Anladım
Yok
Çok döndüm
Çok dolaştım
Yok
En güzeli senin gözlerin
Gözlerin çocukluğumuz kadar sıcak
Ve gözlerin Kalan ömrümüz kadar derin
Dönenlere küsme sakın
Sen dünyaya küsebilir misin
Bilki kimine göre baba ocağı
Kimine göre yar kucağı şu kürkçü dükkanı dediğin
Ve belkide her yolun sonunda sana dönmek
En güzel yanı şu gençliğin
Çünkü yok ki
Çok döndüm
Çok dolaştım yok
Ve bende anlamadım
Aslı varken surete gerek yok
Seven şimdiye kadar dönmesini bilirdi.
Kendi başına uçmayı da öğrenmişsin.
Kanatlan bakalım gittiğin yere kadar.
Sana olan inancımı hiç yitirmedim,
Gidebiliyorsan gürültüyle,
Sessizce gelebilirsin de.
Dönmezsen de,
Sen hiç benim olmamışsın demektir.
Aradan geçen bir zamandan sonra
Sana geliyorum.
Uzun uzun bakıyorum işyerinde sana hissettirmeden.
Yorgun, ama saçlarını atıyorsun havalı.
Köşedeki çiçekçiden çiçek yolluyorum sana.
Tek renk olmalı biliyorum
Sen sevmezsin öyle alacalı bulacalı.
İçinde not yok. Ama sen biliyorsun kimden olduğunu.
İçin alevleniyor birden heyecanla,
Bakıyorsun gayr-i ihtiyarı camdan dışarı.
Ben de oradan sana bakıyorum.
Gözlerinde bir tereddüt seziyorum.
Sanki "Neden geldin ki" der gibi
Arkamı dönüyorum.
Arabaya binip basıyorum gaza.
Ver elini İstanbul.
Tam köşedeki ışıkları yeşilde geçecekken
Aynamda görüyorum seni koşarken.
Asılıyorum frene. ABS filan hak getire.
Gürültüyle çıkıveriyor birisi tepeme.
Küfrün bini bir para
Hiç umurumda değil ne olduğundan.
Ben de sana koşuyorum.
Sarılıveriyoruz can cana.
Zaten tabiatı bile
ayrılık üzerine kurmamış mı yaradan
yaprak düşer dalından, damla ayrılır bulutlardan
seviyorum derken bile ayrılır sözler dudaklardan...
Her kadının içinde bir prenses vardır. Durun, hemen itiraz etmeyin. Testimizi çözün, hem eğlenin hem de hangi prensese yakın olduğunuzu öğrenin.
Erkekler bazen aksini iddia etseler bile bir prensesle olmayı hayal ederler. Belki de sırf bu yüzden, ciddi beraberlikler yaşadıkları her kadını da bir prenses gibi görürler.
Kadınlarsa eski prensesleri biraz demode bulsa da, kendi dünyasının prensesi olmak ister.
Testimiz çağımızın modern prensesleri için; çözerken hem eğlenecek hem de nasıl bir prenses olduğunuzu öğreneceksiniz...
Yanılmayan iki el
Kapandı birbirinin üzerine
Gözleri sisli kır, ad kavmi
Kırık mühürler
Yılların derin kalıntısından
Bağışlamasız bir duruş seçti kendine
Sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz
İçinde küllenen o beyaz pişmanlığı
Her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek
Geçiyor kullanmadığı günlerin içinden
Başka ellerin kurduğu bütün saatleri
Bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne
Akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu
Onu görmeye gittiğimde
Benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları
Bir tek yağmurun sesiyle tanıdık
Bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı
Kadar belirsiz bir aydınlık
Nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı,
Nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince
Kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı
Kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize.
Tamamen silinmiş aklımdan
Eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer
Oraya nereden gidilir şimdi?
Oysa karşımda oturuyor
O opal lambanın gölgesinde
İyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle
Bir de vazoda tozlu güller...
Damla düştü toprağa cemre misali
En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam,
Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı
Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz,
Tek tek ama beraberce kardeşcesine
Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz
Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi ,
Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep
Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu,
Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri.