zero

zero

Üye
14.07.2007
Onbaşı
918
Hakkında

  • noimage

    Facebook'u kullanıyorsanız ve internette en sık yaptığınız işlerden bir tanesi, kedi fotoğraflarına bakmak ise size tanıtmak istediğimiz bir Chrome eklentisi var.

    Facecats adındaki eklenti yükleyip etkin hale getirdikten sonra Facebook haber akışınızda arkadaşlarınızın türlü hallerdeki fotoğrafları yerine kedi fotoğraflarıyla karşılaşıyorsunuz. Profil fotoğrafınız, zaman tüneli kapağınız, arkadaşlarınızın fotoğrafı, duvar fotoğraflarınız rastgele bir kedi fotoğrafıyla değiştiriliyor.

    Kedi resimleri, Facebook'u kullandıkça değişiyor ve aynı kediyi uzun süre görmüyorsunuz. Eklenti Facebook'un biraz daha yavaş çalışmasına neden olabiliyor ve bazı alanlarda hizalama sorunlarına yol açabiliyor. Yine de bunlar çok önemli sorunlar değil ve eklentinin kedi severleri tatmin edeceğini düşünüyoruz.

    Dikkat: Bu eklenti Google'a aittir. Sadece Google Chrome web tarayıcı'sı ile çalışır.

    Facecast Eklentisi

#21.07.2012 14:38 0 0 0
  • Başlıkta belirttiğim gibi sadece x tuşuna basarak onay gerekmeden mesaj silinebilir.
    Google desteklidir. Kullanıyorum ve güvenlidir.
    Dikkat: Bu imkan Google Chrome web tarayıcısı ve tarayıcıya kurulan eklenti ile mümkün.


    Facebook Fast Delete Mesagges
    Tıklayın

    Eklenti yüklendikten sonra.

    noimage
#15.07.2012 14:06 0 0 0
  • Konu: Ses sorunu
    İşketim Sistemim Windows 7.
    Sesle ilgili sorunum var. Klavyedeki sesi kapatmak için bulunan tuşa basıyorum ardından sesi azaltıp çoğaltan tuşlardan birine bastığımda sesin kapalıyken ses açılıyor. Ses kapalı durumdayken sesi azaltan ve çoğaltan tuşlara bassam bile sesin kapalı olması lazım. Sorunumu çözemedim, yardımcı olursanız sevinirim.
#17.01.2011 13:09 0 0 0
#05.11.2010 22:42 0 0 0
  • Sürücüme DVD takıyorum düzgün çalıştırıyor, cd takıyorum onu da düzgün çalıştırıyor ama boş bir dvd yi taktığımda içine bir şey yükleyemiyorum.
    "Bu dosyaları CD'ye yaz" a tıkladığımda karşıma çıkan "CD yazma sihirbazı"nda karşımda "Sürücüde disk yok" diyor. Yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ederim.
#05.11.2010 18:40 0 0 0
#02.11.2010 10:08 0 0 0
  • Dreamweaver'da hazırladığım siteye ilk önce link veriyorum, sonra linge renk vermek için aşağıdaki "Sayfa Özellikleri" ne sonra "Bağlar" dan "Bağ Rengi"ni Mor olmayan bir renk seçiyorum "Tamam" deyip F12 ye bastığımda tarayıcıda lingin rengi yine mor renk gözüküyor. Programda seçtiğim renk görünüyor ama tarayıcıda başka renk. Bu sorun, başka renkleri seçtiğim halde de aynı.
    Yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.


#02.11.2010 09:34 0 0 0

  • Sual: Vacib kurbanları, akika ve adak kurbanları hayır kurumlarına nasıl kestirebiliriz?


    Cevap:
    Vacib olan kurban, adak, akika veya ölüler için kesilecek kurban, işin dini yönünü de iyi bilen ve ilim neşriyle meşgul bir vakfa, vekâlet yoluyla kestirilebilir. Böylece ilim neşrine katkımız olduğu için farz sevabı alırız. İlim tahsili yapılan yerlere, dine uygun şekilde, zekât, fitre, adak, akika veya sadaka şeklinde yapılan yardımlar, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma sevabına kavuşulur. Malı olup da, zekât, sadaka vermeyen, sıkıntı içinde yaşar. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Hastalarınızı sadakayla tedavi edin! Sadaka her hastalığı defeder, bela sadakayı geçemez, onun için sadaka vermekte acele edin!) [Taberani, Beyheki]

#26.10.2010 17:01 0 0 0
  • Sual: Amelin, imandan bir parça olmadığını biliyoruz, fakat (İman, dille ikrar, kalble tasdik ve uzuvlarla amel etmektir) mealindeki hadis-i şerifin manası nedir? Günah işleyene kâfir denebilir mi?

