Sine jan

Sine jan

Üye
01.03.2011
Er
222
Hakkında

#06.03.2011 21:31 0 0 0
#06.03.2011 20:33 0 0 0
  • Böyle değildin sen kalbim
    manolya gülüşlerden mavi tonlar devşirir içirirdin bana
    saz benizli
    sunardın gamlı ruhuma
    geçirirdin beni daracık geçitlerden
    söz tükenirse bakardın
    noimage
    bakışın biterse susardın
    susuşun susarsa gülerdin
    her yangından sonra küllerimden doğururdun beni yeniden
    bütün hain tuzaklara inat yüzüme bakardın
    muştulardın yüzümü yeryüzüne
    noimage

    Böyle değildin sen kalbim
    az vakitte çok beslenir
    çok vakitte gönül sarayları yapardın
    aşkımın koynuna umutlar koyardın
    bal mumumdan şehirler kurardın
    dilinde şiirlerim şakırdı senin
    noimage

    nefesleri Leyli kokan aşığım
    gözlerinden Yusuf akan Yakub'um
    yarasından yar damlayan mecnunum
    çengicilerin eline mi düştün
    süreyyadan ışığın mı kesildi
    ağızsız, dilsiz bir zalim taş mı düştü bahtına
    türküsü sustu mu göklerde pervaz vuran güvercinlerinin
    bir ateş, bir kılıç, bir taş
    bir de viran mı düştü payıma yoksa senden
    noimage
    Böyle değildin sen kalbim
    ayağa kalk dik tut başını
    Hüthüt ve Süleyman'da ki sırrın aşkına
    hilaller, dolunaylar, maveralar aşkına
    kalk ayağa
    sidre aşkına tahiyyat aşkına
    yarasından yar damlayan yüreğim
    kalk ayağa
    kalk
    alıntı
    noimage
    287[/main-arkaplan-muzik]"][main-arkaplan-muzik]287[/main-arkaplan-muzik]
#06.03.2011 20:06 0 0 0
#06.03.2011 15:12 0 0 0
#06.03.2011 11:02 0 0 0
  • Meteyi saklayasım,
    Cemileye omuz veresim,
    Osmanı evlat edinesim
    Alinin yüzüne tüküresim
    Carolininde saçını başını yolasım var
#05.03.2011 12:58 0 0 0
  • göze alarak herşeyi 'yaz be kalemim' dedim
    ben zaten bitmişim daha ne üzerdi ki beni
    o gündür bugündür ne zaman aklıma girsen
    kalemim gelir kendiliğinden elime
    önce gözlerime bakar sonra titreyen dudaklarıma
    burnumun sızısınıda hisseder
    sonra yüreğimi okur
    ben düşünürüm o yazar..
#05.03.2011 12:27 0 0 0
  • Aşklar gibi elvedalar da hayatın bir parçasıdır, diyorlar.
    Her ayrılığın bir merhabaya gebe kaldığını anlatıyorlar.
    Seviyorum işte ulan,
    Tükürmekle söner mi hiç can yangını?
    Anlayın işte artık,
    İçsel bir olay bu ve bu yüzden gözden çok iç sel.
    Yalnız'ca kalbim kırık...
#05.03.2011 12:24 0 0 0
#05.03.2011 12:19 0 0 0
  • İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek..


    İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...
    Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler.
    Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.
    Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.
    Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm aramaya başlamışlar.
    Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.
    Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak,aralarındaki hava akımını önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.
    İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.
    Ama başka bir problem çıkmış ortaya.Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.
    Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş.
    Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.
    KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var.
    Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.
    Bazen faydalı,bazen de zararlı.
    Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.
    Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.
    Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.
    Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz.
    Aynen kirpiler gibi... alıntı
#05.03.2011 11:18 0 0 0
  • Ölüme eş değer sisli,uzun gecelerde
    sitemim sanadır yar...

    Gidişine!!!

    Zavallı bir yüreğin üzerine
    bir enkaz çöktü bu gece
    ve anladım
    bu acı azılı!

    Hadi düşlerimde kalan adam
    uzat soğukta olsa ellerini...
    Teselliler ver bana sana ait!
    Başa döndür sana çıkan tüm yollarımı!

    Aynı melodide bulaş bana,
    aynı ses aynı nefeste...

    Yetmiyor bu gece sözlükler seni anlatmaya,
    ay ışığı yetmiyor karanlığını aydınlatmama!
    Kirlenmiş ruhumun mevsimleri
    sağanak bir yağmur gözbebeklerimdeki!!

    Hadi düşlerimde kalan adam
    uzatsana ellerini!
    Bilmediğim masallar anlat bana
    tanımadığım insanlar!
    Susturulmuş aşklardan bahset
    yada unutulmuş!
    Yaralarımı deş mesela,
    acıt içimi yalanda olsa bu sevda!
    Yada sus hiç konuşma!
    Dökülmesin ağzından o tek hece mesela
    ama ne olur bekletme bu durakta
    bu düşleri bir kez daha kalbime yakınlaştırma...

    Hadi düşlerimde ki adam
    kurtul düşlerimden...
    Kurtar düşlerimden...

    alntı
#05.03.2011 11:08 0 0 0
#04.03.2011 21:37 0 0 0
#04.03.2011 21:12 0 0 0
#04.03.2011 15:22 0 0 0
  • Klasik tepki: "Sıraya geç kardeşim."



    Neoklasik tepki: "Şeker kardeşiim sıraya geçiver."



    Realist tepki:... "Sıra var."





    Sürrealist tepki: "Sallandıracaksın bunlardan İkisini Kızılayda bak

    bir daha yapabiliyorlar mı?"





    Romantik tepki: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz."



    Modern tepki: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupada..."



    Postmodern tepki: "Sırana geç lan ayı!"



    Uzlaşımcı tepki: "Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi..."



    Devrimci tepki: "Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez.



    Devrim olunca herkes hizaya gelecek."





    Sabırlı tepki: "İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse

    hepimizin işi görülür."





    Felsefeci (septik kuşkucu) tepki: "Ön ve arka kavramları görecelidir.

    O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden,

    aslında arkaya geçmiş olabilir."





    Kantçı tepki: "Efendim, algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o

    tarafa, adam yok olur."







    Kötümser varoluşçu tepki: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde

    bekleyin. Bir gün o adam da ölecek."







    İyimser varoluşcu tepki: "Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya

    çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."



    Hümanist tepki: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz

    birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne

    geçmiş oluyoruz."







    Derviş tepkisi "Mutlaka önemli bir iş için acelesi vardır. Yoksa bu

    kadar insanı yok saymazdı. Biz iki dakika daha sonra işimizi görsek ne

    olur. varsın bir kardeşimizin sıkıntısı giderilmiş olsun"


    sinejan tepkisi: bu insanları hiç anlamıyorum...
#04.03.2011 14:56 0 0 0
#04.03.2011 14:51 0 0 0