Duygusal > Yılmaz Erdoğan Şiirleri

    MEVSİMLİK ŞARKI

    Kanıyor takvimden gamsız ağaçsız
    evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar
    güvertesinde adresini şaşırmış
    kayıp bir nisan yağmuru

    ömrümün sol anahtarısın
    hazan makamının kapısını açan
    ne nisanlar gördüm ben
    ilkbahardan kaçarken
    bir mızrapa tutunan

    ne bileyim ben
    böyle bir şeydir herhalde
    bir mevsimin şarkısı
    ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı...

    ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman
    ağlamayı bir de,
    şarkıya söz yürür,
    yeşile aldanır suyun kudreti
    ve sen hiçbir zaman
    sol anahtarı yaptıracak bir çilingir
    bulamazsın
    bana kalırsa sen,
    ömrümün sonuna kadar,
    o şarkının kapısında kalacaksın!

    YILMAZ ERDOĞAN
    GÜLÜŞÜN

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.
    Sarılışında ne düşler,
    Ne düşükler,
    Sakınamazsın.

    Aynı yolları,
    Kimsesiz mekanları,
    Birlikte özleme hasreti...
    Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.

    Bütün iç savaşlarda,
    Rehin alındı bu yürek
    Kandıramazsın.

    Hangi çekilişin
    Büyük ikramiyesi bu,
    En uzak sevişmelerin
    Yeni yetme utancı.
    Lakin aşk,
    Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
    Sakınamazsın...
    Yeni yetmelik işine gelince:
    O zaten hepimizin gizli öznesi
    Türkçede var.
    Bazı dillerde yok.

    Gülüşünde bir mana var,
    Saklayamazsın.
    Kime niyet kime felaket bu aşk,
    Anlayamazsın.

    Ödümüz patlıyor acı çekmekten
    Oysa;
    Biraz da acıdır,
    Aşkın mayası.
    Kaçınamazsın.

    Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
    Tutunacak yerimiz yok,
    Resmi tutanaklarda.

    Gülüşünde bin yıllık hasret var,
    Saklayamazsın.
    ..........................
    Bu yazık karşılaşmanın
    Alnımıza çakılıyor anafikri:

    Aşka cesaretimiz yoksa
    Başka zaman görüşürüz!

    YILMAZ ERDOĞAN
    ÖMRÜM ÖMRÜM

    mum yanar
    mum ışıldar
    kendileri yoktur gölgeleri oluşur
    ferinden korkulsa da rahmetin
    yenilmez toprağa can katmanın kudreti
    bir ömre kaç hayat sığar
    görülecektir....
    mum aydınlar
    mum sınar
    ayrılık acısı kadar seversin
    ve sevmenin coşkusu kadar koyar insana
    aşk sözlüğünden ayrılmak

    mum yaralanır
    mum sürer
    kem göz sahibini sürükler
    son çağındır artık
    fitil kokar
    gövdende birikir
    senden eriyen parçalar

    mum biter
    mum söner dibine hayatın
    işte yaşadım dediğin
    bir mum ömrüdür

    eren
    ve
    eriten kendini....

    YILMAZ ERDOĞAN
    ALKOL İKİNDİSİ

    Biz ne zaman içsek,
    Köfte geç gelir
    Ve oturur muhabbetin terkisine
    Çıplak bir efkar sözcüğü

    Biz ne zaman içsek,
    Sabah akar meycinin cebine
    Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
    Çırıl bir efkar sözcüğü
    Delikanlı kıvamında sevda değilse de
    Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
    Biz ne zaman içsek,
    iç değilizdir aslında.

    Bu alkol ikindisi şiirle
    Şimdi burda açılsaydın
    Adımın baş harfi gibi
    Belki ağustos kokardı ağustos
    Sen,
    Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
    Senine boyuna sevilmiş sen
    Yalanı sevdasından büyük sen
    Bir bil-sen.

    Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
    Genzimizde göl gözyaşları
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.

    Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...

    YILMAZ ERDOĞAN
    KIZIM BERFİN İÇİN

    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

    Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yaşanılası iklimim hoşgeldin.

    (adımın çapraz yazılması kimin
    umrunda...
    denize düşen yılana öykünür
    biraz da...)

    bir aralık sızıverdin işte
    ömrümüzün en gevrek zamanı...
    çıt diyor kırılıyoruz,
    öfke kadar saydamız o zamanlar
    ve kırılgan
    bıçak kadar!

    kızım demeyi öğrettiğin için
    o tanrısal kokun
    ve gülüşündeki baban için

    ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
    yarım yamalak aşk kırıntıları
    tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
    haritası,
    hatta el değmemiş delilikler istiyorduk...
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk

    ama sızıverdin işte...
    bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
    mayışmamıza bir limon yetecekti...
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çıkageldin...

    hoşgeldin berfinim...
    kızım kızgınlığım...
    bilmiyorduk daha,

    objektiflerin objektif olmadığını,
    ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
    meğer doyurmak çok zormuş
    içimizdeki hayvanı...

    habersiz geldin, kusura bakma
    ortalık biraz dağınıktı...
    şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
    olmamıştık daha...

    işin zor kızım,
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin...
    baban mı var, derdin var kızım...

    hoşgeldin kızım,
    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

    YILMAZ ERDOĞAN
    KIZIM BERFİN İÇİN

    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

    Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yaşanılası iklimim hoşgeldin.

    (adımın çapraz yazılması kimin
    umrunda...
    denize düşen yılana öykünür
    biraz da...)

    bir aralık sızıverdin işte
    ömrümüzün en gevrek zamanı...
    çıt diyor kırılıyoruz,
    öfke kadar saydamız o zamanlar
    ve kırılgan
    bıçak kadar!

    kızım demeyi öğrettiğin için
    o tanrısal kokun
    ve gülüşündeki baban için

    ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
    yarım yamalak aşk kırıntıları
    tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
    haritası,
    hatta el değmemiş delilikler istiyorduk...
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk

    ama sızıverdin işte...
    bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
    mayışmamıza bir limon yetecekti...
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çıkageldin...

    hoşgeldin berfinim...
    kızım kızgınlığım...
    bilmiyorduk daha,

    objektiflerin objektif olmadığını,
    ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
    meğer doyurmak çok zormuş
    içimizdeki hayvanı...

    habersiz geldin, kusura bakma
    ortalık biraz dağınıktı...
    şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
    olmamıştık daha...

    işin zor kızım,
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin...
    baban mı var, derdin var kızım...

    hoşgeldin kızım,
    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...

    YILMAZ ERDOĞAN
    ADIN BAHARDI

    Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca
    Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
    Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
    Aşkın içimde solardı adın bahardı

    Eteğini koştururdun sokağımızda
    Sokak sus pus olur sana bakardı
    Bilmezdin gizliden izlediğimi
    Gözlerim gözlerinden korkardı
    Hatırlıyorum adın Bahardı

    Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
    Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
    Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
    Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
    Hatırlıyorum adın Bahardı.

    YILMAZ ERDOĞAN
    cok severim
    SaoL DoSTuM....
    Paylaştıgın İçin Teşşekkürler Kardeş
    ellerine sağlık arkadaşım...
    Ellerine saglik arkadasim
    ellerine sağlık arkadaşım
    Emeklerine sağlık, teşekkürler
    paylaşımların için çok teşekkürler kardeş eline sağlık
    ellerine sağlık
    cok tesekkurler..