    Cevap:

    Asla denemez. İmam-ı Gazâli hazretleri bu hadis-i şerifi şöyle açıklıyor:
    Bir hadis-i şerifte, (İkrar ettiği şeyi, inkâr etmeyen, kâfir olmaz) buyuruldu. Bir Müslüman günah işleyince, tasdik ettiği imanın esaslarını inkâr etmiş olmuyor. Ahirette yalnız imansızlara şefaat edilmez. Bu da, şefaat edilen günahkârların kâfir olmadığını gösterir. (İman, kalble tasdik, dille ikrar ve uzuvlarla ameldir) ifadesinin mânâsı şudur:
    İnsanda iman, vücuttaki baş gibidir. El, kol gibi uzuvlar da, ameller gibidir. Elsiz, kolsuz insan olursa da, başsız insan olmaz. Normal bir insan tarif edilirken, bütün uzuvlarıyla tarif edilir. Yani bazı uzuvları eksik olsa bile insan yine insandır. Bunun gibi, kâmil mümin tarif edilirken, amel de dâhil edilerek bildirilmiştir. Elsiz ayaksız kimseye (Yaşayan ölü) dendiği gibi, büyük günah işleyene de, (Kâmil mümin değildir) manasına (Mümin değildir)
#26.10.2010 12:15 0 0 0
  • 23 kişi öldü, 160 kişi kayıp

    Endonezya'nın Sumatra adası açıklarında 7,7 büyüklüğündeki depremden sonra oluşan tsunami bir köyü vurdu.

    Yetkililer, Mentavai adalarındaki Güney Pagai'nin 78 kilometre batısını vuran depremde, kıyıdaki Betu Monga köyündeki binaların çoğunun yıkıldığını, depremden sonra tsunami oluştuğunu belirttiler.

    Köyde yaşayan 200 kişiden ancak 40'ına ulaşılabildiği, çoğu kadın ve çocuk 23 kişi öldü, 160 kişinin de kayıp olduğu ifade edildi.

    Köyde arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

    Güney Pagai adasında depremden sonra oluşan dalgaların kıyıdaki köylerin 600 metre içine girdiği, Kuzey Pagai'de ise dalgaların evlerin çatılarına kadar çıktığı bildirildi.

    Bu arada, Avustralya Dış İlişkiler ve Ticaret Dairesi, 8 ila 10 Avustralyalının bulunduğu bir turist teknesiyle depremden sonra irtibatın kesildiğini açıkladı.

    Depremde, Betu Monga'nın yakınındaki Malakopa köyünde bir kişinin öldüğü belirtilmişti.

    Ülkede 2004 yılında meydana gelen 9.1 büyüklüğündeki deprem ve yol açtığı tsunami 230 bin kişinin ölümüne yol açmıştı.
#26.10.2010 12:10 0 0 0
  • Sual: İnsanlar ilim, inanç ve ahlak bakımdan kaç kısma ayrılıyor?
    Cevap:

    İman yönünden insanlar ikiye ayrılır:
    1- Müminler: Müslüman olanlar.
    2- Kâfirler: Müslüman olmayanlar.
    Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (İnsanlar, mümin ve kâfir diye iki kısma ayrılır.) [Taberani]

    Müminler de ikiye ayrılır:
    1- Ehl-i Sünnet olanlar:
    2- Bid’at ehli: Ehl-i Sünnet olmayanlar

    Ehl-i Sünnet olanlar da ikiye ayrılır:
    1- Salihler: İbadetleri yapıp, günahlardan kaçanlar.
    2- Fâsıklar: Açıktan herhangi bir günahı işleyenler.

