Pembe Bisikletim

Son güncelleme:
  • Uzun zaman olmuştu bisiklete binmeyeli. Hatta on yıl diyebilirim. Oysa on yıl öncesine kadar bisiklet benim vazgeçemediğim bir dostum, arkadaşımdı.
    Onunla sonsuza yolculuk edebiliyordum. Dün, on yıl aradan sonra ilk defa bisiklete bindim. Eski dostumu unuttuğumu, onu kullanamayacağımı sanıyordum. Ama, o bana ihanet etmedi. Vurduk bayırlardan aşağıya doğru kendimizi. Böylece bir kez daha öğrendim, zaman ne kadar geçerse geçsin, insan sevdiği bir şeyi unutamıyormuş.
    On yıl sonra saklandığı o tozlu tavan arasından çıkardım, temizledim onu. Pembe rengi görünüverdi tozların arasından. İnen lastiklerini yeni bir yolculuğa, maceraya hazırlamak için değiştirdim. Bugün içimden bir ses ona tekrardan merhaba demek istedi. O sese kulak verdim. Ve bu ses, eski dostumla beni yıllar sonra tekrardan mutluluğa, özgürlüğe, sonsuza uçurmuştu.
    Kimse tutamıyordu bizi. Birkaç meraklı ve alay edici göz, benim mutluluğumla kendilerini aldatıyorlardı. Kimse umurumda değildi. Ben, eski arkadaşımla bütün düşüncelerden uzak kendimle ve yıllarla başbaşaydım.
    İlkbahar mevsimine geçiş döneminde olduğumuz için hava sıcak ve güneşliydi. Emirgan'dan Ortaköy Sahiline kadar sürdüm bisikletimi. Aradan on yıl geçmişti; ama, eski dostum beni yarı yolda bırakmamıştı.

    Yokuş aşağı inerken güneşin sıcaklığı bisikletimin hızıyla rüzgara bırakıyordu yerini. Rüzgar yüzüme çarpıyor, bir sarhoş gibi başımı döndürüyordu. Yüzümde acı, yakıcı bir his oluşmuştu. Ama, bunun adı sanırım özgürlük olmalıydı.

    Benim gibi birçok insan, Ortaköy sahilinde bisikletleriyle bu sıcak günde baharın gelişiyle birlikte, yeni ümitlere doğru yola çıkmıştı. Yorulmuştum, artık onyedi yaşındaki gibi çevik ve atak değildim. Bir bankta dinlenip denizi seyretmeye başladım. Eski dostum yıllardan sonra ilk defa güneş yüzü görüp hava almıştı.

    Güneşin ısısı denize yansıyor, denizde oluşan parıltılar yıldızlar gibiydi. Sanki birçok mücevher parlıyor, bana göz kırpıyordu. Eski dostumla hayallere dalarken, babamın bana üniversiteyi kazandığım zaman aldığı bir hediyeydi bu. Bisikletleri çok sevdiğimi biliyordu. Annem küçüklüğümden beridir korkardı bisiklete bineceğim ve düşeceğim diye. Endişelenirdi hep. Hiç istemezdi kullanmamı. Anne yüreğiydi şu an onu daha iyi anlıyorum.

    Şimdi o günler geliyor aklıma. Anneme görünmeden kaçamak yaparak, sanki bir hırsız gibi evin çatı katına çıkar, ses çıkarmadan indirirdim onu aşağıya. Sonra bütün arkadaşlarımla buluşur Ortaköy sahiline inerdik. Tekerleklerine rengarenk plastikten halka gibi bir şeyler takardık. Tekerlekler döndükçe, o renkli şeyler de dönerdi. Şeker pembesi rengine aşıktım. Çok güzeldi, bütün arkadaşlarımın bisikletleri arasından sıyrılıyordu. Birkaç yıl kullanmıştım onu. Sonra, o hayatımdan bir anda çıkıverdi. Hayat onu bana terk ettirmişti.

    Ne çok sevinmiştim babam onu getirdiği gün. Yıllarca birçok bisikletim oldu, şimdi anlıyorum da en çok onu özlemişim. Tam eski hayatımla, yeni hayata karışmak arasındaki ince bir çizgide gelmişti. Hayat onu istemeden terk ettirmişti bana.

    Şimdi bir gün bile olsa, olgunlaşmanın vermiş olduğu karışık düşüncelerden korudu, kurtardı beni. O an onunla mutluydum. Onunla ve diğer bisikletlerimle yaşadığım bütün güzel günlerimi geri getirdi bir anda.

    Bir elveda diyemeden ayrılmıştım bisikletimden. Şimdi ise arada bir görüşmek üzere diyerek çatı katındaki yaşamına bırakıyor, hayatımdan hiç çıkmayacağını bilerek, onunla tekrar gezeceğim günleri bekliyorum. Görüşmek üzere pembe bisikletim..

    Yazan : Melodi AKÇAY



0 0 0