Damga Vergisi

Son güncelleme: 07.07.2010 11:19
  • Vergi Çeşitleri - Damga Vergisi Hakkında
    I-GİRİŞ
    Vergiyi doğuran olayın niteliği göz önünde tutulduğunda, gider vergileri; iktisadi ve hukuki
    muamele vergileri olarak iki grupta ele alınabilir. Hukuki muamele vergileri, her türlü hukuki işlemler,
    sözleşmeler, noter ve tapu işlemleri gibi işlemler üzerinden alınan damga vergisi, resimler ve
    harçlardır.
    Cumhuriyetin ilk yıllarında damga vergisi ile ilgili olarak gerçekleştirilen ve daha önceki
    dağınık uygulamalara köklü düzenleme getiren 1324 sayılı Damga Vergisi Kanunu, 1928 yılında
    yürürlüğe girmiş, söz konusu Kanun yapılan çeşitli değişikliklerle 1964 yılına kadar uygulanmıştır.
    Daha sonra 01.07.1964 tarih ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Damga
    vergisi, başlangıçta Devlet gelirleri arasında önemli bir yere sahip bulunmasına karşılık, giderek bu
    önemini kaybetmiş ve daha çok çeşitli kurumlarda düzenlenen kağıtlara yönelmiştir. Uygulamasının
    basit olması, az masrafla tahsilatının gerçekleştirilmesi bu verginin avantajlarını, özellikle damga pulu
    kullanılması durumunda vergi güvenliğinin azlığı ise sakıncasını oluşturmaktadır.
    Damga vergisi, bazı belgelerin düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkmaktadır. Bu verginin
    konusu; belirli işlemler olmayıp, söz konusu işlemler nedeniyle düzenlenen belgelerdir. Herhangi bir
    konuyu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek nitelikteki bu belgelerin neler olduğu Damga
    Vergisi Kanununa ekli cetvelde belirtilmiş bulunmaktadır.
    Damga vergisinin geniş bir uygulama alanı vardır. Diğer bütün vergi çeşitlerinin
    mükelleflerini ilgilendirdiği gibi, mükellef olmayanların bile karşı karşıya kalabildiği bir vergi niteliği
    taşımaktadır. Damga vergisinin mükellefleri, bu vergiye tabi belgeleri imza eden kişiler olup, resmi
    dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ilişkin damga vergisinin bu kişiler tarafından ödenmesi
    gerekmektedir.
    II- VERGİ GELİRLERİ İÇERİSİNDE DAMGA VERGİSİ
    Ülkemizde 2001 yılında 834 trilyon TL'yi aşan bir tutarda damga vergisi toplanmıştır. Bu
    tutar tüm vergi gelirlerinin yüzde 2,22 denk gelmektedir ki bu da örneğin servet üzerinden alınan tüm
    vergilerin 2, taşınmaz mal satış gelirlerinin ise 3 katıdır. Yine damga vergisinin tüm kamu iktisadi
    teşebbüslerinin gelir fazlalarından fazla olduğunu da görmekteyiz. Rakamlardan damga vergisi
    tutarının, son yıllarda bütçe içerisinde büyük bir kara delik olduğu sıklıkla tekrarlanan Sosyal
    Sigortalar Kurumuna yapılan transfer ödemelerini rahatlıkla karşıladığını da söyleyebiliriz. Damga
    vergisi tutarlarının yıllar itibariyle seyri aşağıdaki gibidir.
    (Şekil)
    2002 yılı kasım ayı sonu itibariyle toplanan damga vergisi tutarının ise 1.170.270.000.000.-
    TL olduğu ve toplam 54.022.790.000.000.- TL olan vergi gelirlerinin 2,17 sini oluşturduğu
    görülmektedir. Rakamlardan anlaşılacağı gibi damga vergisi kamu finansmanı açısından önemi
    yadsınamayacak bir gelir kalemidir. Damga vergisinin, kamu finansmanındaki önemi ve uygulama
    kolaylıklarına rağmen çok sık hatalar yapıldığı görülmektedir. Şimdi uygulamada yapılan bu hataların
    neler olduğuna değinelim.
    III- DAMGA VERGİSİ ALANINDA KARŞILAŞILAN HATALAR
    1- Sözleşmelerde Artan Miktarlardan Damga Vergisi Kesintisi Yapılmaması
    488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1. maddesinde; "Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı
    kağıtlar damga vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.
    1. maddede vurgulanan kağıtlar sözcüğü, imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret
    konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir konuyu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek
    olan belgeleri ifade eder.
    Aynı Kanunun 2. maddesine göre ise; vergiye tabi kağıt niteliğini taşıyan veya onların yerini
    alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin belirlenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine,
    devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu hüküm altına
    alınmıştır.
    Sözleşmelerde yazılı bulunan tutarların herhangi bir nedenle artırılması durumunda, ki bu
    çoğunlukla karşımıza iş artışı veya fiyat farkı uygulaması şeklinde çıkmaktadır, artan miktarlardan
    aynı nispette damga vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir. Çünkü; 488 sayılı Damga Vergisi
    Kanununun 14. maddesinde "Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan
    miktar aynı nispette vergiye tabidir. Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır.
    Mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınır." hükmü yer
    almaktadır.
    Bir mukavelenamenin değiştirilmesi, ya ek bir mukavele ile yahut mektup teatisi veya
    mukavele üzerine verilecek şerhlerle sağlanır. Hangi şekilde yapılmış olursa olsun, mukavele
    değişikliği, damga vergisine tabi olacaktır.
    Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 6. maddesinde; ihale veya emanet suretiyle
    yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları ile yapı, tesis, bakım, onarım, kiralama ve taşıma
    giderlerine ilişkin ödemelerde, onay belgesi, ihale komisyon kararı, sözleşme ve Muhasebat Genel
    Müdürlüğünce gerekli görülen diğer belgeleri kapsayan taahhüt dosyasının, ödemeden önce veya ilk
    hakedişle birlikte 2 nüsha olarak saymanlıklara verilmesinin esas olduğu hükmüne yer verilmiştir.
    Müteahhit firmalar ile idare arasında noterlik nezdinde, yapılan sözleşmelerde müteahhit
    firmalardan, ihale bedeli üzerinden damga vergisi alınmaktadır. Yapılan sözleşmelerde ise
    müteahhitlere, gerek uygulama yılı fiyat farkı ve gerekse malzeme fiyat farkı ödeneceğine dair şerh
    bulunmakta ve bu şerhe dayanılarak kendilerine, ihale bedeline ilave olarak fiyat farkı ödenmektedir.
    İhale bedeline ilave olarak ödenen bu fiyat farklarının hangi miktarda olacağı önceden
    bilinmediği için noterlikte yapılan sözleşmelerde sadece ihale bedeli üzerinden damga vergisi
    alınmakta, ödenecek fiyat farklarından bu safhada damga vergisi alınması mümkün olmamaktadır.
    Halbuki, mukavelede yazılı belli parada (İhale Bedeli) bir artışa sebep olan fiyat farkı ödemelerinin de
    damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
    2- Karar Pulu Tahsilatlarının Zamanında Yapılmaması
    Komisyon kararları üzerinden tahsil edilen karar pulu tahsilatları bir kamu alacağı niteliğini
    taşımaktadır. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre amme alacakları özel
    kanunlarında gösterilen zamanlarda ödenir.
    Damga Vergisi Kanunun 1. maddesinde kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga
    vergisine tabi olacağı belirtilmiştir. Söz konusu tablonun Kararlar ve Mazbatalar başlıklı bölümünün 2.
    sırasında artırma ve eksiltme kanunlarına tabi olan veya olmayan daire ve kurumların yetkili
    organlarınca verilen her türlü ihale kararlarının damga vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Aynı
    Kanunun ödeme şekilleri başlığını taşıyan 15. maddesinde ise, "Damga vergisi kağıtlara pul
    yapıştırılması ve bu kanunda gösterilen hallerde basılı damga konulması veya makbuz verilmesi
    veyahut istihkaktan kesinti yapılması şekillerinden biriyle ödenir." denilmektedir. Pul yapıştırılması
    şekliyle ödeme başlıklı 16. maddede ise "Bu Kanunda gösterilen haller dışında damga vergisi kağıtlara
    damga pulu yapıştırılması şekliyle ödenir." hükmü yer almaktadır.
    Bu nedenle karar pulu, pul yapıştırılması suretiyle (bunun mümkün olmaması durumunda
    vezneye ödeme yapılarak) ödenir. Pul yapıştırılma zamanı kağıtların düzenlendiği andır. Bu da karar
    pulu için komisyon kararının alındığı andır. Bunun dışında karar pulu ödemelerinin istihkaktan kesinti
    yapılarak ödenmesi uygun değildir.
    3- İta Amiri Mutemedi Avanslarında Damga Vergisi
    3.1- İta Amiri Mutemedi Avanslarında Damga Vergisi
    488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli "1" sayılı tablonun IV/1-g fıkrasında, avans
    makbuzlarının nispi damga vergisine tabi tutulması öngörülmüştür. Avans makbuzu ile kastedilen,
    avansın verilmesi sırasında düzenlenen kağıtlardır. Damga Vergisi Kanunu açısından avans kavramı,
    henüz satılmamış bir mal veya henüz ifa edilmemiş bir taahhüt ya da yapılmamış bir hizmetle ilgili
    olan ve ileride doğacak bir alacağa mahsuben yapılan peşin ödemedir.
