arkadaşlar her sigara içen 4 kişiden biri bu hastalığa yakalanıyor malesef.. ve ömrün sonuna kadar solunum cihazlarına oksijen tüplerine bağlı yaşamak zorunda bırakıyor insanı.. o yüzden hem kendinizi hemde çevrenizdekileri düşünüyorsanız lütfen sigara içmeyin...
bu olayın ciddiyetinin farkına kimse varmamış başı ağrıyan antibiyotik alıyor ya gözümle gördüm. bu insalar bilinçsizce bu atibiyotikleri aldıkça zarar gören sadece kendisi olmuyor.. kendi hastalığı belki çok zor tedavi ediliyor veya edilemez hale geliyor. ancak eğer insandan insana bulaşan bi bakteriyse bu kişiden olan bulaşlarında tedavisinin zorlaşmasına neden oluyor.. dolayısıyla antibiyotikler en dikkatli kullanılması gereken ilaçlar. hatta kesinlikle hekim kontrolünde kullanılması gereken ilaçlar. türkiyedede buna bir önlem alınması gerekiyor çünkü çok büyük korkumdur birgün enfeksiyon hasatalıklarında elimiz kolumuz bağlı kalacağımız birçok dirençli bakteri çıkacak. lütfen bu konuda biraz daha duyarlı olalım arkadaşlar...
arkadaşlar bunlar bence tamamen uydurma.. sitrik asitin kanserojen olduğuda zaten en uydurkçası.. sitrik asit zaten doğal olarak insan hücresinde bulunur.. eğer öyle olsaydı tüm hücreler kendilerini kanser hücrelerine döndürürlerdi.. ayrıca bu katkı maddeleri uluslararası kuruluşlar tarafından kontrol edilmekte. zararlı omayan katkı maddeleri içinde günlük tüketilebilir oranları belirlenmekete.. dolayısıyla kafanızı bu tür habelere takmaktansa ve bu olayı bukadar abartmaktansa kanserlerin en çok sebebi olan ve kanserlerin %35 inden srumlu olan, her 8 saniyede 1 kişinin ölümüne sebep olan, içinde 150 çeşit kaserojen madde bulunan ve kullanılma oranı %50 olan sigarayı kafanıza takın.. çocuklarınızın yanında sigara içmeyin. ama öyle bi hale gelmişizki artık at gözlükleriyle bakmaya alışmışız. gözlerimiz kör edilmiş gerçekleri görmememiz için bu tür şeyler ortaya çıkartılıyor.. bunlara inanmayın.
çok önemli bir buluş arkadaşlar bu. zaten kaserlerin hasaların yaşam süresini kısaltmasında en önemli faktörlerden biride metastazlar... ancak önemli olan tümörlerdeki milyonlarca hücredeki genlerin nasıl topluca değiştirileceği.. gerçi bunu bulan onada bir çözüm yolu bulur
şimdi arkadaşlar önemli olan bu yukarıda yazdığınız mesajı kimin yazdığı ve o sorulara cevap verenin kim olduğu. şimdi ben bu konuda yorum yapamayacam ama bu yazıların aslını yazanların kim olduğu bu konuya daha bir aydınlatıcı bakış açısı geliştirmemize neden olacak. şu an bunu bir önyargı olarak görenleriniz olacak ama öyle değil. çünkü okadar çok insan okadar çok şey yazıyorki. bunların doğru olduğu tartışılabilir bişey. mesela şu örneği vereyim orda kaşlarının göz ağrısna neden olduğu yazılmış. böyle birşey hiç duymadım. erkeklerin çoğu kaşlarını almaz ama hiçbirininde kaşlarım gözümü ağrıtıyor diye bir sıkıntısı yok. onun için mühim olan kimin yazdığı. eğer bu konuda ihtisas yapmış biri ise saygı duyarım ama herhangibiri ise araştırmaya ihtiyaç duyarım.
Gün gelir de beni ıslak caddelerin kuytusunda
Bulursun diyedir koşmam şehre yağmur yağışında
Gözyaşından bir sığınak bu yağmurlar şehri bana
Ne artar ne eksilir ne söner yüreğimde bu kavga...
Git, git, git! Bir yetimi de götür
Git, git, git; yüreğim öksüzdür
Ben bir hırçın deniz; gözyaşım köpüğüdür
Git, git, git; ama önce ne olur öldür! ..
Bir delinin mi gözleridir aynalara baktığımda
Mavi, buruk bir kız ağlar;
Yüzü yüzümde, on yaşımda..
Yemyeşil bir denize hüznü gömülüdür
Küçücük elleri bir iplikle örülüdür!
Git, git, git; yetimini de götür!
Git, git, git önlüm şimdi öksüzdür
Ben bir koca deniz, gözlerin köprüsüdür
Git, git, git! Düşünmezsin kalbim ölüdür!
Ayrılık getirecek bu YAĞMUR belli ;
Havada yine hicrân kokusu var.
Sen bu ellerden gittin gideli,
Ağlıyor ardından hep bu YAĞMURlar.
Ayrılık getirecek bu YAĞMUR belli ...
Feryâtlar düştü hissene : bembeyaz..
Ne bülbüle gâm ne de figân düştü.
Her acı dudağında mağrûr bir hâz ;
Saadet gözlerine bir nâlân düştü.
