- Seni az önce dağları seyrederken gördüm. Niye öyle uzun uzun baktın?
- Hiç...
- Sonra, ormanlara indirdin bakışlarını, niye?
- Hiç...
- Sonra da çağıl çağıl akan o ırmağa niye daldı gitti bakışların?
- Hiç...
- Peki şimdi niye kaybolup gidiyor bakışların okyanusa?
- Hiç...
- Sen şimdi gökyüzüne de bakar, oraya da hiç dersin?
- Evet Hiç...
- Sen başka laf bilmez misin be adam? Nedir derdin yahu?
- HİÇ...
Yaşlı bir adam tarlasında çalışırken tebdil-i kıyafet halkın içinde gezen hükümdar ona yaklaşır. Selamlaşırlar, yaşlı adam yolcunun sıcaktan bunaldığını düşünerek ona ayran ikram eder. Daha sonra sohbet etmeye başlarlar. Hükümdar yaşlı adamın sözlerinden etkilenir ve ona kim olduğunu sorar. Yaşlı adam ona:
- "Hiç" der, hükümdar merakla:
- "Ne demek bu, senin muhakkak bir adın ve ünvanın vardır" der, yaşlı adam gene:
- "Hiç" der, hükümdar bu sefer kendisiyle alay edildiğini sanar ve:
- "Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ben bu ülkenin hükümdarıyım" der. Adam bu durum karşısında durumu izah etmeye çalışır:
- "Peki hünkarım şimdi siz bu ülkenin hükümdarısınız, bundan sonra ne olmayı planlıyorsunuz" der. Hükümdar şaşkın bir tavırla:
- "Hiç" der, yaşlı adam o zaman:
- "Hünkarım işte ben sizin hükümdarlıktan sonra ulaşacağınız o mertebedeki adamım" der...
Cengiz KAYACILAR
eSasında Cidden Her$ey Kocaßir Hiç
'' Her Şeyi O Denli Kaybettim ki, Tanrı'yı Kazandım.'' demi$ Necip FazıL.
ßu YazıyLa Ne qüzeL uyu$uyor deiLmi ?