Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir ***ürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:
"Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi...." Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.
Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.
"Üsüdüm" dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... "Bana bir sey mi söylemek istiyorsun" dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak "evet" seklinde basini salladi.
Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek "söyle öyleyse ne diye bekliyorsun."
Genç adam içini çektikten sonra "sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz"
"Bunlari sorma geregini neden duydun." dedi genç kiz.
Genç adam söze basladi: "bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?
Genç kiz "evet hatirladim" dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden "o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla "aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?"
Genç kiz tekrar "evet" dedikten sonra saskin saskin "evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez."
Genç adam güldü "Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin."
Genç adam devam etti "bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz"
Genç kiz anlamisti, "yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?"
Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.
"Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak."
Genç kiz sasirmisti, "Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum."
Genç adam iç çekerek "hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk."
Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle "Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur."
Genç adam "Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum." Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.
Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz "kalkalim istersen" dedi.
Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz "tamam o zaman sana mutluluklar dilerim" diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam "arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi" dedi. Genç kiz evet" anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.
Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu."allahim" dedi "allahim güç ver bana".
Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.
Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7 de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......
"Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM......."
evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....
Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.
Genç adam "Nalan ile görüsebilirmiyim" dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; "Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti."
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............
Birkaç ay sonra...
Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....
- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:
"Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM......."
Geceydi seni bana taşıyansen geceye yakındın, ben de sanaağır aksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin hoş geldin korkularınla,
sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanların görebileceği acılarınla geldin iyi ki geldin
Bekleyişlerim içine hapsettiğim özlemlerim vardı nicedir kimseyle paylaşmadığım hüzünlerim soramadığım sorularımhatırladığımda yüreğimde yaratacağı o korkunç sızıyı duymaktan korktuğum için beynimin bir köşesine fırlatıp attığım ve bir daha hiç dokunamadığım anılarım vardışimdi özgür bıraktım özlemi, şimdi hüzün de sevinç de doyasıya yaşanıyor bende sorular cevabını buluyor anılar canlanıyor çünkü sen geldin
Susmak ne çok akıllandırmış beni ne çok biriktirmişim kelimelerimi bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni "seni soluyan bir rüzgara kapılmış gidiyorum"yüreğimi bir yelken gibi açtım, seninle dolduruyorum seninle olmanın seni yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin
Bir büyüysen bozulma bir hayali yaşıyorsak kaybolma hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın ruhuna talibim ben, asıl gerçek bu kaçışlarda bıkmış, hep yarım kalmış ruhum da bir tek seninle doyuma ulaşacak kendini bulacak dedim ya sen geldin
Bir de mavi var öyle yanereye saklamıştım maviyi? Kimlerden gizlemiştim
de yok sansınlar istemiştim? Bak, güneş bile mavi mavi parlıyor görüyor musun? Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin gir katmanları maviyle anılıyor görebildiğim her şey en çok maviye tutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun.çocuk gibi seviniyorum sen maviyle geldin
Sahi.çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben senin içindeki çocukla oynayacak
bendeki çocuk yalansız ve saf olacak kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak kaleyi yıkacak, seni kurtaracak kahraman olacak, çığlıklar atacak yorulmayacak sensiz hiçbir oyuna ebe olmayacak korkma içindeki o çocuk hep yaşacak kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim çünkü sen o çocuklar geldin
Yoktum ben, senden önce yoktum sanki.sen geldin varlığımı bildim.sen geldin bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm sen geldin ben oldum, sen geldin ben aşık oldum ama ne güzel geldin
Bir gün tutar bir caneriği çiçeğini sunar bahara. Bİr tutam serinlik, bir yürekte buğulanan sıcaklık .
Ve konar gözlere bir öpücük gibi kuşların sevinci bahar. Okşar bir annenin parmakları gibi usulca saçlarımızı seher yeli.
Bir tutam gün ışığı dolar içimize, bir tutam sevinç çığlığı.
Ne zaman bahar gelse sevinci yaşar kırlar, dağlı çocuklar umudu kucaklar bir yanımızda; bir yanımız da kuşlar,
çiçekler, kelebekler sevinci yaşar. Aydınlık gelir dört bir tarafa, gürül gürül akar dereler.
Bir dağ pınarı gibi hayat kaynar kanımızda, yüreğimizde tomurcuk tomurcuk fışkırır aşk:
Alıp ***ürür duygularımızı uzak dağların ötesine, serin serin esen rüzgarlar...
Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazı.
Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su gibisin. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar sesin gökyüzünde.
Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur yapraklarımı uzak diyarlara.
Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin.
Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz...
Ben seni ozanca sevdim türkübakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz.
Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun.
Umut, aşk ve alın terisin ak alınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen türküdür dilin.
Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda.
Acılar içinde de olsam yaşamı çılgınca sevdim. Çılgınca sevdim dağları, ormanları, güneşi, çocukları.
En çok da seni sevdim aşkçiçeğim.
Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı.
Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardindan akasyalar.
Gitme, bir güvercin sıcaklığı gibi kal yüreğimde.
Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep,.
Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere;
Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.
Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme buralardan, gözleri türkülü kuşum .
İçimdeki baharı öldürüp gitme. Kimsiz, kimsesiz kalır türkülerim. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden.
Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm
Unutulmak istiyorum
Sevgi dolu kalbinden ansızın yok olmalıyım
Senin için ben, sadece bir muammayım
Nâif bir çizgi var aramızda
Bir adım daha atmamalısın bana
Bu son adımın olsa da.
Ben ise;
Sana olan sevgimi yüzüne karşı değil
Masmavi okyanusta ummanlara haykırmalıyım
Sen herşeyden bir haber
Yine eski alışkanlıklarının içinde
"Öylesine bir sevdaydı" demelisin benim için
Ve unutulmak istiyorum
Unutan sen olunca,
Kendimi yokluğunun cehenneminde
Varlığının cennetinde sanıyorum
Beni anlamalısın !
En güzel günlerimizin hatırına
Unutmalısın...
Unutmak zorundasın beni
Ben senin bildiğin ben değilim
Bir kıvılcım, bir ateş
Ya da bir volkan gibiyim
Seni de aşkımla küle çevirmek istemiyorum
Arkana bakmadan çek git buralardan
Ara sıra hep uzaklardan seslen bana
Fakat, çok uzaklardan.
Ve unutmalısın beni, kaçmalısın sevdamdan
Bir başkasıyla mutlu olmalısın
Ben sadece senin yokluğunla avunmalıyım
Merak etme,
Seni ömrüm boyunca seveceğim
Üzgünüm;
Ben, senin bildiğin ben değilim...
Ben sensiz daha mutluyum bu şehirde
Biliyorum ki, şu an yalan söylüyorum sana
Baksana, dört duvar olmuş sensiz bu şehir
Üzerime gelir kara bulutlar, fırtınalar
Bu duvarlar beni sıktıkça, sıkar
Bir anda kurtulurum tüm bunlardan
İşte o an;
Sadece seni düşündüğüm andır.
Ben seni unutamam
Ama, sen beni herşeyin inadına
Unutmalısın
Beni anlamalısın...
"Yok böyle bir sevda, hiç olmadı" demelisin
Birimizden birimiz vazgeçmeliyiz
Ve bu, sen olmalısın
Nâif bir çizgi var aramızda
Bir adım daha atmamalısın bana
Bu son adımın olsa da.
Ve unutmak ümidiyle
Son kez bakmalısın, ağlayan
Sensiz hiçbir işe yaramayan
Mavi gözlerime.
Hadi durma artık, git
Benim bilmediğim
Ve senin için istediğim tüm güzelliklere.
Ömrüm boyunca hoşça kal,
Bensiz mutlu olman dileğimle...
Gelmeni isterdim görmeyi istediğimde seni. Görmeni isterdim yalnızlığı dinlediğimde beni. Duymanı isterdim yalnızlığa anlatırken seni. Okumanı isteridim sana yazdığım şiirleri. Her gün yeni bir umuttu seni görebilmek için. Her gün yeni bir umuttu duygularımı sana anlatmak için. Çekindim sana açılmaktan, korktum hayır demenden. Korktum çünkü, yıkılırdım hayır demenden. Bir daha konuşamazdim bakamazdim sana. Umut eddim çaresizliğe düştüğümde. Hayal ettim seni özlediğimde. Senin için hissettiklerimi anlatmak istededim. Ama olmadı bir türlü, O ilk sözcüğü bulamdım. Belkide hiç yazmamalıydım bunları, unut boş ver diyemiyorum ama. Zaten olmaz diyeceksin sakın cevap yazma diyemiyorum. Sadece bil geceleri sen uyurken adının sayıklandığını. Sadece düşünüldügünü bil bir yerlerde. Ama biliyorum seni görmeden yapamam. Uzaktan sezsizce izlerim seni ama sen farketmeden. Düşünüyorum yarinlar var, üzülüyorum sensiz yarinlar olur diye. Her zaman gönül ilişkilerim ters gitti. Her zaman bir bakış aradım, bir ses aradım taki o güne dek. Daha önce duygularımı anlatmak istedim ama hissettiklerimden emindeğildim. Şimdi eminim ama umarim artik çok geç degildir. O gün senle konuştuktan sonra hiç şansimin olmadigini anladim. Ama içimdeki haykırışa dur diyemedim. Bilsem ki bir daha beni görmek istemesende. Yinede sana duygularımı ifade etmek istededim. Hayırda bir cevap değilmidir zaten kendimi her türlü cevaba hazırladım. Yazmayı bırakamıyorum sanki seni bana daha çok yakınlaştırıyor. Bilmiyorum benim sana karşi hissettiklerimi bana karşi hissedecekmisin. Ama emin olduğum bir şey varki yazdıklarımı okuduktan sonra. Hiç bir şey ayni olmayacak iyi veya kötü. Hayal ettim bir gün bir yerde seninle bir güzel günü. İsminin baş harflerinden şiirler yazdım sana okumak istedim okuyamadım. Her yıldız kaydığında bir dileğim vardı senin için. Radroda çalan her şarki sanki seni anlatiyordu seni hatirlatiyordu. Sana yazdığım son şiir yarıda kaldı bir eksik var gerisini yazamıyorum. Bir gün eğer senden uzak kalırsam karanlık bir yağmur gibi. Canımı sıkarsa yaşamak yine resmine bakarak hayal ederim seni
Kelimelerime ilk defa söyledigim günkü heyecanim ve içten samimiyetimle söyleyecegim iki kelimemle baslamak istiyorum birtanem; Seni Seviyorum... Merhaba birtanem nasilsin Umarim iyisindir.. Askim mektubuma baslarken sana neler yazacagimi, yazacaklarimla neler anlatmam ve nasil anlatacagim konusunda hiç bir düsüncem ve fikrim yok. Düsünüyorum da her gecen gün, güz yapraklari gibi birer birer dökülürken ayaklarimin dibine ben her gece karanliga dikip gözlerimi, senin hayalini kuruyorum. Binlerce adim attim bu kentin sokaklarinda , her köseyi, her parki, her agaci ezberledim, sevdaya bulanmis her kaldirim tasinda senin adini aradim birtanem... Yalnizligimda özlem sarkilari ezberledim, kimi zaman bagira, bagira kimi zamanda fisildayarak söyledim.Karanliga haykirdim her gece hasretimi sesimi duyacaksin diye.. Sensiz yalnizligimda saatler asir gibi geliyor geçmiyor sanki sen gibi geliyor geçmiyor sanki..!eksik yasiyordum ama sen eksiklige inat tamamladin yuregimi. Çalan her telefonu yüregimin deli bir cagliyana dönen atisiyla açtim, senden baska duydugum her seste hep ayni kirikligi yasadim. Kaç gece sabah ettim gözlerimi kapamadan seni düsünerek, senin hayalini kurarak... Seni düsünmek adeta uyumayi unutturuyordu insana. peki nasil oldu da bu kadar erken baglandim sana.....Beni burada yakip kavuran sevginin ve hasretinin atesi varken birde üstüne üstelik, yagan yagmurlarda bu atese adeta odun atarcasina yagiyor bu günlerde, yagan her yagmurla birlikte hüzünde yagiyor yüregime çünkü her yagan yagmur seni hatirlatiyor bana, hiç unutamadigim günler, dakikalar geliyor aklima..Neydi beni sana bagliyan Seninle yazisirken ya da konusurken gecen dakikalarin verdigi hazmi Ah evet. Insana Hiç bitmese dedirten o dakikalar. Yoksa sende insani kendine bagliyan bir seyler mi var Sigara gibi, alkol gibi. Her ne olursa olsun seni ALLAHin verdigi kalple, bütün benligimle sevdim ve ALLAH n verdigi ömürle de bitirmek istiyorum, seni hayatimin son nefesine kadar sevmek, kaderim ve alin yazim olsun diyerek seni sevdigimi bir kez daha söylemek istiyorum. canim hadi biraz gülümse bakim bir anda bu yazilar karsisinda duruldugunu zannediuyorum. Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim degil, yüregimdi seni gören. Sen damarlarimdaki kana karisip , geldin oturdun yüregime canim... Bir baska yerde olamazdin zaten. Sen, benim en degerli yerimde, yüregimde olmaliydin, orada kalmaliydin. Çok aska ev sahipligi yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni oysa bu yurek hiç sevemedi baskasini... Herhangi bir konuk degildin artik... Bu yüzden ne agirlama fasli vardi, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiydin. Simdi ilkbahar, yaza giriyoruz ya... Ben dört mevsim bahari yasadim seninle ve tebessümlerinle... Çiçek çiçek açtin yüregimde. Gökkusagi zayif kaldi, senin renklerin karsisinda. Taze bir yaprak gibi yesildin.. Açelyaydin pembeliginle oysa ben karanfili severdim seni tanimadan önce ama açelyalarda hos oluyormus. Üzerine çig taneleri düsmüs sari güldün. Kirmiziydin bir ates gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayi sevdim seni neden mi cünkü sema mavidir gözlerin ise umut sen gönlünü hep mavi tut dedim hep kendi kendime... Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düsünemedim. Seni severken dünyayi da sevdim ben, insanlari da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatin sahibiydim artik. En kizgin, en tahammülsüz oldugum anlarda bile, seni düsünmek yetti bana Içimdeki sevinç yüzüme yansidi, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygisiz, içten gülüsün ne demek oldugunu, nasil güzel bir sey oldugunu anladim seninle... Her seye ragmen sevdim seni. Güçlüydüm ve asamayacagim hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazir bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulasmak için önüme çikan her seyi yok edebilirdim. Sana ulasmami engelleyecek her seyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulastigimdaysa sakin bir göle dönüsürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandim da..Koskoca sehir bile dar geldi bana....Cennete ilham cehenneme sukut ve mahsere beklentisizce gitmek neymis seninleyken neymis seninleyken ölmek birak kalsin simdilik zamanim var seni sevmek için birak geç gelsin biraz azrail.. Her halin çekti beni. Durusunu, uyumani, gülmeni, kizmani, saskinligini, safligini, kurnazligini, çocuklugunu, olgunlugunu göremeden bile sevdim cok sevdim. Sesini de sevdim suskunlugunu da. Küçük oyunlarini, kaprislerini, sitemlerini, korkularini sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdani, uçari sevdani anlatacak kelime bulamadim çogu zaman. Sigmadin cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadi oysa kelimeler bile seni anlatirken benim gibi yetim kaldi... Seni severken yorulmadim. Çünkü sen yasam kaynagiydin. Her gün yenilendim. Seninle çogaldim seninle büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladin. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezligin ta kendisiydin hani demistimya sana bir yanim eksik yasiyordum ama sen eksiklige inat tamamladin yuregimi...Her defasinda diyorum sana sevenler için olmaz olmamali....Hadi o tatli kiraz dudagindan benim için bir kahkaha at yoksa ben yoruluyorum sen mutsuz olunca kosmak istiyorum biliyormusun delice kosmak ama kosarken seninde ellerinden tutmak istiyorum... Simdi sana kirmizi bir kurdaleyle süsledigim bir kutu gönderiyorum ac onun içinde,sadece sana özel bir çiçek var o çiçegi ellerinin arasiyla...Simdilik o sehirde açiyor o çiçek ama bir gün bu sehirde ikimizin evinde verecek meyvesini...Sana olan sevgimi su kisa cümleyle bitiriyorum...Sevdim iste ötesi yok...
Bekleyişlere yüklemişsen aşkını, senin için en tanıdık sözcük 'yarın'dır...
Aslında 'o' yoktur ve senin de beklemekten başka çaren yoktur.
Bu yüzden yarın senin için hiç bitmeyen bir umuttur.
O olmadan geçirdiğin hiçbir gün yaşanmış sayılmaz.
Yaşamadığın günler eklendikçe birbirine, yarına olan özlemin daha da artar.
Her gece gözlerini 'yarın olsun' diye kaparsın, her gece o günü değil yarını düşünerek uyursun. Uyuyabilirsen tabii..
Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman.Gündüzdür, bir uğraşın vardır, 'o ve yarın' yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını.
Ama o gece kahrolası gece..bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninindir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları.
Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve 'yarın' olmasıdır.
Bugün yoktu ya 'o' belki yarın olacaktır.
Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki 'yarın' göreceksindir.
Kadehlere sığınarak ve kendini sarhoşluğun kollarına bırakarak bitirmek istersin geceyi. Yapamazsın çünkü içki seni uykuya değil 'yarınlı' düşüncelere taşır.
İki satır kitap okuyamazsın. Sözcükler çoktan anlamını yitirmiştir. Belki bir iki şarkı dinlersn iigelir kafan dagilir ama zaten bilirsn ki her şarkıda o'nu hatırlayacgnı..
umudun vardır ya içinde 'yarın'a dair; bir tek ona sarılırsın.
Yüzünde beliren gülümsemeyle kaparsın gözlerini.Zaten ne kalmıştır ki şurada ' yarın' olmasına...
Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. 'yarın' olmuştur ya, geceki sıkıntından eser kalmamıştır.biraz kosusturmaca,biraz yorgunluk..ama yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... ince ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi...
'Yarın' bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece 'yarın' olmasını beklemekle geçecek bir bugün vardır.
Daha kaç gün geçecektir 'yarın'ı bekleyerek bilinmez...
BEKLEYİŞLERE YÜKLEMİŞSEN AŞKINI VE 'YARIN'I BEKLEYEREK TÜKETİYORSAN ZAMANINI, BEKLEME ......
Çünkü; O YARIN HİÇ GELMEZ.....!!!!!!!!!!!!!!!
Bir hayaldin öncesinde,adın konmuş aşk dilinde Ben senin sadece imkansızındım Kelimeler tükendi de,sen bitmedin bak içimde.. Bunu senden beklemezdim.. Hangi yalan ,hangi sebep.. Cevabın yok,bitti demek.. Belki de ben senin korkularındım.. Zorundayım,zorundasın.. Hangi yolun sonundasın.. Belki de sakladığın bi şey var.. Biri varsa aramızda Çığlıklarım yalnızlığa Bu ayrılık akşamında.. Gözyaşıma boğuldu dünya.. Sorma bana sensizliği.. Sorma bana gücün yoksa.. Gelen aynı giden aynı
Bırak beni yalnızlığıma..
Hangi yalan hangi sebep
cevabın yok bitti demek
Belki de ben senin korkularındım
Evet bu olmalı,bu şarkıdaki gibi ben senin korkularındım.Ürkek bir çocuk gibi kaçmana başka bir anlam yükleyemiyorum.Sevgimin büyüklüğü ya da gelecek hakkında kurguladığım cümleler seni uzaklaştırmış olmalı.Bak yine anlamlar yüklüyorum kendimce.Gülümseyişini sevda sanmam gibi bir şey bu.Gittin işte nedeni niçini önemlimi ki..
Sen cümlelerini tamamlamadın hiçbir zaman hep doldurulması gereken cümleler sundun.Biliyor musun İngilizce derslerinde en sevmediğim bölüm buydu fill in the blanks lerde iyi değildim ben.O boşluklar aramızda o yüzden.
Seviyorum seni ama "kendimi daha çok seviyorum ,özgürlüğümü seviyorum,söylemekten korkuyorum.
Seni sevmediğimi sanıyorsun ama seviyorum,çok seviyorum !
Yanılgılarım bu boşluk doldurmalarda başladı belki de.Şimdi senden kalan boşlukları doldurmaya çalışırken daha iyi anlıyorum bunu.
Gökyüzünde asılı kalmış yıldız gibiyim.Ne düşebiliyorum ne de saklanabiliyorum.Garip bir his bu.Bağırmak isteyip sesinin çıkmaması sensizlik öyle rahatsız edici. Keşke hayal olarak kalsaydın.
Gerçek olmayacak kadar güzel bir hayal.
Hayatında birileri var elbette boşluklar itinayla doldurulur nede olsa senin yaşamında.Sana mutluluklar dileyemiyorum.Üzülmüş incinmiş yanım izin vermiyor banaÇünkü.
Akıttığım bunca gözyaşı adına bir kez olsun sen doldur boşlukları..Bir kez olsun son kez olsun.
Ya da boşver olduğu gibi kalsın her şey öyle boş..
Gelen aynı giden aynı
Bırak beni yalnızlığıma.. __________________
Cevaplayamadığım sorulara hapsolmuş gidiyorum..Geçmişimden mi kaçıyorum,yoksa geçmişime mi koşuyorum..!!
Ne zaman gözlerimi kapatsam ; çok uzaklardan karanlıkları parçalarcasına bir çığlık duyuyor ve sonrasında beton kaldırımlara hızla süzülen bir kelebek görüyorum..
Buluşunca kelebek beton kaldırımlara,ben burada bir cam bardak misali parçalara ayrılıyorum..Sen..Sen düşüyorsun,ben ölüyorum
Ölümlerden uyanmak ne kadar zordur bir bilsen..Seni oralarda yalnız başına bırakarak dönmek ne zordur bir bilsen..
BilmiyordunBilemezdin böyle olduğunu..Ama bak..Bak ben hala katlanıyorum..
Kimseler duymasın diye biraz sonra işleyeceğim cinayetlerin çığlıklarını; şehirden uzaklaşıyorum..
Üzerlerine benzin döküp yakıyorum hatıralarımı
Onların alev alev yanıp kül olmalarını ,yandıklarında çıkardıkları acı iniltileri duymamak için kulaklarımı tıkayıp,gözlerimi yumup bekliyorum..Sonra bir rüzgar esmeye başlıyor..
Dört bir tarafa dağılırken küller,açıyorum gözlerimi..
Küllerin altında seni görüyorum..Hiç bir şeyin bende yakamadığı seni görüyorum..
Bana o bakışın var ya..!!..İşte ben o bakışa yeniliyorum her zaman..
Gözlerimi silmekten nasır tutmuş parmaklarımla çıkarıp sen küllerin arasından yüreğime geri koyuyorum....Geri dönüyorum..
Cevabı olmayan sorular takıldıkça aklıma soluksuz çığlıklar atıyorum..Ben çığlıklar atarken sıcak yataklarında irkilen şehrin insanları şimşek çaktı sanıyor..
Boğazım düğüm düğüm,hakim olamıyorum kendime.. Gözyaşlarımı akıta akıta ilerlerken sokak lambaları yanmayan karanlık sokaklardan her taraf sırıl sıklam..
Gün doğduğunda herkes gece yağmur yağdı sanacak..Kimseler dün gece benim yine ağladığımı anlamayacak..
Yalnızlıklar şehrime dönerken kullandığım dar sokaklar..Gözyaşlarımın tuzundan aşınmış kaldırım taşları siz..Siz şahitsiniz.. Ben onu unutamıyorum..!!
Kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
Ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye,yenilirim diye..
Yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
Hep direnen bir yanım kalacak..
Dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
En yakın dostlarımın birer birer
Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
Ölümünü gördüm, ama kimse
İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin,aşkların
Leylalar ölür,mecnunlar yüreklerinde yaşatır Leylaları..Ama kah ağlayarak..Kah gülümseyerek..
Sen, hayatımın kadını..
İlk gördüğüm andan itibaren vurulduğum kadın.. Düşlerime giren ve beni sonsuz etkileyen.. Hayelle gerçek arasında gidip gelmemi sağlayan şahsiyet.. Benim olurmusun?
Diye başladı adam söze.. Aslında tümceleri anlam yüklüydü. Anlatamadığı okadar çok şey vardıki daha. Nerden başlasam diye düşünürken daldı konuya..
Birşeyler sezmek senden. Anlatamadığım o refakâr yüreğimi ortaya koymak. Senden de öte birşeyler hissetmek. Anlam katmak varlıklara...
Diye devam etti kadın.. Her tümcesi aklında soru işareti ile bitiyordu. Ne desem?Ne yapsam?Ne etsem? ...
Nasıl cevap verebilirdi sevdaya. Aslında istediği tek adam oydu. Ama nasıl diyebilirdi bunu ona?!
Her nerede olursan ol,benimle ol! İstemesen de kalbim seninle.. Sen nereye, kalbim peşinde...
Derken ağlıyordu adam. Saklamaya çalışıyordu sevdiğinden yaşlarını. Ne olursa olsun görmemeliydi(!) Onun için ağladığını anlarsa, daha çok üzülebilirdi...
dün gece ben yine sana susadım...yavaşça ayırdım ruhu bedenden..kalktım yanına geldim..uyuyordun..yine öptüm seni acıyan yerlerinden...yanına kıvrıldım sessizce...bir ölümün gizli bekçisi oldum yine..gitmene izin vermedi yüreğim..herşey yarım kalmışken..daha hiç birşey yerinde değilken..daha içimden geldiği gibi ,doyasıya canım diyemeden vermeye razı değildim seni...
ne oldu anlamadım henüz...ben kimseyi bu denli çok,bu denli yasak sevmedim..sevdim çünkü yasaktın kalbime..kalbim yasaktı sevmelere..artık sevgi yoktu yüreğime..yine yapamadım...
yine en saf duygularla sevdim..şimdi ne mi olacak?kalbimi rahat bırakacağım istediğini sevsin nasılsa yüreğim sevdi seni eğer birgün olurda gidersen o atsın kendini en uzun köprülerden...
ben kimseye bu kdr uzun yazmadım bitmek tükenmek bilmeyerek..yazdıkça yazasım geliyor tüm gecelerim feda olsun sana...
ilk defa benimsin dedin ve ben iilk defa seninim dedim...ilk defa farkettim sokakta oynayan çocukların haykırışlarını...ben ilk defa hayallerin sessiz çığlıklarını dinledim..ilk defa farkettim yasak sevmeleri,sevişmeleri..meğer ne güzelmiş sevmel,sevilmek..ne güzelmiş sevdiğinin dudakalrından değil alnından öpmek..ne güzelmiş sokakta oyayan çocukların masum gülümsemeleri...
meğer ne çok yakışıyormuş yeşil yaprağa,mavi denize,sevda yüreğe..meğer ne güzelmiş biryerlerde yaşadığını bildiğin bedende özlenmek...meğer ne kadarda güzelmiş en çok senin yanına yakıştırılmak...
Sevgilim...
Bunlar aslında sana hiçbir zaman kuramayacağım cümleler biliyor musun...
Seni çok özledim'in ötesine gidemeyişinden; ifadelerim böyle gizli saklı köşelerde saklansın istedim....
yüreğimin feryatlarını nasıl ki duymuyorsan görme de istedim...
Nasıl ki bilmiyorsan gözyaşlarımın miktarını... satırlarımı da bilemeyeceksin sevdiğim.
Seni ne kadar çok sevdiğimi her an biliyorsun. Bileceksin de...
Nefesimin yettiği son ana kadar bileceksin seni sevdiğimi sevdiğim....
Fakat asla bilmeyeceksin seni özlerken çektiğim bunca kalp ağrısını...
Sen dökülen gözyaşlarımın can sıkıntısından olduğunu bilip, bana kızarken "yeter artık üzme kendini" diye... ben aslında o an bile seni göremediğim için ağlıyor olacağım... Fakat her damlada beni eriten gözyaşımın sebebinin özleminin sancısı olduğunu bilmemelisin sevdiğim...
Gelemediğin için nasıl olsa yeter benim üzüldüğüm... bir de senin üzülmene dayanmazki benim yüreğim...
Sana işimin yoğunluğundan bahsedip tüm stresimi oraya bağlamalıyım konuşurken.. Ve sen işime bu kadar önem verdiğim için geç saatlere kadar çalışıp yorulduğum için üstelik eve geç geldiğim için kızmalısın ki ben buna üzülmeliyim sözde... (özde yokluğun beni kavururken...)
Yokluğuna yokluk eklediğim bugünlerde sensizliğin 3 haneli rakamlarına yaklaşıyorum...
Oysa ben daha tek hanede tüketmiştim canımın bi parçasını...
yokluğuna çizik attığım her günde bir parça daha ömür gidiyor ömrümden... yarın güzel olacak dediğin zamanları düşünürken bile mutlu olamıyorum... Bugün de dünün yarınıydı sevdiğimmm....
daha kaç yarın bekleyeceğiz böyle...
kaç ben tükenecek..
umuduma umut eklemeye çalışıyorsun hergün biliyorum... canımmmmm yorulma ne olur... olmuyor... seni görmeden bir damla umut seremeyiz yüreğime... şu sensizlikten buz olmus ellerim birkez olsun dokunmadan sana rahat nefes almaz bu can...
Sevdiğim...
Bunlar sana hiçbir zaman kuramayacağım cümleler biliyor musun...
Sırf sen üzülme diye...
Sadece özlediğimi biliyorsun sen... oysa en az özlemim kadar acı çekiyorum ben...
Bugün yine hatıralarımı gözlerime yükleyip "senin gözyaşların " diye bulutların eteklerinden düşen yağmur tanelerini topladım küçük ellerimle. Ve yokluğunda üşüdüm biraz. Sıcak sesini aradım kurak topraklara bereketi dağıtan rüzgarın koynunda. Varlığını sorguladım cümlelerin virgülsüz sokaklarında..Seni aradım gecenin iç cebinde.. Yüzünü, gülüşünü aradım hatıralarımın ağlayan suretinde..Bazen senin yüreğinde sevilmiş olmanın gururuyla kendimle onur duydum bazen de yalnızlığını soludum. Sonbahar yapraklarının sokaklarında gezindiği vakitlerde ben adının her bir harfini gözyaşlarımla yıkayıp gülüşlerimin sıcak avlusunda kuruladım. Ölmeden önce ezbere tanıdığım karanlıkların içinde benden yabancı kollarda baharın beyaz duvağını giyinmiş yüreğine emanet ettim yüreğimi. Sen mavi düş ülkelerinin bulutlarında gezinirken ben ayak uçlarına serpiştirilmiş acılarını sırtlanıp gülüşlerinde tazeledim yitirilmiş düşlerimi. Bedeller ödedim senin için. Kah yalnızlık sinmiş odamda cığlık cığlığa sevdanı sayıklattım dudaklarıma kah adının her harfini kanattım parmak uçlarımda. Bağışla beni sevgili. İçimdeki sana olan ölümsüz sevgiyi " varlığımda" yaşatamasam da senden uzaklarda acılarını bedenimle ödemek sensizlikte yapabileceğim tek şey ne yazık ki..Bir ömür boyu mutlu olacağını bilsem, bedenimi kefenleyip varlığına serilsin bu yamalı kalbim.Çünkü ben bir şafak vakti sis duvarlarından aşıp acılara yenilmiş dudaklarına sunulmuş bir damla can suyum
Yokluğuna kanayan her gecede " benden ömür uzaklıktaki yüreğinden " kurak toprağa düşen cümlelerin ölüme mevzilenmiş namlusunda kanattım hasretini. Sen kirpiklerini gökyüzünün ince dallarında uyuturken, ayrılıklara yataklık eden bir eşkıya gibi kelimelerin namlusunda ağlattım içimdeki cocuğun gözbebeklerini . Sen benden uzaklarda susmaları oynarken ben sensizliği anlatan intihar mektuplarının harflerinde susturdum yokluğunun pas tutmuş çığlıklarını. Seni sevmenin bedeli ölümle onurlandırılmışsa sevgili; gülüşlerim kefenim, saçların darağacım olsunÇünkü ben; ayrılık şarkılarının notalarına yaslanıp uzaklarda yarınlarım için vuslat cicekleri toplayan kadının dudaklarından söylenmiş son mutluluk cümlesiyim..
Unutma sevgili ; benden bir ömür uzaklığa gitsen de, ben hala ilk gün ki gibi seviyorum seni. Sesini duymasam da varlığına yaslanıp dualarıma ekliyorum ıslak gözyaşlarımı. Tozlanmış hatıralarımı gözlerimin önüne getirip getirip yüreğinle bana gülümsediğin hallerini anımsıyorum. Lakin gittiğin günden beri her yağmurda hüzünler üşüşüyor bedenime. Ne zaman yağmurun bulutlarla dansına tanıklık etsem; kanla yıkanmış yaşlarım düşüyor kuru toprağın ince dudaklarına. Yaşıma,başıma aldırmadan delicesine ağlıyorum gözlerimde nem, yüreğimde sensizlik ile..Biliyorum ki; gözlerimden her akan yaş, " bana haram " gülüşlerine dua oluyordur. Kirpiklerimden akan her nem, senin yazgına senin acılarına kefaret ödüyordur umarım.. Ve geleceğini bilsem; umuda gebe sabahlara kurşun sıkardım. Ölmeden önce gözlerini göreceğimi bilsem; dağlarını sırtlanıp tuz basardım kanayan sancılarıma..Ah gülüm, ah hicrana gelin ettiğim yarim..Gittiğin mevsimlerden dönüp baharlarıma gülümsemeyecek misin ?
Gittin ama gidişine hiçbir zaman pes etmedim. Yokluğunda kazılmış ayrılığın dipsiz çukurlarına düştüm. Canıma, yüreğime ilmeklediğim seni benden acımasızca söküp ipsiz uçurumlara sürdüler beni. Ezildim, itildim nemli duvarların sağır dudaklarında. Kanayıp durdum sensizliğin çatısız duraklarında. Ama pes etmedim. Gittin diye, beni " sensiz " bıraktığın diye senden vazgeçmedim. Gidişine yargısız ve acımasız mahkemeler kurup sevgine ayrılık hükmünü giydirmedim. Gözlerinde kanayan bir hatıra olsam da ben imkansızı sevgini hep kendi nefesim bildim. Yüreğine dokunamadığım her gece taş dibekleri yumruklayıp sensiz denizleri yakıp yıktım. Sancıyla kavrulan bedenime yosun bağlamış taşları reva gördüm. Bayatlamış bir isyanı üzerine giyinip ayrılığa bayrak açan ruhumu kalbimin ölümsüz sevdasıyla savaşlar açtım.. Meydanlarda süngüsüz kalsam da sevdanı tek silahım bildim. Ayrılıklar zafer çığlıkları atsalar da, ben seni kazandım. Biliyorum bu dünyada bize vuslat yasak.. Bize kavuşmalar hep ırak. Ama aşk bu değil midir ki; gitse de bir yudum gülüşüyle hala yürekte yaşatabilmek ?..Merak etme hüzün gözlüm; sen gitsen de ben sadece seni sevdim sevgili..Çünkü biz seninle aynı yürekle gülümseyip aynı gözle ağlayan iki imkansız yürektik kavuşmaları ölüme ertelenmiş.
Gitmiştin; ayrılığın meteliksiz sebepleri yamalı yüreğimde, kör hançeri göğsümde ışıldarken gitmiştin. Haklıydın gitmekte.. Ben gökyüzünden düşüp gülüşlerine yağan kar tanesiydim sen ise baharların en nazlı çiceği. Yüreğine her sarıldığımda sen üşüyecektin, bedeli ödenmemiş acılarını bedenimle sardığımda yine de sen ayazlara yenik düşecektin. Oysa ben sadece senin yüreğin için gökyüzünden serpilmiştim dudaklarına. Sadece senin gülüşlerin icin serilmiştim yapraklarına. Sevdana doğmuş kar tanesi iken ben senin yapraklarında ölmeye gelmiştim. Aldığın her nefesi mutluluğum bilmişken her acın benim ölümüm olacaktı..Ben senin yüreğinde yeniden doğmaya değil, senin yapraklarında ölüme kanatlanmaya gelmiştim..Bilemedin seninle öleceğimi..Bilemedin senin yüreğinde yavaş yavaş eriyeceğimi..Gittin, yapraklarından düşüp toprağa sarıldım. Kanadı düşlerim, ezildi kelimelerim. Ben senin yüreğinde ölmeyi isterken, toprağın avuçlarında yavaş yavaş eridim. Ama hiçbir zaman ayrılığa yenilmedim ben. Çünkü ben seni sensiz yaşatacak kadar cok seviyordum. Bir gülüşüne bedenimi ölümün ayak uçlarına serecek kadar cok seviyordum seni. Çünkü; sen benim nefesimdin. Cünkü biz seninle güneşe mevzilenmiş sabahların avuçlarında vuslata gülümseyecek iki sevda tohumuyduk dallarında hep mutluluk cicekleri açacak
Şimdi benden uzaklarda olsan da gecenin karanlığında " umuda gülümseyen " o gözlerini düşlüyorum. Adını bilmediğim rüzgarlara seni anlatıyor, gökyüzümden gelip geçen turnalara seni soruyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olduğunu duydukça bir cocuk gibi seviniyorum. Gitsen de ben hala sendeyim sevgili. Gözlerini gördüğüm ilk günden beri ben hep aynı yerdeyim. Unutma sevgili; sana göre " hiç yaşanmamış " , bana göre " hiç sonlanmamış " sevda masalının iki kahramanıydık seninle..Mavi bulutların kirpiklerinde yıkanmış cümlelerin vuslat kokan satırlarıydık biz seninle..Birbirimizi severken ne savaşlar verdik seninle..İmkansızlığı kelimelere ilmekleyip kavuşmalarımızı Ahirete erteledik. Aynı gökyüzünün altında gezinip aynı baharlara gülümsedik. Aramıza devasa yalnızlıklar örüldü. Sevdamız emeklerken bize kör uçurumlarda tek başımıza yürüme reva görüldü. Aynı baharda yaşarken ayrı çöllere düştük seninle..Aynı kirpiklerinden akan iki damla gözyaşı iken sen baharlara gelin oldun ben ise toprağın kanayan yaralarına bir dirhem tuz
Gülüşlerimi yüreğine takıp tüm imkansızlığa inat bir gün kavuşabilseydik seninle ; yağmura aldırmadan saatlerce dans edecektim seninle gökyüzünün şahitliğinde. Sırılsıklam olmuş tenine taze gülüşlerimin sıcaklığını serip adaklar adayacaktım her nefesine.. Yağmur sonrası gökkuşağının güzelliğini çalıp baharın taze gelinciklerini örecektim naif yüreğine..Söyle ey yar; bulutları saçlarıma indirip bir bahar günü gelecek misin gülüşlerimin sıcaklığına ? Söyle ey yüreğimi acılarına adadığım sevgili; dönecek misin yüreğimin yalnızlığına ? Eşlik edecek misin yağmurla gözyaşlarımın dansına? Şahitlik edecek misin seni " sensiz " yaşatmama ? Kelimelerin susmalarına üzerine örtüp ben satırlarda gittiğin güne ağıtlar yakıyor olacağım. Sensiz yaşadığım her güne gitmiş olsan da yaşadığım aşkın mutluluklarını bulutlara yazıyorum olacağım. Ve sen yazılan bu satırlardan habersiz " bensizliğe " uyandığında ben sana nefes alıyor olacağım Gitsen de benden, ben hala seni seviyorum çünkü biz seninle hayat kadar yalan, ölüm kadar gerçektik.
Yüzümdeki gülüşlerin,ellerimdeki terlemenin,yüreğimdeki deli atışın sebebi...Her gece uykum,her sabah güneşim.Yıldızım,ay'ım,akan kanım.Bitmeyen masalım.Bahçedeki çiçeğim,çiçekteki rengim.Gökyüzüm,denizim,mavim sen...
Sevdamın adresi,aşkımızın menzili,içkimdeki tat,yaşadığım hayat sen...Sebebim,niyetim,geleceğim,geçmişim,bilinm ezliğim,belirsizliğim,kararlılığım,kararsız lığım sen ..Bitmez yolculuğum,sonsuzluğum.Sen,gözüm,elim,yüreği m. (kocaman) Bebeğim sen...
Hani gidecek olsan,yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.Üzülecek olsan,içim erir,kalırım öyle.SENİ ÜZEN BİŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.Kırıyorsam seni,bu benim dengesizliğimdendir,şaşırmışlığımdandır. Kendimle kavgalıyım ben.Bir yanım sana tutkun,bir yanım çok bencil.Kayboluşlara vuruyorum kendimi,seni üzdüğümü bilmeden.Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum.
Ah ben,nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen...Bakma bana birtanem,içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.Seviyorum diyorsam seni,öyle.Gereğinden fazla oluyorum bazen,bağışla...Seni bilirim ben,bir tek seni.Seni söylerim,seni duyarım her yerde ve her zaman.
Sensiz olmaya gücüm yok artık,sensizliğe katlanmak benim harcım değil.Seni her şeyinle,ay parçası yüzünle,duruşunla,gülüşünle,bakışınla,ko nuşmanla,çocukluğunla,olgunluğunla,kızgınlı ğınla, şaşkınlığınla,güçlülüğünle,zayıflığ ınla kabul etmişim bi kere.NE DEĞİŞ,NE DE DEĞİŞTİR BENİ.Biz böyle sevdik birbirimizi.
Seni sen yapan ne varsa kabulümdür hepsi.
Seni özlemek diye bir şey de var bu hayatta ve bu bazen öylesine dayanılmaz oluyor ki...YOKLUĞUNU YAŞAMAYI BECEREMİYORUM,ÜZGÜNÜM.İçimdeki o 'fazla korkak'yokluğunda çekiliyor bir köşeye ve ben güçsüzlüğümle başbaşa kalıyorum.Katlanamıyorum anla,sensizliği 'yok' hükmünde sayıyorum.
Sensizlik diye bir şey yok,öyleyse sensiz kalmak da yok.Şimdi hangi denizin kıyısındaysan,hangi göğün altındaysan önce o sonsuz maviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlara bak.
Aşkımı,yüreğimi,içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum,tut onu.Tut ve bırakma...Ben maviyi sende buldum,beni BAŞKA RENKLERLE KANDIRMA...
Kendime bile anlatmaktan korktuğum bir gerçek vardı. Gizliden gizliye bildiğim ama asla yüzleşmeyi istemediğim bir gerçek Sana bakarken, sana dokunurken, seni öperken su yüzüne çıkan ve hemen sonrasında unutmaya çalıştığım, göze alamadığım, utandığım, öfkelendiğim, kaçmaya çalıştığım ama her seferinde daha çok canımı yakarak yakalandığım bir gerçek
Sensiz olmak gibi bir ihtimalim yoktu benim. Sana her baktığımda, her dokunduğumda hissediyordum bunu; Sen hayatımı ele geçirmiştin. Nefesimi senden alıyordum ben. Sen yanımda olmadığında ölüme bu kadar yakın duruşum bundandı. Sen yanımda olmadığında nefes alamıyordum ki.
Sen yanımda olmadığında ruhum benimle olmuyordu. Sen yanımda olmadığında sessiz sedasız ruhsuz bir hayalet oluyordum. Yaşamım seninle birlikte yanımdan gidiyor ancak sen döndüğünde yaşamıma kavuşuyordum. Ben sadece senin yanındayken yaşıyordum.
Seni bu kadar çok sevmek beni korkutuyordu.
Sen bana dokunmaya başladığında geliyordu dünyanın tüm renkleri geriye. Sen yokken öylesine renksiz olan bu yaşamın birden bire hiç görmediğim, hiç bilmediğim renklerini görüyordum, gözlerim kamaşıyordu varlığından.
Seni öyle çok seviyordum ki.. Korkuyordum sensiz kalmaktan.
Yaşamı reddediyordum böyle zamanlarda. Masallar anlatıyordum kendime. Kimsenin bilmediği, sonunun hiçbir zaman gelmediği, mutluluk ve sevgiyle dolu masallar. Yalnızca sen ve bu masallar olsun istiyordum hayatımda. O zaman mutlu oluyordum işte
yaz yağmurları dökülüyor yollarıma. tenindeki yaz kokusu benimle geliyor. ben seni alıp yanıma sensizliğe gidiyorum. tenimde yokluğunun soğuğu dilimde söylenmemiş bir "seni seviyorum" gidiyorum...
kendimi sakin bir sahil kasabasına atmak çare sanki. keşkelerin kıyısında bir baraka bulsam... demirlesem yüreğimi... tuzlu kumlara versem sırtımı... yaralarıma bassam denizin tuzunu... acıtsam kanatsam... kanayan, acıyan hep bir "seni seviyorum" cümlesi...
içimde bir yanardağ var bilmiyorsun. patlamaya hazır volkanlar saklıyorum. lavlar büyütüyorum yoklukta... tüm bu havai fişek gösterisini harekete geçirecek şey ise bir "seni seviyorum" cümlesi...
yolların karanlığı daha çok keskinleştiriyor içimdeki sızıyı. "seni seviyorum" cümlesi bilendikçe bileniyor paslı bir bıçak gibi. boğazımda düğüm düğüm kaldıkça daha da acıtıyor canımı... kanatıyor içimi. yüreğime kadar sızıyor kanım. kan doluyorum... gözlerimle tüm kanı ağlıyorum...
"seni seviyorum" bir söylenmemiş söz dilimde..."seni seviyorum"larımı alıp gidiyorum bu şehirden. kaçamak bakışlar atıyorum dikiz aynamdan.
yağmur diniyor yollarda. ama hala damlalar dönüyor gözlerimin önünde... yağmur değil gözyaşı damlaları... ıslanıyor "seni seviyorum"lar. ıslandıkça daha da ağırlaşıyorlar... ağırlaştıkça yüreğime daha fazla bir ağrı saplanıyor.
gidiyorum... ağlamaklı bir "seni seviyorum!" bırakıp bu şehirde, gidiyorum...
(söylenmemiş sözler kadar iç acıtan bir şey yoktur bu dünyada.
söylenmemiş sözler mezarlığına gömüp sevdamı gidiyorum bu şehirden...
ağlama sevdam. toprak soğuk, toprak karanlık olsa da yeniden doğacağın gün de vardır elbet kaderinde... alnına kazınmış bir isim vardır... doğacağın güne kadar ben, gidiyorum...)
sen gidince soğuyor yatak... gece uzuyor... sensiz geçen geceler beni ihtiyar ediyor... hani gitmesen diyorum... "hani gitmesem diyorum!"
senin her gidişinde sürgün oluyorum ben... en kötüsü aslında gitmeden sürgün olmak... etimi acıtıyor böyle sürgün yaşamak...
"hani gitmesek diyorum!..."
Zaman zaman yalnızlık vuruyor camıma.. Yem isteyen kuş kılığına bürünüyorlar.. Acıyorum yalnızlığıma..Parça parça bölünmüşlük, zamanı tam kalbinden vuruyor.. Susmak vakti geliyor.. Kimi zaman yalnızlık ölümle geliyor,kimi zaman zamanla..
Ne kadar da üzülsem,düşünemiyorum artık.. Sen yoksun çünkü,bu yalnızlık değilse ne? Kafamı kaldırıp sana doğru baktığımda aslında hiç olmadığını görmek kadar can acıtan bir elem daha var mıdır merak ediyorum.. Henüz yaşım küçük,yalnızlığı zamanla öğreniyorum..Adımlarımı zamanla atıyorum,koşmak için daha çok vakit var.. Peki,ben koşarken düştüğümde ne yapacağım? Ellerim kan içinde kalacak,ve yüreğime kan bulaşacak..Sen de yoksan yanımda,yaralarımı kim saracak?
Yalnızım.. Düşündüğünden daha yalnız.. Beni dostlarımla başbaşa bırakıp gittiğini hayal etsem,dostum olmadığın görüyorum. Gözümü hangi yanlışa kapatsam,başka bir yanlışa açıyorum.. Doğrular nokta olmuş artık,görmekte zorlanıyorum.. Uzak dururken sen bana,ben seni yakınımda hissediyorum. Hayat derken ,ben ölümü yaşıyorum.. Peki ölümü yaşıyorsam,nasıl ölemiyorum,neden ölemiyorum.. Doğrularım yok benim..
Yok,sen doğruları görmek istesen de onları oluşturamıyorum..
Sanırım yaşam denilen labirent yavaş yavaş tükeniyor. Sonuna kadar geldim ben ve çıkış yolunu bulamadım.. Kaybediyorum,yavaş yavaş kaybediyorum sevdiğim her şeyi..Gözyaşı dökmek için saatlerce çaba veriyorum,zaman akmasın istiyorum..
Ve,
Zaman akıyor..
Beni hiçe sayarak koşuyor sona doğru.. Direnmeye çalışıyorum,ve direndikçe ışığımı kaybediyorum.. Sıcak bir kucak ararken,kendimi morgda buluyorum. Ve anlıyorum,ben yavaş yavaş ölüyorum.. Maviler soluyor,yapraklar dökülüyor,bulutlar ağlıyor ve buz gibi hava geliyor evime..
Sen gidiyorsun,
Ben ölüyorum,
Ve sonbahar geliyor..
Yalnızlık kadar soğuk bir sonbahar..
Kalemim "Artık yaz'ma o'na" diye haykırıyo adeta.... Tam artık sana yazmıyacağım diyorum.. Aklımda tasarlıyorum yazacaklarımı. Tam yazmaya başlıyorumki, gene 'sen' dökülüyosun kalemime.. Kalemimden kağıdıma.. Ve Ardından arta kalan gözyaşlarım...
Saçmalıyorum gene işte.. Yazacak birşeyim kalmadı sana dair.. Tükettin tüm cümleleri..
Ben gözyaşlarımla yazdım seni.. Sakladım yüreğimi.. Dökülüpte, yarmasın diye sevgimi ..
..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..
Ağlamam sana değil, sessizliğime..
Her gidişinden arta kalan sessizliğime .. Suskunum sebepsiz yere..
Sonsuzluğuma son notum bu belkide ..
Sen benim Birinci TekiL Şahsı'm oldun hep.. Ben=Sen. ne farkeder.. Ha Ben, ha Sen. Ha Sen, ha Ben. Ama senin için Ben, asla Sen olamadım..
Yandığımı hissediyorum.. Yokluğun yakıcı..
Ben ağlarken yokluğunda, sen yüreğime damlalar düşürmeye devam ediyorsun..
Düşürdün kalbimi elinden. Yüreğim yokluğunda yerlerde pusu kurmuş seni özlüyor... Seni arıyor köşe bucak.. Harf harf, kelime kelime yokluğunun adını koymaya çalışıyor
Tüm tümcelerimde soru işareti bıraktı yalnızlığın ..
ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..
Kayıp giden mutluluğumda 'sen' vardın sadece.. Senin için ise sadece gözyaşlarım
Kağıdım ıslak, yüreğim buruk.. Çıktığım bu yolda seni arıyorum.. Nerden başladıysam, ordan bitirmeye kararlıy'dım'
Geriye; gidişinden arta kalan yaşlar
Aslında sen hiç yoktun
Sevgim çizdi yüzünün güzelliğini
Tutkularım şekillendirdi bedenini
Özlemlerimdi mütevazi yapan seni
Önce var et,sonra ona tutkun
Zavallı yüreğimi derde soktun
Ama aslında sen hiç yoktun..
Ben zaten yoktum sende.. Tanımadın ! Bilmedin ! Sevmedin ! Ve en önemlisi beni hiç Hissetmedin !
Kaybolup giderken yalnızlığında, sen beni hiç tanımadın.. Oysaki bütün çabalarım 'sen'din. . ANLAMADIN! !