    Bid’at ehli olanların da, 72 fırkaya ayrıldığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. Meşhur üç tanesi şunlardır:
    1- Mutezile: İtikatları bozuktur. Hayra da şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır derler. Bir kısmı küfre girmiştir. Vehhabilerin bazı inanışları mutezileye benzer.
    2- Cebriye: Hayrı da şerri de Allah zorla işletir derler.
    3- Şia: İlk üç halifeye ve Cennetlik olan Eshab-ı kirama düşmanlık beslerler. Bazı inanışları Mutezileye benzer. Rafızi gibi aşırı olanları da vardır. Hattâ Hazret-i Ali için tanrı diyenler de bu fırkanın içindedir.
    Bid’at fırkaları arasında, mezhepsiz Müslümanlar türemiştir. Bunların itikatları bazen Mutezileye, bazen Cebriyeye, bazen de Şia’ya benzer. Belli bir ilkeleri yoktur.
    Ehl-i Sünnet itikadına uymayan kimseye ve dinde olmayan bir şeyi, ibadet olarak yapana bid’at ehli denir.
    Doğru yoldan ayrılana, sapık denir.
    Dini olmayana dinsiz, mezhebi olmayana da mezhepsiz denir.
    Başka dinden iken, Müslüman olana dönme denir.

    Kâfirler de iki kısma ayrılır:
    1- Ehl-i kitap: Bunlar Yahudi ve Hristiyanlardır.
    2- Kitapsız kâfirler.

    Kitapsız kâfirler de çeşitli kısımlara ayrılır:
    1- Müşrikler: Allah’a ortak koşan ve puta tapan kâfirler,
    2- Ateistler: Allah’a, Peygamberlere ve ahiret gününe inanmayan kâfirler,
    3- Deistler: Bir yaratıcı var dedikleri halde, hiç bir dine ve peygambere inanmayan kâfirler,
    4- Münafıklar: Müslümanları aldatmak için Müslüman görünen kâfirler,
    5- Mürtedler: Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olanlar,
    6- Mülhidler: Kendini samimi müslüman bildiği halde, âyet ve hadise kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulup küfre düşen kimseler,
    7- Zındıklar: Münafık gibi inancını gizleyip, İslamiyet’i yıkmak için çalışan sinsi kâfirler.

    İman bakımından insanların çeşitlerini bildiren bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Allahü teâlâ, insanları üç kısım olarak yarattı:
    1- Hayvanlar gibi olanlardır. Allahü teâlânın, “Onların kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, görmezler; kulakları var, işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdır” buyurduğu kişilerdir.
    2- Bedenleri insan bedeni ise de, ruhları şeytan ruhu gibi olanlardır.
    3- Allah’ın himayesinden başka himayenin olmadığı günde, onun himayesine sığınan müminlerdir.) [Hakîm]

    İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:
    1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inananlar. (Kâfirler)
    2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sananlar. (Müşrikler)
    3- Rızkın Allah’tan geldiğini bildiği halde, ya vermezse diye endişeye düşenler. (Münafıklar)
    4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğini bildiği halde, çalışırken Allah’a asi olanlar. (Fâsıklar)
    5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inananlar. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmayanlar. (Salih müminler)

    İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:
    İnsanlar kendileriyle münasebet kurma yönünden üç kısma ayrılır:
    1- Gıda gibi olanlar: Her zaman gereklidir.
    2- İlaç gibi olanlar: Bazen ihtiyaç duyulur.
    3- Hastalık gibi olanlar: Bunlara ihtiyaç duyulmasa da, gelip musallat olurlar. Bunlardan kurtulmak için, idare edilmeleri gerekir.

    Yine İmam-ı Gazali hazretleri, insanları ahlak bakımından üçe ayırıyor:
    1- Yiyip içmek ve zevk etmekten başka bir şey bilmeyenler.
    2- Hilekâr ve ikiyüzlü olup etrafındakileri aldatanlar ve onlara zulmedenler.
    3- Güzel ahlak sahibi olan hakiki Müslümanlar.

    Bilgi yönünden de insanlar dört gruba ayrılır:
    1- Bildiğini bilen, [İyi kimseler]
    2- Bildiğini bilmeyen, [İkaza, muhtaç olanlar]
    3- Bilmediğini bilen, [Haddini bilenler]
    4- Bilmediğini bilmeyen. [Zararlı kimseler]
#25.10.2010 21:18 0 0 0
  • Özel tasarım klavye üreticisi bir firma, düzenlenen
    sxsw fuarında dünyanın klavyeyle en hızlı yazı yazan adamlarını bir araya getirdi.

    "Nate Bowen" ve "Sean Wrona" adlı finalistler iki aşamalı yarışmada karşı karşıya geldiler. 1. aşamada anlamlı bir metni yazan yarışmacılar, 2. aşamada ise anlamsız sözcüklerle karşı karşıya geldiler.

    1. aşamada Sean wrona, rakibini kolayca geçmekle kalmayıp, dakikada 163 kelime ile dünya rekorunu kırdı. Bundan önceki dünya rekoru dakikada 158 kelimeydi.

