Gösterim Tarihi: 15 Haziran 2007
Yönetmen: Frédéric Schoendoerrffer
Oyuncular: Benoît Magimel, Philippe Caubère,
Béatrice Dalle, Olivier Marchal
Senaryo: Frédéric Schoendoerrffer - Yannbrion
Müzik: Marianne Faithfull
Görüntü Yön: Jean-Pierre Sauvaire
Tür: Suç-Gerilim
Süre: 107 Dk.
Yapım Yılı: 2007
Ülke: Fransa
Dağıtımcı: 35 Milim Filmcilik
Paris, ışıkların ve gecenin şehri Şehrin acımasız suç dünyasında, artık yaşlanmakta olan mafya patronu Claude Corti (Philippe Caubère) güce susamış adamlarını kontrol altında tutabilmek için olabildiğince sert davranmak zorundadır. Hızlı arabalar, ağır uyuşturucular ve pahalı kadınlardan oluşan bu krallıkta, asıl patron paradır ve Corti kendisine sadık olanları cömertçe ödüllendirmekten çekinmez. Ancak para ve gücün satın alamayacağı tek şey güvendir. Corti, adamlarından birinin kendisine ihanet ettiğini anlarsa, ölüm ona sunacağı en hafif cezadır.
Cortiye en yakın olan adamlarından biri 30 yaşındaki Francktır (Benoît Magimel). Özgürlüğüne düşkün, zeki ve iş bitiricidir. Cortinin en güvendiği adamıdır.
Corti birkaç aylığına hapse düşer. İşlerini Francka emanet eder. Birkaç ay tüm imparatorluğunun çökmesi için yeterli bir süredir. Başına gelenler bir komplo mudur yoksa boş yere mi endişelenmektedir?
İnsanın kanını donduracak kadar gerçekçi bir film olan Crime Insiders, yoğun şiddet içeren ancak görsel estetiği yüksek sahneleri ile Parisin acımasız mafya dünyasını, sarsıcı bir biçimde gözler önüne seriyor.
sessizce kalıyorum bazı zamanlar,sadece bakıyorum odama ama benim olduğunu bile hissedemediğim odama.birden aklıma geliyorsun hiç yüzünü bile göremediğim sevgili!o an içim öyle bir sızlıyor ki sanki bir parçamı alıp götürdün ve kalan yarım onu inleyen bir şekilde geri istiyor.ben duymuyorum bu iniltileri çünkü mutluyum sana verdiğim parçam için.seni hissetmek isterdim heran, gözlerinden akan her damla yaşı alıp saklamak isterdim.benimkileride içine karıştırmak isterdim.bu anlamsız gelen hayatıma ışık ol, beni gör artık.benim de hayalimle gerçeğim sende kesişsin sende vücut bulsun!
evet odama geri dönüyorum bu yaşadıklarım,bu hissetiklerim bir düştü,bir hayaldi,gerçekleşmeyecek bir umut belkide.
sen yaşadıklarımın bana nasıl acı verdiğini bilemessin.çünkü sen beni görmedin,beni hissetmedin,beni yaşamadın o zayıf çelimsiz bedeninde.bir anlasaydın sana nasıl bağlı olduğumu,hissetmek için, biran görebilmek için neler verebileceğimi.
ama hayat böyle işte benden aldığını sana katar,seninmiş gibi hissetmeni sağlar.
işte bu anlarda bedenimden çıkasım geliyor ve sana gelip haykırasım geliyor o hissettiğin benim,benim kalbim benim aşkım o "benim" ta kendisiyim
yine odamdayım ve yapayanlızım.sonsuzumu arıyorum?beni çekip çıkarmasını bekliyorum bu iğrenç bedenimden,alıp götürmesini bekliyorum.bendeki belirsizliğe kendisini katıp belirsizlikleri kaldırmasını istiyorum bir an önce.sen hiç sevgisiz kaldınmı ey sevgili!kafanı kaldırıp gökyüzüne "ruh eşimi arıyorum"diye bağırdın mı hiç?onun seni duyduğunu düşündün mü? hiç içinde anlamsız bir kıpırtının dolaştığını sezinledin mi,bütün hücrelerini santim santim dolaştığını hissettin mi?beyninde anlamsız soruları yarattığını ve bu soruları cevapladığını duydun mu?
bazen soruyorum kendime , hep bir neden arıyorum kendimce.ama neyin nedenini aradığımı bilmeden.yine gökyüzüne bakıyorum.bu sefer sessizim içimdekini dinliyorum.bana söylediklerini duyabiliyorum artık.kafamı kaldırdığım yerden indirmek istemiyorum.çünkü hissettilklerim şekillenip gökyüzüne yansıyor.orda seni görüyorum.yanlızlığını görüyorum.kimsesizliğini de.