Feryâtlar düştü hissene : bembeyaz..
Feryâtlar , feryâtlar .. duymuyor kimse !
Vicdânlar sağır , taş ve ateşten -
Yaratılmış , sahte , dar bir elbise.
Yamaçta aksi , kısacık ve içten -
Feryâtlar , feryâtlar .. duymuyor kimse !
Eller semâlarda ; bulutlu gözler :
Bu karanlık gecenin sabâhı nerde?
Gözyaşları gözyaşlarını izler ;
Ve bir yaprak gibi titrerde ,
Eller semâlarda ; bulutlu gözler :
Taş kalplere anlatmak ahh.. Ne kadar zor -
Gerçeklerin masal olmadığını.
Bir darbe de dostun kendisi kor;
Basar hemen sonra da kahkâyı...
Taş kalplere anlatmak ahh.. Ne kadar zor!..
Beklemek , beklemek .. Acaba neyi?
Sevgi nedir bilmeyen gönüllerden -
Bir parça , küçücük .. Dostça sevgiyi..
Herşeye rağmen bıkmayıp yeniden,
Beklemek , beklemek .. Acaba neyi?
İnanmak.. Ahhh.. Sonuna dek inanmak..
Sonuna dek ve de gülercesine -
Ateşe bağrına gâmlı uzatmak..
Baharında birgün geleceğine,
İnanmak.. Ahhh.. Sonuna dek inanmak..
Zulümler,zulümler.. Sonsuz zulümler..
Neden : Çünkü bu dava tehlikeli(!)..
Açmasın , açmasın diye bu temiz güller
İğrenç yüzünde çağdaşlık maskeli -
Zulümler,zulümler.. Sonsuz zulümler..
Limanda bomboş , sessiz bir gemi,
Kalkacak belki de , tahmin etmek zor..
Denizlere bakan yeşil gözleri,
Ümitsiz , beyhude , suskun ağlıyor.
Limanda bomboş , sessiz bir gemi...
Erkek olamadık biz sizler kadar;
Seyrettik uzaktan sizi hüzünle.
Seyrettik , seyrettik sadece o kadar;
Bu kavganın gerçek yüzünde,
Erkek olamadık biz sizler kadar...
Rüyâlarda gezdik sizden habersiz ;
Amaçsız , pembe - beyaz rüyâlarda.
Tasasız , gâyesiz , duygusuz ve hissiz -
Gafletler , gafletler ve hep ardarda
Rüyâlarda gezdik sizden habersiz ;
İsmimizde kalmış delikanlılık;
Bilmeden hergün nâmerde uymuşuz.
Haftada bir cumâyı dindârlık sanıp,
Bunca yıl uyumuş , hep uyumuşuz.
İsmimizde kalmış delikanlılık...
Erkeklik değilmiş , değilmiş ölüm ;
Erkeklik , daha ölmeden ölmekmiş..
Erkeklik Allah için yanan gönlün -
Aşkından asla tâviz vermemekmiş.
Erkeklik değilmiş , değilmiş ölüm ...
Yalanmış bir meğer sahte zaferler;
Leylâlar , Mecnunlar hep bir yalanmış.
Asıl Mecnunluk , Mevlâya bir nefer;
Resûle yakışır ümmet olmakmış.
Yalanmış bir meğer sahte zaferler...
Bulanmış nehirler nefsin tasında,
Günahlar zevk olmuş , haramsa âdet.
Saklıymış meğer senin her gözyaşında,
Hakîkî mutluluk , gerçek saadet.
Bulanmış nehirler nefsin tasında...
Artık uyan , uyan eyy Tûde-i Zinde
Kalk ayağa sen de Sakarya gibi!
Uykular gezinen mahmûr yüzünde -
Açmalı sevdânın diriliş vakti!..
Artık uyan , uyan eyy Tûde-i Zinde
Canlanın siz de eyy solgun çiçekler,
Canlanın siz de bir kıyâm vakti..
Ve şu kırık dallarda teker teker,
YAĞMUR damlalarını öper gibi ,
Canlanın siz de eyy solgun çiçekler!..
Islanın ve eriyin bu gözyaşlarında,
Başörtüsü mendil herr bacınızın...
Erkeklik nedir görün varın da;
Varın bunu defterinize böyle yazın!
Islanın ve eriyin bu gözyaşlarında!!!
Mevlâ`m affeder (!) bizi ; sen de affet!
Affet bizleri ne olur buna muhtâcım..
Sen eyy gül ü rahmet , sen eyy hüsn ü iffet;
Affet bizleri ne olur eyy bacım ;
Mevlâ`m affeder (!) bizi ; sen de affet!
Kanından kan dolaşır damarlarında
Cenin doğumu ile kadını yapar ana
Kıyarsan yavrusuna!
Anayı vurursun ömrü boyunca
An...
Ölüm!
Beşyüz elli sene sonra
Bir PUŞT musallat olur onca mazlum müslimin başına
Moğallar bile dirilir mezarlarında
Dokunur PUŞT müslümanların manevi kabirlerine
Bugün Necef
Yarın Mekke Medine
Kim verebilir geleceğin garantisini bize
Neden kimse dur diyemez
Bu emperyalist,bu kahpe düzene
An...
Haykırış!
An..
Zulüme karşı direniş!