    1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 83/A-a maddesi gereğince, ita amirlerinin
    göstereceği lüzum üzerine harcama belgeleri ibraz edildiğinde bütçedeki ödeneğinden mahsup edilmek
    üzere ita amiri mutemetlerine avans veya kredi verilebilmektedir.
    İta amiri mutemetlerine verilen bu avans ve kredilerde, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel
    Müdürlüğünün 07.04.1992 tarih ve MUH:İŞLE:127252-4/20152 sayılı yazısı gereğince;
    a- 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 3483 sayılı Kanunla değişik 83. maddesinin
    (A) fıkrası uyarınca masraflara sarf edilmek üzere ita amiri mutemetlerine avans ödemesi yapılması
    sırasında düzenlenen kağıtların resmi dairelerin dahili işlemlerine ait kağıtlar mahiyetinde olması ve
    Damga Vergisi Kanunun konusu dışında kalması sebebiyle damga vergisine tabi tutulmaması,
    b- İta amiri mutemetlerine avans verilmesi suretiyle yapılan satın almalar sonucu satıcılara
    yapılan ödemeler dolayısıyla düzenlenen kağıtların ise avansın mahsubu sırasında aynı Kanunun (1)
    sayılı tablosunun IV. Bölümünün 1/h fıkrası uyarınca binde 7.5 nispetinde damga vergisine tabi
    tutulması, gerekmektedir.
    Bu nedenle; ita amiri mutemedi avanslarından ödeme sırasında herhangi bir damga vergisi
    kesilmemeli; damga vergi, avans harcamaya dönüştükten sonra ya alındı karşılığında saymanlığa
    yatırılmalı ya da mahsup evrakına pul yapıştırılmak suretiyle ödenmelidir.
    3.2- Harcırahların Avans Suretiyle Ödenmesinde Damga Vergisi Kesintisinin Yapılması
    Herhangi bir giderin bütçeden ödenmesinde, yukarda belirtildiği gibi önce giderin yapılıp daha
    sonra bedelinin ödenmesi esas olmakla birlikte önceden avans verilmesi de söz konusu olabilmektedir.
    En sık karşılaşılan avans uygulaması, sürekli ya da geçici görevle bir yere gönderilen memurlara
    harcırahlarına mahsuben avans ödenmesidir. 1050 sayılı Kanun'un 83/A-e maddesi uyarınca verilen
    söz konusu avanslar bilahare memur tarafından verilen beyanname üzerine hesaplanan harcırah
    tutarına mahsup edilmekte; hak edilen harcırah miktarının verilen avanstan fazla çıkması halinde,
    avans miktarı düşüldükten sonra kalan kısım ayrıca ödenmektedir.
    488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli I sayılı tablonun makbuzlar ve diğer kağıtları
    gösteren; IV/1-g bölümünde, avans makbuzlarından binde 7.5 oranında; IV/1-ı bölümünde ise,
    harcırahın tediyesini tesis eden kağıtlardan binde 6 oranında damga vergisi kesileceği belirtilmektedir.
    Ödeme işlemleri bilindiği gibi, tahakkuk müzekkeresi ve verile emri ile hak sahibi tarafından
    atılan imza mukabili gerçekleşmektedir. Verile emri "1" sayılı tabloda yer almadığından, damga
    vergisine tabi kağıtlardan olmayıp, paranın hak sahibine ödenmesi sırasında hak sahibi tarafından "...
    Lirayı tamamen ve nakden aldım." şeklinde verile emri altına veya arkasına konulan şerhler, verile
    emrinin damga vergisine tabi bir makbuz mahiyetini kazanmasını sağlamaktadır.
    Bu nedenlerle, harcırahın avans şeklinde ödenmesi halinde ödenen tutardan binde 7.5
    oranında damga vergisi kesilmesi gerekmektedir. Eğer harcırah avans olarak ödenmemişse kesin
    ödemede uygulanacak damga vergisi oranı binde 6 olacaktır. Avansın mahsubu sırasında avans olarak
    ödenen tutarın üzerinde bir hakediş ortaya çıkması durumunda, avansın üzerindeki tutardan (kesin
    ödemede sadece ödenen tutardan) binde 6 oranında damga vergisi alınmalıdır.
