Coğrafya > MALATYA

    MALATYA
    Malatya

    Malatya

    Coğrafi konum itibariyle tabii yol üzerinde bulunan Malatya ön tarihinin Paleolitik çağa kadar indiği, ansır (Buzluk) ve İnderesi mevkiinde bulunan mağaralardan anlaşılmaktadır.

    1979 yılında başlayan Karakaya Baraj Gölü kurtarma kazıları kapsamındaki İzollu mevkii Cafer Höyük''te yapılan kazılarda , o yöre insanının paleolitik mağaralardan çıkıp ilk defa ovada tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları ve yerleşik köy hayatına başladıkları anlaşılmıştır. Cafer Höyük kazılarıyla, Malatya ve çevresinin M.Ö. 7000 yılında iskana başlandığı anlaşılmıştır.

    1979 - 1986 yılları arasında kazıları sürdürülen Pirot - Caferhöyük çalışmaları sonucu dünyanın ilk heykel örneği sayılan, beyaz kireç taşından yapılmış küçük figüranlar M.Ö. 7000 yılına tarihlenmektedir. Kazı sonrası gün ışığına çıkarılan bu eserlerin bir kısmı halen Malatya Müzesi''nde sergilenmektedir. Tarih kronolojisini takip ettiğimizde, yörenin ana seramiği tek renk olup, ateşte az pişirilmiş koyu astarlıdır. Bu seramik yanında ithal malı Halaf tipi seramik örneklerinin Hekimhan, Kuyuluk, Hinso ve Arguvan-Karahöyük''te; Hassuna boyalı seramik örneklerine Aslantepe, Değirmentepe, İsahöyük ve Fırıncıhöyük''te rastlanmaktadır. Aslantepe ve Değirmentepe kazıları, bölgedeki yerleşimin M.Ö. 5000-3000 yılları arasında Kalkolitik çağda devam ettiğini göstermektedir.

    Değirmentepe ve Aslantepe''de çok sayıda taştan ve pişmiş topraktan damga mühürleri ile pişmemiş toprak mühür baskıları bu yörelerin önemli bir ticaret merkezi olduğunu belgelemektedir. Anadolu ile olduğu gibi, Kuzey Mezepotamya ve Suriye ile de Fırat Nehri yoluyla ticaret bu dönemde yapılmıştır.

    M.Ö. 3000 yılında Malatya yöresinde seramik genellikle elle yapılmış, hamuruna ince kum karıştırılmış siyah astarlıdır. Bu seramik örneklerine; Aslantepe, Hasırcı, Fırıncıhöyük, Karahöyük, İsahöyük, Morhamam, Kösehöyük, İmamoğlu, Değirmentepe, Köşgerbaba ve Pirothöyük''te rastlanmıştır.

    Eski Tunç II. Döneminde, M.Ö. 2500 yıllarında başlayan seramik örneklerine yörede yer yer rastlanılmıştır.

    Eski Tunç III. Evrelerine ait elle yapılan, ateşle pişirilen seramikler Malatya bölgesinde çoğunlukla deve tüyü renkli olup, üzerindeki süsler, geniş bantlar şeklinde desenlerle kaplıdır. Bu örneklere Aslantepe, Değirmentepe, Pirothöyük''te rastlanmıştır. M.Ö. 3200 yıllarına tarihlenen tapınak, Aslantepe kazılarıyla 1992 yılında gün ışığına çıkarılmış, bölgenin en önemli bir dini ve kültür merkezi konumunda, Mezepotamya kültürü ile çağdaş ve hatta Anadolu''nun ilk tapınak örneklerinden olarak tarih ve arkeolojiye ışık tutmaktadır.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    TSK
    Kayısılı Yarma- Kayısı Renaissance Rulo - Malatya Ululü Dana Madalyon- Kabuk Aşı- Kayısılı Patates Dolması - Cevizli Kayısılı Hindi Dolması - Sultan Kayısı Saksı Kebabı - Kayısılı Tacin- Soya Soslu Tavuz



    Kayısılı Yarma



    Ölçüler ; ( 6 kişilik servis için.. )


    1 su bardağı süt

    1 tatlı kaşığı tarçın

    250 gr. ceviz

    1 kg. şeker

    bir miktar su

    arzuya göre 2 yemek kaşığı buğday nişastası

    1 su bardağı fasulye

    1 su bardağı nohut

    1 su bardağı çekilmiş ince yarma

    750 gr. kuru kayısı



    Yapılışı ; Nohut ve fasulye bir gün önceden ıslatılır. Nohut ve fasulye düdüklü tencerede 20-25 dakika haşlanır. Yarmanın içine 1 yumurta ile aldığı kadar az miktarda ılık su ile yoğrulup misket gibi yuvarlanır. Kayısılar yıkanıp bir tencerede haşlanır. Su kaynamaya başladığı zaman misket gibi hazırlanmış malzeme bunların içine atılır. 10 dakika kaynadıktan sonra içine şeker ve süt konur. 15 dakika daha ocağın üzerinde kaldıktan sonra kaselere konulup dolapta soğutulur. Üzerine tarçın ile servis yapılır. Arzu edenler nişasta koymadanda yiyebilirler.



    Kayısılı Renaissance Rulo



    Ölçüler ; ( 6 kişilik servis için.. )



    1 adet somon filetosu

    200 gr. Malatya kayısısı

    50 gr. krema

    250 gr. milföy hamuru

    1 demet pazı yaprağı

    tuz

    karabiber



    Yapılışı ; Fileto somon balığı ince bir şekilde açılır ve kenarlarından artan balıklar ile fars yapılır ve farsın içine Malatya kayısısı ile krema konarak tatlandırılır. Somon balığının içerisine pazı yaprakları açılır ve fars sürülerek somon rulo hale getirilir, somon rulosu tekrar hamura sarılır ve 170 derecede 25 dakika pişirildikten sonra soğuk olarak servis yapılır.



    Malatya Usulü Dana Madalyon



    Ölçüler ; ( 6 kişilik servis için.. )



    170 gr. dana madalyonları

    50 gr. demiglas

    20 gr. krema

    25 gr. Malatya kayısısı

    30 gr. tereyağı



    Yapılışı ; Madalyonlar tuz ve biberle tatlandırıldıktan sonra tereyağı ile tavada pişirilir. Bir soslukta ince doğranmış Malatya kayısısı sote edilir ve demiglas ilave edilir. Bir süre kaynadıktan sonra krema ilave edilerek madalyonların üzerinde servis yapılır.



    Garnitür ; Malatya kayısısının çekirdekleri çıkartılır ve içine önceden sote edilmiş ıspanaklar doldurulur, kapak tarafı kızartılarak servise hazır edilir. Aynı şekilde bir adet kayısının içerisinde mısır konarak aynı işlem yapılır.



    Kabuk Aşı



    Ölçüler ; ( 6 kişilik servis için.. )



    1 kg. yağsız kemikli et

    1 çay bardağı nohut

    1 kg. aşı gün kurusu

    bir avuç şeker

    3 kaşık tereyağı

    2 kaşık salça

    tuz- karabiber



    Yapılışı ; Kemikli et yıkanır bir tencerede ateşe konur, kendi bıraktığı suyu çekince yağ ilave edilerek et kızartılır ve salçayla suyu konur. Kaynamaya başlayınca nohut ilave edilerek kısık ateşte et pişirilir. Diğer taraftan kabuklar ayıklanır, yıkanır ve pişen ete ilave edilir. 1 tatlı kaşığı tuz ve bir avuç şeker konur. Kabuklarda pişince ateşten alınır, sıcak olarak servis yapılır.



    Kayısılı Patates Dolması



    Ölçüler ; ( 10 kişilik servis için.. )



    500 gr. patates

    50 gr. tereyağı

    200 gr. un

    50 gr.irmik

    2 adet yumurta sarısı



    Yapılışı ; Patatesler püre edilip içerisine yukarıdaki malzemeler ilave edilerek hamur haline getirilir. Hamur bir süre dinlenmeye bırakılır. Bu aşamadan sonra gerekli olan malzemeler ise ; yarım kilo haşlanmış kayısı, 100 gr. tereyağı, 120 gr.galete unu, kesme şeker, toz şeker. Bundan sonra yapılacak işler ise şunlardır ; Patates hamuru 1mm. Kalınlığında açılıp 8 cm. lik kare kesilir. Kayısıların içi 1 kesme şeker ile doldurulur. Daha sonra, kayısılar hamura sarılıp yuvarlanır ve hafif tuzlu sıcak suda 10 dakika pişmeye bırakılır. Galete unu ise tereyağında çok hafif bir şekilde kavrulur. Sonra, hamura sarılı haşlanmış kayısılar kavrulmuş galete ununa bulanır. Pudra şekeri ile ve arzuya göre sos ile servis edilir.



    Kayısılı Piliç Göğsü



    Ölçüler ; ( 2 kişilik servis için.. )



    Bir parça tavuk göğüs eti

    50 gr. tavuk kıyması

    1 yumurta

    1 orta büyüklükte pazı yaprağı

    5 adet kayısı

    tuz- biber

    ½ dl. Kayısı püresi

    60 gr. milföy hamuru

    1 yumurta sarısı



    Yapılışı ; Tavuk göğsünün üzerine tuz ve biber serperek hafifçe sote yapılır ve soğuması için bekletilir. Tavuk göğsünün üzeri, tavuk kıymasının yarısı ile kaplanır. Üzerine kayısılar dizildikten sonra tavuk kıymasının diğer yarısı ile kaplanır. Bütün karışım, önce pazı yaprağına, daha sonra milföy hamuruna sarılır. Hamurun üzeri yumurta ile fırçalanır. 180 derecedeki fırına yerleştirilip 20 dakika pişirilir. Daha sonra, fırından çıkarılır. 5 dakika dinlendirildikten sonra servis edilir.



    Cevizli-Kayısılı Hindi Dolması



    Ölçüler ; ( 4 kişilik servis için.. )



    1 hindi (yaklaşık 4 kilo ağırlığında )

    cevizli- kayısılı iç

    2 yemek kaşığı tereyağı ya da margarin

    ¾ bardak inceltilmiş krema

    sek beyaz şarap ya da tavuk suyu



    Yapılışı ; ¼ bardak yağı bir tavada eritin. ½ bardak kabaca doğranmış cevizi içine boşaltın. Orta hararetin üzerindeki ateşe kızarana kadar, yaklaşık 3 dakika karıştırın. Cevizleri süzgeçle çıkarıp, bir kenara koyun.

    Tavaya ¼ bardak yağ daha ekleyip iyice kayılmış 1 orta boy soğanı ve ince doğranmış bir miktar kerevizi yumuşayana kadar pişirin.

    6 bardak ufalanmış kepekli ekmeği bir kaseye koyup, üzerine hafifçe kızarttığınız sebzeleri, cevizi, ½ bardak parçalanmış kuru kayısıyı, ½ çay kaşığı tuzlanıp kurutulmuş tarhunu, çarliston biberi ve ¼ bardak tavuk suyunu yavaş yavaş ekmek nemlenene kadar ekleyin. Hazırladığınız bu harç 8 bardak kadar olacaktır.

    Hindinin iç ve dış kısmını soğuk suyla çalkalayın. Eklem ve boyun kısımlarını hindi suyu elde etmek için saklayın.

    Hindiyi hazırlanan içle doldurun. Üstüne tereyağı sürdükten sonra göğüs kısmı yukarı gelecek şekilde tepsiye yerleştirin. 180 derece sıcaklıktaki fırında yaklaşık 3 saat pişirin. Böylece yemek servise hazır hale gelir.





    Sultan Kayısı Saksı Kebabı



    Ölçüler ; ( 4 kişilik servis için..)



    1 kg. kuzu eti ( kuşbaşı )

    500 gr. kuru kayısı

    200 gr. arpacık soğan

    5 diş sarımsak

    2 yaprak defne

    1 çay kaşığı karabiber

    1 su bardağı süt

    500 gr. Bürüksel lahanası

    50 gr. margarin

    limon suyu, tuz, şeker



    Yapılışı ;



    Et, soğan, sarımsak, tarçın, karabiber, zencefil, yağ, limon suyu, defne yaprağı, süt, tuz ve şeker.Tüm bu malzemeler bakır ve dibi kalın tencereye konarak ağzı kapatılır. 40-45 dakika pişirildikten sonra kayısı ve lahanayı kaynar suya banyo yapıp, kayısı ve lahanayı ayrı ayrı tavalarda sote tabir ettiğimiz şekilde sallanarak et ve diğer malzemeye ilave edilip, küçük toprak saksılara taksim edilerek üstüne minfey hamurundan kapak yapılıp orta ölçülü bir fırında 20-25 dakika pişirilir ve sıcak servis yapılır.



    Kayısılı Tacin



    Ölçüler ; ( 4 kişilik servis için..)



    1 tavuk

    iri bir soğan

    bir tutam zefran

    bir tutam karabiber

    tarçın, bir bardak toz şeker

    300 gr. kayısı

    bir bardak su.



    Yapılışı ; Çukur bir kapta doğradığımız ince halka soğanlar, zafran, karabiber, tarçın, bir çay bardağı çiçek yağı, bir tutam tuz ile karıştırılır. Tavuğun üzerine ve içine sürülür. Biraz bekletilir. Tencerenin içinde karıştırılarak kızartılır. Bir su bardağı su ilave edilir ve pişirilir. Bir kaşık tereyağı ilave edilir. Kayısılar önceden ıslatılır, bir bardak su, bir bardak şeker, üç parça kabuk tarçınla kaynatılır. Pişince sadece taneleri tavuğun yanına ilave edilerek servis yapılır.





    Soya Soslu Tavuz



    Ölçüler ; ( 4 kişilik servis için..)



    10 parça tavuk kanadı

    1 su bardağı soya sosu

    1 tatlı kaşığı salça

    1 çay kaşığı şeker

    4 diş sarımsak

    iyice ezilmiş yeterli miktarda ay çiçeği yağı



    Yapılışı ; Soya sosunu,salçayı, şekeri ve sarımsağı derince bir kasenin içine iyice karıştırılmalıdır. Tavuk kanatları temizlendikten sonra önceden kızdırılmış yağda iyice kızartılmalıdır. Yağları iyice süzülen tavuk kanatlarını daha önce hazırlanmış olan soya sosu karışımına koyup 5 dakika beklettikten sonra servise hazır hale gelir.
    KAYISI KANSERİ ÖNLÜYOR

    Bilindiği üzere kanser hastalığı insan vücudunda çeşitli şekillerde ortaya çıkmakta ve birçok kanser çeşidi bulunmaktadır. Kanser hastalığının tedavisi ise tam olarak henüz yapılamamaktadır. Birkaç kanser çeşitlerinde hastalığın ilerlemesi ancak durdurulabilmektedir.

    Bunun için de ağır bir ilaç kürü ve radyoterapi uygulaması gerekmekte, bu yöntem de insanlar üzerinde tahribata yol açmaktadır.

    Yapılan araştırmalara göre Kayısı kanser hastalıklarını önlemektedir. Bir başka önemli yararı da kanserli hastalarda hastalığın ilerlemesini durdurmaktadır.

    Günde 3 kayısı tüketilmesinin kanserin önlenmesinde ve mevcut hastalığın ilerlemesinde büyük yararlar sağladığı açıklanmıştır.

    Kayısı kadar yararlı bir başka ürün de kayısının çekirdeğidir. Doğada en yüksek oranda B17 vitaminini ihtiva eden tek ürün Kayısı ve Kayısı Çekirdeğidir.

    Uzmanlar, kanseri önlemede ve kanserin yayılmasının önüne geçilmesinde günde 7ila 10 adet kayısı çekirdeği tüketilmesini önermektedir.
    MALATYA KAYISISI

    Kayısının Tarihçesi;

    Tarihi kaynaklara göre Türkistan, Orta Asya ve Batı Çini içerisine alan çok geniş bir bölgenin kayısının ana vatanı olduğu sanılmaktadır. Günümüzden 5000 yıl gibi çok uzun bir zaman önce kayısı bu bölgede bilinmekte ve tarımı yapılmaktaydı. Büyük İskenderin seferleri sırasında kayısı M.Ö. IVyyda Anadoluya getirilmiş yetişmesi için uygun iklim ve toprakları Anadoluda bulunduğundan Anadolu kayısının ikinci vatanı olmuştur. M.Ö. I. Yyda Roma ve Pers savaşları sırasında Ermeni tüccarlar tarafından önce İtalyaya sonra da Yunanistana götürülmüştür. İtalya ve Yunanistandan diğer Avrupa ülkelerine geçişi uzun yıllar almış 13. Yyda İspanya ve İngiltere, 17. Yyda da Fransa ve Amerikaya da götürülmüştür.

    Kayısı, coğrafik olarak dünyanın hemen hemen her yerine dağılmış olsa da daha çok Akdenize yakın olan ülkelerde Avrupa, Orta Asya, Amerika ve Afrika kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları bulmuştur. Dünya yaş kayısı üretiminde Türkiye birinci sıradadır. Türkiyeyi İspanya, İtalya, birleşik devletler topluluğu, İran Fransa, Yunanistan ve ABD izlemektedir. Bu birinci grup ülkelerin yaş kayısı üretimleri 100 bin tonun üzerindedir. Birinci gruba Fas, Pakistan, Suriye, Çin, Güney Afrika, Macaristan, eski Yugoslavya, Romanya, Avustralya, takip etmektedir.

    Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 10-15inin yapıldığı Türkiyede 6 kayısı bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgeler;

    Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi

    Kars, Iğdır bölgesi

    Akdeniz (Mersin, Mut, Antakya) bölgesi

    Marmara Bölgesi

    Ege Bölgesi

    İç Anadolu Bölgesi

    Bu bölgeler içerisinde Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi dışındaki bölgelerin üretimleri sofralık tüketime yöneliktir. Birinci bölgedeki kayısıların çoğunluğu kurutulmakta ve bu bölge dünya kuru kayısı üretiminin yaklaşık % 85-90ını karşılamaktadır.


    -Ağacın sağlığı için suyun ağaç gövdesine değmemesine dikkat edilmelidir.

    -Sulama sabahın erken saatlerinde veya akşam,gece yapılmalıdır.

    -Suyun dengesiz verilmesi meyvelerde çatlamalara,dökülmelere ve kalite bozukluğuna yol açar.Ağır topraklarda suyun göllenip,zamklaşma ve kök çürüklüğü gibi hastalıklara yo açmaması için sulama suyunun kontrollü verilmesi gereklidir.

    -Ağacın kök boğazı çevresine 50 cm kadar yarıçaplı küçük bir çanak,ağaç tacı izdüşümü genişliğinde ikinci bir çanak açılır ve su bu iki çanağın arasına verilir.

    Malatyada En Çok Yetiştirilen Bazı Kayısı Çeşitleri ve Özellikleri

    Malatyada üretilen kayısı çeşitlerinin başında Hacıhaliloğlu çeşidi gelir. Malatyada üretilen kayısının % 90ına yakını bu çeşitten yapılmaktadır. Son yıllarda Kabaaşı, Soğancı çeşitlerinin de yaygınlaştığı görülmektedir.

    Ayrıca Hasanbey, Çöloğlu, Çataloğlu, Şekerpare, Yeğen, Hacıkız, Paşamişmişi ve Turfanda diğer önemli Malatya kayısılarındandır. Bu çeşitlerden Hacıhaliloğlu, Kabaaşı, Soğancı ve Çataloğlu kurutmalığa elverişli, diğerleri ise sofralık çeşitlerdir. Kurutmalık çeşitleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik, kuru madde oranlarının yüksek oluşudur. Bu çeşitlerde kurumadde oranı % 24-30 arasında değişmektedir. Diğerlerinde bu oran genellikle % 18-20ye çıkmaktadır.

    Kurutmalık çeşitlerden Hacıhaliloğlu, Soğancı, Çataloğlu ve Kabaaşı orta irilikte meyve oluşturmaktadır.

    Kayısı çekirdeği kabuk ve içten meydana gelmiştir. Meyve ağırlığının % 12sini oluşturur. Çekirdek içi bileşim olarak Glikozit, Amigdalin, Nişasta, Yağ ve benzeri maddelerden meydana gelmiştir. Acı çekirdek ilaç ve kozmetik sanayiinde; tatlı çekirdek ise gıda sanayiinde kullanılmaktadır. Çekirdek içi (tohum) alındıktan sonra, geriye kalan kabuk yakacak olarak kullanılmaktadır.

    Kayısının Besin Değeri ve İnsan Sağlığına Yararları

    Kayısı ihtiva organik ve anorganik maddeler vasıtasıyla insan sağlığına olumlu etkilere sahip bir meyvedir. Kayısı yüksek miktarda şeker, nişasta, protein, pektin, pektoz selüloz, organik maddeler, vitamin A.B.B2, C,E,P, PP, Folik asit, az miktarda K20, C03, P205, CO, daha az miktarda Na20, Ca0, mg0, Fe03, C1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve Cu içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden B karoten yönünden çok zengindir. Vitamin A vücudu ve organları saran epitel doku ve gözün sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, endokrin bezlerinin çalışması için elzemdir. 200-250 gram kayısı diyeti yeteri kadar yağ içeriyorsa günlük vitamin A tüketiminin 1/3ünü karşılayabilir. Ayrıca kayısının sodyumca fakir, potasyumca zengin oluşu bazı özel diyetlerin düzenlenmesinde yardımcı olabilir. Sodyum ve potasyum vücut sıvılarının kozmatik basıncı ve asit baz dengesi için gereklidir. Vücutta sodyum birikimi ödemlere yolaçar. Potasyum yetersizliğinde glikojen yetersizliği görülür. Kayısı Sodyumun kısıtlanmış diyetlerde mesela konjestif kalp yetmezliğinde, böbrek hastalıklarında, asit toplanması gereken hepatit sirozda ve uzun süre kartikosteroit tedavi gören kişilerde kolaylıkla kullanılabilir.

    Kayısıdan elde edilen ürünler

    Minimal işlenmiş kayısı

    Dondurulmuş kayısı

    Kayısı konservesi, pulpu ve nektarı

    Kayısı meşrubatları, kayısı pulp konsantresi

    Kayısı jöle, reçel, marmelatı ve kreması

    Yeşil kayısı turşusu ve kayısı pestili

    Toz ve kuru kayısı (çir, gün kurusu ve patik)

    Kıyılmış ve doğranmış kuru kayısı ürünleri

    Ekstruzyon kayısı mamulatı ve kayısı şekerlemeleri

    Kayısı ekstraktı ve esansı

    Kayısı pasta, kek, dondurma ve gofret türü mamulatı

    Kayısı Hasadı, Kurutulması ve Pazarlaması

    1. Hasat: Kayısı ağaçlarında en uygun hasat elle toplama şeklinde olup, meyvelerin zarar görmemesi ve bir olgunlukta toplanmasını sağlar.

    Silkeleyerek hasatta, ağaç altına branda serilse bile meyvelerin zedelenmesini ve aynı olgunlukta toplanması sağlanamaz. Çırparak hasatta yukarıda anılan zarara ilaveten dalların ve meyve gözlerinin büyük ölçüde zarar görmesine yol açar. Son zamanlarda yurt dışından ithal edilerek Malatyada geliştirilen örümcek ağı görünümünde olan brandaya silkelemek suretiyle meyvelerin zarar görmesinin önlenmesi yanında işgücü ve zaman tasarrufu da sağlanmıştır.

    2. Kurutma: Kuruma süresini kısaltmak, tabii rengi korumak, böceklenmeyi önlemek ve muhafaza süresini artırmak gayesiyle yapılan kükürtleyerek kurutma, toplam üretimin % 80inden daha fazlasını oluşturmaktadır. Doğrudan toprağa, betona ve bez sergilere serilerek tabii olarak kurutulan ürünler, toplam üretimin yaklaşık % 10unu oluşturmaktadır.

    3. Pazarlama: Malatya nüfusunun % 60ının geçim kaynağını oluşturan kayısının % 95i ihraç edilmekte olup, bu ülkelerin başında ABD ile Avrupa başta gelmektedir. Dünyada üretilen kuru kayısının % 65-80ini Malatya kayısısı teşkil eder.

    Kayısıcılığın Problemleri ve Islah Çalışmaları

    Malatya kayısıcılığındaki sorunlar; Kültürel uygulamalar, teknolojik imkanlar, muhafaza, pazarlama, nakliye ve ihracat alanında görülmektedir.

    Yetiştiricilikte en önemli problem ilkbahar geç donlarıdır. Konunun en kesin çözümü yapılacak ıslah çalışmalarıyla dona dayanıklı çeşitlerin elde edilmesi olacaktır. Ayrıca kaliteli ve bol meyve elde etmek için sulama, gübreleme vb. kültürel uygulamalara azami dikkat edilmesi gerekir.

    Teknolojik problemler ise hasar sırasında meydana gelen zedelenmeler, kükürtleme işleminin kontrolsüz şartlarda yapılması sebebiyle standardizasyonun sağlanmaması sayılabilir. Bunun için kükürtleme ve kurutma tekniklerinin geliştirilmesi gerekir. Kayısıların muhafazası, tasnifi, ilenmesi, ambalajlanması, taşınması ve ihracatında da çok düzensizlikler bulunmaktadır. Standardizasyona gerekli önemin verilmesinin yanı sıra reklam geliştirme faaliyetleri ile kuru kayısı ihracatındaki dar boğazlar aşılabilecektir.

    MALATYA TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜNCE KAYISININ PAZARLAMA SORUNLARI KONUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

    2002 Yılında yapılan çalışmalarla kayısının yaş olarak pazarlanması, pazarlamadaki sorunlara büyük ölçüde çözüm olmuş, İhracatçı Firmalarla olan diyaloglarla 2003 yılında daha fazla miktarda yaş kayısının pazarlanmasıyla bu sorunun büyük ölçüde giderilmesi cihetine gidilmektedir.



    Kuru kayısı ihracatında yaşanan en büyük problem ise kayısıdaki kükürt oranının yüksekliği olup, bu konuda 2003 yılında yapılması programlanan çalışmalar şunlardır;

    Doğru Kükürtleme konusunda yayım çalışmaları,

    Broşür  Afiş - Liflet hazırlanması ve üretim sezonundan önce çiftçilere dağıtımının sağlanması,

    Eğitici TV programlarının düzenlenmesi,

    Kükürtleme konusunda Panel düzenlenmesi,

    Pilot bölgeler belirlenerek, ihracatçılarında katılacağı üretici toplantıları düzenlenmesi,

    AB normlarına uygun, düşük kükürtlü kuru kayısıların alıcılar tarafından tercih edileceğinin ve daha yüksek fiyatla alınacağının ihracatçı firmalarla beraber hazırlanacak deklarasyonlarla ilan edilmesi.
    HOŞGELDİN ARAMIZA DENİZ GARDASIM
    ellerinize SaqLık
    BURaM BuRAm MemLeKEt KoKUSU GeLDi
    MALATYALI GARDASLARA KUCAK DOLUSU SEVGİLER

    TANRI TÜRK'U KORUSUN VE YUCELTSİN
    Hemserilerime selamlar ... böyle bi yer içinde tşk
    elınıze sağlık
    ğpaylaşım için sasğolun arkadaşlar
    ahh malatya vahh malatyaaa

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız




    MALATYA MERKEZDE BULUNAN SELÇUKLULAR DÖNEMİNE AİT 'YENİ CAMİ'CAMİNİN MİNARELERİNDEN BİRİ YARIM VAZİYETTE.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    ORDUZU PINARBAŞI.ŞEHİR MERKEZİNE 10 DAKİKA MESAFEDE ÇOK GÜZEL BİR MESİRE YERİ.AYNI ZAMANDA HER YIL 13-17 TEMMUZ TARİHLERİ ARASINDA DÜZENLENEN ULUSLARARASI KAYISI FUARI DA BURADA DÜZENLENİYOR ...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    BEŞKONAKLAR
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Ahhh Malatya memleketim degil ama...yuregim orda...
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Arkadaslar Tofitanin resimleri cevap yazdigindan belli acilmiyor
    Bir bakarmisiniz?


    MALATYA İLE İLGİLİ DAHA NELER VAR NELER...

    KAYISI ÜRÜNLERİ SON İKİ SENEDİR OLDUKÇA ARTTI.

    AMA NE YAZIKKİ TANITIMI YAPILMIYOR.

    BURDA FAYDALARINI ANLATAN ARKADAŞLARA TEŞEKKÜR EDİYORUM.

    Malatyan'in bahar kokusu...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız




    GÜN BATIMI'NDAN BİR ŞİİR..

    MALATYA
    -Sevgili hemşehrilerime..

    Taşına, toprağına,
    Dalına, yaprağına,
    Bahçesine, bağına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Baharına, kışına,
    Yazın Pınarbaşına
    Pıtpıt denen aşına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Çekirdeksiz duduna,
    Yağlı hasi buduna,
    Hocamız armuduna,
    Aşıkım Malatya'nın.

    Babuktu nahnasına,
    Sacdaki yufkasına,
    Kulplu ayran tasına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Havasına, suyuna
    Derme kanal boyuna,
    İnsanının huyuna
    Aşıkım Malatya'nın..

    Güzüne ve yazına
    Mişmiş ve kirazına,
    Kızlarının nazına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    [Dağına, tepesine
    'Eşgili Küfde'sine,
    'Gardaş' diyen sesine
    Aşıkım Malatya'nın..

    rapkir biberine
    Leblebi şekerine,
    Hülasa her şeyine,
    Aşıkım Malatya'nın..
    MALATYA
    -Sevgili hemşehrilerime..

