Her Sevginin Bir Kokusu Vardır

Son güncelleme: 09.02.2010 19:43
  • Gökyüzü gibiydi kokular, çantanızın silgi kokan kuytularında ellerinize bulaşan bir koyu lacivert, ya da ayrılığın aklınızdan çıkmayan kederli buğusuydu.

    Sen benim ilk hasretimdin!

    Hep hafta sonları gelirdin bize ,her ayın son cumalarına denk düşerdi gelişin, örgülü uzun saçların siyah lastik ayakkabıların ve gülen yüzünün kalbime vuran hasretiyle sarılırdım sana. Hiç geçmesin isterdim, Pazartesi gelmesin senden ayrılmayayım diye dualar ederdim.
    Sonra çabucak geçerdi haftasonu, birlikte yapılan kahvaltıdan sonra yine birlikte çıkardık sokağa ve okul yolunda ayrılırdık.

    Sen üst mahalledeki okuluna ve yeni evine dönerdin, ben ise karşı mahallenin ilkokuluna giderdim. Ömrümün en uzun yolunu yürürdüm her ayın ilk Pazartesi ve sen içimde tükenmeyen acım olurdun.

    Pervin ile Ayşe kardeşler hep birlikteydiler ve onları her gördügümde sen gelirdin aklıma. Senden ayrılışım hep düşündürürdü beni, Pervin ile Ayşe niye ayrı değillerdi, onların evi neden aynıydı ve neden ben senden ayrılmak zorunda bırakılmıştım?

    Bu sorular yorardı küçük yüreğimi ve her ayın ilk Pazartesi eve hasta dönerdim.

    Hani sana biraz büyük geliyor diye bizde bıraktığın önlüğün vardı ya, hani hep dolapta duran, işte onu giyerdim herkes uyuduktan sonra.

    Sen hiç bilmezdin ama ben seni çok özlerdim ve sen her gidişinde dolabın karanlık
    kuytusundan çıkarıp bağrıma bastığım önlük olurdun.


    Hastalandın... Artık her ayın son cumaları gelemiyordun ve tek başına makarna yemek tad vermiyordu. Kimse evcilik oynayalım diye ısrar etmiyordu, kimseyle ip atlayıp, beş taş oynamıyordum.

    Zaman aramıza görünmeyen sınırlar örüyordu ve içimdeki sensizlik kocaman bir boşluk oluyordu. Hep seni soruyordum, kimse beni yattığın hastahaneye götürmemişti, sadece "iyileşti artık, yakında çıkacak" diyorlardı, ama sen bir türlü çıkmıyordun.
    Geçici körlükle başlamış hastalığın, bir dakika filan sürmüş körlügün, sonra yine görmeye başlamışsın.

    Sahi geçici körlük nasıl oluyordu ve o bir türlü adını koyamadıkları hastalığının adı neydi? Yoksa sıfır beş uçlu kırmızı kalemimi çok beğendiğinde, " hayır o benim kalemim, sana veremem" dediğim için mi hastalanmıştın?

    Bana kırıldığın için mi kör olmak istemiştin, artık beni görmek istemiyor muydun?
    Sen hastahaneydin ve ben soru sormaktan, önlüğüne sarılıp ağlamaktan, kokunu hatırımda tutmaktan başka birşey yapamıyordum.

    Altı ay sürdü hastalığın , sensiz geçen altı uzun ay.

    Yedinci ayın son cuması yeni annenle geldiniz bize. Eskisi gibi sarılmamıştın bana, hiç gülümsememiştin ve benimle aynı yatakta yatmak istemiyordun.

    Herkes çok seviyordu seni, ama sen beni artık sevmiyordun. Yabancıydı ellerin, yabancıydı bakışın, "git" diyen sözlerin doluyordu kulağıma ve sen yeni annenin kulağına fısıltı halinde" o gelmesin yanıma" diyordun.

    Arı maya resimli silgiler yeni çıkmıştı o zaman ve sahip olduğum tek güzel şeydiler. Yine Pazar günü olmuştu ve Pazartesinin gelme telaşı bir avuç şu gibi doluvermişti gözlerime.Benle konuşmuyordun, oynamıyordun, ama varlığın bile yetiyordu bana. Elime aldığım yeni silgim ile yaklaşmıştım yanına , "bunu sana vermek istiyorum, ister misin ?" diye sormuştum.
    Elimdeki silgiyi çevik bir hareketle alıp, oturma odasının bir köşesinde ağır usul yanan sobanın içine atıverdin.

    Hayatımda sahip olduğum tek güzel şey bir anda kül oluvermişti,ve içimde birşeylerin çağladığını, acıya benzer birşeylerin öfkemin suretine büründüğünü dün gibi hatırlıyorum. Hızla odama koştum, dolabımda duran önlüğünü dolaptan çıkartıp kırış kırışı ettikten sonra bir poşetin içine koydum ve yatağıma uzandım. Uyumak, biran önce pazartesine uyanmak istiyordum.

    Sabah her zamankinin aksine kahvaltı etmeden ve tek başıma çıktım sokağa. Yanıma almayı ihmal etmediğim poşeti öfkeyle tutuyordum ve okulun yanı başındaki köprüye geldiğimde hayatının en ağır yükünden kurtulmak isteyen hamal misali elimdeki poşeti cağlayan derenin köpüklü sularına fırlatıverdim.

    Hayatımın en güzel kokusunu bir daha duymak istemiyordum, seni bana hatırlatacak hiç birşeye tahammülüm kalmamıştı, cünkü sen benim tek kardeşimdin ve artık beni sevmiyordun.

    ... Ve yıllar geçtikçe daha iyi anlamıştım ; "Gökyüzü gibiydi kokular, dünya değişir ama onlar hep aynı kalırdı, tıpkı ablaların kardeşlerine duydukları sevgi gibi ".

    ALINTI
    __________________
#09.02.2010 00:19 0 0 0
  • Emeğne sağlık kardeşim.Alıntıda olsa çok güzel bir alıntı.Allaha emanet ol
#09.02.2010 11:14 0 0 0
  • Gözlerine sağlık Abi...Allah razı olsun...
#09.02.2010 19:07 0 0 0
  • tşk..
#09.02.2010 19:43 0 0 0