foto - Siwan
    Uyur-uyanIk..
    sana uykular taşıyacağım deliksiz
    süslü kahvaltılar gibi
    kahvaltısız sabahlar
    seni uyandırmanın en güzel yolunu bulup
    kıyamayacağım uyandırmaya
    kimse görmüş değil henüz
    bir meleğin nasıl uyuduğunu ama
    hala benzetiriz
    bir meleği
    bir güzelin uykusuna
    ama sen melekler gibi uyuma
    melekler gibi uyan
    tam da çağla zamanında baharın
    gözünün sürmesini yüreğime akıtman
    bir uykunun en güzel yanı
    seninle uyanmaktır
    senden uzak bir uykuyla
    kandıramıyorum hiçbir geceyi.

    - Y.Erdogan -
    Kurtlar Vadisi Irak Fragman Ilk Kez Main-Board'da
    Ellerine, Emeklerine saglik üstadim.. Cok tesekkurler..
    Ve Anlatır Gecenin Puslu Sessizliğini Sessizce
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Ve,.. Anlatır gecenin puslu sessizliğini; sessizce..

    Gün geceyle buluştuğunda, hâkim karanlık gizler çirkinlikleri,
    El yordamıyla farkedilir bazı ayrıntılar..
    Alacakaranlığa pusu kurmuş kör baykuşlar,
    Kara emellerini gerçekleştirmek üzere;
    Pinekledikleri körpe dallardan, havalandılar..
    Karanlık, kanat çırpışlarını sattı.
    Masalların arka sokakları,
    Eğer yüreklerin yaşama pırıltılarıyla aydınlatılıyorsa,
    Karanlığa mahkum edilir.
    Oysa masallar, coşkulu, yaşanılası ve görkemlidir..
    Aslolan sevdalar gibi...


    Aralıktı, sabahtı..
    Yağmur sis'e yağıyordu,
    Sana sevmeyi anlatıyordum; anlamıyordun.
    Bana özlemeyi anlatıyordun; anlamıyordum.
    Aralıktı, sabaha yakın, karanlıktı..
    Herşey kaygandı, yollarda.
    Orman yanıyordu, biz yanıyorduk,
    Haziran başlarının baharı gibi.
    Nilüferlerin nazirin süzülüşleri geliyordu bulutlar arasında.

    Aralıktı, aydınlıktı.
    Sevmeyi anlatıyordum; ayak parmaklarının tırnak uçlarına,
    Özlemeyi anlatıyordun; yangında kararmış yanaklarıma.
    Gözbebeklerin acıyordu, gözlerini açamıyordun,
    Ellerini açamıyordun, sevmeyi anlatamıyordun.

    Aralıktı, aydınlıktı..
    Anlaşamıyorduk.. Biliyorduk; seviyor ve özlüyorduk.
    Sis'e yağmur yağıyordu, yollar ıslaktı, yürekler ıslak,
    Gözlerim ıslaktı, dudaklarım Aralık!

    Aralıktı, sabahtı, aydınlıktı.
    Üşümüyordum.. Gülümsüyorduk.
    Haziran baharının cumartesi'sini istiyordum!
    Üstelik öğleden sonrasını,
    Bugünde cumartesi..

    Aralıktı, cumartesiydi..
    Sisliydi,yağmurlu ve kaygan..
    Pazar'a yakındı, ama cumartesiydi..
    Nilüferleri olmasa da, haziran'ın bahar olmasa da;
    Özlemeyi anlatamıyordun, sevmeyi anlatamıyordum!

    Aralıktı, cumartesiydi..
    Sisliydi, yağmurlu aydınlıktı..
    Aralık'da da sevilebilirmiş,
    Cumartesi olmayan cumarteside de..
    Yağmur'a özlemek, Sis'e sevmek anlatılabilirmiş.
    Aydınlığa gülümsenir, karanlığa gülünebilirmiş.
    Söylemiştim sana, mutlu olunabilirmiş.
    Haziran baharlarındaki gibi Aşk'la..
    Aralıktı, cumartesiydi.
    Sisli, yağmurluydu,.
    Kaygandı, sabaha yakın aracakaranlıktı!
    Paramparça Yüreğim Lanet Olsun
    Yüregine saglik karde$lik..
    Neden Yazmıyorsun ? ..
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]sevmek bir şey değil de
    sevinmek kötü be,
    kumruların
    kumsalların
    bulutların aşkına
    mecburduk da yazdık
    kirli sakallı sabahların namına
    öylesine değil
    savrulsun diye değil
    yalandan değil
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü
    hani bazı
    içinde bir dal burkulur
    yeşil için
    sarı için
    her morun tonunda büyüyen
    sağrılar için
    belki kuşlardan habersiz
    kanatlar için
    yol yokuş
    son ilk bahar
    uzun eskilerden gelme
    bir içim nefes için
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü
    erguvan görüldü bir zaman
    sonra çıkmaz oldu sokakların alayı
    mavi çakmak
    fitil falan
    kalabalık oldu yokuşlar
    o yokuşların baladı oldu
    düğün oldu hatta
    serim düğün ve çözüm için
    boşanmalar oldu
    her sevdanın final tezi adliyeye verildi
    gerisi ilam oldu
    kıyılar kumrular
    göçler oldu...
    buhurdanlar semaverler
    ve nargile geyikleri
    yavaş
    yavaş
    çok yavaş
    hız'da yitirilenlerin aşkına
    yavaş'ın içindeki ölü şövalyeler için
    her işin bir raconu vardı
    yaşamın ortaçağında
    atılan adımlar vardı yavaş ve eski
    bir düellodan alınmış
    işte bu yüzden yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü...
    sonra unutmak vardı
    hatırlamak içindi bütün muallak resimler
    hiç olmamış gibi yapmak
    öküz öldüren bir hasrete
    can dayanmıyordu ya
    zaten bütün bunlar
    yeni ve dayanıklı canlar içindi
    dursun koyuyordular en son çocuklarının adını
    üstü kalsın ikizler mesela
    birisinin içinde civciv havalansa
    diğeri kanat çırpıyordu istemsiz
    oluyordu bunlar
    ve yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü...
    eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza
    yepisyeniydiler
    hepi topu bir kere kullanılmışlardı
    sapa bir cümlenin içinde
    hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya
    edebiyat avuntusuydu işimiz
    uzak suretlerinden biriyle yapılan nef'inin
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı,
    aslında olurdu tabii
    bir sürü yazmadığımız
    bir süre yazmadığımız
    ama o zamanda
    bakkalda hesap üstü kalmışlık oldu
    siparişi unutmuşluk bakkal çırağında
    hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada
    ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu
    hadi gidin artık makamından
    kırklık bir ampul kaldı geriye...
    baktık olmuyor yazmadan
    baktık mesele oluyor
    dimağı eşeleyen cümleler
    olmuşlar
    olacaklar
    yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte,
    yazdık
    ki yazmasak olmazdı
    bütün bunlar
    bütün bunlar içindi
    gizli hüzün artıkları
    kalmıştı ayrılık salonundaki
    güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti
    dans mı ediyorlar fırça mı yiyorlar
    belli değil
    öyle suçlu bir işti tango
    arjantinde solcu gençler işkencedeyken
    maradonaydı 82'de
    kibrit kutusunun kapağı
    vasati kırk çöptü ve
    kırkının da tek tek
    kendine göre sorunları vardı...
    çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
    yaprakların
    kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına
    hemen ve şimdi
    müdahale gerekiyordu
    akarsulara
    ve ivedi
    bir gülümser kelimeydi
    yadırgayan
    Türkçe'deki yerini
    ama yinede yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı...
    sonra hiç aklına gelir miydi
    örümceklerin sinirli bir iklime
    ağlayacakları kendilerini
    yada kuşak çatışması balıkların
    pul pul gerinir diye düşünürken biz
    meğer esnemeye bile takati kalmamış
    yorgun bir Akdeniz...
    ucundan çeksen
    Newyork'a kadar götürebilirsin
    elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni
    işte böyle bir durumdu
    ve tedirginliğimiz
    siren miren istemiyordu
    telaşımızın gürültüsü yerindeydi
    ve küt diye akşam oluyordu
    biz ki öğle vaktiyiz daha
    rakıdan filan habersiz
    ve söylemeye gerek yok
    uzun
    çok uzun içmeler oldu
    mürekkebe susamış peçetelere notlar düştük
    kalktık
    zeytinyağı lekesinden arta kalan
    şiircik kuşunu besledik
    gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde
    ama olsun yine de yazdık
    yazmasak olmazdı...
    nehirde (hiç tanımadığımız)
    bir tekne için (hiç binmediğimiz)
    bir şarkı (hiç duyulmamış)
    bestelemeyi istersin de
    hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
    işte bu yüzden yazdık
    yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
    smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
    bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
    tırtıl kılığında...
    ya da bir ateş böceğinin direnişini
    yalancı aydınlıklara...
    başka türlü olmuyor,
    başka türlerde nasıl oluyor bilmem
    ama yazmak lazımdı işte
    yazmasak olmazdı çünkü!
    Birşey Var Aramızda..
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Bir şey var aramızda,
    Senin bakışlarından belli,
    Benim yanan yüzümden,
    Dalıveriyoruz arada bir,
    İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki,
    Gülüşerek başlıyoruz söze..