    Aksi takdirde avans miktarı üzerinden iki kez damga vergisi alınmış olur. Avans verilmesine
    ilişkin kağıtlarla avansın mahsubundan sonra varsa kalan miktarın ödenmesine ilişkin kağıtlar ayrı ayrı
    vergilendirilecektir. Avans miktarı ile hak edilen harcırah miktarının aynı olması halinde ise damga
    vergisi alınmayacaktır. Aksi uygulama, memura hem avans verirken hem de mahsup ederken iki kez
    vergi alınmasına yol açacaktır.
    Personele verilen yolluk avansları ile kurum ihtiyaçları için mutemetlere verilen avansları
    birbirine karıştırmamak gerekir. 1050 sayılı Kanun'un 83/A-a maddesi gereğince, ita amirlerinin
    göstereceği lüzum üzerine harcama belgeleri ibraz edildiğinde bütçedeki ödeneğinden mahsup edilmek
    üzere ita amiri mutemetlerine verilen avansların ödenmesi sırasında düzenlenen kağıtlar, resmi
    dairelerin dahili işlemleri kapsamında olduklarından damga vergisine tabi değildir. Aynı Kanun'un
    83/A-e maddesi kapsamında yolluk karşılığı verilen avanslar dolayısıyla düzenlenen kağıtlar ise resmi
    dairelerin değil; görevli personelin giderlerinin karşılanması için düzenlendiklerinden; damga
    vergisine tabi tutulacaklardır.
    3.3- Aylıklara Mahsuben Verilen Avanslarda Damga Vergisi
    289 sayılı KHK göre, kamu personelinden ücretlerini peşin alanlar için ay başı kavramı her
    ayın 15. gününü, ücretlerini çalıştıktan sonra alanlar için ay sonu kavramı ise her ayın 14. gününü
    ifade eder.
    Çalışanlara aylıklarına mahsup edilmek üzere avans verilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.
    Devlet memurlarına ödenen aylıklar ay başında peşin olarak ödenmekle birlikte, ödeme gününün dini
    bayram tatillerinden birine tesadüf etmesi gibi istisnai durumlarda, aylıkların avans olarak ödenmesi
    söz konusu olabilmektedir. Bu şekilde yapılan ödemeler avans olarak adlandırılsa bile mahiyeti
    itibarıyla aylık olduğundan; düzenlenen kağıtların IV/1-g fıkrasındaki avans makbuzu kapsamında
    değerlendirilmesi mümkün değildir. Aylıkların bayram tatilinden önce ödenmesi bir avans ödemesi
    olmayıp, erken ödemedir. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi devlet memurlarının aylıkları zaten peşin
    ödenmekte olup, bu ödemenin birkaç gün daha öne alınarak ödenmesi avans anlamına gelmez. Yılın
    son ayında yapılan aylık ödemeleri için de aynı durum geçerlidir. Bunların ertesi yıla ilişkin kısmının
    saymanlıklarca "bütçe dışı avans ve krediler" hesabında izlenmesi, bütçenin yıllık olmasının bir
    sonucudur.
    Özel sektör işletmelerinde çalışan personele, aylıklarına mahsuben verilen avanslar ve mahsup
    işlemlerine ait kağıtlarda ise durum farklıdır. Örneğin, bir şirkette görevli personelin ücretlerine
    mahsuben yapılacak avans ödemelerinde, "1" sayılı tablonun IV/1-g fıkrasındaki avans makbuzları
    kapsamında damga vergisi alınması gerekmektedir.
    Bu açıklamalar esas itibarıyla aylık ya da ücretin peşin ödendiği durumlar için geçerlidir.
    Aylık/ücret ödemelerinin ay sonunda yapılması halinde, aylık yerine getirilmiş bir hizmetin karşılığı
    olmakta dolayısıyla da zaten hak edilmiş bir ücretin ödenmesi söz konusu olmaktadır.
    Uygulamada, işverenlerle işçi sendikaları arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerine,
    "Avansın tediye edildiği tarihe kadar hak edilen brüt çıplak ücretin %...'i işçiye avans olarak
    ödenir." şeklinde hükümler konulduğu görülebilmektedir. Böyle bir düzenleme ile esasen işçilere
    ödeme tarihine kadar hak ettikleri ücretin ödenmesini içeren, kısım kısım aylık ödenmesi söz konusu
    olup; avans tabirinin kullanılmış olması ve ay sonundan önce ödeme yapılmış olması, yapılan
    ödemeye avans mahiyeti kazandırmaz. Ancak ödemenin ertesi aya ait aylığa mahsuben yapılması
    halinde avans söz konusu olabilecektir. Konuya ilişkin olarak, Sayıştay Temyiz Kurulu'nun
    19.11.1982 tarih ve 18247 sayılı bir kararında; "Toplu iş sözleşmesi ile, aylık kesin hesapta
    mahsubu yapılmak üzere, işlemiş ücretlerinden gerekli ve yasal kesintiler göz önünde tutularak işçilere
    on günde bir ödenmesi öngörülen avans, gerçek anlamda yani görülecek hizmet veya iş için peşin
    olarak verilen avans mahiyetinde olmayıp, hak edilen ücretin ay sonunda ödenecek olan aylık ücrete
    mahsuben ödenmesi mahiyetinde olduğundan, mezkur ödemelerden 488 sayılı Damga Vergisi
    Kanunu'na ekli (1) sayıl tablonun 1318 sayılı Finansman Kanunu ile değişik "IV- Makbuzlar ve Diğer
    Kağıtlar" bölümünün (ı) fıkrasına istinaden damga vergisi tevkif edilmiş olmasında mevzuata aykırılık
    görülmediği ..." şeklinde hüküm verilmiştir.
