Korkularını alıp yanına,
Bilmediğin bir şehrin,
Hiç sevemeyeceğin yağmurlarına bıraktın kendini.
Düşünmek istemediğin ne varsa,
Belki de senden önce vardılar, gitmek istemediğin uzaklara...
Unutulmak korkusu yanına aldığın korkuların en büyüğüydü,
Ve sen daha bu duyguya alışamadan,
Yanlızlıkla tanıştın.
Ayrılıklar ne kadar acı olsa da,
Umursamayacak kadar inatçıydın,
Ve bir kez olsun geriye dönüp bakmadın.
Oysa bilmediğin ne çok şey vardı...
Sönmek bilmeyen yangınların tek çaresi,
Pişmanlıkların, keşkelerin, yitip gitmelerin umutsuz sebebiydin,
Herşeydin sen...
[SIZE=25]Terkettiğin şehrin mahsun prensesi değildin belki,
Ama beni kayıp kentin beyaz atlı prensi gibi yanlız bırakırken,
En yakın dostunu, " kendini " bırakamaz mıydın bu şehirde?
Yarının mutluluklarını,
Yarın olmadan bugüne taşıyamaz mıydın?
Kaybettiğim herşeyi, ayrı da olsa kazandıklarımıza ekleyip,
Özlemleri yüreğimden uzaklaştıramaz mıydın?
Dünyanın tüm güzellikleri senin olsun,
Bana kalanları benimle yaşayamaz mıydın?
Güneşi, sadece bir gece bizim için
Yıldızlarla süsleyemez miydin?
[SIZE=25]Gittin ve umutlar yandı.
Yarının mutlulukları büyük bir hayal şimdi.
Bak,
Bir şiir daha hüzünle son buluyor,
Ve ben yine keşkeyle başlayan cümleler kuruyorum;
[SIZE=25]" Keşke senden daha güçlü ve daha inatçı olsaydım.
Oysa ben sadece seni sevince daha güçlü,
Sensiz kalınca daha inatçı ve bomboşum..."