    2. aşamada da dakikada 125 kelime yazan Sean Wrona, dünyanın klavyeyle en hızlı yazı yazan adamı oldu.





    Videoyu izleyemeyenler için dns ayarları;
    202.224.32.1
    202.224.32.2
#25.10.2010 20:44 0 0 0
  • noimage

    Google Voice Search uygulaması ile google'da aramak istediğiniz herhangi bir kelimeyi ya da metni konuşarak söylüyorsunuz ve program sesinizi algılayarak aramayı başlatıyor. Örneğin; sesli olarak "tatlı tarifi" dediğinizde anında tatlı tarifleri karşınıza geliyor. Üstelik kelimeyi yazmak için herhangi bir tuşa basmıyorsunuz.

    Google Voice Search uygulaması şu an için sadece Android ve iPhone marka cep telefonlarında kullanılabiliyor. iPhone'da kullanabilmek için AppStore üzerinden ücretsiz olarak "Google Mobile App" uygulamasını indirmek gerekiyor.
#25.10.2010 13:38 0 0 0
  • Sual:

    Yalnız başına farzı kılanın yanında, sabah veya akşamın farzı cemaatle kılınmaya başlansa, o kişi namazı bozup imama uyabilir mi?

    Cevap:

    Evet hemen sağına selam verip cemaate uyar. Sadece akşam ve sabah namazında, birinci rekâtta secde ettikten sonra da, namazı bozup cemaate uyar, fakat ikinci rekâtın secdesini yaptıysa, cemaate uymayıp namazını tamamlar. Diğer namazlarda böyle değildir.

    Dört rekâtlı farzlarda, birinci rekâtın secdesini yapmadıysa, yine hemen sağına selam verip cemaate uyar. Birinci rekâtın secdesini yaptıysa, iki rekât kılıp selam verir. Üçüncü rekâtın secdesini yapmadıysa, ayakta bir tarafa selam verip bozar ve cemaate katılır. Üçüncü rekâtın secdesini yaptıysa, dört rekâtı tamamlar.
#24.10.2010 15:42 0 0 0


  • Sual: Müslüman olarak ölenlerin sevablarıyla günahları tartılıp, sevab kefesi ağır gelenler doğrudan cennete gireceğine göre, şimdi günah işlesek mesela açık gezsek, içki içsek de, sonra bu günahları telafi edecek kadar hayır hasenat yapsak, çeşme yaptırsak, fakir giydirsek ve daha başka sevablar kazansak, cehenneme girmekten kurtulur muyuz?

    Cevap:

    Evet, sevab işlemekle cehenneme girmekten kurtulabiliriz; ama haramları karşılayacak çok büyük sevabların olması gerekir. Bin fakir giydirilip doyurulsa, bir vakit namazı kasten kazaya bırakma günahını ödeyemez, bir lira zekât borcunu veya azıcık bir kul hakkını ödemiş olamaz; çünkü farzların yanında nafile sevablar denizde damla değildir. Düşman uçağına tabancayla, tüfekle karşı konulmayıp uçaksavar gerektiği gibi, haramlara da, farzlarla karşı koymak gerekir.

    Ayrıca, günah işleyenin iyiliklerine sevab verilmez. Mesela, içki içen bir kimse namaz kılınca namaz borcundan kurtulur; fakat tevbe edip günahı terk etmedikçe, namaz kılanlar için vaat edilen büyük sevablara kavuşamaz; çünkü dinimizde günahtan kaçmak ibadet etmekten önce gelir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Şarap [alkollü içki] içenlerin, tevbe etmedikçe, namazlarına, oruçlarına, haclarına, zekâtlarına ve sadakalarına sevab verilmez.) [Enis-ül-vaizin]

    (Küçük bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir.) [R. Nasıhin]

    (Az bir haramdan kaçmak, 80 bin nafile hac sevabından efdaldir.) [Deylemi]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Bir farzı kasten yapmayan veya bir haramdan kaçmayan, açıkça günah işleyen kimsenin yaptığı nafile ve sünnetleri kabul olmaz, sevab verilmez. Bir lira zekât vermeyenin milyonlar vererek yaptığı hayratların ve hasenatların hiçbiri kabul olmaz. Yaptığı camilere, okullara, hastanelere, hayır kurumlarına ettiği yardımlara sevab verilmez. (1/29)

    Muhammed Hadimi hazretleri de buyuruyor ki:

    Günah işlemeye devam edildikçe, taatların, ibadetlerin faydası olmaz. Hiçbirine sevab verilmez. (Berika)

    (Faydası olmaz, sevab verilmez) demek farzlar sahih olur, borçtan kurtulursa da, o ibadeti yapmakla hâsıl olacak büyük sevablara kavuşamaz demektir. Haram işlemeye devam edenin ve farz borcu olanın o konudaki nafile ibadetlerine zaten hiç sevab verilmez.
#06.11.2009 09:19 0 0 0
  • Sual: Kurbana ortak olacaklarda aranan şartlar nelerdir?

    Cevap:

    Bazıları şöyledir:

    1- Her ortağın Müslüman olması, kurban ve ibadete niyet etmesi ve her birinin hissesinin yedide birden az olmaması şarttır. Sırf eti için ortak olan varsa ve biliniyorsa, hiçbirinin kurbanı sahih olmaz. Ortakların bir kısmı ölmüş olsa yahut bunak olsa, zararı olmaz.

    2- Ortaklardan biri, (mutlak nezir) için giremez. Yani belli bir hayvanı, mesela şu boynuzlu koçu keseceğim diye adayan, bunun yerine başkasını kesemez, bu adağı için ortak giremez. Ortaklardan biri geçen sene kesmediği kurbanı niyet etse caiz olmaz.

    3- Bir sığırı veya deveyi, yedi kişiye kadar Müslüman ve âkil baliğ kimselerle ortak olarak da, satın alıp kesebilirler. Bunlara adak veya akika kurbanı da ortak edilebilir.

    4- Zenginin satın aldığı sığıra, sonradan ortak olmak caizse de mekruhtur. Bir kavle göre fakir, bir sığırı kurban etmek için satın alsa, sonra başkalarını ortak edemez. Onunki adak hükmüne girer.

    5- Bir sığırı mesela bir ineği, en çok 7 kişi kesebilir. Bir sığıra 3, 5, 7 gibi tek ortak şartı yoktur. 2, 4, 6 gibi çift de olur; fakat her işte teke riayet iyidir. Sünnet-i zevaiddir.

    6- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Yağ, sakatat ve yenilen her şey paylaşılır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz, faiz olur. Yedi kişiden dördüne etle birlikte birer bacak, beşinciye etle birlikte derisi, altıncıya etle birlikte başı verilirse, tartmadan paylaşmak caiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez.

    7- Yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini dilediğin gibi sarf etmeye seni umumi vekil ettik) deseler, umumi vekil, bölüştürmeden etin tamamını herhangi bir kimseye verebilir veya tartmaya lüzum kalmadan ortaklar arasında göz kararıyla paylaştırabilir.

    8- Mutfakları bir olan karı koca veya baba oğul da, kestikleri kurbanı, tartıp paylaşırlar. Paylaştıktan sonra, biri diğerine isterse etin tamamını hediye edebilir. Paylaşmadan hediye edemez. Yahut yukarıda bildirilen usullerle tartmadan paylaşmak caiz olur.

    9- Biri adak, biri akika, biri vacib olan bayram kurbanı, biri nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için olmak üzere kurban kesmek istense, bir inek kesilebilir. Akika, vacib, adak hepsi katılır. Yedi kişiye kadar ortak olmak caizdir. Ancak ilk alırken, yedi kişiye kadar ortak olmak niyetiyle hayvan alınmalıdır. Sırf kendisi için alıp da sonradan başkasını ortak etmek mekruh olur.
#04.11.2009 12:51 0 0 0
  • 1. Papatya Çarklı Yazıcılar

    Papatya çarklı yazıcılar, mükemmel baskı kalitesi sağlarlar ve karbon kopya çoğaltabilirler. Baskı sırasında kullanılan teknik bakımından daktiloya en çok benzeyen bu yazıcı türünün basabileceği bütün şekiller papatyaya benzeyen bir yazıcı kafa üzerinde yer alır. Baskı çarkı denilen çarkın üzerinde 92 (bazen daha fazla) karakter yerleştirilmiştir. Bir elektro-mıknatıs tarafından hareket ettirilen bir çekiç ile bu kabartma karakterler kâğıt üzerine basılır. Arada bulunan mürekkepli şeridin izi kâğıda basılmış olur. Bu yazıcılar grafikleri ve farklı yazı tiplerini ancak özel bir grafik baskı çarkıyla basabilirler.

    Yeni şekiller için yeni yazma kafaları imal etmek gerekir. Yavaş olarak çalışırlar. Bir karakteri tek bir vuruşta basmalarına rağmen papatya çarkının dönüş hızından dolayı çok yavaş kalır.

    Baskı kaliteleri elektrikli bir daktilo kalitesinden farksızdır. Daktilo ile akrabalıklarından ötürü çoğu papatya çarklı yazıcı bilgisayardan bağımsız bir daktilo olarak kullanılabilecek şekilde üretilirler.

    2. Nokta Vuruşlu Yazıcılar

    Mevcut yazıcı türleri içinde en ucuzu olduklarından en yaygın kullanılan yazıcılardır. Kimi kaynaklarda "iğneli yazıcı" yada "matris yazıcı" (dot matrix printer) diye adlandırılan bu yazıcıların yazma kafası bir matris şeklinde dizilmiş küçük iğneciklerden (yada mikro çekiçlerden) oluşur.

    Yazıcı kafası bir adım motoru tarafından bir dişli kayış ya da daha farklı bir yöntemle yatay olarak hareket ettirilir. Bu sayede yazıcı kafa yatayda istenilen her konuma getirilebilir. Dikey doğrultuda kafa hareket etmez bunun yerine kâğıt dikey doğrultuda hareket eder.

    Bilgisayardan gelen sinyale bağlı olarak kafanın içindeki elektro-mıknatıslar yardımıyla bu çekiçlerin bazıları öne çıkar, aynen daktiloda olduğu gibi, mürekkepli bir şerit üzerinde nokta vuruşlarla şekil tanımlanır. Fakat nokta vuruşlu yazıcının daktilodan çok önemli bir farkı var; yazma kafaları basılabilir bir şekil içermediği için istenildiği takdirde programlama yolu ile yeni şekillerin tanımlanması mümkündür. Çünkü kafa üzerindeki çekiçlerden (iğnelerden) hangisinin harekete geçeceği bilgisayarın kontrolündedir. Daktilolardan ikinci farkı ise, yazıcı kafanın her iki yönde yani hem soldan sağa hem de sağdan sola hareket etmesidir.

    Bugün 9 ve 18 iğneli yazıcılar kullanılmaktaysa da genellikle 24 iğneli matris yazıcılar tercih edilmektedir. İğne sayısının artışı tekbir karakteri daha fazla nokta vuruşuyla oluşturmayı, dolayısıyla birim alan daha fazla nokta sığdırabilmeyi mümkün kılar. 9 iğneli yazıcılarda ortalama çözünürlük 216 x 240 dpi (Dot Per Inch) civarındadır. 9 iğneli yazıcılar her karakter için dikeyde 9 nokta veya daha çok 7 nokta kullanırlar. Buna karşın 24 iğneli yazıcılarda 21 ya da 20 iğne kullanılır.

    Nokta vuruşlu yazıcılar her bir karakteri noktalardan oluşmuş bir matris kullanırlar.

    Nokta vuruşlu yazıcıların en büyük dezavantajı, yazı kalitesinin düşük olmasıdır. Bir nokta vuruşlu yazıcıdan çıkan metinlerde karakterlerin çeşitli noktaların yan yana getirilmesinden oluştuğu hemen görülür. Bunu telafi etmek için bazı matris yazıcılar "near letter qality" diye adlandırılan baskı tarzı seçeneğini sunarlar. Bu yöntemde her satır iki kere üst üste yazılır. Ama ikinci yazışta yazıcı kafası biraz kaydırılır ve böylelikle karakteri oluşturan noktalar arasındaki boşluklarda doldurulmaya çalışılır. Bu baskı kalitesini artırır fakat baskı hızını düşürür. Aynı iğnelerin çift vuruş yapmasıyla BOLD karakterler elde edilir. İtalik karakterler içinse farklı iğneler matrisi kullanılır.

    Nokta vuruşlu yazıcıların renkli olanları da vardır. Yazma şeritleri birkaç renkten oluşan modeller renk gerektiren grafikler için kullanılır. Genellikle Siyah, Kırmızı, Mavi, Sarı bantlar taşıyan şerit, değişik renkler gerektiğinde aşağı yukarı hareket ettirilir. Renkli Nokta vuruşlu yazıcılar sınırlı sayıda renkleri elde etmek için kullanılır. Nokta vuruşlu yazıcılar kenarlarında delikler bulunan "sürekli form" adı verilen kâğıtlara baskı yapabildikleri gibi normal kâğıtta kullanabilirler.

