Ben bir Cideli olarak memleketimle cok övünüyorum, ne olur gidip görün bizim oralari eminim pisman olmazsiniz, yakinda kendi köyümün fotolarini göreceksiniz!!!!
Kastammonu Kastamonu dep dep dep
Daday Kaymakamlığı, İlçe merkezinde Ağustos 1891 Yılında zamanın Kastamonu Valisi Abdurrahman Paşa'nın temelini attığı ve 25 Kasım 1891 tarihinde Vali Vekili Muharrem Bey tarafından açılmış olan 1893 Yılında Zamanın Daday Kaymakamı Şair Eşref tarafından makamın duvar ve tavan süslemeleri yaptırılmış olan Tarihi Hükümet
konağı binasında hizmet vermektedir.
DADAY'IN TARİHİ
Dadayın bilinen tarihi M.Ö. 5000 yılına kadar gitmektedir. Bu nedenle çevre , tarih öncesi ve tarih sonrası hakimiyet kuran uygarlıkların izlerini taşımaktadır.
Miladi 1869 yılında yayınlanan Kastamonu Salnamesine göre Kastamonu Sancağının ilçesi olduğu bilinen yörenin Osmanlı Hakimiyetine geçişi Fatih Sultan Mehmet (1460) zamanına rastlar. Fatih Sultan Mehmet 1460 yılında, 1292;den beri süre gelen Candaroğulları hakimiyetine son vererek Osmanlı topraklarına katmıştır. 460 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan yöre istilaya maruz kalmadığı gibi herhangi bir harbe de sahne olmamıştır.
Tarih öncesi çağlar dahil, Kaşka Türkleri, Etiler, Paflagonyalılar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Yunanlılar, Rumlar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Danişmentler, Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlı dönemlerinin bazen gözde bazen gözden uzak bir yerleşim yeri olan Daday, binlerce yıllık bir maziye sahiptir.Daday adının Türk- İslam çağından önce Dadybra olduğunu, M.S .6. yüzyılda yaşayan Harekles'in ( Synekdemos ) adlı eserinden öğreniyoruz. Dadybra kelimesinin orman yetişmesine elverişli toprak anlamına geldiği de söylenmektedir. Dadybra diye hangi tarihten beri söylendiği tam olarak tesbit edilebilmiş değildir.Daday'ın merkezi ve çevresindeki Sorkun, Küten, Honsalar, Siyahlar ve Çayırlı köyleri Roma ve Bizans çağından daha önceleri meskun yerlerdir.Arkeolog ve tarihçiler Daday'ın bir yerleşim yeri olarak seçilmesinin Kastamonu ile aynı anda birbirine çok yakın zamanlarda olduğu görüşündedirler. Verimli toprakları, işlenebilir kayalıkları, bol ormanları, gür su kaynakları ve çayları göz önünde bulundurulduğunda, bu görüşe hak vermemek ve başka türlü düşünebilmek de mümkün değildir.
OSMANLI İDARESİ
Fatih Sultan Mehmet 1460 yılında Candaroğulları Beyliğine son vererek Kastamonu ve çevresini Osmanlı Devletine bağlı bir sancak haline getirmiştir.Daday, Osmanlı Döneminde Candaroğulları çağındaki önemini bir hayli yitirmiştir. Daday, 1284 Hicri yılına kadar Kastamonu'ya bağlı bir kadılık halinde idare edilmiş, bu tarihten sonra ilçe olmuştur. Bir ara Sorkun ve Azdavay kadılıklarına'da ayrılan Daday'a bir ara Eflani'nın de kadılık olarak bağlı olduğuna bazı kayıtlarda rastlanmaktadır.
BALLIDAĞ GÖGÜS HASTALIKLARI HASTANESİ
Daday ilçemizin en güzel ormanlık alanına sahip Ballıdağ'da ilçenin kuzeyinde çam ormanlığı olan bir bölgede adeta turistik bir oteli andıran güzel bir yapı vardır. Burası Sağlık Bakanlığı - Ballıdağ Göğüs Hastalıkları hastanesidir. İlçeye 6,5 km uzaklıktadır.
Hastane yeri 1947 yılında Anadolu'da sanatoryumlar kurmak üzere Sağlık Bakanlığınca görevlendirilen Prof. Dr. Tevfik İsmail GÖKÇE tarafından seçilmiş ve İsviçre'deki bir Kontrolörlükten örnek alınarak projelendirilmiş, 1953 yılında yapımına başlanmış Ekim 1965 yılında 350 yatak ruhsatlı olarak faaliyete geçmiştir.
Hastanenin arazisi 9500 m2 yerleşimi 13200 metrekarelik alanı olup 13 hizmet lojmanı, 1 misafirhane ile hizmettedir.
Hastanenin ilk Başhekimi Dr. Sami ALGAN'dır hastane açık ve kapalı Akciğer tüberkülozu ile torask vakaları adenit tüberkülozu, plörezi vakalarını kabul ve tedavi etmek amacıyla kurulmuştur. Ancak Eylül 1995 yılında Uzman Tabip Sefa Levent ÖZŞAHİN'in gayretiyle Göğüs Hastalıkları Hastanesine dönüştürülerek daha geniş bir hastalık grubuna hizmet etme imkanı yakalamış ve giderek hizmet kalitesi binanın günün şartlarına hizmet edebilecek iç yapısal iyileştirmeler 1995 yılında başlamış, 5 adet banyolu, uydu antenli, buzdolaplı özel odasının bulunduğu, dijital santral, otomasyon bilgisayar sistemi, 2 ambulans, 1 servis otobüsü, 1 pikap, 1 minibüs, güçlü jeneratör, kendine ait kaynak suyundan temin edilen 580 m3 su deposu, merkezi oksijen sistemi, modern mutfağı, acil müşahede, yoğun bakım ünitesi, modern asnsörü, çamaşırhane, atölyeler, marangozhanesi gibi alt yapısı bulunan tıbbi laboratuar, gezici ve sabit röntgen ve eczanesiyle halen hizmet vermektedir.
Hastane yıllardır atıl çalışma kapasitesi ile kapatılma aşamasına gelmiş ise de İlçe halkının ve hastane personelinin gayretleriyle bugünkü beğenilir durumuna gelmiştir. Hastane 506 sayılı kanuna tabi sigortalı ve emekli sigortalıları ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri, dul-yetimleri ile diğer sosyal güvenlik kurumları mensuplarının Bağ-kur sigortalıları ile emekli sandığı mensupları ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri ile yeşil kartlıların ve 657 sayılı Kanuna tabi Devlet Memurlarının sevkleri yapıldığı takdirde, tedavilerini üstlenmiştir.
Halen bu hasta gruplarının yoğun talep ve beğenisini kazanmaktadır. Kurum İstanbul Süreyya Paşa Göğüs Kalp ve Damar Cerrahi Merkezinden sonra Türkiye'nin ikinci büyük Göğüs Hastalıkları Hastanesidir. Yıllık 5300 poliklinik ve 1500 hastaya yatak hizmeti verilmektedir.
2005 Yılı Şubat ayına kadar Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı olan Hastane Şubat 2005'ten itibaren Sağlık Bakanlığına bağlı hizmet vermeye devam etmektedir. Hastaneye Türkiye'nin her bölgesinden hasta sevk edilebilmekte, uzun ve kısa süreli yatarak tedavileri yapılabilmektedir.
KASTAMONU GENEL BİLGİ
Yüzölçümü: 13.108 km²
Nüfus: 376.725 (2000)
İl Trafik No: 37
Telefon Kodu:366
Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde Gideros Koyu arkeolojik sit alanıdır. Türkiye nin en meşhur ve kaliteli sarımsağı kastamonu da üretilir..mdf ve sunta ve baklalı zincir (zintaş) üretimi yapılır.
NASIL GİDİLİR?
Kastamonu, Sinop limanına giden İpek Yolu güzergahlarının kavşak noktasında yer almaktadır. Otobüs Terminali İl merkezindedir.
6 ilçesi deniz kıyısında olan Kastamonu'nun İnebolu İlçesi'nde küçük tonajlı gemilerin yük alıp boşaltabilecekleri bir liman bulunmaktadır. Ayrıca, Cide, Abana, Çatalzeytin ilçelerinde küçük limanlar mevcuttur.
İlçeler
Abana, deniz ve dağ arasındaki 150 metrelik alana kurulmuş Karadeniz kıyısında bir yerleşim merkezidir.
Kastamonu'nun sahildeki 4 ilçesinden biri olan Abana, aynı zamanda en fazla turist çekenidir. Abana'nın kışın 3 bin olan nüfusunun yaz aylarında 15-20 bini bulur. Abana, yaklaşık 6 km uzunluğundaki kumsalları, yemyeşil doğası ve bölgenin en canlı gece hayatı ile bir turizm merkezidir.
Kastamonu'ya 100 km. uzaklıktaki Abana'da konaklama için çeşitli alternatifler mevcuttur. Kamp alanlarından ve konaklama tesislerinden yararlananilabilir. Yüzme havuzu ve restoranı da bulunan Abana Tatil Köyü bungalovlarda konaklama imkanı sağlar. Pansiyon ve otel tipi tesislerde de uygun fiyata kalmak mümkündür.
Abana'da denize girmek için en uygun dönem Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Temmuz'un son haftasonunda düzenlenen Deniz Şenlikleri 3 gün sürmektedir. Bu dönemde bir çok etkinliğe katılabilir, ünlü sanatçıları ücretsiz izleyebilirsiniz.
Sabaha kadar süren çok canlı gece hayatı var. İlçedeki müzikli çay bahçeleri ve barlar sabaha kadar açık.
Araç: İl merkezine 44 km uzaklıkta bulunan ilçe Kastamonu - Karabük karayolu üzerindedir.
Cide: İl merkezine uzaklığı 146 km.dir. 12 km kumsalı olan Cide, konumu gereği tarih boyunca İpek Yolu üzerinde önemli bir liman olma özelliğini sürdürmüştür.
Daday: İl merkezine uzaklığı 32 km. dir. Atatürk 23 - 31 Ağustos 1925'te "Şapka ve Kıyafet İnkılabı" dolayısıyla Kastamonu'ya geldiğinde ilçeyi ziyaret etmiş ve Köpekçioğlu Konağında misafir edilmiştir.
Devrekani: İl merkezine uzaklığı 29 km.dir. Eski bir yerleşim merkezi olan Devrekani höyük ve harabeleri, çeşme ve camileri ile arkeolojik yönden zengindir. 23 - 31 Ağustos 1925 Kastamonu ziyaretlerinde Atatürk 28 Ağustosta ilçeyi ziyaret etmiş, Bozkocatepe - Kurukavak Köyünde ormanlık bir alanda bulunan Müftüoğlu Mehmet Bey'in çiftliğinde misafir edilmiştir.
Hanönü: İl merkezine uzaklığı 69 km. dir. Kastamonu' nun en önemli yatırlarından, türbesi şehir merkezinde bulunan Şeyh Şaban-ı Veli İlçenin Çındar Köyünde M.1471 yılında doğmuştur. İlçede Mayıs ayı ilk haftasında "Şeyh Şaban-ı Veli Anma Haftası" Ekim ayının ilk haftası Panayır düzenlenmektedir.
İhsangazi: İl merkezine uzaklığı 37 km. dir. İlçenin İsalar Mahallesinde bulunan Haraçoğlu Camii ve Türbesi tarihi ziyaret yeridir.
İnebolu: İl merkezine 97 km uzaklıktadır. İlçe merkezi kentsel sit alanıdır. 347 tescilli yapı bulunmaktadır. Abeş Tepesi ve Geriş Tepesi Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillidir.
Küre: İl merkezine uzaklığı 61 km.dir. İlçede bulunan Doğanlar Kalesi M.Ö. 1700 - 1100 yıllarında yapılmıştır. Küre orman içi yayla turizmi için elverişli ve tabii güzellikleri olan bir ilçedir. Yaralıgöz Dağı eteklerindeki kanyon görülmeye değerdir.
Pınarbaşı: İl merkezine 92 km uzaklıktadır. Ilıca köyünde bulunan Roma Dönemi "Ayazma" da ılık su hala mevcuttur. Aynı köyde Devrekani Çayı üzerinde şelale görülmeye değer yerlerdir. İlçenin Sümenler Köyü sınırları içinde Sorkun yaylası yakınında bulunan dağlık alanda Ilgarini Mağarası turizm için önemli bir potansiyel arz etmektedir.
iNEBOLU
İnebolu bazı bilgilere göre M.Ö. 1200 yıllarında kurulmuş, 1873'den sonra ilçe olmuştur.
Kurtuluş Savaşı sırasında silah, cephane ve mühimmat Anadolu'ya İnebolu üzerinden ulaştırılmıştır. 9 Haziran 1921'de Yunan savaş gemileri Panter ve Kilkis, İnebolu'ya gelmiş, silah ve cephanelerin teslimini istemiştir. Verilmeyince de İnebolu bombalanmıştır. Aynı torpidolar 30 Temmuz 1921'de tekrar gelerek İnebolu'ya 3 mermi daha atmışlar, fakat karşılaştıkları imanlı, azimli savunma ve mücadele karşısında karaya çıkamadan geriye dönmüşlerdir. İlçe merkezi düşman işgaline uğramamasına rağmen İnebolu'lular çok kayıp vermişlerdir.
İnebolu kayıkçılarının gayret ve başarıları 9 Nisan 1924 tarihli TBMM kararıyla 'Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası" ile ödüllendirilmiştir.
İnebolu'nun Kurtuluş Savaşındaki en önemli tarihlerinden biri ve isimleri: Mustafa Salim, Mustafa Nuri, Asker Mustafa, Cebeci Sabri, Mustafa Fehmi, Bunlar "İnebolu Gençler Mahfeli" kurdular.
Osman Nuri Bey tarafından 25 Kasım 1919 da "İnebolu Müdafaai Hukuk" kuruldu. Yönetime Müftü Ahmet Efendi seçildi.
İnebolu'dan Zeki Bey Sivas Kongresinde Kastamonu'yu temsil etdi. 10 Aralık 1920 İnebolu'da Esliha ve Cephane Komisyonu ve Menzil. Nokta Komutanlığı kuruldu ve başına Erzincan Küçük Zabit seçildi. Kurtuluş Savaşı için, sıralamayla bitmeyen bir çok isimler el ele verdi.
Atatürk 23 Ağustos 1925'de Kastamonu'ya gelmiştir. Burada İnebolu heyetini kabul etmiş ve yapılan davet üzerine 25 Ağustos 1925 Salı günü saat 11.00'de Kastamonu'dan İnebolu'ya hareket etmiştir.
27 Ağustos 1925 Perşembe günü İnebolu Türk Ocağı'nda tarihi Şapka Nutku'nu söylemiştir. İlçemizin Şeref ve Kahramanlık Günü olan 9 Haziran her yıl büyük bir coşkuyla kutlanılmakta, ayrıca Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün önce İstiklal Madalyası ve Beratı ile taltif ettiği kayıkla kağnının mucizeler yarattığı beldemiz İnebolu'ya 1 gün için gelip, 3 gün onurlandırdığı şapka ve Kıyafet Devrimi'nin ilk Nutkunu söylediği Bu Serpuşun İsmine Şapka Denir" dediği 25-28 Ağustos tarihler arasında her yıl törenler yapılmaktadır.
İnebolu, son yıllarda ilgi çekmeye başlayan turistik yerlerdendir. Denizin yanında özellikle doğal güzelliği, yemyeşil tepeleri hayranlık uyandırmaktadır. 2 adet plajın yanısıra Cide ve Abana yolları güzergahında birçok güzel koylardan plaj olarak yararlanılmaktadır. Özellikle Özlüce köyü sahillerinin güzel kumsallar çadır ve karavan turizmi için çok elverişlidir.
İlçenin Kastamonu, Ankara, İstanbul ile komşu ilçeleri arasında hergün muntazam otobüs ve minibüs seferleri çok sayıda otobüs firması tarafından gerçekleştirilmektedir.
İnebolu'da Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Korumu Kurulu'nca koruma altına alınan 350 adet ev vardır. Kültür Bakanlığı Kastamonu Valiliği ve Ankara Mimarlar Odası'nın İnebolu Evlerini Yaşatma Projesi (İNEYAP) çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar ile tarihi döküyü koruyarak doğa ile uyumlu kent örneklerinin nadir temsilcisi İnebolu'yu bu yönüyle de tanıtmayı amaçlamaktadır.
Cide: İl merkezine uzaklığı 146 km.dir. 12 km kumsalı olan Cide, konumu gereği tarih boyunca İpek Yolu üzerinde önemli bir liman olma özelliğini sürdürmüştür.
Daday: İl merkezine uzaklığı 32 km. dir. Atatürk 23 - 31 Ağustos 1925'te "Şapka ve Kıyafet İnkılabı" dolayısıyla Kastamonu'ya geldiğinde ilçeyi ziyaret etmiş ve Köpekçioğlu Konağında misafir edilmiştir.
Devrekani: İl merkezine uzaklığı 29 km.dir. Eski bir yerleşim merkezi olan Devrekani höyük ve harabeleri, çeşme ve camileri ile arkeolojik yönden zengindir. 23 - 31 Ağustos 1925 Kastamonu ziyaretlerinde Atatürk 28 Ağustosta ilçeyi ziyaret etmiş, Bozkocatepe - Kurukavak Köyünde ormanlık bir alanda bulunan Müftüoğlu Mehmet Bey'in çiftliğinde misafir edilmiştir.
Hanönü: İl merkezine uzaklığı 69 km. dir. Kastamonu' nun en önemli yatırlarından, türbesi şehir merkezinde bulunan Şeyh Şaban-ı Veli İlçenin Çındar Köyünde M.1471 yılında doğmuştur. İlçede Mayıs ayı ilk haftasında "Şeyh Şaban-ı Veli Anma Haftası" Ekim ayının ilk haftası Panayır düzenlenmektedir.
İhsangazi: İl merkezine uzaklığı 37 km. dir. İlçenin İsalar Mahallesinde bulunan Haraçoğlu Camii ve Türbesi tarihi ziyaret yeridir.
İnebolu: İl merkezine 97 km uzaklıktadır. İlçe merkezi kentsel sit alanıdır. 347 tescilli yapı bulunmaktadır. Abeş Tepesi ve Geriş Tepesi Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillidir.
Küre: İl merkezine uzaklığı 61 km.dir. İlçede bulunan Doğanlar Kalesi M.Ö. 1700 - 1100 yıllarında yapılmıştır. Küre orman içi yayla turizmi için elverişli ve tabii güzellikleri olan bir ilçedir. Yaralıgöz Dağı eteklerindeki kanyon görülmeye değerdir.
Pınarbaşı: İl merkezine 92 km uzaklıktadır. Ilıca köyünde bulunan Roma Dönemi "Ayazma" da ılık su hala mevcuttur. Aynı köyde Devrekani Çayı üzerinde şelale görülmeye değer yerlerdir. İlçenin Sümenler Köyü sınırları içinde Sorkun yaylası yakınında bulunan dağlık alanda Ilgarini Mağarası turizm için önemli bir potansiyel arz etmektedir.
Türkiye'nin cennet köşelerinden biri olan Kastamonu, büyük şehirlerin gürültüsünden kaçmak isteyenlerin sığınabilecekleri bir huzur bölgesi, panoramik dağlarıyla, yemyeşil ovalarıyla, zümrüt sahilleriyle, zengin kültürel varlıklarıyla bir çok alternatifler sunan bir tatil beldesidir.
Eski bir yerleşim alanı olduğu bilinen Kastamonu yöresi MÖ.18.yy.da Gas'ların yurdu olmuş, zamanla Hititler, Firigler, Kimmerler, Lidyalı'lar, Pers'ler, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslıların yönetimine geçmiştir. Romalıların bu yörede kurduğu Paflagonia isimli eyaletin merkezi olan pompei-polis höyüğü bugünkü Taşköprü ilçesinde bulunmaktadır. Bizans hanedanı komenoslar tarafından yapılan ve Kastamonu şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan Kastamonu kalesi görkemli görüntüsüyle ziyaretçileri asırlardır selamlamaktadır.
Kastamonu geleneksel Türk evi ve yakın dönem osmanlı mimarisi örneklerinin yoğun olarak bulunduğu ender illerdendir. Kentsel sit kapsamına alınmış olan Kastamonu, Taşköprü, İnebolu, Küre ve Abana'nın eski mahalleleri ve yapıları ziyaretçilerde nostalji ve yahranlık uyandırır.
Milli mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olan Kastamonu İnebolu limanından Ankara'ya erzak, cephane ve insan akışında büyük yararlılıklar göstermiştir. Kurtuluş savaşında en fazla şehit veren üçüncü il olan Kastamonu 'nun Araç ilçesi ise nüfus bazında en çok şehit veren yurdumuzun tek ilçesi olarak tarihin altın sayfalarında yerini almıştır.
Kastamonu'nun sahip olduğu bu zengin tarihi ve kültürel mirası kadar bir diğer zenginliği de harikulade tabiatıdır. Başta Ilgaz Dağı Milli Parkı dağcılık sporları için mükemmel bir merkezdir. Zengin orman örtüsü, çeşitli yaban hayvanları, nefis piknik yerleri ve alabalığı ile görenlerin unutamayacağı özelliklere sahiptir. Kastamonu'nun 40 km. güneyindeki Ilgaz Dağı kayak merkezi kış aylarında büyük rağbet görmektedir.
Kastamonu'nun bitki örtüs ve peyzaj açısından çok zengin yaylaları da vardır. Daha ziyade Araç, Çatalzeytin ve Bozkurt ilçelerinde bulunan bu yaylalar yaz aylarında tatillerini şehir dışında geçirmek isteyenler için önemli bir turizm kaynağıdır. Pınarbaşı ilçesinde vahşi doğasıyla Varla Kanyonu ve Türkiye'nin en derin dördüncü mağarası olan Ilgarini, kampçılar ve maceracılar tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.
