Vurun abalıya!

Yıllarca Hakan Şükür'e inkar edenler, bir türlü içine sindiremeyenler ve ona futbol zekaları ölçüsünde yakıştırmalar yapanlar utanmalı, insan içine çıkmamalı, gün yüzü görmemeli ve minik futbol beyinlerini bir daha geri geri döndürmemek üzere tozlu raflar arasına kaldırmalı!

Evet gün bugündür! 26 yaşındayım ve kendimi bildim bile futbolla ilişkim var. Futbolu tam anlamıyla tanımaya başladığım yıllarda Hakan Şükür ile büyüdüm, futbola sadece 'oyun' dışında anlamlar yüklemeye başladığım zamanlarda Hakan Şükür'ün en iyi yıllarıydı, futbolu sorgulamaya başladığım yıllarda da Hakan Şükür yoktu! Benim futbola olan bakış açımın olgunlaştığı dönemlerde Hakan Şükür'ün olmamasını, kendim için büyük bir kayıp olarak nitelendirdim.. Aynı Türk Milli Takımı gibi...

Hakan Şükür adının ne anlam taşıdığını Bosna Hersek - Türkiye maçında çok daha iyi anladım. Bana kimse Sercan Yıldırım'ın olagantüstü yeteneklerini (!) anlatmasın ya da kimse piyasaya Sercan'ı pazarlamasın.... Bana kimse Nihat'ı da anlatmasın, Semih'i de... Nihat ve Semih'in son üç yılda ilk 11'de oynadıkları toplam maç sayısı Hakan Şükür'ün bir sezonda oynadığı maç sayısına eşit. Aynı şekilde attığı goller de... Rakamlar ortada.

Hakan Şükür'ün kariyeri boyunca sakatlığından dolayı herhangi bir maçta oynamadığını hatırlayan var mı? Nihat Kahveci hep sakat! Semih bildim bile gidiyor geliyor hastanelere... Önümüzde yılların boğmaya çalıştığı bir Hakan Şükür örneği varken, Nihat ve Semih ya kronik bir hasta ya da bu oyuncular sadece lisansları üzerinde yazdığı kadar profesyonel...

Yıllarca Hakan Şükür'ün varlığını, geleceğini, sosyal yapısını, inançlarını ve karakter yapısını tartıştık. 'Güzel oyun futbolun' içerisinde olduğu sürece onu hep eleştirdik, yaptıklarının büyüklüğü ölçüsünde hiçbir zaman o denli büyük bir anlam yüklemedik ona... Her zaman yapamadıklarını konuştuk ve yapamadıkları ölçüsünde eleştirdik Hakan Şükür'ü... 20 yılda bir Hakan Şükür yetiştiremediğimizi, yetiştiremeyeceğimizi bile bile...

Bosna Hersek maçını izlerken gözlerim Hakan Şükür'ü aradı! Ayakta durmaya mecali olmayan o kötü Bosna savunmasının arasında uzun boyu, atletik yapısı ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile namlunun ucunda patlamayı bekleyen bir mermi gibi olan Hakan Şükür'den bahsediyorum. Şimdi Sercan'a bakıyorum, hep sakat olan Nihat'a ve her zaman kulübeden oturan Semih'e...

İşte o zaman daha iyi anlıyorum Hakan Şükür'ün kıymetini, daha iyi anlıyorum riyakar, nankör ve arsız kalemleri...

Şimdi sıra Fatih Terim'de... Hakan Şükür'e yapılanların aynısı şimdi Fatih Terim'e yapılıyor. Terim hatalı olabilir, Terim'i eleştirebilirsiniz ya da 2010 Dünya Kupası'na gidememenin faturasını Terim'e çıkarabilirsiniz... Futbol sınırıları içerisinde eleştirilerinizi sınırsız bir şekilde sıralayabilirsiniz ya da Fatih Terim'in iyi bir teknik adam olmadığını savunabilir, onun fazlaca şanslı bir adam olduğunu dile getirebilirsiniz. Eleştiri dünyanın her yerinde var, her kulüpte... Diego Armando Maradona da eleştiriliyor Arjantin'de... Düşünün Maradona diyorum. Tabii ki de Fatih Terim'de eleştirelecek.

Ama körü körüne değil.

'Renklerin' geçmişte yaşadığı acıların faturası Terim'den çıkmamalı ya da Terim'in Galatasaray'da kazandığı başarıların faturası şimdi masaya konmamalı! O gün susan ve acı içerisinde kıvranan kalemler bugün coşmamalı, azmamalı!

Terim'in karşısında sesi titreyenler, basın toplantısında soru sormaya korkanlar, Terim'i gördüğü yerde yolunu, masasını değiştirenler ya da haklı olduğu halde bile sesini çıkaramayanlar haydi bakalım gün sizin gününüz,

VURUN ABALIYA!

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share