Gözlerim herzaman yolda olacak,
beni hatirlayip dönene kadar,
ümitle sabirla bekleyecegim,
mezarim olsun gelene kadar.
Bir kara sevdaya tutulmus gibi,
zehirli bir okla vurulmus gibi,
günahin vebali sorulmus gibi,
adini anacagim adini anacagim ölene kadar.
gönlüm bu sevgiden perisan olsada,
acilar kaderler hep beni bulsada,
bu seven garip toprak olsada,
Seni Sevecegim Mahsere Kadar.... :kalp:
Uykusuz bir geceyi taşıyor kirpiklerim
Gözlerim ufuklara çiziyor hayalini
İçince sonbaharın derin sessizliğini
Yine bir ney üflüyor ta içerime seni
Biliyor musun belki ilk kez fena iyiyim
Seni nefesliyorum kalbim duyuyor musun?
Bir uzun esarette hasretlenen yaşlarım
Özgürlüğe akıyor elâ gözelerinden
Bir hüzünlü şarkıyı besteleyerek sana
Yataksız ırmak gibi arıyorken sesini
Gülüşün susturuyor hıçkıran sözlerimi
Susuyor musun şimdi?
Kalbim susuyor musun?
Gecikmiş bir baharın cilveli esintisi
Nefesinden karanfil kokusu getiriyor
Ruhumu sağaltıyor kokunla azar azar
Bulutlar uçuşuyor üstümüzde hülyalı
Hepsi de sana tutkun
Hepsi sana sevdalı
Hepsi de aşk yağıyor
Kalbim kuruyor musun?
Yağmurlar ıslatmıyor artık beni bir damla
Ateşli bir deryâya kendimi kilitledim
Bir zamanlar karşında tutuşan orman bendim!
De bana, hangi ölüm böyle büyük şenlikli?
Bir ara dön de üfle yığılan küllerimi
Yangınlar başkentini
kalbim görüyor musun?
Kurtarmaya yetmiyor gerçekler beni senden
Dün bitirdiğim portren birden bire canlandı
Çapkınca gülümsedin kırmızı tuvalimden
Hercai rengim benim!
Karanlık kokan mavim!
Beni bitirecekse bir sevdâ bitirecek!
Seninle bittiğimi kalbim biliyor musun?
Damarsız yaprak gibi savruluyorum şimdi
Ve kendini açıyor kilitlenen kapılar
Senle cehennemde kar, cennette kor âteşim
Seninle her tarafta, sensiz hiçbir yerdeyim
Sana savursa zaman, nolur orada dursa?
Duruyor musun yoksa?
Kalbim duruyor musun?
Ağla gözlerim ağla,zamanı ağlamanın..!
Kalmamış hiç cihanda derdinden anlayanın ..
Gönül taru-mar olmuş nerde halin soranın.
göz yaşlı,gönül yaslı kime sitem edersin.
yalnız geldiğin yere, yine yalnız gidersin.
Hangi öksüz davanın, hamisi çok olmuştur.
Hangi çileli yolda, boş kaltuklar dolmuştur..
Hangi aşk,aşk yolunda yeşermeden solmuştur..
el halsiz,diz mecalsiz, katmer katmer kedersin..
yalnız geldiğin gibi, yine yalnız gidersin..
Göz başka türlü bakar,dil ayrı kelâm söyler.
Nefis, kalbur misali,türlü türlü un eler.
Nedir bu bitmez inat,nedir bunca öfkeler.
her gözlük ayrı bir renk,gönlünce seyredersin.
yalnız geldiğin yere, yine yalnız gidersin...
Pencerelerin kenarından
Sarkmış tül perdeleri
Pembe Evin
Uçup uçup yüz sürüyorlar
Karşı tepedeki manastırın selvilerine
Rüzgârla eğilip doğruldukça
Sardunyalar, biberiyeler,
Hiç korkma
Karada ölüm yok oğlum sana bugün
Leylekler daldı birden göğün acentasına
Gidip-gelme almak üzere Güneye hicret
Sen de gel diyorlar kanatlarıyla,
El sallıyorum ben de yattığım yerden
Leyleklere Leylim-Leylim
Diye diye
Güneşle karışık bir esinti geçiyor şakağımdan
Uzatıyorum elimi denizden yeni çıkmış senin serinliğine,
Göğsümün, karnımın, kasıklarımın, bacaklarımın
Tüyleri kamaşıyor sevinçten
Uyanıyoruz sonra
Dizine yatırıp beni çingene benlerimi sıkıyorsun
Gümüşlü zurnası dikiliyor havaya çeribaşının
Işıklar bir bahriye çiftetellisi çalıyor yüzümde
Hay allah
Yine tutuldum galiba
Derken bir aşk çocuğu doğuyor
Çırpınan denizin karnından
Bu şiir
Ağlarken gülüyor
Ve ağlıyor gülerek
Tuzlu damlalarıyla güneşin,
Sözcükler yanıp yanıp sönerken
Körpecik teninde
Uzaylardan aparttığım yıldız bitleriyle.
Gitme!
Figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.
Gitme!
Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.