çalıntı bir an' a tutunuyorum
avunuyor...
avutuyorum...
kendimi yollara vuruyorum
yağmur yağıyor üzerime
oyuncağı elinden alınmış
bir çocuk üzülüyor
okşamıyorum başını...
kayboluyor...
kayboluyorum...
bir türkü tutturuyor dilim
"yaralı"
sevdanın da çürümüş bir yaprağı olmalı
kimsesizliğe itilmiş bir ruhun, gölgesini kaybetmesi
meğer acıtıyormuş yüreği...
susuyor...
susturuyorum...
duyumsuyorum seni
anımsıyorum gülüşünü
tanımlayamadığım bir sesi dinliyorum
gecenin kör karanlığı
"yok" diyor
yok oluyorum
önceden var mıydım ki?
duyumsayarak, -mış gibi yaşamışım meğer...
ölmeden "yok" diye koymuş adını
meğer ruhu on kez uçurumun kıyısına getirip
atmakmış aşağıya...
sayıyor tek tek...
sayıyorum düşüşleri...
"sevmek, birini kurtarmaktır" diyor birileri
kurtardı beni...
kurtardım ben...
anlatıyor...
anlıyorum şimdi...
...
bir daha kimseyi kurtarmayacağım
ve kurtarmasına izin vermeyeceğim
"kurtulmak, acıtıyor beni"
sorgulamadan, öylesine gülümseyebilmek için
yaşadıklarıma/ na bir anlam yüklemek için
sessizliğin içinde
karanlıkla bağdaştırdığım sensizliğin,
en çılgın, en deli an' ında
sus oluyorum...
puslu görüyorum...
ağlıyorum...
sahi, sen benimle ağlamış mıydın hiç?
Sevgili Gül_yarasi; ben teşekkür ederim güzel yorumun için...
"önce kurtaran sonrada kanadini kiriveren kurtarici..."
her şey sırayla değil mi? önce kurtarır ya da kurtarmış gibi görünür
gönül ya bu tabi ki aldanır...
Yorumun için teşekkürler ATES 2522...
Sevgili hicbirsey2001 "Acılar üstüne mi kuruludur yaşamlarımız ki biz böyle oluruz" demişsiniz
aslında acılar üstüne kurulu hiç bir şey dayanamaz, yıkılır...
ki biliriz tek fırtına gelip geçen değildir...
Nice fırtınalar olacaktır.
insan acıyı sever, farklı bir tadı vardır...
ve insanlar acıyı terketmezler asla...
o yüzdendir ki; acılar hep varolur.
Oysa yaşam o kadar güzel ki...
üzüntüyü ve sevinci yoğurup pişirmektir ruhun fırınında...
ve yürek, bir kürektir posta posta alır hepsinden karışık...
Güzel ve değerli yorumlarınız için teşekkür ederim...