::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::


TARİHTE GAZİANTEP


Antep konumu gereği tarihin bilinen dönemlerin-den günümüze, Gaziantep olana kadarki dönemde ve günümüzde konumu gereği stratejik önemini korumuş bir bölge ve kenttir. İnsan uygarlığının ilk boy verdiği yerler olan Mezopotamya, Mısır ve Anadolu'yu birbi-rine bağlayan kervan yollarının üzerinde bulunması her dönemde özelliğini korumasına neden oldu. Bu İlk-çağda böyle olmuş, Ortaçağda Suriye, Mısır ve Kudüs yolu üzerinde bulunması, Haçlı Seferlerinde önemli bir rol oynamasına yol açmış, aynı özelliğini Osmanlı dö-neminde de sürdürmüş bir kentimizdir.

İLKÇAĞDA

Antep kentinin ne zaman kurulduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Kimi kaynaklarda adı Ayıntap olan kentin Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasında kurulduğu öne sürülmektedir. Bu bölge-de yapılan kazılar-da Kalkeolotik döneme ait kalıntılar bulunmuştur.

Babil devletinin egemenliği altında olan bu bölge MÖ. 1700 yıllarında Hititler in ege-menliği altında görülür. Dülük bu dönemde Hititler için önemli dinsel bir mekanıdır. 1600 yıllarında bu kez bölgede Mittaniler egemenlik sürer. 1200 - 800 yılları arısında bu bölgede küçük Hitit devletçikleri ege-mendir.

709 yılında Asur devleti egemen olur Ayintap'a. 612 yılında bu kentin sahibi Meder'dir. 546 yılında da Perslerin 334 yılında dünya fatihi olmak için yola çıkan Büyük İskender'indir kent. 190 yılında Romalılar kenti ele geçirirler. Romalılar milattan sonra 395 yılla-ına kadar egemenliklerini sürdürürler. Bu tarihte kent Bizanslıların eline geçer. Anılan dönemlerde şehir merkezi olarak Aymtap adına pek rastlanmıyor. Bu dönemlerde bilinen yerleşim merkezleri Göksu (Kiysu), Tilbaşar, Merzuban'dır.

ORTAÇAĞDA

Bizans egemenliği altında olan bölgenin 639 yılında, Halife Ömer zamanında İyaz B. Ganem komutasındaki Müslüman Arap orduları tarafından önemli bir bölümü ele geçirildi. 688- 905 yıllarında Mısır Tolunoğulları, 968- 1022 yıllarında Mısır Fatimileri Aymtap bölgesinde egemenlik kurarlar. Bu yıllarda Arap kaynaklarında bölgenin adı Dülük olarak yer alır.

Onuncu yüzyılda bölge tekrar Bizans egemenliği altına girer. Onbirinci yüzyılda bu kez Alpaslan Yöne-timindeki Selçuklu Türklerinin Afşin komutasındaki or-dusu bu bölgeyi ele geçirdi. Dülük bu dönemde de önemli bir merkez olarak görülür. Bu yıllarda Aymtap oölgesi zaman zaman Musul atabeylerinin egemenliğinde, zaman zaman Türk beyliklerinin egemenlik alanlarında kalır.

Haçlı seferleri sırasında bir süre kendi başına diren-meyi sürdürebilen Aymtap bölgesinin büyük bölümü işgal edilmiş. Tilbaşar; Haçlıların önemli bir üssü durumuna gelmiştir. 1086-1150 yıllarında Halep ve Şam Atabeyliği, bu tarihten 1210 yılına kadar Musul Ata-beyliği, daha sonra 1243-1260 yıllarında yine Musul Atabeyliği egemenlik alanında görülür. 1273-1430 yıllarında Ayıntap topraklarında Mısır Memlukluları egemenlik kurar.

Tarihçi Bedriddin Ayni'nin kaleminden o yıllarda Ayıntap:

" Bir güzel belde olup taştan oyma bir kalesi vardır. Suları, bağları ve bostanları çoktur. Ol havalinin şehridir. Mükellef çarşıları vardır ki etraftan tüccarlar gelir ve bizim zamanımızda 9 cami ve 120 kadar mescidi ve 20'ye yakın hamamı vardı. "

YENİÇAĞDA

1430-1515 yıllarında Dulkadiroğulları Ayıntap bölgesini yönetir. 1515 yılında Mısır Memlukluları tek-rar bu toprakları ele geçirirlerse de uzun süre kalamazlar.18 Ağustos 1516 yılında Aymtap'a gelen Ya-vuz Sultan Selim, Merzeban suyu kıyısında konaklar. O sırada Ayıntap'ın hakimi Yunus Bey'dir. Yunus Bey kentin anahtarını Yavuz Sultan Selim'e verir. Kilis ya-kınlarında Mercidabık Meydan Savaşı'nda Memlukluları yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim, Ayıntap'ı bir daha el değiştirmeyecek biçimde Osmanlı İmparatorluğuna bağlar.

Evliya Çelebi Seyahatname'sinde Osmanlı egemenliğindeki Ayıntap'tan şöyle söz edilir:
"Bu şehir ne kadar öğülse azdır. Burada olan bilim adamlarının çokluğu bir yerde yoktur. Değerli ve kıymetli gençleri var, yabancılara hürmetleri çok, özü sözü doğru halkı vardır. Birbirlerini o kadar severler ki, başka yerlerin halkı onlara imrenir. Her evde bağ, bahçe, havuz, şadırvan, akar sular bulunup türlü ağaçlarla süslenmiş, havası, suyu sağlamdır. Bu memleketin havasının, suyunun iyiliğinden halkının renkleri kırmızı kanlı ve canlıdır. Şehrin her tarafı mamur olup, güzel binaları, hanları, hamamları, çok güzel çarşıları, pazarları vardır. Sacır nehri (Alleben) Batalhüyük denilen yerden çıkıp Halep şehrine doğru akar.
Köyleri 107 tanedir.

Antep kaza merkezidir. Tilbaşar, Birecik buraya bağlıdır. Şehirde 32 mahalle, 8067 ev, 840 mescit ve cami vardır. Uç yüzden fazla güzel binaları var. Her evden birbirine sular geçer olduğundan bahçeler, havuzlar, şadırvanlar ve etrafında salkım söğütler, bostanlar vardır.
Limon, turunç, nar, incir, dut, şeftali, zerdali, kayısı ve beyaz ekmeği, yoğurdu, Antep eğeri deri ve sahtiyanı, pekmezi meşhurdur. Öyle güzel bağlan, bahçeleri vardı ki yalancı cennete benzer."

1837 yılında Anadolu gezen Fransız gezgin Babti-sin Poajulat'ın Antep'e de yolu düşer. İzlenimlerini şöyle anlatır.

"Ayıntap şehri bağ ve bahçelerle çevrilmiş bir tepenin ortasındadır. Şehir yüksek ve yuvarlak muntazam, muhkem bir kalenin etrafına kurulmuştur. Şehrin nüfusu 12 bin Müslüman üç bin Ermeni'den ibarettir."

YAKIN TARİH

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Antep 83.000 nüfuslu bir kenttir. Kentin %57'si Türk, %43'ü Ermeni'dir. Savaş yıllarında 35 000 Ermeni kenti terk ettirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonunda Halep'i ellerinde tutan İngilizler 15 Ocak 1919'da Antep'i işgal eder. Boşalan Ermeni evlerine ve kentteki Amerikan Hastanesine yerleşen İngilizler Antep halkı tarafından gösterilerle protesto edildiyse de bir sonuç alınamadı. Özellikle Birinci Dünya Savaşındaki tatsız olaylardan sonra İntikam almak isteyen Ermeniler İngiliz askerlerini kent halkı üstüne kışkırtma çabaları içine girdi. Bunun sonucunda İngilizler Anteplilere baskı yapmaya başladı. Halkı silahsızlaştırdı. 15 mart 1919 günü on beş günlük sokağa çıkma ve işyerlerini kapatma yasağı koydular. Bir süre sonra halkın tepkisinden çekinen İngilizler ayrımcı, baskıcı uygulamalara girişmediler. Kentin yönetimini yerel yöneticilere bıraktılar.

Antep içinde sıkışıp kalan Fransız ve Ermeni kuvvetleri Kilis yönünden yardım almak için yolun açılması amacı ile Fransız kuvvetlerden yardım istediler. Fransızlar Kilis'ten hareket edip yola çıktıysa da Şahin Bey'in savunmasını kırmayı başaramadılar. Kilis'e geri dönmek zorunda kaldılar. Birkaç kez yardım götürmek için yola çıkıldıysa da Şahin Bey'i geçemediler, Fransızlar.
24 Mart 1920 tarihinde Fransızlar Kilis'ten yola çıkar. Fransız ordusu 3 piyade birliği, 200 süvari, bir top bataryası birliği ve 4 tanktan oluşmaktadır. Fransızların gelişini haber alan Antep Heyet-i Merkeziyesi önemli bir Antep müfrezesi ile Karayılanoğlu Molla, Boynonunoğlu Memik kuvvetlerini Şahin Bey'e destek gönderir.


Elmalı Köprüsü civarında Fransızlarla başlayan çatışma dört gün sürer. Şahin Bey kendilerinden kat kat üstün düşman gücü karşısında arkadaşlarının geri çekilme önerisini kabul etmez. Elmalı Köprüsünde düşmana süngü ile saldırır. Bu sırada öldürülür.
Düşmana karşı bağımsızlık için mücadele, Anteplile-rin kendi çabasıyla sürdü. Dışarıdan hiçbir yardım almadılar. Açlık ve silahsızlık, cephanesizlik nedeniyle bu mücadeleyi on ay dokuz gün sürdürebildi Antep kahramanları. 9 Şubat 1921'de Fransızlara karşı direniş hareketi yenilgi İle bitti. Bu direniş sırasında 6000 Antep yiğidi canını verdi. Anteplilerin kahramanca düşmana karşı koymasından dolayı Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921'de Antep'e "Gazi'lik unvanını verdi.

15 Mart 1921 tarihinde Londra'da Fransızlarla An-tep'in işgalinin sona erdirilmesini öngören antlaşma yapılır. Ankara Antlaşması ile son şeklini alır. 25 Aralıkta kentteki tüm Fransız askerleri çekilir.





Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 999
favori
like
share