aslında yagan sadece yamur deyildi
kimini özlemi olur yagar
kiminin hasreti
kimine vuslat düşer kimine karlar
ıslanası gelir insanın agan yahmurda
sırıl sıklam
yureyine saglik,o kadar guzelki siirler baska bir boyuta geciyor insan
Gozlerimi sevdiyini diyorsun
O gozlerden yalniz sana nasil yaslar akdigini
O gozlerin yalniz sana bu sevgiyle bakdigini
Gozlerime baka-baka bakisini yureyime cakdigini
Hala bilmiyorsun,nerden bilesin
Gulusumu sevdiyini diyorsun
Gulerkende dusuncemde yalniz senin oldugunu
Varlginla hayatima bir mutluluk doldugunu
Gulusume tatli-tatli sevgi gibi komdugunu
Hala bilmiyorsun,nerden bilesin
Beni sevdiyini diyorsun
Bilmiyorsun kendimde de yalniz seni gorduyumu
Bilmiyorsun sen olmasan hasretinle sonduyumu
Bilmiyorsun sevdiyim gun senin icin olduyumu
Hala bilmiyorsun nerden bilesin
Beni deyil sen sevgimi seviyuorsun
Sen bendede kendini goruyorsun'
Sen benim icin yalniz bir ask deyilsin
Ama bilmiyorsun nerden bilesin
Siirleriniz cok guzel,cok duygulu cok icten.Okuyunca aska asik oluyor insan.Tipki bir sanatci gibi yureyi isleyip onda shaheser yaratiyor ask.Bazen simdiki zamanda ask kalmadi diye dusunuyor insan.ama bu siirleri okudukdan sonra.Ask hala var diyorum.Yureyinize saglik ask her zaman guzellikler nasip etsin size
ABD"nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hakkettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedirler. Ama, bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, haklarını alabilmek için son çarelerden biri olan greve baş vururlar ve grev ilan ederler. Patronların buna verdiği cevap ise hunharca bir saldırı olur. Patronlar ve onlarla iş birliği yapan "gardiyan"lar işçi kadınları fabrika binasına kilitler. Patronlar, bu yolla işçi kadınlara destek veren sendika aktivistlerinin grev yapan kadınlarla dayanışmaya girmelerini önlemek amacını gütmektedir. Patronların korkusu, işçi kadınların verdikleri kavganın güçlenmesi ve grevin başka fabrikalara sıçramasıdır.
Fabrika binasında birdenbire beklenmedik bir yangın baş gösterir, kısa bir süre içinde binanın hemen hemen tümü alevlere teslim olur. İçerde bulunan kadın işçilerden yalnızca çok azı kaçarak canlarını kurtarabilir. Fabrikanın çevresinde barikatlar kurmuş olan karşı grevcilerin çemberini yarıp dışarı çıkabilmeyi ne yazık ki pek az emekçi kadın başarabilir. Fabrikada kapalı kalan yüzün üzerinde işçi kadın alevler içinde can verir.
Aynı yıl yine tekstil, tütün ve diğer endüstri kollarında kadın işçiler mücadeleyi devam ettirirler, işlerini bırakarak grev dalgasını sürdürürler.
Grevler 1909 yılında da devam eder. Manhattan"da tekstilde çalışan 20. 000 kadın işçinin ilan ettiği grevde, binlercesi tutuklanır. Buna rağmen, grev önlenemez. İki ay süren grevin sonunda kadın işçiler kavgasını verdikleri hakları elde ederler;patronlar kadın işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kalırlar.
Amerikalı sosyalist kadınların inisiyatifiyle, kadınların seçme/seçilme hakkı, sosyalizm mücadelesi çerçevesinde "enternasyonal kadın mücadele günü" fikri doğar. Her şubat ayının sonuncu pazar gününün kadınların seçme/seçilme hakkı konusunda etkinlikler ve toplantılar düzenlenmesi kararı alınır. 20 Şubat1909 günü Amerika"nın hemen hemen bütün kentlerinde "Kadınlar Günü" kutlamaları yapılır.
1910 yılında sosyal demokrat partilerin Kopenhag"da düzenlediği ve 17 ülkeden 100"e yakın kadın delegenin katıldığı II. Enternasyonal Kadın Konferansı"nda Clara Zetkin" in girişimleriyle "II. Enternasyonal Kadın Mücadele Günü" resmen kabul edilir. Bu günün anlamı, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadele yürütülmesi zorunluluğudur. Kadınların seçme/seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele bütün dünya kadınlarının ortak mücadele prensiplerinin başında yer almaktadır.
19 Mart 1911 günü, milyonlarca kadının katıldığı ilk "Enternasyonal Kadınlar Günü"Danimarka, Almanya Avusturya, Isviçre ve ABD"de gerçekleştirilir. 1912 yılında, düzenledikleri yürüyüşlerle Fransız, Hollandalı ve Isveçli kadınlar da katılırlar Kadınlar Günü"ne. Kadınların seçme/seçilme hakkı ve günlük çalışma süresinin 8 saate indirilmesi, insanca çalışma koşulları ve daha yüksek ücret talepleriyle başlayan proleter mücadele, kadınların yürüttükleri mücadelenin temelini oluşturmaktadır.