neden izin vermiyorsun?neden elimi tutmuyorsun?belki tamamen yardım edemem ama acına ortak olabilirim inan buna.
ben sendeki belirsizliği seviyorum sevgili!
o belirsizliğin içinde kendimi de görüyorum,çırpınıyorsun duyayım diye ama duymadığımı düşünüyorsun.bilmiyorsun ki o an ben zaten senin yanındayım.yaşadığın herşeyi hissettiğimi,gördüğün herşeyi gördüğümü bilmiyorsun ki!!!.
bilmiyorsun ki!! sana nasıl taptığımı,seni nasıl istediğimi.sonunun ne olduğunun umurumda olmadığını.seninle herşeyi sevdiğimi.
ben sendeki belirsizliği seviyorum sevgili!
biliyormusun? her kalp atışlarının benimkisiyle birleşmesini duyduğumu.her aynaya baktığında kendini değil beni gördüğünü.her kendine dokunduğunda bana dokunduğunu.her soluk alışlarında beni içine çekip bıraktığını.her adımlarında nerde nasıl olursan ol,ister geri git ister ileri bana geldiğini.
ben sendeki belirsizliği seviyorum sevgili!
biliyormusun?yokolduğunda aslında yok olmadığını sadece bedeninin bir et parçası olup çürüyeceğini ama ruhunun benimle huzur bulacağını.
her benden kaçışında,her korkuşunda,her isyanında,her ağlayışında,bana biras daha yakın olduğunu biliyormusun?
benimle ilgilenmediğin her anında aslında beni ne kadar düşündüğünü,her susuşunda aslında ne kadar çok şey söylediğini.bunları biliyormusun ey sevgili?
ben biliyorum ve seni hissediyorum.
evet yine gökyüzüne bakıyorum.ama bu sefer isyan ediyorum.neden yanımda diilsin?neden aramızda yollar var?neden senden kaçıyorum(kaçamıyorum)?neden kapılarını bana açmıyorsun?izin ver,izin ver de gireyim seninle bir olayım.sana göz olayım,ağzından çıkan her kelime olayım,kalbindeki sesin olayım,beyninde ki düşüncen olayım,ruhunu besleyen bir ışık olayım,
lütfen izin ver sevgili!
eğer ben yok olursam sana ulaşmadan.bil ki sana ulaşmışımdır aslında.bu dediklerimi yapıyor oluyorumdur bedeninde,ruhunda.
Sevmek insanın kendine çekilmesidir... Sevmek insanın çekildiği yerde sevdiğine baş eğmesidir... Sevmek,
insanın yıllardır unuttuğu kendisine dönmesidir... Sevmek insanın yıllar sonra döndüğünde gördüğü şeye gönül
rahatlığıyla inanmasıdır...
Öyleyse bir kez olsun bak o susuz kalmış dudaklarıma...
O kirli, o her yerden yara alan hayatıma bak... Seni görmek için başka hiçbir şey görmeyen gözlerime bak...
Göze al, sana aşık kalbimin kanı bulaşsın üzerine, göze al...
Bana bak demiyorum, ama seni sevdiği için kimsesiz kalan ömrüme bak ve bir kez gör kendini orada...
"Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki:
"Dogru ve iyi olanı bilmek ile dogru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli baglantı,
dogru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır."
Eger karakter gelismemisse tahsil ise yaramıyor. Unutmayalım; banka hortumlayanlar,
Devleti Soyanlar, Rüsvet alan Vatanı Yavru vatanı Çıkar Ugruna satanlar, Maç Satanlar, sike yapanlar, Tesvik verenler; Birilerini hakir görüp Asagılamakla
Yükseleceklerini zannedenler hep tahsilli bireylerdir...
O yüzden Roosevelt demis ki:
"Bir insanı ahlaken egitmeden sadece zihnen egitmek topluma bir
bela kazandırmaktır."
NEM kaybına uğrayan bir cilt iki sorunla karşı karşıya kalır. İlerleyen yaşlarla birlikte ciltte kırışıklıklar meydana gelmesi kaçınılmazdır. Oysa yaşınıza uygun bakımla bunu önleyebilirsiniz.
NEM kaybına uğrayan bir cilt iki sorunla karşı karşıya kalır. Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşma karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır ve günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi karşılanır. Amerika da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor.
NEM EKSİKLİĞİNE KARŞI
20-30 yaş: Normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır.
30-40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar.
DOĞRU NEMLENDİRİN
40-50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır.
50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir.