Melbourne kentinde devam eden sezonun ilk Grand Slami Avustralya Açıkta dün çiftlerde korta çıkan İpek Şenoğlu, Ukraynalı partneriyle birlikte Çinli rakiplerini 2-1 yenerek tur atladı.
Bir ilk daha
Türk tenisinin gururu İpek Şenoğlu ilkleri yaşatmaya devam ediyor. Sezonun ilk Grand Slam Turnuvası olan Avustralya Açıkta mücadele eden Şenoğlu, ilk maçından 2-1 galip ayrılarak ikinci tura çıktı. Müsabakaların 4. gününde Ukranyalı partneri Yulia Beygelzimerle korta çıkan tenisçimiz, Çinli rakipleri karşısında ilk seti 6-2 kaybetmelerine rağmen, ikinci ve üçüncü setlerde rakiplerini adeta dağıttı ve korttan 2-1 galip ayrıldılar. Şenoğlu/Beygelzimer çifti, Çinli rakipleri Zi Yan ve Jie Zheng karşısında ilk sete çok tutuk başladı.
Devleştiler
Genellikle savunma oynayan ikili, setin sonlarına doğru toparlanabildi ancak bu seti 6-2 kaybetmekten kurtulamadı. İkinci sete daha organize olarak başlayan İpek ve Yulia ikilisi rakipleri karşısında adeta devleşti. İkinci seti 6-2 kazanan ikili, karşılaşmanın son setine de moralli başladı. Güçlü rakipleri karşısında mükemmel bir mücadele ortaya koyan İpek/Beygelzimer ikilisi, üçüncü seti de 6-4 alarak korttan 2-1 galip ayrıldı. İpek ve partneri, ikinci turda Jenifer Russel (ABD)/Mara Santangelo (İtalya) çiftiyle karşılaşacaklar.
Başarılı performansının yanısıra güzelliğiyle de büyüleyen kortların yeni kraliçesi Maria Sharapova, Avustralya Açıkta yoluna emin adımlarla devam ediyor
Rus raket, sadece iki sayı verdiği maçta Çinli Li Nayı 6-0 ve 6-2lik setlerle 2-0 yenerek, ilk 16 arasına ismini yazdırdı. Wimbledon şampiyonu olan Sharapova 4. turda İtalyan Farina Elia ile karşılaşacak. Bayanlarda favoriler Amelie Mauresmo ve Svetlana Kuznetsova da tur atladı. Tek erkeklerde ise 4 numaralı seribaşı Marat Safin sakatlığına rağmen Mario Ancici 6-4, 3-6, 6-3, 6-4 ve 6-4lük setlerle 3-2 mağlup etmeyi başardı. Agassi çok zorlandığı maçta Taylor Denti 7-5, 7-6 ve 6-1le geçmeyi bildi. 1 numaralı seribaşı Roger Federer de rakibi Nieminenin sakatlanmasıyla tur atladı.
FIFAnın ocak ayı değerlendirmesinde A Milli Takımımızın yeri değişmedi. 711 puana sahip Ay - Yıldızlı ekibimiz, Dünya Kupası Eleme Grubundaki rakibi Danimarka ile birlikte 14. sırayı paylaştı
Türkiye, UEFA klasmanında da yine Danimarka ile 10. sırada yer aldı. Klasmanda son Dünya Şampiyonu Brezilya 842 puanla birinciliğini, Fransa 791 puanla ikinciliğini ve Arjantin de 785 puanla üçüncülüğünü korudu. Bu arada milli takımın 9 Şubatta Tunus ile oynayacağı özel maçı Alman Futbol Federasyonundan Michael Weiner, Carsten Kadach ve Sönke Glindemann hakem üçlüsünün yöneteceği açıklandı
İki ünlü teknik direktör Arsene Wenger ve Alex Ferguson arasında son dönemde yaşanan karşılıklı söz duellosuna polis el koydu
Metropolitan Polis Şefi Bary Norman, 1 Şubatta Highbury oynanacak maç öncesi iki çalıştırıcının bu şekilde davranmasının ortamı gerginleştirip, seyirciyi provoke edebileceğini belirterek, aralarındaki demeç savaşına son vermelerini söyledi. Polis ayrıca iki kulüp yetkililerini de dev maç öncesi tansiyonu düşürmeleri konusunda uyardı.
