sonersnr

sonersnr

Üye
06.10.2005
Uzman Onbaşı
2.879
Hakkında

  • noimage
    noimage
    noimage
    noimage noimage


    uykulu gözlerle döndüm rüyamdan,
    sana sarı laleler aldım çiçek pazarından..
    sen olmasan.. buralara gelemezdim ben..
    sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden..
    nasıl bir sevdaysa bu, karşı koyamam..
    dayanamam, kıskanırım seni, paylaşamam..
    satırlar uçar gider aklımdan..
    sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından..
#29.04.2006 11:36 0 0 0
  • Ellerine emeğine sağlık...
    Çok teşekkürler çok güzeller yaa bende istiyorum
#29.04.2006 11:27 0 0 0
#29.04.2006 11:24 0 0 0
  • Gecenin en siyahında
    Umudun bittiği yerdeyim
    Köşeyi dönsem ölüm
    Düz gitsem hayat
    Gölgeler içindeyim....
    Sen imkansızsın sensizlik imkansız
    Aşkkk imkansız....
    Çemberin en dışında
    En çıkmaz sokaktayım
    Çığlık atsam sessiz
    Sussam yine çaresiz
    Gölgeler içindeyim...
    Sen imkansızsın sensizlik imkansız
    Aşkkk imkansız....

    İmkansızlıkların ötesi uçurumun kenarımıdır...!
    Yüreğimizdeki ateşi,elimizdeki kelebeğe bir nefes...!
    Verecek kadar imkansız değil bu aşk...!
    İmkansız olan bizleriz...!
    Oysa imkansızkık yoktur...!
#29.04.2006 09:28 0 0 0
  • Konu: Aşk Nedir
    Teşekkürler ellerine sağlık
#29.04.2006 09:05 0 0 0
#28.04.2006 21:17 0 0 0
  • Ben teşekkür ederim ilginize alakanıza
    alkışlar size
#28.04.2006 20:50 0 0 0
#28.04.2006 20:46 0 0 0
#28.04.2006 20:37 0 0 0
#28.04.2006 20:35 0 0 0
#28.04.2006 20:32 0 0 0
#28.04.2006 20:31 0 0 0
#28.04.2006 20:28 0 0 0
  • Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında... En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; Ölmek var, dönmek yoktur. Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz. O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler... Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... "İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, ama böyle de sevemezsiniz. ihanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz... "Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra... Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye... Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne...kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre... Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden... Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi... Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye... dönüp , Seni Seviyorum diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...

    Aska ve Terke Dair...
#28.04.2006 09:53 0 0 0
#27.04.2006 14:58 0 0 0
  • Çok güzel hepside ellerine sağlık
    Herzamanki gibi harika sunumlar
    Çok Teşekkürler...
#27.04.2006 14:52 0 0 0
  • Konu: Üç Kardeş
    çok şekerler ellerine sağlık
    teşekkürler...
#27.04.2006 14:20 0 0 0
#27.04.2006 14:14 0 0 0
  • Teşekkürler güzel bir mini ada ellerine sağlık
#27.04.2006 14:08 0 0 0