Hayat ve Şair

Son güncelleme: 10.12.2009 14:53
  • OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİNİN TAHLİLİ

    Yaş otuz beş yolun yarısı eder .
    Dante gibi ortasındayız ömrün .
    Delikanlı çağımızdaki cevher ,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz ?
    Ya gözler altındaki mor halkalar ?
    Neden böyle düşman görünürsünüz,
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar ?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim,
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam değilim ;
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yalancı geli.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarlada yollar ayrıldı bir bir,
    Gittikçe artıyor yanlızlığımız.

    Gökyüzünün başka rengi de varmış !
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar , ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

    Neylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak.
    Kimbilir nerde , nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak,
    Taht misali o musalla taşında.
    CAHİT SITKI TARANCI

    OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ
    Şimdiye kadar eserlerini incelemiş olduğumuz şairler , arada kendilerinden de bahsetmekle beraber, dikkatlerini umumiyetle kendi dışlarında bir varlığa , bir peyzaja , başka insanlara , sevgililerine veya bilinmeze çevirmişlerdi. Dünyada kendisini çok yalnız hisseden Necip Fazıl bile, kendinden ziyade hayat ve kaderi birleşdirmiş olduğu kaldırımlar üzerinde durmuştu.
    "OTUZ BEŞ YAŞ" şiirinde Cahit Sıtkı kendisini konu olarak alıyor.İkinciparçada görüldüğü üzere,menfi bir narsizim ile aynada uzun uzun kendisini seyrediyor, çehresinin zamanla nasıl bozulduğunu üzülerek görülüyor, dünya ve dostları ile olan münasebetlerinin değiştiğini fark ederek, hafif fakat acı bir ironi ile hayatın faniliğini ve ölümü düşünüyor.
    Bu duyuş tarzı Tarancı'nın sadece bu şiirine has değildir.O, hemen hemen bütün şiirlerinde,açık veya sezdirme yoluyla ölüm ve fanilik konularını ele alır.Denilebilir ki, Türk edebiyatında Yunus Emre ve Abdülhalk Hamit'ten sonra bu konular üzerinde en çok duran odur.Fakat Cahit Sıtkı Tarancı'nın görüştarzı,onlarınkinden tamamen farklıdır.Bu fark Otuz Beş Yaş şiirinde hemen sezilir.
    Otuz Beş Yaş Şiirinde ne varlık ötesi alem fikri, ne Tanrı, ne de insanı fanilik ve yalnızlık duygusundan kurtaran tarihi ve sosyal çevre vardır.Cahit Sıtkı vücudunda ve hayatında vukua gelen değişikliği, fani bir varlık oluşunu ve ölümünü, ıztırap duyarak fakat hiç bir metafizik fikre kapılmadan ve teselli aramadan adeta çıplak bir gözle seyrediyor.Fenomolojik görüştarzı adını verebileceğimiz bu bakış, Türk edebiyatında çok yenidir.Tarancı'nın böyle bir bakış tarzını benimsemesi yaşadığı devir ve mensup olduğu nesille yakından ilgilidir.Türk aydınları arasında şüphecilik, dinle karşı cephe alma hatta dinsizliğin müdafası Cumhuriyet'ten önce de görülmüşolmakla beraber,Cumhuriyet devrinde olduğu kadar yaygı değildi. Laikliği en mühim inkılap düsturu olarak Anayasaya geçtiği bu devirde Aydınların önemli bir kısmı günlük yaşayış tarzlarında dini gelenekten uzaklaşmışlar, derin temellere dayanmayan bir zevkperestliği hayat felsefesi olarak benimsemişlerdir.
    Cahit Sıtkı sosyal konulara pek eğilmemiştir.Eserlerinde sık sık ele almış olduğu tema ölüme karşı yaşanılan hayatın güzelliği fikridir.Otuz Beş kitabının ilk şiirini teşkil eden "Gün Eksilmesin Penceremden" de söylediği gibi o, yaşamak şartıyla her mihneti kabule razıdır. Bir musallat fikir gibi şairi takip eden ölüm korkusu, ona hayatın ebn basit ve alelade hareketlerini bile güzel ve manalı gösterir."Bu gün" başlıklı şiirinde bu duygu çok iyi ifade edilmiştir:


    Bugün masal değil,
    Masaldan daha güzel,gerçek;
    Bugün yeryüzünde olduğun gün
    Ayaktayım işte;
    Asfalta umut,
    Akasyaya muvazi,
    İnsanlarla omuz omuza,
    Kurtla kuşla aynı kaderde,
    Gülden laleden farksız,
    Faniliğinde ömrün;
    Herkes gibidertli,
    Ümitli herkes kadar,
    Ne de olsa memnun yaşamaktan..
    Bak nasıl adımatıyorum,
    Rakı içercesine,
    Yari öpercesine,
    Sarhoş öylesine,
    Kim bana söyleyebilir,
    Bulutlar mı geçiyor başımın üstünden,
    Ben mi gidiyorum bulutlar altında?
    Otuz Beş Yaş Şiiri'nde Cahit Sıtkı Tarancı'nın kendi varlığını fenomolojik bir gözle izler.Bu şiirinde de aynı görüş hakimdir.

    Bugün masal değil
    Masaldan daha güzel, gerçek;
    mısraları Cahit Sıtkı'nın hayat görüşü ile beraber üslübunu da izah eder.Cahit Stkı'nın üslubu son derece açık ve sadedir.Bunun sebebi, varlığı güzel bulması ve onu teşbih, istiare, mecaz gibiedebi sanatlarla süslemeğe ve değiştirmeye lüzum görmeleridir.İçinde yaşadığı alemden memnun olmayanlar umumiyetle bu nevi sanatlara başvururlar.Tarancı ölüm korkusu ile bu dünyaya sımsıkı bağlanmaya çalışmakla beraber, mizacı itibariyle romantik, hatta bir hayli santimantaldı.Sesinin tonunu çok kıstığı ölüm karşısında ironik bir tavır takınmak istediği halde, kendisini zor tuttuğu belli olmaktadır.
#10.12.2009 14:53 0 0 0