Boca Juniorsa transferi gündemde olan Hakan Yakın, Arjantin ekibinin teknik direktörü Beniteze takıldı.
Yönetimin kendinden habersiz bir şekilde Türk asıllı İsviçreli yıldıza teklif götürmesi üzerine adeta çılgına dönen Benitezin idarecilerle ters düştüğü bu transferi veto ettiği belirtildi. Arjantin basını, Boca Juniorsın da bu olaydan sonra Hakanın transferinden vazgeçtiğini yazdı. Hakan Bocaya gitseydi sezon sonuna kadar 500 bin dolar alacaktı. Yeni bir 10 numara arayışlarına giren Sarı-Lacivertlilerin Kolombiya futbolunun genç yıldızı Fabian Vargasa teklif götürdükleri ifade edildi.
İspanyanın en köklü kulüplerinden Real Madrid, Kral Kupasında ikinci lig ekiplerinden Valladolide elenerek taraftarlarını şok etti.
İlk karşılaşmada deplasmanda rakibiyle golsüz berabere kalan Beyaz Şimşekler, rövanştan 1-1lik sonuçla ayrılınca elenmekten kurtulamadı. Realin yeni transferi Gravesen, Valladolid önünde çok kötü bir oyun sergilerken, Fiorentinadan geri alınan genç golcü Portillo da kaçırdığı gollerle saç baş yoldurdu. Teknik direktör Vanderlei Luxemburgo maç sonrasında yaptığı açıklamada, oynanan futboldan ötürü çok büyük hayalkırıklığı yaşadığını ifade etti.
Alman Ligi takımlarından Hertha Berlin forması giyen Yıldıray Baştürk ligin ikinci yarısında daha başarılı olacağını söyledi
Bild Gazetesine konuşan milli oyuncu, Bochum ile deplasmanda oynayacakları maçı kazanıp, iyi bir başlangıç yapmak istediklerini belirtip, Gerçek Baştürkü ligin ikinci yarısında göreceksiniz dedi. Bochumun profesyonel futbol kariyerine başladığı kulüp olduğunu hatırlatan Yıldıray, Bochumda çok şey öğrendim. Formum gün geçtikçe yükseliyor. İki yıldan bu yana ilk kez 4 aydır hiç sakatlanmadan oynuyorum. Kendimi çok iyi hissediyorum diye konuştu.
İtalya Liginde bu sezon şampiyonluk yarışında çok geriye düşen Inter, Chievo karşısına mutlak favori olarak çıkıyor
Ancak Mavi - Siyahlıların bu maçta büyük handikapı var. Çünkü sezon başından bu yana 14 kez fileleri havalandıran Adriano baldırındaki sakatlığı nedeniyle Chievoya karşı forma giyemeyecek. Teknik direktör Mancininin forvette Vieri-Martins ikilisine görev vermesi bekleniyor. Temsilcimiz Emre Belözoğlu da 11de başlayacak.
M.Unitedda Rio sevinci
İngiltere Premier Liginin en formda takımlarından Manchester Unitedda savunmanın belkemiği Rio Ferdinandın sakatlığı geçti. Deneyimli defans oyuncusunun bugün Aston Villaya karşı forma giyebileceği belirtildi. Southampton Lİverpool sınavı öncesi sakatlıklarla boğuşuyor. Kırmızı - Beyazlı ekipte Philips, Fernandes, Pahars ve Le Saux oynayamayacak. 3 puanı hedefleyen konuk takımda ise tek sorun Gerrardın sakatlığı.
Monaco ve Rennes galibiyete yakın
ransa Liginin son haftalardaki en başarılı takımı olan Monaco, Lens maçına da galibiyet parolasıyla hazırlanıyor. Kırmızı - Beyazlılar son beş haftanın en formda takımı görüntüsünü veriyor. Deschampsın öğrencileri bu süreçte 4 galibiyet, 1 beraberlikle 13 puan topladı. Ligin en çok berabere kalan takımlarından Lens ise Monaco deplasmanında 1 puana razı olacaktır. Bu sezonki 7 galibiyeti de sahasında elde eden Rennes de Ajaccioyu zorlanmadan geçecek güce sahip.
Kaan Boranın Kuponu
Kod Maç Tahmin Oran
224 Wolfsburg-Dortmund 1 1.75
231 C.Palace-Tottenham 2 2.00
242 Crewe-Rotherham 1 1.65
332 Yeovil-Cambridge 1 1.25
336 Hibernian-Kilmarnock 1 1.60
425 Sochaux-Bordeaux 0 2.70
TOPLAM ORAN: 31.18
Berkuk Ünyayın Kuponu
Kod Maç Tahmin Oran
215 MGladbach-A.Bielefeld 1 1.75
231 C.Palace-Tottenham 0 veya 2 1.20
332 Yeovil-Cambridge 1 1.25
355 Bologna-Cagliari 0 2.90
431 Toulouse-Nantes 1 1.75
435 A.Bilbao-Osasuna 1 1.70
TOPLAM ORAN: 22.64
Gökhan Germanın Kuponu
Kod Maç Tahmin Oran
223 Schalke-Werder 1 1.80
335 Bologna-Cagliari 1 1.80
352 Metz-Marsilya 0 2.70
363 Heerenveen-Den Bosch 1 1.25
422 Istres-Strasbourg 0 2.70
434 Inter-Chievo 1 1.20
TOPLAM ORAN: 35.42
Raşit Altunun Kuponu
Kod Maç Tahmin Oran
215 M.Gladbach-A.Bielefeld 1 1.75
221 Mainz-Stuttgart 0 2.90
223 Schalke-W.Bremen 1 1.80
231 C.Palace-Tottenham 2 2.00
244 Milwall-Wolverhampton 1 1.80
TOPLAM ORAN: 32.88
Yaşar Gülayın Kuponu
Kod Maç Tahmin Oran
224 Wolfsburg-Dortmund 1 1.75
245 Plymouth-Preston 1 2.10
251 Stoke-Leeds 0-2 1.37
313 Boston-Swansea 0-2 1.37
325 Notts-Schuntorphe 0-2 1.21
434 Inter-Chievo 1 1.20
TOPLAM ORAN: 10.01
Büyük ilgi gösterdiler, hayır diyemedim. Herkes takımı Asya Şampiyonu yapmam için gözümün içine bakıyor ve inanılmaz derecede güveniyor. Ben de burada gayet mutluyum
PAS Takımının başında 3 maçta 3 galibiyet alan deneyimli hoca ilk kez FANATİKe konuştu...
İnciler
Burada bizim 3 büyükleri çok merak ediyorlar. Özel maç için gelseler 70 bin kişiye oynarlar
Amacım futbol sayesinde iki komşu ülke arasındaki ilişkileri daha da güçlendirmek
İranda bir apartman dairesinde kalıyorum, villa istemedim. Yemek konusunda da hiç zorluk çekmedim
Maçlardan önce Milli Marş yerine dua okunuyor ama bu beni hiç rahatsız edecek bir durum değil
Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi... Yakın geçmişte ülkemizde sıkça duyduğumuz bu tezahüratı artık İranlı sporseverler yapmaya hazırlanıyor. Çünkü Denizli artık İranın PAS takımında çalışıyor ve ekibini Asya Şampiyonasına hazırlıyor. Geçen sezon Vestel Manisaya giderek bütün dikkatleri 2.Lige çekmeyi başaran Denizli, şimdi de İtalya, Almanya ve İspanya Liglerindeki lejyonerleri takip etmeye alışan Türk sporseverinin gözünü Asyaya çevirdi. İşte, Denizli ile yapılan çarpıcı ve çok özel röportaj...
