Saat On İki

Son güncelleme: 26.12.2009 10:07

  • Saat On İki



    Karanlığımın örselenmiş
    Ve tükenmiş kimliğinden yazıyorum
    Merhaba çocuk;
    Kaldırım taşlarına baktığımız
    Esmer Ankara'nın yüzümüzü kavurduğu
    Dudaklarımızı çatlattığı
    Gözlerimizi doldurduğu

    Ve bir çok gidişin ardına yaşanan
    Ağlanan bir gecenin hapsinden yazıyorum

    Gidişinle mi başlayacaktı
    Kalbimin yeniden kanaması?
    Ve özlemin, beni böyle çırılçıplak
    Bir yangının ortasına mı bırakacaktı?
    Öyle çok yoruldum ki çocuk
    Bu kaçıncı sensiz gece?
    Saymadım, adını koymadım,
    Ve öylesine değiştim ki,
    Görsen hem kaçar, hem de ağlarsın
    Ben bu ayrılığı anlamadım çocuk

    Hala karanlık odamı aydınlatan,
    Bir elmanın yarısı sen, yarısı ben olan,
    Siyah beyaz bir hatıranın fotoğrafı baş ucumda
    Cebimde burnunu sildiğin o üç kuruşluk peçete
    Yakut misali yanıp duruyor kalbimin üstünde
    Ve ben kalemi kağıdı elinde hasrete pervane
    Seninde dediğin gibi yaramaz bir şairim yine


    Dizlerine başımı koymayı,
    Başını dizlerime koymanı özledim
    Öyle çok özledim ki özlemden öte
    Aslını sorarsan kalbini kırmak değil ,
    İncitmek seni, asla!
    Yemin ederim niyetim ağlatmak değil
    Bütün sözlerim; çıkmazlara sokan yokluğuna,
    Bu karanlık odanın içine bırakan hatıralarına
    Ve dahası bir kere sesini duyamayışımadır
    Öfke değil, nefret değil
    Benimkisi hüzün sadece sevdiğim

    Sigaramın katranında boğuluyorum
    Senden benden arta kalan o mum yarasına
    Dudaklarımı gömüyorum
    Sonra acı içinde geceye sönüyorum,
    Yoksun yaa Gelmiyorsun yaa Uzaksın yaa
    Yokluğunun ağır bedeli DARBEDİR
    Gidişinle açılan büyük çukur
    DEVRİMDİR KALBİMDE

    Seni özlerim, seni söylerim
    Böylesine yalnız gecelerine
    Saat onikiye beş var
    İdamımı vermişim
    ASMIŞIM kendimi yalnızlığına,
    Az sonra kapım çalacak
    Ve son arzun diyecek Azrail
    Bir yudum sen diyeceğim
    Nerden bileceksin sevdiceğim
    Gelmezsen ÖLECEĞİM

    Şimdi kırık ezgiler yankılanır odamda,
    Hatta malum olur kalbimin ölüm marşları
    Bir sessizlik olur sonra sallanır başım
    Yakar senide sallanışım o batasıca İstanbul'da
    Adı diyorum adı batasıca İSTANBUL

    Ölesim tek geçmiş bir kaç satırda
    Gelde bitsin diyeceğim
    Yoksun bee sevdiceğim
    Şimdi ağlarım,
    Dokunsan kanarım
    Şimdi nasılsın desen,
    Volkan olur PATLARIM

    Sorma ne haldeyim, nerdeyim?
    Ben kimim?
    Kimliğimi tarif eden,
    Yüzümü gösteren
    O kahrolasıcası yüzümü diyorum
    Aynalardan uzaktayım sevdiğim

    Karanlığın içine bir ince yaram daha düştü,
    Sen yoktun her yan kırmızıya döndü
    Görmezdin, göremezdin, bilmezdin ki
    Herkes gitti yine, o rutubetli odamda,
    Kafam cigara dumanı içerisinde,
    İçime sensizliği sindirmeye çalışıyorum
    Ve biliyor musun bunu yapamayacağımı bile bile
    Seni içimden silip atmaya çalışıyorum
    Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum
    Hoşçakal iki gözüm; saat on iki

    Murat İNCE
#26.12.2009 10:07 0 0 0