    3.4- Kredilerde Damga Vergisi
    Doğrudan kurumların hesaplarına kredi aktarılması hali hariç olmak üzere, mutemetler adına
    kredi açılması durumunda da, yukarda belirtildiği şekilde, damga vergisi yönünden ita amiri mutemedi
    avanslarından ödeme sırasında damga vergisi kesilmemesini öngören Muhasebat Genel Müdürlüğünün
    07.04.1992 tarih ve MUH:İŞLE=127252-4/20152 sayılı yazısı geçerli olduğundan, damga vergisinin
    kredi harcamaya dönüştükten sonra ya alındı karşılığında saymanlığa yatırılmak veya mahsup evrakına
    pul yapıştırılmak suretiyle ödenmesi gerekir.
    Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 48 ve 58 sıra nolu
    Genelgeleri uyarınca; Devlet Malzeme Ofisi, Şeker Fabrikaları AŞ. gibi kuruluşlardan
    yapılacak satın almalarda kredi tutarının damga vergisi kesintisi yapıldıktan sonra
    gönderme emri ile doğrudan ilgili kuruluşun banka hesabına aktarılması gerekir.
    3.5- Müteahhit Avanslarında Damga Vergisi
    488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca kişilere yapılan kesin ödemeler sebebiyle
    düzenlenen makbuzların, Kanuna bağlı (1) sayılı tablonun IV- Makbuzlar ve diğer kağıtlar bölümünün
    1/h fıkrasına göre binde 7.5; avans makbuzlarının ise aynı bölümün 1/g fıkrası gereğince yine aynı
    oranda binde 7.5 oranında nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
    Bu nedenle, avans makbuzlarının binde 7.5; kesin ödemeler nedeniyle düzenlenen
    makbuzların da (daha önce yapılan avans ödemeleri tutarları düşülmeksizin) ayrıca binde 7.5 oranında
    damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
    4- Damga Vergisinin Matrahına Katma Değer Vergisinin Dahil Edilmemesi
    Damga vergisi matrahına KDV'nin de dahil edildiği uygulamada sık sık görülmektedir. Oysa;
    Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 30 seri numaralı Damga Vergisi
    Genel Tebliğinde, damga vergisi matrahına dahil edilen katma değer vergisinin, üstlenilen işin ya da
    verilen hizmetin bir bedeli olmadığı, bu nedenle katma değer vergisinin damga vergisi matrahına
    dahil edilmesi halinde, verginin vergilendirilmesi gibi bir sonuç doğuracağı gerekçesiyle, bazı
    mükelleflerce bu uygulamanın dava konusu edildiği, yargı mercilerinin de, katma değer vergisinin
    nispi damga vergisinin hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiğine hükmedildiği belirtilerek,
    bundan böyle nisbi damga vergisine tabi kağıtların muhtevasında, katma değer vergisi yönünden
    herhangi bir düzenleme olup olmadığına bakılmaksızın;
    a-Damga vergisinin, katma değer vergisi hariç olmak üzere sadece işin bedeli üzerinden
    hesaplanması,
    b-Katma değer vergisi dahil edilerek düzenlenen kağıtlardan alınması icabeden damga
    vergisinin ise katma değer vergisi tutarı düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden hesaplanması,
    gerektiği belirtilmiştir.
    5- Damga Vergisine Tabi Olan Kuruluşlar
    Damga Vergisi Kanununun 8. maddesinde; "Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel
    ve katma bütçeli daire ve idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.
    Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz."
    hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, Tekel Müessesi gibi, genel yönetime dahil idarelere bağlı olmakla
    birlikte ayrı tüzel kişiliği bulunan idarelerin söz konusu kanun kapsamındaki resmi dairelere dahil
    olmaması ve dolayısıyla 01.07.1964 tarih ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanuna tabi bulunması
    gerekmektedir.
    Sayıştay 5. Dairesi de 24.4.1986 gün ve 6105/1048 sayılı ilamında; Petrol Ofisi, Çimento
    Fabrikası, Sümerbank, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Devlet Malzeme Ofisi, Kömür Satış ve
    Tevzi Müessesesi, Et ve Balık Kurumu; Demir Çelik Fabrikası'na yapılan ödemelerden Damga
    Vergisi Kesintisi yapılması gerektiğine karar vermiştir. Bu nedenle, uygulamada benzeri kuruluşlara
    yapılan ödemelerden damga vergisi kesintisinin yapılmasına özen gösterilmelidir.
    6- Süre Uzatımı Kararlarında Damga Vergisi
    Hakediş ödemelerinde tek başına sürenin uzatılması nispi bir damga vergisi ödenmesini
    gerektirmemektedir. Ancak, sürenin uzatılması ile sözleşmenin tekerrürü veya ilave iş meydana
    geliyor ve bu artış hesaplanabilir bir meblağ olarak karşımıza çıkıyor ise sözleşmeye uygulanmış
    oranda nispi damga vergisi alınması gerekmektedir.
    Eğer sözleşme tekerrür etmiyorsa veya ilave bir iş söz konusu değilken sadece sözleşmenin
    bitim tarihi belli bir müddet sonraya erteleniyorsa maktu damga vergisi alınması gerekir. Örneğin
    ödenek yetersizliği nedeniyle yükleniciye süre uzatımı verilmişse bir iş artışı ya da sözleşmenin
    yenilenmesi söz konusu olmadığından maktu damga vergisi söz konusu olmalıdır. Maktu damga
    vergisinin tutarı, sözleşme süresinin uzatılmasına ilişkin belgenin düzenlendiği tarihte (I) sayılı
    tablonun Akitlerle İlgili Kağıtlar Bölümünün, Belli Parayı İhtiva Etmeyen Sözleşmelerle ilgili 1/b
    bendinde yazılı olan tutardır. Maliye Bakanlığınca çıkarılarak, 28.12.2002 tarih ve 24977 sayılı Resmi
    Gazetede Yayımlanan, 40 sıra nolu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, 2003 yılı için söz
    konusu tutarın 4.640.000.- lira olmasına karar verilmiştir.
    Kiralanan bir gayrimenkulun aynı şartlarla bir yıl daha kira süresi uzatılmışsa burada
    sözleşmenin yenilenmesi söz konusudur ve binde 7.5 oranında damga vergisi alınması gerekmektedir.
    7- Damga Vergisi Ayrıntı Kodu
    Genel bütçeli dairelerin işlemlerini yapan saymanlıklarda damga vergisi tahsilatları Bütçe
    Gelirleri Hesabının 1360 ayrıntı koduna kaydedilmelidir. Katma bütçeli idarelerin işlemlerini yapan
    saymanlıklarda damga vergisi tahsilatları Emanetler Hesabının; sözleşmeye ait bir damga vergisi ise
    4112 ayrıntı koduna, ihale karar pulu kesintisi ise 4365 ayrıntı koduna, bunun dışındaki kesintilerin ise
    1360 ayrıntı koduna kaydedilmesi ve say 2000i sistemine bu kodlar aracılığıyla veri girişinin
    yapılması gerekmektedir.
    8- Teklif Mektuplarında Damga Vergisi
    Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun "I-2" numaralı sırasında belirtilen teklif
    mektuplarının 1.440.000.- TL tutarında damga vergisine tabi olacağı 40 seri numaralı Damga Vergisi
    Kanunu Genel Tebliği ile tespit edilmiştir.
    9- Çırak Ücretlerinde Damga Vergisi
    19.06. 1986 gün ve 19139 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki
    Eğitim Kanununun 25. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca aday çırak, çırak ve öğrencilere
    ödenecek ücretler her türlü vergiden istisna edildiğinden yapılan bu tür ödemelerden gelir ve damga
    vergisi kesilmemesi gerekmektedir.
    10- Kamu Kurumlarının Kendi Aralarında Yaptıkları Alımlarda Damga Vergisi
    2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 71. maddesine göre yapılacak alımlarda (kamu
    kurumlarından yapılan alımlarda) komisyon oluşturulması ve ihale kararı alınması gerekmediğinden,
    düzenlenen protokol bedeli üzerinden ilave binde 4.5 oranında karar pulu tahsilatı yapılmaması
    gerekir.
    11- Damga Pullarının Yanlış İptal Edilmesi veya İptal Edilmemesi
    Damga pullarının çoğunlukla iptal edilmediği veya rasgele üzeri çizilerek iptal edildiği
    görülmektedir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 16. maddesinin 5. fıkrasında ise; "Pullar tarihle
    beraber imza veya mühür konularak iptal olunur. İki pul için bir iptal işlemi yapılabilir."
    denilmektedir.