* Vestel Manisasporda sezonu tamamladınız, üzerinden 8 ay kadar bir zaman geçti. Bu zaman içerisinde futbola biraz da dışardan baktınız, ne gördünüz?
* Herkes ne gördüyse ben de öyle gördüm. Şu an Türkiyedeki futbol ortamından memnun olan varsa ben de memnunum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum; Türkiyede iki yıldır son derece zevksiz bir futbol oynanıyor. Bunun ilk nedeni futbolu yorumlayanlar, futbola olan ilgiyi azaltıyorlar farkında olmadan. Olumsuz yorumlar futboldan kaçışa neden olur. Bu kaçışı ateşleyen hadiseler de olur ki, bir ölüm olayıyla bunu yaşadık. İnönü Stadında yaşanan olay sonrası statlarda seyirci azaldı. Bunu farklı yorumlayanlar oldu ama asıl nedeni, seyircinin haftalardır hatta aylardır kafasındaki soru işaretinin yanıtını bulmasıydı. Seyircinin söylemek istediği şuydu: Bu futbol seyredilmeye değmez.
* Bu olay sizi nasıl etkiledi?
* Son derece zor oldu statlara gitmek. Bunca yıldır futbolun içinde olan bir insanın bu tür olaylara tanık olması beni fevkalade üzdü. Asıl dikkat çekici olan Türkiyedeki futbol ortamının 5-10 sene öncesine göre daha kötü olmasıdır. Bugünkü kötü görüntülerin nedeni de o günlerdir. Türkiyede yapılan abartılı harcamalar sonucunda Avrupada rakiplerinizle boy ölçüşemiyorsanız bu da futbola olan ilgiyi azaltır. Bir Galatasaray çıktı, bir milli takım çıktı, heyecan duyduk. Son 2 yıldır bunlardan da yoksunuz. Milli takımın da elemelere kötü başlaması ilgiyi azalttı. Uluslararası alanda yarışmayı taşıyacak 3 kulüp bulamıyorsunuz Türkiyede.
Türk Futbolu kötü yolda...
* Transfer politikalarındaki tutarsızlığın da rolü olmalı bu futbolsuz ortama gelmemiz de...
* Elbette var. Türkiye uluslararası rekabette var olabilecek değerde yabancılar transfer edemiyor. Sene başından beri Alexi tartışıyoruz. Öyle ki ederi ve ortaya koyduğu futbola baktığımızda uluslararası değerde tek oyuncu o. Bir dönem Türk futbolunda 10a yakın Alex değerinde oyuncu vardı.
* 1999 yılında ulusal takımın başındaydınız. Sizinle yaptığım bir röportajda Bu transfer anlayışı devam ederse 5 yıl içinde kulüpler batar demiştiniz. Galatasarayın ekonomik sıkıntıları da bu görüşü destekliyor.
* Metin, bu röportajın can alıcı konusu da o 1999 röportajıdır. Bunu söylerken futbolun bir çıkış içerisinde olduğu belliydi. 1999da bunları söyledik 2000de Avrupada çeyrek final oynadık. Çünkü çıkış noktasının limitlerine geliyordu Türkiye. 2002deki Dünya üçüncülüğünden sonra Türkiyedeki futbol ortamıyla Avrupadaki değişkenlik başlayınca Türkiyede de dış transferlere yönelme baş gösterdi. Oysa o günlerde Türkiyenin bir turnuvaya daha gitmesi gerekiyordu ki, biz Portekizin dışında kaldık. Bunda futbolcularımızın Avrupaya gitmesinin de rolü oldu. Önceleri Türkiye cazipti. Yaşanan krizlerden sonra Avrupa cazip hale geldi. Yabancı transferi futbolumuzun yırtıklarını yamamaya yetmedi. Bugün Türkiyede bir veya ikisinin dışında bütçelerini denk getiren başka bir kulüp gösterebilir misin? 1999 yılında Türkiye bu transferleri kaldıramaz dediğim zaman Türkiyenin UEFAda 200ün üzerinde dosyası vardı. Bu dosyalar Türkiyeye gelecek futbolcuların sayısını hem azaltıyor hem de fiyatlarını artırıyor. Gelenler Türkiyenin sorunlu bir ülke olduğunu bildiği için ya parasının büyük bir bölümünü peşin istiyor ya da anormal ağır koşullarda sözleşme imzalıyorlar. Paralarının büyük bir bölümünü peşin aşanlar ise kendilerini Türkiyede misafir olarak gördüklerinde performansı düşüyor. Hal böyle olunca Hagi, Popescu, Taffarel gibi dünya kalitesinde oyuncuların gelme ihtimali ortadan kalkıyor. İşe bu perspektiften baktığınızda daha iyi organize olan Fenerbahçe avantajlı duruma geçiyor. Zaten Türkiyede futbolu belli bir seviyeye taşıyan futbolcu sayısı 10 civarındadır. Sayarsak: Hagi, Popescu, Taffarel, Emre, Okan, Revivo, Rapaiç, Kennet Andersson, Beşiktaşın aldıkları. Bir bakıyorsunuz bunlar piyasadan çekilmiş. Seyirci sahaya iki şey için gelir... Bir; takımın yıldızlarını izlemek, iki; iyi futbol seyretmek. Türkiyede bunlar olmadığına göre taraftar stadyumlara niçin gitsin? Şu anda yıldız seyretmek için maçına gidilen tek takım Fenerbahçedir.
* Altlardan üst sıraları zorlayan takımda yok bu sene...
* Bu kaçınılmaz zaten, zoraki zorlama. Sıralamayı 2 tane Fenerbahçe maçı tayin etti. Fenerbahçe, Galatasarayı yenip, Beşiktaş ile berabere kalsa bile şu anda lig bitmişti. Bu ligin devamı Fenerbahçe sayesinde ayakta kalabildi. Seneye bunu da bulamayacağız. O zaman sen Metin Tükenmez veya diğer köşe yazarları ne yazacaksınız! Eleştiri yazmanın da bir keyfi vardır. Mustafa Denizliyi, Fatih Terimi, Hagiyi, Hakan Şükürü eleştirmek farklı bir şeydir. Ama bunların da piyasadan çekildiğini düşünün. Yani Türkiye kötü bir yöne doğru gitmektedir.
* Yerlerine yenilerini de koyamıyoruz...
* Türk futbolu kötü bir dönemde. İlerisi için beni umutlandıracak çok az şey var şu anda.
Yanala şans tanınmalı
* Peki bu ulusal takıma nasıl yansıyacak? Gerçi şu anda maç yok. Ama fısıltı gazetelerinden kulağımıza gelenlere bakılırsa federasyon da rahatsız Ersun Yanal da...
* Türkiyede yayımı yapılan gazetelerden daha çok, fısıltı gazetesi satıyor. En büyük dram da burada. Hayatını bu ülkenin futboluna adamış insanları da neticede bir karar aşamasına getiriyor. Lanet olsun diyebiliyorsun. Ersun Yanal ile gider mi, gitmez mi başka. Ama biz bu takımı ona emanet etmişiz. Hataları olacaktır. İnsanlar fikirlerini söyleyebilir, yazabilir ama ön yargıyla eleştiri başka bir şeydir. Herkes turnuvanın sonucunu beklemek zorundadır. Grup maçları sona erdikten sonra akı, karası ortaya çıkar. Türkiye milli takımını bir umutsuzluk ortamına sürüklüyor. Tablo olumlu mu, değil. Ama Türkiyenin bu grupta içerde ve dışarda her takımı yenebilecek gücü olduğunu biliyoruz. Türkiye 2006ya gider mi, gitmez mi? Hoca konusunda karar verecekler seçenlerdir. Eğer değiştireceksen niye seçiyorsun diye sorarlar insana. Beklemek lazım.
