Yanağınızdaki gamzede / dudaklarımı unuttum.
Kaleminizi bıraktığınızda fark edeceksiniz.
Yanağınızda bir sıcaklık,
Yüreğimde bir ateş var..
Hayır hayır beni anlamadınız.
Anladım ki susmak bir cüsse işi
Derin denizlerin işi
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor..
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.
İçimi bir heybet hissi kaplar.
Benliğimi hasret duyguları istila eder.
Kalbim ürperlerle dolar.
Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.
Göklerin suskunlugu da öyle.
Gök gürlemeleri, mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.
Sükut her zaman daha manalı, daha derindir.
Kalbe sözden çok sükuttan manalar akar.
İnsan evrendeki sükutu anlayabilseydi, kim bilir belki de söz olmayacaktı.
İnsanlar sükutun dilinden anlayacak, derin ve manalı bakışlarla konusacaklardı.
Ve ses, sükutun heybetini bozamayacaktı.
Konuştuğum zamanlar hep acze düşmüşümdür de ondan kelama sarılmışımdır.
Evrendeki her varlıkta sükutu bir süs, bir hikmet olarak algılamışımdır.
Sözü ise ancak bir zaruret..
Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.
Hayatın hiç bir kasırgası, hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.
O denize imrendiğim an, gözlerim şu mısralara takılmıştı:
Gittim, gittim, denizin sınır yerine vardım
Halin bana da geçsin! diye ona yalvardım
Bir çılgın vesvesede içim didiklense de,
Olaydım o cüssede, O'nun gibi susardım..
Gercekten de öyle olmustu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli
iki kere iki dört etmiyor;
etmiyor hoca,
iki kere iki çoğu zaman dert ediyor...
bu sevda denkleminde...
bu denklemin kökü yanlış bu teori hepten bozuk,
iki kere ikinin ne edeceğini kestiremiyorsun,
hazan düştümü bağına;
hiç ediyor bazen...
hiç...
Artık maviler bulandı grilere
Sevinçler yerini hüzne bıraktı
Ama
Kalbim hala ilkbahar
Aslında en sevdiğimiz mevsimdi
Gri sonbahar
Mavi yağmurlar
Dün gece düşündüm istemeden yine seni
Koyamadık ya senelerce adını
Yaşadığımız sevda ne diye
Sonunda buldum ben senin ismini
Adın Yağmur birtanem
Rengin Mavi