Ay Işığında ki Gizem

Son güncelleme: 27.01.2010 14:47




  • Ay ışığını sevmeyeniniz yoktur sanırım Ay ışığında hep farklı gizemler bulurum Çocukluğumda çimenlere yatar o pırıltılı anların güzelliğini ruhumda doyasıya yaşardım. Ne zaman bir deniz kenarında otursam ayın denizle buluştuğu saatleri izlemek için hemen bir kayalığa ya da kumlara oturup o güzelim ışık yansımalarını ve yakamozu seyre dalarım. Farklıdır gecenin büyüsü, o sakin saatlerin tınısında, ruhunuzla buluştuğunuz anları cümlelere dökmek gelir içinizden. Her sözcük sanki ay ışığından gelen bir yansıma gibi sıralanır. Gece kendinizle ve yüreğinizle bütünleşirken duyguların üst düzeye çıktığı, hafiften mırıldandığınız bir şarkının ezgisiyle esrik anların parçası olursunuz. Ay ışığı denize sarılıp ona ışıklarıyla serenat yaparken yakamozlarda dansa başlar.

    Biz yakamozları hep ışık yansıması olarak biliriz ki onların hepsi birer canlıdır.
    "Ay ışığı yakamoz; genellikle yanlış bilinen yakamoz ay ışığı suya, denize vuran yansıması değildir. Yakamoz bir canlıdır, Latince ismi Noctiluca Miliaris ya da Noctiluca scintillans olan bu canlı, bir biçimde ateş böceğinin denizde yaşayan sürümüdür. Lüminesans maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar. Bu canlı bir bakteridir, yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır. Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde geceleri bir kayık geçerken veya bir balık sürüsü geçtiğinde bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarına neden olurlar. Sucul yaşama sahip olan bazı bakteri türleri, su yüzeyine düşen ışığı yansıtma özelliğine sahiptir. Ay veya güneş ışığının su yüzeyinde gördüğümüz yansıması da, suyun kendisinin ışığı yansıtma özelliğinin yanı sıra, suda yaşayan bu bakteriler aracılığıyla gerçekleşir. Bu tip bakterilerden bazılarını, özellikle ıslak sahil kumunda da geceleri görebilirsiniz. Hatta yakamoz olayının gerçekleşmesi için, ortamda belirli bir ışık kaynağının (ay ya da güneş gibi) bulunmasına da gerek yok. Biyolüminesans adı verilen metabolik olay sayesinde, bu bakteriler "yakamoz" olarak gördüğü ışığı üretebilirler. Dinoflagellatlar olarak bilinen oldukça küçük ve flagella adı verilen uzantıları sayesinde hareket yeteneğine sahip olan tek hücreli canlılar (planktonlar), yakamoz görüntüsünü oluştururlar. O yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Gırgır motorlarının köprülerinin çok katlı ve en üst kattan bile kumanda edilebiliyor olmalarının bir sebebi de budur. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi oraya yönlendirirler veya doğrudan kendileri tekneye (gemiye) kumanda eder. O yüzden Lüfer avlarken Lüks ışığı kullanılır, ışık balık gelsin diye değil misinanın değdiği, yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüks ışığı ile yakamoz ışığını öldürmek için kullanılır."

    Ay ışığı ve yakamoz Siyah dalgalardaki pırıltılar, bir gelinin siyah saçlarından dökülen simler gibi uzanır geceye. Düşler ülkesinin esrarlı düğünü gibi yakamozlar dansa başlar, dalga sesleriyle bütünleşir gece. Ay ışığının, denizin, gecenin gizeminde buluşan nice yürekleriz. Yaratanın o eşsiz güzelliğinde buluşan gözleriz, seyrederken dalıp gittiğimiz anların şahitleriyiz. Pırıltılar yaşamınızdan eksik olmasın!

    Dokunduğun her hücremde seni hissetmekti yakamozlu saatler


    Sanrım Olsan...


    D/okununca s/açlarım yüzüne
    t/utkulu bir savaşçıdır
    göğsüme aldığım kalkan
    yarenim /sabahlarım olur
    tuttuğum deniz ellerin
    dalga dalga çoğalır
    yatağı yosun
    sevmedir yumuşak b/akışların

    ne vakit uykuya sarılsa gözler
    ayakucumda bir sen
    beliren her gölge senden geçer
    rüyalarda, düşlerde
    yüzüm avuçlarında doğar güneşe
    lâle zamanının renklerini çalar
    şimdi İstanbul ilkbahar

    deniz mavi iklimlerde
    kıyılar sensiz, yakamoz ıssız
    parklar kimsesiz
    bir bank oturuyor kendiyle
    çınar yılları sayalı çok olmuş
    Kadıköy geziyor
    sevgilisi Haydarpaşa'yla
    bir yolcusunu bekler
    sırtında bir dağ
    heybesinde umut olanla.


    gelir elbet,
    dizeler doldurup ceplerine
    sarıp imgeleri diline
    rüzgârlarda düşer peşine
    bu şehir ne düşler gördü
    geçilir boğaz
    vapurlarda öttürür düdüğünü
    martılar da sevinir
    simitçiler de

    deniz t/s/anrısını
    denizden bir kız bekler
    k/uyruğuna takılı şiirlerle



    Neslihan YAZICILAR

    (Sanrı;
    Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon.)
#27.01.2010 14:47 0 0 0