    12- İptal Edilen İhale Kararlarına Ait Damga Vergisi
    488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun (DVK) 1. maddesinde; "Bu Kanun'a ekli "1" sayılı
    tabloda yazılı kağıtlar damga vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.
    "Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak
    suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan
    belgeleri ifade eder." denilmiştir. Buna göre; damga vergisinin konusunu kağıtlar oluşturduğundan, bu
    kağıtların düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olay meydana gelmiş olur. Bir başka deyişle, bir
    kağıdın damga vergisine tabi tutulabilmesi için kağıdın hukuken tekemmül etmiş ve herhangi bir
    hususu ispat veya belli edecek nitelik kazanmış olması yeterlidir. İmzalanmak suretiyle tekemmül
    eden bir kağıdın bilahare hükmünden istifade edilmemiş olması, söz konusu kağıdın bir hususu ispat
    veya belli edebilecek bir belge olma vasfını ortadan kaldırmayacaktır.
    12.1- İhalenin İdareler Tarafından İptal Edilmesi: Damga vergisi, temelde bazı ticari
    işlemler ile borçlar hukuku konusuna giren bir kısım işlemlerin vergilendirilmesine yöneliktir. Ancak
    vergileme tekniği açısından diğer vergilerden farklı olarak hukuki işlemlerin bizzat kendisinin değil,
    işlemin dayanağını teşkil eden kağıtların vergilendirilmesi esası geçerlidir. Bunun doğal sonucu olarak
    Damga Vergisi Kanunu arka plandaki hukuki işlemin nasıl, neden ve ne zaman doğduğu ile değil;
    hukuki işlemin sağ doğmasını sağlayan belgelerle ilgilidir. Dolayısıyla damga vergisine tabi bir kağıt
    düzenlendikten sonra söz konusu kağıdın düzenlenmesine esas teşkil eden işlemin iptal edilmesi
    halinde, damga vergisini doğuran olay ortadan kalkmayacağından; kesilmiş bulunan verginin iadesi de
    mümkün olmayacaktır. Ancak yerleşik hale gelmiş olmamakla birlikte, Danıştay'ın söz konusu
    hususlarla ilgili açılan davalarda genellikle mükellefler lehine karar verdiği ve damga vergisinin iadesi
    yönünde kararlar verildiği görülmektedir.
    12.2- Vize ve Tescil Sonucuna Bağlı Olarak İhalenin İptal Edilmesi: 1050 sayılı
    Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 64. maddesi gereğince "harcamayı gerektirecek taahhüt ve
    sözleşme tasarıları" Maliye Bakanlığının vize işlemine tabidir. 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 30.
    maddesinde ise Sayıştay'ın denetimine tabi daire ve kurumlarca "harcamaya ilişkin olarak yapılan
    sözleşmelerle her türlü bağıtların", Sayıştay'ca tescil edildikten sonra uygulanabileceği hükmü yer
    almıştır.
    Maliye Bakanlığı ve Sayıştay tarafından yürütülen bu işlemler, ihale kararlarının ya da
    sözleşmelerin onaylanması anlamında olmayıp; bir ön denetim faaliyetidir. Bu bakımdan söz konusu
    işlemlerin Damga Vergisi Kanunu uygulamasına tesiri yoktur. İhalenin iptali halinde, ihale kararına
    ilişkin damga vergisinin; Ayrıca, Sayıştay'ca tescil edilmeyen sözleşmelerde sözleşmeye ilişkin
    damga vergisinin iadesi söz konusu değildir. İhale kararı bir kere onaylanmakla; sözleşme bir kere
    imzalanmakla vergi mükellefiyeti doğmuş olur.
    12.3- İhalenin Kamu İhale Kurumu Tarafından İptal Edilmesi: 4734 sayılı Kamu İhale
    Kanunu'nun 53. maddesi ile kurulan Kamu İhale Kurumu, aynı Kanun'un 56. maddesi uyarınca,
    sözleşme imzalanıncaya kadar olan ihale işlemlerine ilişkin olarak, istekiler tarafından yapılacak
    şikayetleri inceleme ve sonuçlandırma yetkisine sahiptir. Kurum, bu yetkisine dayanarak ihale sürecini
    durdurabileceği gibi, onaylanmış bir ihale kararını da iptal edebilir. Kişisel görüşümüze göre, şikayet
    konusu yapılan ihale kararları Kurum tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre kesinlik
    kazanacağından, Damga Vergisi Kanunu açısından vergiyi doğuran olayın da şikayetin uygun
    bulunmadığı yönündeki Kurum kararı ile meydana geldiğinin kabulü zorunludur. Dolayısıyla ihale
    yetkilisince onaylanmış olsa bile istekliler tarafından şikayet konusu yapılan bir ihale kararı üzerinden
    damga vergisi alınmamalı, Kurumun Kararı beklenmelidir.
    12.4- Damga Vergisi Ödenmeden İhalenin İptal Edilmesi: Damga vergisi ödenmeden ihale
    kararının iptali de söz konusu olabilir. Yukarıda açıklandığı üzere ihale kararlarında vergiyi doğuran
    olay, kararın onaylandığı anda meydana gelmiş olur. Bununla birlikte, yükleniciye tebliğ edilmedikçe
    onaylanmış ihale kararına ait damga vergisi mükellefiyetinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı
    da açıktır. Buna göre, onaylanmış ihale kararının (herhangi bir nedenle) yükleniciye tebliğ edilmeden
    yada tebligat tarihinden itibaren belirlenen sürede iptali halinde vergi mükellefiyeti doğmayacaktır.
    13- Yabancı Para Cinsinden Düzenlenen Kağıtlarda Damga Vergisi
    Damga vergisine tabi kağıtların, yabancı para cinsinden düzenlenmesi ile ilgili Borçlar
    Kanunu ve Ticaret Kanununda herhangi bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca Türk Parasını Koruma
    Mevzuatı bakımından da yabancı para cinsinden kağıt düzenlenmesinin önünde bir engel
    bulunmamaktadır. Nitekim Damga Vergisi Kanunu yurtdışında düzenlenen kağıtların, hangi hallerde
    Türkiye'de vergilendirileceğini hükme bağladığından, Kanunda bu konuda zımni bir kabul olduğu
    söylenebilir.
    Damga Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinde, yabancı para üzerinden tanzim edilen damga
    vergisine tabi kağıtların Maliye Bakanlığı'nca tayin ve ilan edilecek fiyat üzerinden Türk parasına
    çevrileceği ve ona göre damga vergisi alınacağı belirtilmiştir. Maliye Bakanlığı konu ile ilgili olarak
    11.11.1980 tarihinde yürürlüğe giren 15 seri no.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile Türk Lirası
    karşılığı döviz kurlarını tespit etmişti. Sözü edilen Tebliğ'den sonra döviz kurlarını saptama ve
    duyurma işlemlerindeki gecikmelerin uygulamada sakıncalar doğurduğu görülmüş ve bunun üzerine
    yayımlanan 35 sıra no.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile yabancı paranın Türk Lirası'na
    çevrilmesinde bakanlığın ikinci bir duyurusuna gerek olmaksızın TC Merkez Bankası tarafından ilan
    edilen döviz satış kurlarının esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Damga vergisinde vergiyi doğuran
    olay kağıdın düzenlenip eksiksiz olarak tekemmül etmesidir. Yabancı paranın Türk parasına
    çevrilmesinde bu tarihte geçerli olan kur esas alınacaktır. Yabancı para cinsinden düzenlenen
    kağıtlarda ise, düzenleme tarihindeki kurun esas alınması gerekmektedir. Zira, vergiyi doğuran olay,
    kağıdın eksiksiz olarak düzenlenmesine bağlanmıştır.
    Kağıdın yabancı memleketlerde düzenlenmiş olması durumunda ise, kağıdın Türkiye'de
    vergilendirilmesi gereğinin doğduğu tarihteki kur esas alınarak değerleme işlemi yapılacaktır.
    Türkiye'de vergilendirilme gereğinin hangi hallerde doğduğu Damga Vergisi Kanunu'nun 1.
    maddesinde belirtilmiştir. Bu maddede öngörülen haller;
    - Kağıdın resmi dairelere ibrazı,
    - Üzerinde devir veya ciro işlemleri yapılması,
    - Ya da hükmünden yararlanılması
    başlıkları altında toplanmıştır.
    Bir diğer özellik, vergi ve cezası zamanaşımına uğramış kağıdın hükümlerinden tarh
    zamanaşımı dolduktan sonra yararlanılması ile ilgilidir. Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesine göre
    zamanaşımına uğramış vergi alacağı yeniden doğacaktır. Yabancı para cinsinden düzenlenmiş kağıtlar
    bakımından, bu durumlarda da, yeni kullanım tarihindeki kurun esas alınacağının kabulü gerekir.
#09.01.2010 01:08 0 0 0
  • azizim saygılar kapsamlı bilgiler için eline sağlık "sözleşmeye davette "Karar Pulu Tutarını" nasıl hesaplanır yardımlarınızı bekliyorum saygılar
#07.07.2010 11:19 0 0 0