1914 yılı, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kadınlar Günü" nün büyük toplantılar ve yürüyüşlerle kutlandığı son yıl olur. Bu yıl da önceki talepler yinelenir ve "savaşa karşı savaş" sloganıyla, başlayan Birinci Dünya Savaşı"na karşıt tavır alınır.
Birinci Dünya Savaşı"nın beraberinde getirdiği acılar ve dertler nedeniyle 1917"ye kadar Kadınlar Günü yürüyüşleri ve etkinlikleri birkaç yıl boyunca yapılamaz. Tâ ki, 8 Mart 1917 günü Petrograd"da greve gitmelerine kadar. Kadın işçiler, bu grevi Kadınlar Günü"nde başlatarak bu güne özel bir anlam kazandırırlar. Aynı gün metal işçilerine delegeler göndererek onların da greve katılmalarını talep ederler. Grev dalgası çok kısa bir süre içinde tüm kente yayılır; 8 Mart akşamına kadar yaklaşık 120. 000 işçi bu grevde yerlerini alır. 1921 yılında toplanan II. Enternasyonal Konferansı"nda 8 Mart"ın Dünya Kadınlar Günü olması kararlaştırılır.
Iki dünya savaşı arasındaki zaman diliminde kadınların talepleri ve 8 Mart Kadınlar Günü"nde yoğunlaştırdıkları mücadelenin içeriğini, serbest ve yasal kürtaj hakkıyla işçi kadınların hamileliklerinde ve anne olduklarında koruma altına alınmaları konuları oluşturur. Ayrıca, aynı işe eşit ücret, günlük çalışma saatlerinin ücretlerde düşme olmadan azaltılması gibi konularda kadın-erkek eşitliği konusunda getirilen istemlerdir.
8 Mart, bu gelişme içinde Enternasyonal Kadınlar Günü olarak dünya çapında yayılmıştır. Kadınlar Günü, bugün de, aynı başlangıçta olduğu gibi, haksızlıklara, savaşa karşı; daha iyi yaşam ve çalışma koşulları, bağımsız ve sömürünün olmadığı bir düzen ve sınıfların ortadan kalktığı eşit bir toplum için verilen mücadele olarak algılanmaktadır.
Türkiye'de 8 Mart
Ilk kez 1921 yılında sosyalist kadınlar tarafından "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında Ilerici Kadınlar Derneği (IKD) tarafından daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984"ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.
Kadınlar 80"li yıllarda 8 Mart"ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 1990"lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.
Erkekler de şiddet mağduru/siddete maruz kalan erkekler/erkeklere siddet/siddet magdurlari/şiddet mağduru erkek
LONDRA - İngiltere'de ev içi şiddete maruz kalan erkekler için hizmet veren ManKind yardım merkezine gelen telefon ve e-postalar, 20-24 yaş grubundaki şiddet gören erkek durumunun bu yaş grubundaki kadınlardan oran olarak çok da farklı olmadığını gösterdi. İngiltere'de yılda 2.7 milyon erkeğin eşi ya da sevgilisinden şiddet gördüğünü söyleyen yetkililer, toplam sayıyıysa 3.2 milyon olarak açıklıyor.
ManKind yetkilileri polisi de 'cinsiyetçi' davranmakla eleştirerek, "Şiddet görenin erkek olduğuna inanmıyor, erkeğin kendini korumasını bekliyor. Yardımcı olmak yerine olayı marjinalleştirip şiddet gören tarafı küçümsüyor" diyor.
Utanıp anlatamıyor
Toplumdaki genel kanının, şiddeti uygulayanın erkek olduğu yönünde olması şiddet gören erkeklerin sıkıntılarını açıkça anlatmasını da engelliyor.
Dünyada her altı erkekten birinin yaşamlarının bir döneminde fiziksel ya da duygusal şiddete uğradığını söyleyen ManKind yöneticileri, kadınların erkeklere finansal baskı, seks konusunda aşağılama, çocuklara babalarının eksik yönlerini anlatarak onların da erkeği aşağılamalarına sebep olma gibi değişik türlerde şiddet uyguladıklarını, erkeklerin yüzde 19'unun bu duruma sessiz kalarak depresyona girdiğini söylüyor.
Yetkililer aldıkları yardım çağrılarından da örnekler veriyor: "Bay A, eski eşiyle birlikte yaşıyordu. Yeni partnerinden hamile olan kadın, markete daha yakın bir ev tutmadığı için Bay A'ya vurup küfretmeye başladı. Şikâyet üzerine gelen polis hamile bir kadını tutuklayamayacağını söyleyip, üstelik Bay A'nın hamile bir kadından dayak yemeyeceğini ima edip gitti. Bay A'ya psikolojik destek sağladık."
Psikiyatr delirtmeyi bilir!
Örneklerde eşini gardıroba ya da tuvalete kilitleyen, psikiyatr olduğu için partnerini nasıl 'delirteceğini' bilip ona göre davranan kadınlar da var. Erkeklerin gördüğü şiddete karşı çeşitli kampanyalar yürüten ManKind'ın en önemli çalışmasıysa erkek öğretmen eksikliğini gidermeye yönelik faaliyetler. Yetkililer kadın öğretmenlerin erkekleri küçük yaşlardan itibaren sindirerek çekingenliğe sebep olduğunu söylüyor.
Şiddet gördüğünü düşünen erkeklere tavsiyelerse şöyle: Kendinizi suçlamayın. Başınıza gelenleri günlük şeklinde yazıp daha sonra okuyun, o zaman da şiddet olduğunu hissederseniz bunu partnerinizle konuşun. Kendinizi korumaya çalışın. Yaralanırsanız fotoğrafını çekin, bunu unutturmayın. Hastane ve polise başvurmaktan çekinmeyin.
Sigara bırakma ilaçları test edilecek/sigaraya hayir/sigara nasil birakilir/sigara birakma/sigara birakmak icin ilac
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, Ulusal Tütün Kontrol Programı kapsamında Türkiye'de gelinen nokta ile ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, kapalı alanlarda tütün kullanımına yönelik kapsamlı yasakların uygulamaya geçişinin Türkiye'de birinci yılını doldurduğunu belirtti.
Bu alanda çalışmaların Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı'nın temelini oluşturan 6 maddelik MPOWER politika paketi çerçevesinde yürütüldüğünü iade eden Çom, söz konusu maddeler içindeki "M" nin "Tütün kullanımını ve koruyucu çalışmaları takip et" olarak tanımlandığını anlattı.
Çom, "P"nin "pasif sigara dumanı etkileniminden koru" olarak tanımlandığını ve bu madde ile kamuya açık alanlarda sigara kullanımının yasaklanmasının istendiğini belirterek, şunları kaydetti:
"19 Temmuz 2009 itibarıyla 4207 sayılı yürürlüğe girmiş ve istisna kılınan birkaç mekan dışında kamuya açık tüm kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünü kullanımı yasaklanmıştır. Bu yasakların uygulanmasını takip etmek amacıyla ülke genelinde İl Tütün Kontrol Kurulları oluşturulmuştur. Bu kurullar, geniş katılımla düzenli olarak toplanmakta ve yapılan çalışmaları koordine etmektedir.
Valiliklerimizce ilerde denetim ekipleri görevlendirilmiştir. Ülke genelinde 2 bin 503 denetim ekibi oluşturulmuş, bu ekiplerde 7 bin 646 kişi görevlendirilmiştir. Şimdiye kadar 700 binin üzerinde denetim gerçekleştirilmiş, 33 bin 327 tutanak tutulmuş, 21 bin kişi ya da iş yerine cezai işlem uygulanmıştır. Cezaların toplam tutarı 5.6 milyon TL'dir. Yasaya uyum oranı, genel olarak yüzde 95'in üzerinde olmuştur. Böylece bu madde ile ilgili yükümlülüklerimiz de yerine getirilmiştir."
Bırakmaya 300 bin kişiyle test
Sigarayı bıraktırma ilaçlarına de değinen Akdağ, şunları dile getirdi: "Sağlık Bakanlığı bunları satın alacak ve Alo 171'le beraber önce 300 bin kişilik bir gönüllü hasta gurubu üzerinde bunları kullanacağız. Sonuçlar başarılı olursa sosyal güvenlik kapsamına alınacak. Böylece sigarayı bıraktırma ilaçlarının ne kadar yararlı olduğunu göreceğiz. Başka ülkelerde de sonuçlar var, ama biz kendi ülkemizin sonuçlarına bakmak istiyoruz. Sonuçları görmeden geri ödemeye koyamayız."
Elektronik sigarayı bilimsel heyetle yasakladık
ELEKTRONİK sigarayla ilgili kararı bilimsel heyetlerin belirlediğine değinen Recep Akdağ "Sağlık Bakanı olarak ben karar vermedim. Sigarayı bırakmada en iyi yöntem, kişinin bunu kafasından silmesidir. Sigarayı bıraktırma ilaçlarından alınan en iyi sonuçlar kişinin kendi kafasında bunu bitirmesiyle yakından ilgili " dedi.
'Öleceksem zevkimle ölürüm'e 'harakiri' benzetmesi yaptı
BAZI tiryakilerin, "Bu benim zevkim öleceksem ben öleceğim" sözlerinin hatırlatması üzerine Recep Akdağ, "Japonya'da da harakiri yapanlar var. Ne yapacaksınız? Biz elimizden geleni yapmaya çalışacağız" dedi.Akdağ, "İstanbul İl Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi'nin ortak çalışma sonuçlarına göre, kronik akciğer hastalığı, kalp k rizi, astım gibi hastalıklarda acil servise yapılan başvurularda yüzde 20 azalma var" diye konuştu.
islamda kadin/kadin haklari/kadin olmak/erkekler ve kadinlar/kadinlar hakkinda
İslâm'da erkekle kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşıdır. İbadet ve muamelelerde cinsiyet ayrılığından doğan önemsiz bazı farklar dışında, dinî görev ve sorumluluklarda kadın-erkek eşitliği esastır. İslâm'ın gelişinden önce toplumda hak ettiği yeri alamayan kadın, İslamiyet'le insana yakışır haklara sahip olmuştur. Kadının durumundaki bu önemli değişikliği bizzat Kur'ân-ı Kerîm getirmiş ve Hz. Peygamber bunu tamamlamıştır. Hz. Peygamber'e ilk inanan, başka bir deyimle ilk müslüman olan Hz. Hatice'dir. İlk İslâm kadınları Mekke ve Medine'de ağır ve büyük hizmetleri yüklenmekten kaçınmamışlar, askerî ve siyasî işlerde erkeklere yardımcı olmuşlar, hemşirelik mesleğini ilk defa kurarak, yaralı mücahidleri tedavi etmek, su taşıyıp içirmek, yaralarını sarmak ve hatta yaralıları Medine'ye kadar taşımak gibi fedakârlıklarda bulunmuşlardır. Mücahidlerin yanında onlara destek ve cesaret veren bu hanımların kahramanlıkları hadis mecmualarında kaydedilmektedir.