Kastamonu Karadeniz'de kirlenmemiş, betonlaşmamış 135 km. kıyı bandıyla deniz, kum ve güneş arayanlara da hitab etmektedir. Bu yılı bandında çok sayıda doğal kumsal ve bunların ardından yoğun bir orman örtüsü bulunmaktadır. Çatalzeytin'deki Ginolu ile Cide'deki Giderus koyları Karadeniz'in en güzel koylarıdır.
İşte Kastamonu bu doğal ve kültürel güzellikleriyle huzur arayan, doğayla başbaşa kalmak isteyen, kış sporlarını seven herkesi bekliyor. Dahası size zengin Kastamonu mutfağından değişik lezzetler tattırmayı (etli ekmek, biryan kebabı, döner üstü tirit, çekme helva vs.gibi) mahalli el sanatlarının (çarşaf bağları, baskı sofra bezleri, yerli dokumalar, ağaç oyma eşyaları, şimşir kaşıkları, örme sepetleri, müzik aletleri, kıstı takıları gibi) en güzel ürünlerini sunmayı vaadediyor.
Kardeşlerim...
* ARAÇ *
Anadoludaki en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Araçın ,tarihi kaynaklarda adı ilk defa m.ö 1132 yılında timanidis olarak geçmekte bu duruma göre de yaklaşık 3000 yıllık bir yerleşim geçmişine sahip bulunmaktadır.Buna 1866 yılında belediye örgütünün kuruluşunu, 1868 yılında da bucak örgütünün ilçeye dönüşünü eklersek, ARAÇın ülkemizin en eski belediyelerinden ve yine en eski ilçelerinden biri olduğunu görürüz.Karadenizle, iç bölgeler arasındaki ticari ve beşeri bağları kuran kervanların işlediği önemli bir yol güzargahında, önemli bir durak ve uğrak yeri olması, ilçeye ARAÇ adının verilmesine neden olmuştur.Araçlı, devletine ülkesine ve yasalara bağlı, düzene saygılı, inkılaplara uyumu süratli, sosyal düşünce düzeyi yüksek bir vatandaştır.Bu bağlılığın en yakın örneği Kurtuluş Savaşında Araçın nüfus bazında en çok şehit veren ilçe olmasıdır. Kastamonu kurtuluş savaşında 1948şehitle Ankara ve Konyadan sonra en çok şehit veren il konumundaydı. Verilen şehitlerin ilçelere göre dağılımı şöyledir
İşte bu tabloya bakıldığında Araçın Kurtuluş Savaşıında nüfus bazında en çok şehit veren ilçe olduğu görülebilmektedir.Araçta kan davası, toprak ağalığı yoktur.İlçe merkezinde ve köylerde hırsızlık yok denecek kadar azdır. Araştırmacı, yazar ve ozan İhsan Ozanoğlunun da dediği gibi Kanaatkardır, alaken mazbuttur, dayanıklı ve sabırlıdır.Çağın kılık kıyafetini, moda ve yaşam biçimini, teknolojik düzeyini günlük olarak izleyen ve benimseyen çağdaş bir yapıdadır Araçlı. Araç ekonomisinin esas omurgasını ormanlar oluşturur. Fakat ormanlar gitgide azalmaktadır.Bununla birlikte tarım ve hayvancılıkda gerilemektedir. Bu gerilemenin en önemli sebeplerinden biri büyük şehirlere göç nedeniyle oluşan köy boşalmaları, nüfus azalmasıdır. Toprak yetersizliği, ormanların giderek azalması bunun nedenlerindendir.
Araç Türkiyenin kuzeyinde Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde Kastamonu-Karabük arasında kurulmus 1878 km2lik bir yerleşim birimidir. Araça yakın yerlerdoğuda Kastamonu Merkez ve İhsangazi,batıda Safranbolu,kuzeyde Daday ve Eflani,güneyde Ilgaz ve Ovacıktır. İlçe genelde ormanlarla kaplıdır.Bu ormanlarda bulunan başlıca agaç türleriMeşe,Köknar,Çam ve Kayındır.İlçenın deniz seviyesinden yüksekliği rakım 641mdir. Araçın üç önemli yerleşim merkezi vardır.BunlarMerkez,İğdir ve Boyalıdır. İlçede tüm ilçe kurum ve kuruluşları bulunmaktadır.Ayrıca ,ilçede ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarından ilköğretim okulları,liseler Orman Muhafaza Okulu Türkiyenin ilk Orman Muhafaza Okulu ,Sağlık Meslek Lisesi,İmam-Hatip Lisesi Bulunmaktadır. 1868 yılında ilçe olan Araç 120 köy ve 6 mahalleden oluşmaktadır
* COĞRAFİ KONUM
Araç, Karadeniz bölgesinin batı Karadeniz bölümünde Kastamonu iline bağlı bir ilçe merkezidir.Kasaba, Kastamonu Karabük yolu üzerinde ve Ilgaz dağlarından kaynağını alan Araç çayının kuzey kıyısında kurulmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 641 metredir. İlçenin yüzölçümü 1880 km2, kasaba yüzölçümü ise 35 km2dir.
* İKLİM
İklimin Genel Karakteri İlçenin batı yönü genellikle açık olup bölge, Karadeniz ardı iklim bölgesine daha doğrusu geçiş iklim bölgesine girmektedir. Genel olarak karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak, kışları karlı ve donludur. Yağış genellikle ilkbahar ve sonbaharda yağar. Bu yağış kışın kar şeklindedir. Kar, Kasım sonları ve Aralık aylarında yağmaya başlar. Bazı yerlerde 1,1-5 metreyi bulur. Genel olarak ilkbahar serin geçer. Serinlik bilhassa yüksek kısımlarda kendini daha iyi gösterir. Yılın sıcak günleri Temmuz ayı başında başlayıp, Ağustos ayı ortalarına kadar devam eder.
* AKARSULAR
İlçe sınırları içindeki bütün akarsuları Araç Çayı ile Soğanlı Çayı toplamaktadır. Araç Çayı Ilgaz dağlarından inen Obruk, kızıleller ve süboğ dereleri ile beslenir. Aktaş deresi Ersük ile birleşerek çoğalır. Başköy yakınlarında Ilgaz dağlarından inen dere ile birleşerek Araç çayını teşkil eder. Kuzeyden güneye doğru akarak Araç Çayına karışan dereler ise Avlacık ve Kuzlan dereleridir. Kuzeybatıda Karadere, Daday ormanlarından çıkarak Kayaboğazı mevkiinde Araç Çayına ulaşır.
* BİTKİ ÖRTÜSÜ
İlçe topraklarını kaplayan hakim bitki örtüsü orman ağaçlarıdır. İlçenin sınırları içinde tarım alanları hariç tutulursa diğer bütün dağlar ve dağ yamaları sık ormanlarla kaplıdır. Bu ormanları iğne yapraklı ve yayvan yapraklı ağaçlar meydana getirmiş olup, yayvan yapraklılar daha çok ilçenin kuzeyindeki Karkalmaz sırtlarını kaplamaktadır. Orman ağaç türleri olarak köknar, kayın, meşe ve çam başta gelmekte ve işletmeye çok elverişli bulunmaktadır.
* ARAÇ KALESİ
Bu kale Araçın kuzeyinden geçen Araç Çayının kuzey kenarında bulunan doğal bir kayanın üzerine yapılmıştır.150 metrekarelik bir alana sahiptir. Yüksekliği 70-80 metredir. Oldukça dik bir vaziyettedir. Yapılacak bir taarruzu önlemek amacıyla Bizans tarafından yapılmış ,Osmanlı tarafından tamir edilmiştir.
* ASAR KALESİ
Bu kale Aliören köyü karşısındaki Asar dağındadır. Kaleye güney yönünden çıkılabilir. Uzunluğu 40, eni 15 metredir .Çıkan çömleklerin Osmanlılara ait olduğu sanılmaktadır. Bizans ve sonra Osmanlı tarafından derebeylerine yapılmıştır.
* AŞAĞIKARABÜZEY KALESİ
Iğdır bucağının Aşağıkarabüzey köyündedir. Osmanlılar tarafından yapılan bu kalenin uzunluğu 100, genişliği 15 metredir .Moloz taşından harçla yapılmıştır.
* KÖTÜRÜM BEYAZIT CAMİİ
Bu cami Çay mahallesinde olup molozdan harçla yapılmıştır. Çatısı ahşap üzeri kiremittir. Kapısının sağında Arapça bir kitabe vardır. Bu kitabeye göre cami 1374 yılında Candaroğlu hükümdarı Kötürüm Beyazıd tarafından yaptırılmıştır.
* KÜREİ HADİD CAMİİ
Bu cami de moloz taşından harçla yapılmıştır. Bulunan kitabeye göre cami 1451 yılında Candaroğlu İsmail Bey tarafından yaptırılmıştır.1891 yılında Kastamonu valisi Abdurrahman Paşa tarafından tamir ettirilen cami demirli köyündedir.
* SÜZEY TATLICA CAMİİ
Moloz taştan harçla yapılmıştır. Arapça bir kitabeye göre cami 1727 yılında Kıblelizade İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Camii Süzey köyündedir.
* VEZNEDAR YENİ CAMİİ
Moloz taştan harçla yapılmış olan camideki kitabeye göre cami 1916 yılında Başveznedar Halil bey tarafından yaptırılmıştır. Mihrabı Araç mermerinden yapılmıştır. Kagir minaresi vardır. Yeni mahalle veznedar sokaktadır.
benim güzel memleketimin güzel insanları memleketimizi gayet güzel tanıtmışsınız hepinize teşekkürler
bütün board arkadaşlarımızı gelmek gezmek ve görmek isterlerse seve seve misafir ederiz duyrulur
Kastamonu mutfağı pirinç, buğday, mısır gibi yöre ürünleri ağırlıklıdır. Yaygın olarak üretilen elma, armut ve erikten pestil, reçel, pekmez yapılır. Pazara dayalı beslenme oldukça sınırlı olan ilde ev yemekleri, özellikle çorbalar, beslenme kültüründe önemli bir yer tutar.
Tarhana yapımı
Başta tarhana olmak üzere kırsal kesimde üç öğünde de çorba içildiği görülür. Kiren denen kızılcık, domates, pancar, yoğurt ve sütle yapılan tarhanalar çok yaygındır. Tosya çevresindeyse pirinç, beslenmenin değişmez öğelerindendir. Tarhana yapımında fesleğen, nane, dereotu, yeşil biber, yöreye özgü bitkilerden siyah ve gernikden de yararlanılmaktadır. Tosya dolaylarında tarhana için yapılan yoğurda "aygut" denir. İnce tarhana eleğinden elenen un, dereotu, fesleğen, nane ve yoğurtla karıştıralarak yoğrulur. 8-10 gün mayalanmaya bırakılır. Hamur biçiminde kullanılacaksa olduğu gibi tenekede saklanır, ya da güvlek, kulplu denilen kaplara doldurulur. Kurutulacaksa, hamurdiki denilen ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılır. Kuruyunce elle ufalanır, kalburdan geçirilerek tenekelere doldurulur.
Ekmek yapımı
Kastamonuda birçok ekmek çeşidine rastlanır. Kıyı köy ve kasabalarında, Karadenizin diğer yörelerinde de olduğu gibi mısır unu, yağ ve peynirle yapılan "mamalika" yaygındır. El değirmeninde çekilmiş undan yapılan ekmeğe kırtılya da "kırtıç" adı verilir. Yağda kavrulmuş mantardan katmer, cevizden de ket biçiminde ekmekler yapılır. Özellikle Kürede şekerkamışı, peynir ve soğan karıştırılarak pişirilen yufka ekmeği yaygın olarak tüketilir. Un, yoğurt, yumurta, biber, nane ve soğan karıştırılarak yapılan yoğurtlu ekmek ise sacda pişirilir. Devrekani yöresinde "kesik" denen çökelekle pişirilen yufka ekmeği de özgün ekmekler arasında yerini alır. Taş ekmeği, taş pidesi denen pide türü ekmekler ise taş ocaklarda pişirilir.
Pekmez yapımı
Tazesine ala erik, kabuğu soyularak kurutulmuş olanına ise üryani eriği denen ve yöreye özgü bir meyva olan eriğin tüketimi yaygındır. Üryani eriğinden, pelverde denen bir tür marmelat hazırlanır. Yaz aylarında sulandırılarak şerbeti; kış ayları için ise reçel, komposto ve pestili yapılır.Elmanın, kaba misket, sıkı misket, hüryemez, melek, söğüt başta olmak üzere dokuz türü vardır. Sertlik, sululuk, tatlılık derecelerine göre yazlık, güzlük, kışlık denilen armut türlerinden de sıklıkla pekmez yapılır. Pekmez yapımı için meyvalar el tokmakları ya da çağdaş araçlarla ezilir ve kaynatılır. Ekşiliğini alsın diye içine marın denen ak toprak bire onbeş oranında katılır. Tadını buruklaştıracağı ya da rengini karartacağı düşüncesiyle pekmez metal kaplara konmaz, galvenizli, tahta ya da toprak kaplarda saklanır.
Pazara dayalı beslenme oldukça sınırlı olan ilde ev yemekleri, özellikle çorbalar, beslenme kültüründe önemli yer tutar. Başta tarhana olmak üzere kırsal kesimde üç öğünde de çorba içildiği görülür.