Zehir akıtan baldıranlara bir avuç dolusu gül sunabilmektir.
Gariplerin yüzüne ıtır kokulu bir tebessüm koyabilmektir cihad.
Dünyanın kan kokan vahşeti içinde Tevhid'in ferahlık ve sükûnetini getirebilmektir.
Allah Rasûlü gibi sadrını çatırdatan yükü omuzlamaktır. Sonra İnşirah sabahında yorulmadan, kırılmadan gözlerini başka bir ufka dayamaktır cihad
Cihad, Nuh -aleyhisselâm- gibi, küfür haykıran kavmin karşısında, yüzyıllar geçse de Tevhid'in kalesi olmaktır.
Cihad, Sancak-ı Rasûl olmaktır. Huzuru dalgalandırmaktır, yeryüzü coğrafyasında; gönül haritalarına işlemektir muhabbeti Kuru cihangirlik dâvâsı değildir, cihad!.. Bir beşâret-i Nebî uğruna ömrünü adamaktır Fâtih Sultan gibi. Yavuz Selim gibi Allah'tan gayrı bir nefes almaksızın çölleri aşmaktır. Makamsız olmak en büyük liyâkattir. Kanunî gibi Padişah kaftanını hiçe sayıp top arabasını omuzlamaktır.
Ahmed Yesevî Hazretleri gibi, cihad, küfrün karanlığı içine bir nezir gibi atılacak gayreti dokumaktır gönüllere. Ve o erlerle garba uzanıp haçın yerine hilâli koyabilmektir.