    3. Mürekkep Püskürtmeli Yazıcılar

    Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda nokta matrisli yazıcılardandır. Ancak bu yazıcılar şerit kullanmazlar. Bunun yerine resmi ve karakterleri oluşturmak için vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Yazıcı kafası kâğıda değmez. Bunun yerine kafa kâğıda mürekkep damlacıkları püskürtür

    Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda kullanılan yöntem nokta matrisli yazıcılarda kullanılan yönteme benzer. Kafa bir adım motoru ile sağa sola hareket ettirilirken kağıt merdaneler yardımıyla sağa sola doğru hareket ettirir.

    Yazıcı kafası dikey olarak yerleştirilmiş birçok püskürtücü ucundan kâğıda minik noktalar halinde özel bir mürekkep püskürtür. Mürekkebi kafadan ileri doğru püskürtmek için iki yöntem kullanılır. Isıl Kabarcık püskürtme (Thermal Buble Jet) yöntemi ve pieozo elektrik yöntemi.

    Isıl Kabarcık püskürtme (Thermal Buble Jet) yöntemi; Mürekkebi ani olarak ısıtan, püskürtme ağzının içinde bulunan küçük bir ısıtıcı kullanılır. Mürekkebin bir kısmı buharlaşır ve bu gaz kabarcığı geri kalan mürekkebi ileri doğru dolayısıyla kâğıda doğru iter. Bu işlem saniyede birkaç bin defa yapılır.

    Pieozo elektrik yöntemi; Mürekkebi püskürtmek için püskürtücü ağzın tümünü ani olarak daraltır. Piezo elektrik nedeniyle bazı kristallere bir elektrik uygulandığında kristal büzülür. Bunu için her püskürtme ağzına elektriğe duyarlı bir mürekkep kullanıldığında mürekkebin püskürtülmesini kolaylıkla kontrol edilmesini sağlayan bir piezoelektrik kristal yerleştirilmiştir. Bu yöntemde saniyede binlerce mürekkep damlasının püskürtülmesine olanak sağladığı için yeteri kadar yüksek baskı hızlarına ulaşılır. Birçok mürekkep püskürtmeli yazıcı bir sayfayı yaklaşık renkli ve siyah/beyaz durumuna göre 10 ile 20 sn arasında basar.

    Piezoelektriklik: Mekanik gerilimlerin etkisinde kaldıklarında kütleleri içinde bir elektrik kutuplanması ve yüzeylerinde elektrik yükleri oluşan ve bir elektrik alanı etkisinde kaldıklarında iç kuvvetlerin etkisi ile biçim değiştiren kimi kristallerin ortaya koydukları olaya denir. Doğal piezoelektrik malzemeler; kuvars ve turmalindir. Ferroelektrik malzemeler denen ve kutuplama sonunda piezoelektrik özellik gösteren malzemeler; lityum tantalat ve lityum nitrattır. Bunlar içinde en çok kullanılanlar Kuvars ve Lityum tantalat tır.

    Mürekkep püskürtmeli yazıcılar vuruşsuz çalıştıklarından karbon kâğıdı ile çoğaltılmış baskılara imkan vermezler. Yani bu yazıcıları fatura kesmek gibi çok kopya gerektiren baskı işlemlerinde kullanamayız.

    Mürekkep püskürtmeli yazıcıların ikinci bir dezavantajı ise; gerektirdikleri özel mürekkebin pahalı olmasıdır.

    Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda renkli baskı kolaydır. Temel üç renk ayrı ayrı aynı noktaya basıldığında diğer renkler elde edilir. Üç rengi karıştırarak elde edilen siyah tam siyah tonunda elde edilmediği ve üç mürekkebi de harcadığı için ek olarak siyah mürekkepte bulunur. Yalnızca siyah rengin yer aldığı baskılarda bu yöntem daha ucuz olur.

    4. Lazer Yazıcılar

    Lazer yazıcılar vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Lazer yazıcılarda kullanılan baskı yöntemi fotokopi makinesindekine benzer Lazer yazıcılar satır satır yazmak yerine sayfa sayfa yazarlar. Sıklıkla Lazer yazıcı üreticileri Fotokopi makinesi üreticilerinin mekanizmalarını kullanırlar. Örneğin Hewlett Packard lazer yazıcıları Canon Fotokopi makinelerinin baskı mekanizmalarını kullanarak yapılır. Eğer bu yazıcılardan birine sahipseniz tonerini bir Canon fotokopi makinesinin kartuşuyla değiştirebilirsiniz. Lazer yazıcı bütün sayfayı bir kerede basmak için geniş bir bellek kullanır. Lazer yazıcılardaki ROM basılacak dökümanın tam sayfa bir haritasını oluşturur. Bir bit haritası lazer ışını darbeleri ile sonra bu lazer ışını bir sıra aynadan yansıyarak ışığa duyarlı dönen bir silindir üzerine düşürülür. Lazer ışını silindiri tarayarak basılı alanları elektriksel olarak nötr hale getirir. Negatif yüklenmiş toner tozu nötr alanlara yapışır, negatif yüklü alanlara yapışmaz. Merdanenin sıcaklığı karakteri oluşturan noktaların kağıda geçmesini sağlar.

    Grafik çıktılar Lazer yazıcıların zayıf taraflarını ortaya çıkarır. Bir lazer çıktısı alabilmek için bütün resmin yazıcıya yüklenmesi gerekir. Yazıcı baskıya geçmeden önce bir boyutta bir verinin tamamını saklamak zorundadır. Buna göre yüksek çözünürlüklü bir sayfa grafik çıktısı için 1MB yazıcı belleği yeterli değildir. Yazıcının da kendi işletim sistemi bir belleğe ihtiyaç duyar. Lazer yazıcılar sürekli form yazıcı kâğıdı kullanmazlar.

    Lazer Yazıcıda Dikkat Edilecek Ölçütler;

    Yazıcının dakikada basabildiği sayfa sayısı (hız), Bir sayfa düzenleme dili ile (PostScript ya da PCL) uyumlu çalışıp çalışmadığı, Baskı yapabileceği kağıt türleri, Kağıt üzerinde maksimum baskı alanı, Basabileceği font sayısı, Yazıcının belleğinin büyüklüğü Network ortamında paylaşıma açık olup olmadığı, toner ömrü, fiyatı.

    Lazer yazıcıların hızı ppm (page per minute: dakikadaki sayfa sayısı) ile ölçülür. Bir yazıcının hızında iki farklı ölçüt söz konusudur. Bunlardan birinci sayfanın görüntüsünün bellekten hazırlanıp basılması, ikincisi ise aynı sayfanın birkaç dakika içinde arka arkaya kaç kez basılabileceği.

    Basılacak sayfanın bir görünümü, basımdan önce yazıcının belleğinde oluşturulduğu için bir lazer yazıcının en azından 4 MB belleğe ihtiyacı vardır. (300 dpi'lik bir sayfa bile 1.5 MB bellek gerektirmektedir)

    Alıntıdır..
#03.11.2009 22:22 0 0 0
  • Sual: S. Ebediyye'nin nikâh bahsinde deniyor ki:

    (Evlenmesi muvakkat haram olan yedi kadından altıncısı, müşrik kadındır.

    Müslüman kızın kâfir erkekle evlenmesi caiz değildir. Kâfir erkekle evlenmeye niyet edince mürted olur. İki kâfir birbiriyle evlenmiş olur.)

    Birinci cümlede müşrik kadınla evlenmek haram denirken, ikinci cümlede, kâfirle evlenmek küfürdür deniyor. Aradaki fark nedir?

    Cevap:

    Haram demek caiz değildir demektir. Küfre de bazen haram denir. Dinsizle evlenen Müslüman kız veya erkek, evlenmeyi meşru gördükleri için kâfir olur.
#03.11.2009 12:21 0 0 0


  • Sual: Biz, şirk ayrı, büyük günah ayrı biliyoruz; fakat İslam Ahlakı kitabında, (Şirkten yani küfürden, yani imansızlıktan sonra, en büyük günah, bid'at itikadında olmaktır) deniyor. Cevap Veremedi kitabında, yedi büyük günahı bildiren şu hadis-i şerif naklediliyor:

    (1- Şirk, 2- Adam öldürmek, 3- Sihir, yani büyü yapmak, 4- Yetim malı yemek, 5- Faiz alıp vermek, 6- Savaştan kaçmak, 7- Namuslu kadınlara iftira etmek.) [Buhari]

    Niye şirk büyük günah olarak bildiriliyor?

    Cevap:

    Günah Allahü teâlâya isyan demektir, onun yasak ettiği şeyi çiğnemek demektir. Bu yasakların en büyüğü elbette şirktir, küfürdür. Onun için şirk, küfür, bazen büyük günahlar arasında sayılır
#03.11.2009 12:19 0 0 0