ben pek sosyal bir insanım diyemem
genelde katılmam, eylenceye,dost toplantılarına vs.
ha bulunduğum şehirde ve bana uygun mekandaysa katılırım o ayrı tabii.
ama yinede içimden gelmez o ayrı, hani beni oracıkta gırtlaklasalar daha iyi)
ben evde oturmayı severim.
lakin kimseyede benim gibi evde oturmasını önermem.
ben gençken hep şundan yakındım: bana bakıyorlar, ben uzaylımıyımda bana pürr dikkat bakıyorlar derdim, yani bakış baskısından dolayı dışarı çıkmayı hiç istemezdim. şimdide, yaşlandım ya kafam kaldırmıyor hırıltıyı,gürültüyü)
ama şunu hep derim: keşke gençken yapabildiyimi yapsaydım.
o yüzden özellikle engelli gençlere tavsiyem: kendilerini rahatsız eden bakışlar yüzünden,kendilerini eve kapamamalarıdır. çünki, yaşlanınca o gezme/keşfetme yi biz istesekte, yorgunluğumuz istemiyor. kısacası herşey yaşa göre,
20 yaşındaki bir delikanlıyla 45 yaşındaki birinin kanı aynı akmaz,
birinin deli deli akar oluk oluk, diyerininki ağır aksak.
ben şimdi bir yere gitmeye gerçekten çok çok üşeniyorum.
hernekadar geçerli nedenlerimde olsa, kanım deli deli aksaydı üşenmezdim...
çünki artık yorgunum,
bacağımın teki bükülmez benim, kazık gibi durur, ve felçli olduğumdan
gövemide çeviremem sopa yutmuş gibiyimdir
bu nedenlerden dolayıda küçük otobillere sığmam illa bir yere gitmem için minübüs kiralamam lazım.
şimdi bir yere gidecek olsam,
minübüsçü bulmak zorundayım, içine binmek için acaip bir efor sarfetmek zorundayım vs.
eminim gençken kendimi eve kapatma isteğim olmasaydı,
deli deli akan kanımla üşenmezdim
o yüzden genç kardeşlerim, hiç bir zaman bugünü yarına bırakmasın.
yaşınızın gerektiği gibi deli deli, aka aka, seve seve, ırmak misali yaşayın taze baharınızı.
o bakışları çok ii biliyorum evet uzaydan gelmiş gibi davranıyolar insana bazen dışarı çıkmaktan nefret ediyorum.ama elimden bişy gelmiyo ağlamaktan ve o kendini bilmezlere içimden kızmaktan başka.. bu arada paylaşım için teşekkürler