    Taşına, toprağına,
    Dalına, yaprağına,
    Bahçesine, bağına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Baharına, kışına,
    Yazın Pınarbaşına,
    Pıtpıt denen aşına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Çekirdeksiz duduna,
    Yağlı hasi buduna,
    Hocamız armuduna,
    Aşıkım Malatya'nın.

    Babuktu nahnasına,
    Sacdaki yufkasına,
    Kulplu ayran tasına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Havasına, suyuna
    Derme kanal boyuna,
    İnsanının huyuna
    Aşıkım Malatya'nın..

    Güzüne ve yazına
    Mişmiş ve kirazına,
    Kızlarının nazına,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Dağına, tepesine,
    'Eşgili Küfde'sine,
    'Gardaş' diyen sesine,
    Aşıkım Malatya'nın..

    Arapkir biberine,
    Leblebi şekerine,
    Hülasa her şeyine,
    Aşıkım Malatya'nın..


    ahhhh malatyam ahhhh
    ne güzel bir şiirmiş bu yaa


    Malatya'mi özledim ben yaaaaaa
    şiir ve bilgileriniz için teşekkürler arkadaşlar.
    memleket özlemi bu kadarcık şeyle dinmiyor ama güzel bir nafas alıyoruz.
    valla dokturcuum ben o siirler resimleri caldim pc ime kaydettim

    ama napiim biricik Malatya'mi cok özlüyom
    malatyayı görmedim ama görmek isterdim açıkçası
    özlemcim ilk firsatta gitmeni tavsiye ederim

    inan hic pisman olmazsin
    inş. çok isterim belki bi güm yolum düşer
    Siiri ve resimleri begendinize sevindim

    skiden iletisim teknolojisi diye bir sey yoktu.
    Okuma yazmasi olanlar gurbetteki yakinlariyla mektuplasarak hasret gideriyorlardı o zamanlar mektup onemli bir kultur gostergesiydi
    Uzaklara gonderilen bir nefes, bir dert anlatma araciydı mektup.
    Bugunse mektuba gerek yok artik, herkes ayni yasiyor, ayni dusunuyor ve mailler, telefonlar hatta goruntulu telefonlar, ozlemi, dertlesme istegini de kaldiriyor.
    Bende eski donemlerden kalma, yaziyla dertlesmenin yapildigi gunlere ait otantik bir mektup buldum ve sizlerle paylasmak istedim.

    iste Malatyali Ashan Bacinin askerdeki oglu Husamettin'e yazdigi mektup![

    "Çağam seni eyle ösgedimki"

    Malatya'da yaşayan Aşhan Bacı 1945'te İstanbul'da askerlik yapan oğlu Hüsamettin'e sık sık mektup yazarak hasretini gidermeye çalışıyor.

    Aşhan Bacı mektuplarında kendi dertlerini anlattığı gibi, ülke meselelerine de değiniyor.

    Benim cigerimin köşesi nazlı boz oğlum.
    Eeee nasısın oğlum, ne var ne yoğ, heç bize havadis yazmıysın ula...

    Seni Yaradana havel ediyim. Gınalı goçum, asger oğlum benim.
    Sen asgere giderken eline gına yağdıydığ gomutanların gızmadılar ya çağam.
    Eğer ki gızarlarsa onlara de ki :Gomutanım gomutanım, Anadolu'da erkek adamın eline üç dafa gına yağarlar, sünnet olduğunda, ki erkekliğe gurban olsun, mert olsun diye, ikincisi askere gittiğinde ki vatana gurban olsun şehit olsun diye, üçüncüsü evlendiğinde ki eşine gurban olsun er olsun diye.

    Çağam seni eyle ösgedim eyle ösgedim ki heç dayanamam yavrum.

    Senin it'in de eyi, senin niyetine itoğlu it'e eyle bakıyım ki deme gitsin.
    Bağ çağam ben sana büssürü havadis yazdırıyım sende bana yaz emi..
    Çağam bıldır aldığımız tavuğun altına on yumurta goyup pinde gurka yatırdım, bi sürü cücüğümüz oldu, görsen ağlın çığar amma egerine pisikler dadanıp da yemezlerse sen gelene çek besleyeceyik, kesmeyeceyik heç.
    Gadan alam Hüsameddin, çağam sana gız bağmaya başladığ. Geçenlerde Çarmuzu'da "eyi bi evin eyi bir gızı var" dediler. Gızı şeyle bi çala gördüm.
    Boyu bosu eyi de acığletin zayıf geldi bana.

    Gendine eyi bağ, üşüdüp müşütmeyesin çağam, terini üsdünde sovutma, yorulma ha
    Bu mektubu de teze mekdebe giden Pambığcıların torunu cingöz Musdafa yazdırıyım. Kesmece tud gurusu verdim de göynünü etdim.

    Asker Hüsamettin'den Malatya'daki Aşhan anasına cevap

    İstanbul Selimiye Kışlası'nda askerlik yapan onbaşı Hüsamettin'in de özlem duyguları annesinden farklı değil.
    Hüsamettin'in, İstanbul'a ve modern kızlara olan hayranlığını anlattığı satırlar Türkiye'de beş yıl sonra başlayacak sosyal değişimi de gösteriyor. "Beni dukuz ay garnında daşıyıp soyna binbir zahmetnen doğuran canım anam Aşhan.
    Ana gız ben sizi çoğ ösgedim. İzini de iki sene doldurmadan vermiylermiş.
    Ana beni heç merak etmen. Yatdığım döşek otdan yapılmış amma aynı pambığ gibi. Agşam düşüp sabah gağıyım.
    Yiyik de yiyik
    Ben üst ranzada yatıyım. Emrimdeki asgerlerin her ağşam hem ayağlarini hem de çoraplarını yığadıyım
    Yoğsam goğmuş pendir gibi eşgi eşgi, pis pis goğuylar gız ana.

    Ana, geçen gün bir asker gaçıymış, tiren isdasyonunda yağalamışlar.
    O da gide gele Malatyalı çığmaya mı? İnzibatlar "Nere gidiysin la"
    O da ne demiş bülüymüsün ana gız, "Malatya'ya gidiyim, arvadımı ösgedim"demiş. Bagele şu gırpoya hele.
    ]Yüzümüzü gara çığardı arsız herif.
    Ya hemşehrimiz İsmet Paşa bunu duyarsa ne der bize? Ele del mi ya ana?..

    Canım anam, mekdubunda beni evermek üçün gız aradığını hatta bağıp bulduğunu söylüsün. Biren anam sen deli misin? Benim asgerliğin bitmesine da 3 yıl var.
    Ana gız, buranın çok gözel gızları var.
    Hem gözel, kibar gonuşuyorlar, hem gözel gözel goguylar. Ayrıcana da her bişeyi de biliyler.
    Hem Isdanbul eyle gözel eyle gözel bi yer ki ana gezmeynen insanan doyası gelmiyi.




    Aşhan Bacı'nın Almanya'daki kızı Zühre'ye
    yazdığı mektup sitem dolu:

    "Gızım Zörhe akıllı ol"

    Anan gurban ola sana gızım Zörhe

    Halın keyfin nassı çağalar nassı, nediyler? Herifin Mıymıntı Hasen nediyi, nassı? Siz eyle ösgedim ki bırnımda tütüysiniz.
    Nazlı gızım, gınalı gızım benim, olmaz olasısıca gişin gomadı seni burda, aldı götürdü gurbet ellere.
    Sankime burda iş güc yoğ, elaleme var bi ono yoğ
    Nola eloğlu işde, he aynar mı haldan.
    Yegi yanı yere gelesice he. Hasret godu beni gınalı gızıma. Yüzü gülesice gızım, inşaallah gine iki cannı değildirsin. Noluyu eyle, daha altı sene oluyu gelin olalı ardı ardına dört tene çağa doğurup sıraya düzdün
    O at ğırgızı gılığlı, yılan ğırgan gocan olacağ herifin düşünmüyü sendemi heç düşünmüysin.

    Çarşıya hökümet meydanının orta yerine İsimet Paşa'nın bi tene heykelini tikeceklermiş. Milletten para topluylarmış. Fakır fıkara bu para toplama işine epey gızıylarmış. Atamızın heykelini de dikiylermiş yanında da çırılcıplağ bi genç herif varmış.
    Gelen geçen "bu heç beyle olur mu yav, Allah Allah" deyip söyleniylermiş.
    Millet oradan geçerkene başını öge eğiymiş.
    Cahil cimriler nediyi ola pekey? Uyamaaan, milletin ağzına da bi sakız ilazımda işde, çeynesin dursunla şimdi. Bağağ nolacağ. Amma diyiler ki o çıplağ herifin öğüne bi tene yarpağ goyacağlarmış ki ayıp yerleri gapana.
    Goysunlar tabi ya, o ne eyle anam töbe tebeeeee...

    Sen heç oralardan halınızdan heçbi haber yazmıysın ki gızım. Demiysin ki 'benim anam var babam var, nasıl acep? Noluylar? Gardaşların nassı, hısımların nassı?' Senin aklına hiç gelmiyik ki.
    He gızım he, el oğlu olacağ herifin datlı geldi hebet de eyle mi gızım.

    Alintimage
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    herkese selam,
    hemsehrilerimizle boyle bir formda bulusmak cok guzel. ozellikle ciristina ya tesekkur ediyorum paylastigi mektuplar ve resimler cok guzell.. elinie saglik
    hepiniz kalin saglicakla
    canim anam benim ne kadar özlemisim onu bu mektuplari okuyunca

    ellerine yüregine saglik cristiana beni ne kadar mutlu ettigini tahmin bile edemezsin... yawww gel senide MALATYA'li yapalim hee ne dersin
    Bunlarda Dogansehir ilcesinin fotolari ama bi türlü köyümün fotolarini bulamadim gitti

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Bu Dogansehir ilcesinin genel görünümü

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız