olduğu gibi, arkaya da, deve horgücü gibi topuz yapmak caiz olmaz mı?
    CEVAP
    Evet, caiz olmaz.

    peki ne yapalım saçımızı en iyisi kazıtalım tamamen kurtulalım yok öyle yok böyle yapma olur mu böyle şey ya

    ya arkadaşlar tamam caiz değil ama kendimden örnek vereyim saçlarım o kadar gür ki alıp bakamıyorum toplayamıyorum uğraşmam zor bu yüzden kesmek zorundayım bu da mı yasak ?
#13.09.2009 15:37 0 0 0
#13.09.2009 14:45 0 0 0
  • nasıl ya ben de dişçiye gittim bana dediki en çok neyi seviyorsun dedim çikolata dediki kesinlikle yasak çürümeyi hızlandırıyormuş
#13.09.2009 14:43 0 0 0
#26.08.2009 21:01 0 0 0
#26.08.2009 20:57 0 0 0
  • hey maşallah bir yanlışlık olmasın 7 aylığa daha çok benziyor tosuncuk biras :)allah hayırlı ömürler versin
#26.08.2009 20:56 0 0 0
#26.08.2009 20:53 0 0 0
#26.08.2009 20:50 0 0 0
#26.08.2009 13:19 0 0 0