Kadınlara karşı iyi davranmak, tatlı ve yumuşak dille konuşmak, kaba ve sert hareket etmemek Allah Rasûlünün ahlâkındandır. O şöyle buyurmuştur:
"Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. Kadınların, üzerinizde olan hakkı günün şartlarına göre onların yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır" (1)
"Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı huyu en iyi olanlarınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım" (2)
"Kadınlarınız hakkında Allah'tan korkunuz. Şüphesiz, onlar sizin yanınızda yardımcılarınızdır. Onları Allah'ın emâneti olarak aldınız ve cinsiyet uzuvlarınız Allah'ın kelimesi ile helâl edindiniz" (3)
Hz. Peygamber evlenilecek bir kadında aranacak vasıfları şöyle belirlemiştir:
"Bir kadınla dört özelliği için evlenilir; Malı, asaleti, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı tercih et" (4)
Ana-babaya itaat etmek, iyilik yapmak, şefkat ve merhamet göstermek, tatlı ve yumuşak davranmak gibi hususlar âyet ve hadislerle emir buyrulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur: "Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana ve babaya iyilik etmeyi emir buyurmuştur. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa, onlara öf bile deme, onları azarlama, onlara güzel ve tatlı söz söyle. Onlara merhametle tevazu kanatlarını indir. Onlar için,
"Rabbim onlar beni küçüklüğümde yetiştirirken nasıl merhametli davrandılarsa, sen de onlara öylece merhamet eyle" diye dua et" (İsrâ, 17/23, 24).
Hz. Peygamber en çok kime saygı, şefkat ve bağlılık göstermek gerektiğini soran bir sahabiye "anana" diye cevap vermiştir. Bu soru üç defa tekrar edilmiş, üçünde de aynı cevabı vermiş, ondan sonra kime sorusuna ise, "babana" demişlerdir. (5) Anne müslüman olmasa bile, çocukları üzerindeki saygınlığını korumaktadır. Buna şu hadiseyi örnek gösterebiliriz. Hz. Ebû Bekr'in kızı Esma'nın, babasından boşanmış ve müşrik olarak kalmış annesi, bir gün kızını görmeye gelmişti. Esma, Hz. Peygamber'e, 'Müşrik olan annem' bana geldi. Onunla görüşeyim mi?" dedi. Hz. Peygamber, "annenle görüş" buyurdu. (6)
Başka bir hadiste; "Cennet annelerin ayakları altındadır" buyurulur. (7)
Bu duruma göre, İslâm'da anneliğin yeri, değeri ve şerefi çok yüksektir. Ebeveyne itaatsizlik şirkten sonra en büyük günah sayılmış, bunun kapsamı sadece "Allah'a isyanda kula itaat yoktur" prensibi ile sınırlandırılmıştır (8) ...
Hz. Peygamber devrinde kadın sahabîler ilme büyük katkıda bulunmuşlardır. Allah Rasûlü'nün kızı Hz. Fatıma duygulu bir şâir olduğu gibi Hz. Peygamber'in bazı hadislerini de rivâyet etmiştir (10). Hadis rivâyet eden kadın sahabilerin sayısı çoktur.Bazıları şunlardır: Ümmü Habibe binti Ebu Süfyan, Ümmü Abd, Esmâ binti Ebu Bekr, Zeyneb binti Cahş, Meymûne binti Hâris, Fâtıma binti Kays, Dürre binti Ebı Leheb, Ümmü Haram binti Milhan vd. Bu son sahabi hanım Kıbrıs'ta vefat etmiş olup. Larnaka civarında medfundur. Kıbrıs müslümanlarınca türbesi bir ziyaret yeridir.(11)
Hz. Peygamber kadınların eğitimine büyük önem vermiştir. Kadınlar mescide geliyor, hadisleri dinliyorlardı. Umumî toplantılara katılır ve bayram namazlarında da hazır bulunurlardı. Hz. Peygamber bayram hutbesini erkeklerin saflarına irad ettikten sonra, kadınların saflarına geçer, onlara da talim ederdi. Ancak hanımlar her zaman mescidde hazır bulunmadıkları için bir sahabî kadın Hz. Peygamber'e gelerek; "Ya Rasûlüllah, erkekler geliyor, senin sözünü dinliyorlar. Bizim için de bir gün tahsis et. O günde gelelim, Allah'ın sana öğrettiklerini bize öğret" dedi. Hz. Peygamber de onlara haftada bir gün ve yer tahsis ederek orada toplanmalarını söyledi, belirlenen günde onların eğitim ve öğretimleri ile meşgul oldu (12). İslâm özellikle Hz. Peygamber'in ailelerine mahrem meseleleri tebliğ etme görevini yüklemişti. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Evlerinizde okunup duran Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlatın ve nakledin" (el-Ahzâb, 33/34).