* Hazırlık maçları da sorun yaratıyor son yıllarda...
* Biraz önce sen söyledin. Hazırlık maçı yapmıyor Türkiye. Bizim milletimizi hazırlık maçına motive etmek zordur. Ama arada bir toplanarak hazırlık çalışmaları yapılabilir. Özel maçların olduğu dönemlerde maç yapmayabilirsin ama özel çalışmalar daha yararlı olabilir. Bir hazırlık maçında 20-25 tane oyuncu oynatılıyor. Bu kime ne yarar sağlar? Geçtiğimiz on yılda milli takım grubun sonlarından bu yarışa giriyordu. Halbuki son 4 yıldır bu takım grup birincisi olarak katılıyor. Ancak Türkiye bu fırsatı da elinden kaçırıyor. Daha önemlisi dünyadaki ve Avrupadaki imajını kaybedebilir. Avrupada çeyrek final oynamış, 2002de dünya üçüncüsü olmuş bir takım Portekizden sonra 2006da da olmazsa bu, Türkiyenin edindiği prestiji, saygınlığı yok eder.
* Şimdi geldik İrana... Biri bana Mustafa Denizli yurt dışına transfer oluyor deseydi aklıma en son İran gelirdi. Nasıl oldu?
* Benim de hiç aklımda olan bir yer değildi. Çok nazik bir davet aldım. Komşu bir ülkeden, kırılması, geri çevrilmesi mümkün olmayan bir davetti bu. Buna karşı çıkamazdım. Bu herkesin yapacağı bir şeydir. Benim bir teknik adam olarak yabancı futbolculara yaptığım davetin bir benzeriydi. Yani Fenerbahçeye almak istediğim futbolcuları İstanbula çağırdığımda çoluk çocuklarınızı alın, mutfağımıza ayak uydurabilir misiniz, çocuklarınızı okutabilir misiniz, bizim misafirimiz olun, gerisi önemli değildir derdim. İrandan da böyle bir davet aldım. Zaten iki günlüğüne gittim. Orada kalacağıma benim de inancım yoktu. Fikrim inince değişti. Bana öylesine ilgi gösterdiler ki çalışmamak mümkün değildi.
* İran futbolunu tanıyor muydunuz?
* İranda daha önce iki maç izlemiştim. Futbol kaliteleri şu andaki bizim futbolumuz düzeyinde. Evet bu biraz komik gelebilir ama 2000 yıllarındaki futbolumuzdan geri, bugünkü futbolumuzla ise üç aşağı beş yukarı aynı. Birşeyler yapmak isteyen bir ülke. Bizim 15 sene önce hayal ettiklerimiz onların da şimdi en büyük hayali. Onların asıl amacı kıtada, Asya Şampiyonasında başarılı olmak. Beni cezbeden de bu zaten. Geçen yıl ligi şampiyon olarak tamamlayan benim takımım Asya Kupasına odaklanmış durumda.
* İranda daha önce Asya Kupasını alan takım var mı?
* Var. Benim başında bulunduğum Pas, 14 yıl önce bu kupayı almış. Ondan daha önce de Persepolis takımı kupayı İrana getirmiş. Ama uzun bir zamandır kazanamıyorlar. Onlar için çok önemli bir prestij ve saygınlık kazanma mücadelesi. Bu sene asıl amacımız bu kupa. Ligde bir hayli geriye düştük. Şampiyonluk çok zor görünüyor. Çünkü 15 puan gerideyiz.