Sahabe hanımlarının haya ve utanması dini konuları sorup öğrenmelerine bir engel değildi. Özellikle bir fikıh ve hadis âlimi olan Hz. Aişe'nin (ö. 58/677) bu konuda sayısız hizmetleri olmuştur. O, yalnız kadınların değil, sahâbe büyüklerinin bile bir çok meselede başvurdukları kimse idi (13). Hz. Aişe, verdiği hüküm ve fetvalar bir cilde ulaşan yedi sahabe müctehidinden (Fukaha-i seb'a) birisidir (14). Urve b. Zübeyr (ö. 94/712) "Fıkıh ilmini Hz. Aişe'den daha iyi bilen kimse görmedim" der.(15) Ebû Mûsa el-Eş'ârî'de (ö. 44/664) şöyle demiştir:
"Muhammed'in ashabının bize sorduğu herhangi bir hadisin içinden çıkamadığımızda onu Hz. Aişe'ye sorardık ve onun yanında sorulan hadise ait muhakkak bir şeyler bulurduk".
İbn Hazm (ö. 456/1064) sahabe devrinde yetişen hanım fakih ve hukukçular olarak şu isimleri zikretmektedir: Ümmü Seleme, Ümmü Habîbe, Hafsa binti Ömer, Hz. Fâtıma, Fâtıma binti Kays, Esma binti Ebî Bekr, Havlâ binti Tüveyt, Ümmü Şerîk, Sehle binti Süheyl, Ümmü Eymen, Âtike binti Zeyd, Ümmü'd-Derdâ, Zeyneb binti Ümmü Seleme ve Ümmü Yûsuf (16). İslâm tarihinde çeşitli alanlarda büyük hizmet ve yararlılıklar göstermiş müslüman kadınların sayısı az değildir. Tefsîr, Hadîş Fıkıh, Tasavvuf, Şiir, Hüsnühat, güzel sanatlar, çeşitli hayır işleri vb. İslâm kadınının ilgi alanları olmuştur.
Sonuç olarak, İslâm kadınla erkek arasında genel anlamda bir görev bölümü yapmış, kadına evin iç işlerini, çocukların yetiştirilmesini, ihtiyaç ve zaruret bulunduğunda da dışarıda çalışma işini yükleyerek, onu kocasının en yakın yardımcısı kılmıştır. Koca, evin dışında ağır işleri, eşinin ve çocuklarının yeme içme, barınma ve giyim ihtiyaçlarını karşılama görevini yüklenmiştir.
islamda kadin/batililar gozu ile islamda kadin/kadin haklari/kadinlar
Batililar gozu ile islamda kadin
MARSILE POIZER[Çağdaş Fransız düşünür, İslam'ın İnsanîliği)
Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır.Kur'an'a göre,kadın,erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes'in Tekvin Bölümü'nün ileri sürdüğü gibi)kadının,erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez.Kur'an'ın ve Hz.Muhammet'in öğretileri,kadın haklarını bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir.
EMILE DERMENGHEM (Fransız oryantalist , Muhammed'in Hayatı)
Şunda hiç kuşku yoktur ki , islam,Arap dünyasında kadının değerini yükseltmiş ve durumunu iyileştirmiştir.Hz.Peygamber ''En hayırlınız da, hanımlara karşı en hayırlı davranandır.''Genç kızlar zorla evlendirilmekten,kadın malını tehditle yemekten,boşanma durumunda hakkının yitirilmesinden menetmiştir.Hz.Muhammed,dost hayatı yaşamaktan,cariyeleri fuhşa zorlamaktan menetmiştir. Hangisi daha iyi:Yasal yolla çok kadınla evlilik mi,yoksa metreslik yoluyla çok kadınla birliktelik mi?çok kadınla evlilik her ikiside tehlikeli olan,fuhşu ortadan kaldırırken kadınların da beraber kalmalarının çözümüdür.Kişi şak'ı gezmeli ki, orada aile edebinin ne derece güçlü ve sağlam olduğunu görebilsin.
CTE HENRI DE CASTRE (Fransız Binbaşı,İslam ve Hatıralar)
Müslümanlardaki çok kadınla evliliğe nispet ettikleri kötülüklerin hepsi gerçek dışıdır.Şark'ta o rezaletleri doğuran sebep,çok kadınla evlilik değildir.Rezaletler tüm şark'takinden çok daha fazlasına Paris,Londra,Berlin'de rastlanır.Kadınlar peygamberlerine birçok yönden şükran borçludurlar.Kur'an'da kadın hakları ve erkeklerin onlara karşı görevleri konusunda konusunda ayetler yer alır.Bir müslümana göre haya ile, bir hıritiyana göre haya arasındaki fark,gökle yer arası kadardır.
ET. DİENT ( Fransız , İslam'ın Nuri İle )
İslam tabiat yasalarına uygun hareket eder.Kilise ise hayatın bir çok alanında tabiata karşı demogoji yapar ve onunla çatışır.Hıristiyanlığın kandırmacılığın her türlüsüne rastlar hale geldik.Hıristiyanlığın görünüşte sarıldığı tek kadınla evlilik teorisi altın da üçbüyük musibet ve kötülük kendisini gösterir:Fuhuş,evde kalan kızlar ve evlilik dışı çocuklar.Benzer toplumsal hastalıklar islam kanunlarının tam olarak uygulandığı ülkelerde nerdeyse hiç bilinmemektedir.AncakBatı Medeniyetleriyle temasa geçtikten sonra oralarda sızıp yayılmıştır.Schmitz du mulin tarafından kaleme alınan L'İslam isimli eserde1827 yılında bütün bir Osmanlı Başkentinde (İstanbul'da) bir tek genelev bulunmadığı ve şark'ta Frengi denilen zührevi hastalığı bilinmediği kaydedilir.Şark kadının çağdaş hayata karışıp geçim için koşturan bu konuda erkeklerle yarışan ve pek çok mutsuzluk ve bedbahtlıklara maruz kalan Batılı kız kardeşleriyle aynı strese hedef olanlarından endişe ediyoruz. kadının muhtaç olduğu esaslar, İslam'ın öğretileriyle tam bir uyum göstermektedir.
W. DURANT (çağdaş Amerikalı yazar, Medeniyetler Tarihi)
İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltti.Müslüman kadının konumu avrupa memleketlerindeki kadınınkinden önemli bir konuda farklılık göstermekteydi. Ebediyat ve bilimde çok sayıda müslüman kadın yetiştirmişti.
J. S. RESTLER (Fransız , H. Arabiyye )
Kadın, çıkarını ilgilendiren konularda erkeklerle eşit bir çizgiye yerleştirilmiştir. İslam-i aile çocuğa onun sağlığına ve eğitimine büyük bir özen gösterir.Kız çocuklarının eğitimi yıllarca da şiir ve çeşitli ilimler öğrenirler.
DR A. N. SOUSA ( Yahudilikten İslam'a geçen araştırmacı, İslam'a giden yolculuğum)
İlk olarak kadının değerini yücelten ve hayatta erkeğinki gibi ona da hakkını veren İslam olmuştur.Aslen yahudi olup Kur'an-ı Kerim'den etkilenerek müslümanlığı kabul etmiştir.Hıristiyanlar gafletlerimden uyanıp konu üzerinde iyice düşlünseler, açıkça göreceklerdir ki, İslam bu alanda onlardan tam 13 'asır erken davranmıştır.Bugün boşanmanın müslümanlar arasında az rastlanır olması buna karşın geçmişte son derece kötü karşılayan batılılar nezdinde çok olması garip bir durumdur.Mesela ABD'de yılda 200.000'den fazla boşanma vakası meydana gelmektedir.Hz.peygamber Asya'da kadının değersiz bir mal konumunda saygıdeğer bir kişilik seviyesine yükseltti.
L. SEDILLOT ( Fransız oryantalist , Genel Arap Tarihi )
Kur'an, ki müslümanların anayasasıdır, kadının aşağılanmış , onun değerini yüceltmiştir. Beni en çok sevindiren Hz. Muhammed'in çocuklara gösterdiği özen ve ilgidir.Küçük çocuklarla oynayıp şakalaşmaktan büyük zevk duyardı.Hz. Muhammet, babacan bir yumuşaklık ağır başlı ve yüce bir kanun koyucu lisanıyla yapar.
L . VECCIA VAGLIERI (İtalyan bayan araştımacı , Difa Anil İslam)
Evlilik konusunda İslam geleneği hayattan başka bir şey talep etmez.Şu ana kadar, çok kadınla evliliği kesin olarak içtimai bir kötülük ve ilerleme yolunu tıkayan bir engel olduğuna ilişkin her hangi bir delil ortaya konulmuş değildir. İslam'da kadın mahkemeye başvurarak evliliğin feshini isteye bilir.Kötülüğe meydan vermemek ve sonuçlarını savmak amacıyla müslüman kadının örtünmesi zorunludur, örtünme geleneği, İslam toplumu için paha biçilmez faydalara kaynak oluşturmuştur.
L. WEİSS (Macar asıllı düşünür gazeteci,yahudi iken Müslümanlığı kabul etti, Mekke'ye Giden Yol)
Hz.peygamber, kadın ve erkekleri Allah karşısında eşit tutan, daha önce duyulmadık kurallar getirdi ilan etmiştir ki,kadında bütün haklara sahip bağımsız bir kişiliktir.
ROGER GARAUDY (Ünlü Fransız Komünist Partisi'nin eski yöneticilerinden.Yetmişli yılların sonunda müslüman oldu.)
Kur'an'da kadın erkeğin ikizi ve ortağıdır.Kur'an, günahın sorumluluğunu kadına yüklemez . Kuranın prensipleri geçmiş tüm toplum prensiplerinden ileridir.Batıda kadına mal ve mülkte tasarruf sahibi olma hakkı ancak 19. YY'da verilmiştir.Boşanma hakkı dahil batı'da, 1300 sene sonra bu hakkı elde edebilmiştir.
SIR HAMİLTON A. R. GIBB (Çağdaş İngiliz doğu bilimcilinin üstadı sayılır, İ. hadise )
Kur'an'ın ve Hz. peygamber'in orijinal öğretileri tüm duruluğu yüceliği ve hem kadın hem de erkeğe karşı eşit davranan adaletiyle yeniden kendini gösterir. Kadına yönelik olarak İslam'ın tutumu:kişiliğini ve sosyal konumunu anlamadaki metodu ve islami yaşamanın kadını korumadaki yönetimi diğer dinlerdekinden çok çok daha üstündür.
LADY E. COBOLD (İngiliz Prenses islam'ı kabul etti.)
Gerçekten diyorum ki, bizde ve batılıların anladığı şekliyle aşk hala cinsel eğilime yakın bir şey olarak algılanmaktadır.Terbiye edilmiş aşkın yükselebildiği yüce noktalara gelince :işte yüksek insani anlamıyla aşk olur. Müslüman kadınlar bilim ve kültür alanında erkeklerden geride değillerdi.Kadın erkeğin hak ve sorumluluklar açısından onunla eşit duruma geldi.Reis oluşu da, onu gücü ve kuvvetiyle koruması kanı pahasına savunması elinin kazancıyla ona harcamada bulunması içindi.Bu derece gözetme ve korumadan ibaret olup bunu aşıp kadını ezme veya hakkını çiğneme noktasına vardırılamaz.Müslüman kadın İstambul'da bizzat gördüğüm gibi Avrupa'daki kız kardeşlerinden daha özgürdürler.
KWELWM ( İngiliz düşünür Müslüman, İslami Düşünce )
Çok kadınla evlilik istisnai bir durumdur.İslam'a göre Yüce Allah nezdinde cinsler arasında hiç bir ayrın yoktur.
LİGHTNER ( İngiliz araştırmacı, İslam Dini)
Müslümanlarda evlilik Hristiyan yazarların bu konudaki iftiraların kirletilemeyeceği kadar yücedir. Müslümanlarda ailelerine, gariplere, yaşlılara karşı şefkat ve iyilik şanlı bir sıfat olup hristiyanların örnek almaları gerekir.Hz. MUhammed 'in şeriatını inceleyen kimser görecektir ki,o tek kadınla teşvik etmiş o kadınla konumunu yüceltmiş ve bu konuda çok büyük bir ilerleme sağlamıştır. İslamda ne genenevlerde ne de fuhuşun yayılmasına göz yuman bir konu bulunur.Müslüman kadınınkinden öyle bir yasal konumu var ki, İngiliz kadınınkiden çok daha iyidir.
DR G LEBON ( Fransız, Arap Medeniyeti, Yönetim Ruhu)
İslam kanunları müslüman erkeklerin iyi davranmadıkları iddia edilen hanımlara miras konusunda öyle haklar tanımış ki, benzerini bizim kanunlarımızda bulamazsınız.İslam haksız yere kendisine yöneltilen iddialara karşın kadının sosyal konumunu ve değerini son derece yüceltmiştir.Avrupalılar yiğitlik prensiplerini ve bunun gerektirdiği kadına saygıyı Müslüman araplardan aldılar . şu halde, hıristiyanlık değil. islamdır ki kadın içinde bulunduğu en derin çukurdan çıkarıp yüceltmiştir. Günümüzde müslüman kadınların durumu avrupadaki hem cinslerininkinden daha iyidir.Hak ve değerlerininkinden meydana gelmiş olan noksanlık, hiçbir şekilde kuran yüzünden değil,ona ters hareket edildiğindendir.şarkılardaki yasal çok kadınla evlilik, avrupalılar arasındaki riyakarane çok evlilikten ve bunun sebep olduğu bunca evlilik çocuklardan daha iyidir.
DR NAZMI LUKA ( Mısırlı hristiyan, Elçi ve elçilik)
İslamda kadın insandır.bu açıdan erkeğin ikizi olup erkeğin muhatap olduğu emanet yükünün aynısı onunda omuzundadır. bu din iman ve ruhu arındırma emanetidir.mısırlı bir hıristiyan.on yaşına varmadan kur-an-ı ezberlemiş.kuran surelerinde allah huzurunda erkek ile kadın arasında tam eşitliğe işaret edilir. islam gerçekte değer bakımından cinsler arasında ayrım yapacak gerici bir din değildir.bilakis değer bakımından kadın, erkekle tamamen eşittir.ondan ancak varsa erdemiyle üstün ola bilir.
S. J. MARRSH ( ABD'li , Müslüman oldu)
Müslüman kadına bazı kısıtlamaların getirildiği var sayılsa bile bunlar sadece ve sadece müslüman kadının bizzat kendi çıkarlarını güvence altına almak içindir. Batının endişe ve rahatsızlığını çektiği ailevi problemler barı ve güvence içinde mutlu yaşayan müslüman ailede asla söz konusu değildir. Müslümanlarda eşler arasındaki içtenlikle bağlılık sayesinde, huzur dolu bir güven mevcuttur. başka toplumlarda ise bu güven büyük ölçüde zedelenmiştir.
MUNA A. MACLOSKY (Alman asıllı bayan,müslüman oldu, Rical ve Nisa Eslemü )
İslam kadını ve erkeği bir bütünün iki eşit parçası ve birinin diğerinin tamamlayıcısı kabul eder.İslam, kadının öğretimini ilim ve kültürle donatılmasını teşvik eder çünkü kadın çocuğun öğretmeni durumundadır. İslam'da kadının düşünce ve ifade hürriyeti de, vardır. Müslüman kadın hayatta her açıdan onurlu ve saygılıdır.Fakat ne yazık ki, günümüzde Batı medeniyetinin sahte pırıltısıyla kandırılmaktadır.Bununla beraber bir gün mutlaka gerçekleri görecek ve yanıldığının farkına varacaktır.
R. MARY HOWE ( İngiliz, Müslüman oldu)
Örtünme kadının onurunu korur ve onu şehvet bakışlarından muhafaza eder. İslam kadını onurlandırmış ve gerek insan gerekse kadın olarak haklarını tam olarak vermiştir.Haklarını elde ettiği şekildeki genel kadının aksine batılı kadın bir Müslüman olarak insanlığından ve haklarından istifade edememektedir.Mesela batıda kadın çalışıp eve bakmak zorunda kalmıştır.Müslüman kadın ise bu konuda serbesttir.Evin geçimi ile erkek yükümlüdür.Allah erkeğe kadınlar üzerinde bir yöneticilik hakkı vermişse bunun amacı, erkeğin çalışıp hem kendisinin hem ailesinin geçimini sağlamaktır.
DR. SIGRID HUNKE (Çağdaş Alman bayan Doğoğu bilimcisi, Erkek ve Kadın ,Batı'nın Üzerine Doğan Allah'ın Güneşi )
Parlak ebediyatçılar ve şairler çıkardı.İnsanlarda bunda ne bir anormallik ne de,dini geleneklerine bir karşı çıkış gördü.Hz.Muhammed, hiç bir zaman kadının toplumdan dışlanmasını emretmemiştir.
MONTGOMERY WATT (Ünlü oryantalist, Dekan, Muhammed Fi'l-Medine)
Çok kadınla evlilik geçici birlikteliklerin zararlarını azaltır.
MİCHEL LELONG ( Fransız rahip)
Ben burada serbest olduklarını söyleyen ama üzerlerinde yeni köleliklerin ağırlığını taşıyan kadınlarla sık sık karşılaştım bu kölelik zincirleri belli daha ince daha kapalıdır ama daha az tehlikeli değildir.Batılı kadınlar başkasına benzeme ihtirasının modanın , reklamın işi ya da ,en azından sıgarasının tutkunu ve kölesi idiler.Gerçek bir müslüman kadın için hatta gerçek bir hıristiyan kadın için hürriyet her zaman ferdi özerkliğe kolaylıklara kuvvete sahip olmak değildir gerçek hürriyet sorumluluğunu bilip ona göre hareket edebilmektedir.
MURAD WILFRIED HOFMANN ( ABD'li Diplomat, Müslüman oldu,Bin Yılda Yükselen Din: İslam )
İslam kadın karşıtı bir din sayılmaya başlanmıştır.Sudanlı entelektüel Hasan Türrabi.İslamda kadın imajının olumlu oluşu temelde Kur'an'ın Havva'ya azdırma suçu yüklememiş olmasının olumlu etkisine dayanır.Kur'an ayrıca hamileliğin Havva'ya azdırma cezası olarak verildiğinden de bahsetmez. Günahı ''her ikisinin de cennetten çıkmasına yo açan müşterek bir fiil''olarak nitelendirildiği gibi eğpe kemiklerin den yaratılmış olduğunu da söylemez.Kur'an kadın şahsiyetlere hemen hemen istisnasız olarak hep olumlu özellikler atfetmiştir.Seba kıraliçesi Musa'nın annesi Firavunun eşi Meyrem ve annesi gibi...Almanyadaki boşanmalar 1667'de son altı yıl içinde gerçekleşen bütün evliliklerin 1/3'ini ulaşmıştı.Erkek kardeşim şahidi Kur'an cezai sadece borç kontratıyla ilgili bir konuda iki kadın istemiştir.kuran çağın kadının mali işlerle ilgili kuralları bilmemesinden bu konulardan uzman olmamasından hareketle böyle bir hüküm getirmiştir. Aişe'nin tek başına rivayet ettiği haberleri tereddütsüz kabul etmiş olmalarıdır. Hatta Aişe erkek sahabilerin rivayet ettiği bir takım hadiseleri reddetmiş bir çok rivayeti de, düzeltmiştir.Bu sebeple gerek jeffrefy lang gerekse fethi Osman'ın şu görüşüne gönül huzuruyla ve içimiz rahat olarak katılabiliriz.Kadının şahitliği genel olarak erkeğin şahitliğine denk tir: ancak mali işlerle ilgili muamelelerde özellikle kadınların ve hususa ilişkin mesleki bir bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları durumunda iki kadın şahit gerekecektir.Böyle bir yaklaşımla hareket edilirse askerlik hamilelik ve doğum gibi cins farklılığına dayanan hususlarda kadınla erkeğe farklı muamele edilmesine cevaz veren Batı hukuku ile İslam şeriatı arasında öze ilişkin bir fark görülmez. ( Onların Gözü İle İslam'da Kadın: Doç. Dr. Abdülaziz Hatip)