    Bir şey var aramızda,
    Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek,
    Fakat ne kadar saklasak nafile,
    Bir şey var aramızda,
    Senin gözlerinde ışıldıyor,
    Benim dilimin ucunda..

    Kocaman sevgi sözcükleri gönderiyorum sana,
    Alıyorsun,yüreğine atıyorsun,
    Küçücük hayaller sunuyorum,
    Benim için saklıyorsun,
    Unutulmayan melodiler mırıldanıyorum,
    Eşlik ediyorsun..

    Yanlışlar yapıyorum,düzeltiyorsun,
    Yalnız kalıyorum,yalnızlığımı paylaşıyorsun,
    Ağlıyorum, gözyaşlarımı siliyorsun,
    Gülüyorum,gülüyorsun,
    Dostluk zinciriyle bağlanıyoruz,
    DOSTUM diyorum,
    DOSTUM diyorsun..
    Birgün Duyarsan Öldüğümü
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Karagümrüklü Aslı'nın Cevabi..
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Ben Aslı, Karagümrük'lü aslı..
    Uyuyamadım hakim bey herkes bilsin istedim bu işin aslını astarını,
    Hergünden daha sıradan bi gündü benim için
    İşten dönüyordum,yağmurlu bi havaydı.
    ne bileyim hakim bey o gün hayatımın dönüm noktasıydı.
    Saraçhane'den Edirne Kapı'ya uzanan Fevzi Paşa Caddesi
    çamurlu ve kaygandı.
    Yağmura dayanamadım
    ve son param olduğunu bile bile taksiye el kaldırdım.
    Şimdi ister kader deyin hakim bey ister alınyazısı.
    56 model bi Chavrolet taksi durdu önümde,
    Orda denk geldim ben bu kanı deliye.
    Daha biner binmez bişeyler hissettim,
    Allah aşkına hakim bey ben bu olacakları nerden bilebilirdim?
    Arabaya bindim ve " Karagümrük'e" dedim.
    Günahını alamam hakim bey hiç bi yamuğunu görmedim.
    Yol boyunca tek kelimeyi ben ettim Karagümrük' dedim
    ama bende onun gözlerinden hissettim.
    Başka ne bi söz,ne de bi tavır..
    Hani vardır ya gözler anlatır.
    Hiç bitmesin dedim o an hakim bey
    orda kalmak için,
    'KARAGÜMRÜK YANSIN'
    istedim hakim, bey karagümrük yansın istedim!
    Sonra malesef Karagümrük'e geldik hakim bey,
    borcumu verdim almadı dedim ya son paramdı.
    o zaman "Bi gün bi kahve ısmarlarım" dedim utanarak, "ödeşiriz" .
    Gülümsedi hakim bey ve ben hayatta hiç öyle gülümseyeni görmedim.
    Arabadan indim,
    bakıyordu hissettim.
    Meğer evimi öğrenmiş, bi de haber göndermiş kahve içelim diye.
    Topu topu birkez buluştuk hakim bey sonra hemen evlenelim istedik.
    3 kez istetti beni ama üvey anam hiçbirinde vermedi.
    Bigün bi mektupla bana " kaçar mısın?" dedi..
    Hiç düşünmedim "kaçarım." dedim.
    Evde gizlice hazırlandım, anam şüphelenmesin diyede
    Yemeğin altını yaktım,
    Cama baktım geldi diye çantamı omuzuma attığım gibi kaçtım.
    O telaşla da yemeği ocakta bıraktım.
    Kaçtığımız gece polisler bastı evi,
    ne oluyor diye sordu bizim kanı deli taksici,
    Reşit filan dedi ama polis onu bile dinlemedi "Karagümrük yanıyor" dedi.
    O nezarete, bense anamın yeni evine.
    Mahkeme günü geldiğinde bir umut vardı bizimkinde,
    nasılsa gerçeği ben biliyorum diye,
    bense Karagümrük'ü o yakmadı diyemedim
    suçlu bendim ama söyleyemedim!
    Cesaret edemedim.
    Ve hakime evet dedim.
    Beni de o kaçırdı, Karagümrük'ü de o yaktı evet.
    7 yıl verdiler ona, ertesi gün ziyaret etmek istedim,
    Yine cesaret edemedim, hem gitsem ne diyecektim?
    Karşısına dikilip bi de dalga mı geçseydim?
    Dedim ya hakim bey kanı deli diye,
    2 güne kalmadı hapisten kaçtı,
    Ramazan bu kez Karagümrük'ü gerçekten yaktı.
    Yani hakim bey uzun lafın kısası
    Ramazan hapiste boşa yattı,
    bu kez inadından Karagümrük'ü yaktı.
    Sonunda söyledim ya hakim bey, artık içim rahat.
    Sevdiğin adamı hapse tıktırmak
    sizin vereceğiniz cezadan daha da berbat.
    Şimdi hazırım hakim bey ister asın, ister kesin,
    Ama ramazan suçsuzdur sadece bunu bilin.
    Sadece bunu bilin!
    Ve Kaybetmek Seni
    Kardesim;

    Ellerine saglik..

    Gercekten hos bir siir..

    Dönme Sen
    [SIZE=25][font=monotype corsiva]Yağmurların ıslak kollarında düşersin geceye
    savrulursun, kirli yüreklerin tam ortasına
    yakar seni bu düşler..
    eritir..
    gece umutlarını uykusuz sabahlara devirir
    söner gidersin cılız mum alevinde..
    bozuk para gibi harcanır sevdalar..

    acının katığı acı olmaz..
    kanayan yaralarıyla ıstıraba yaslanır yanağın
    hüzünlü yüzüne sahte gülüşler çarpar
    titrersin..
    ateşler içinde üşütür seni bu şehir
    için boşalır, göz pınarlarından kaldırımlara
    akarsın, bulanık gecenin damarlarına
    koşamazsın, çağırır da seni dağlar
    nankörce arkadan vururlar...

    ürkekliğinde gece susar..
    bülbüllerin feryat figan sesleri,
    dinlersin ..
    mavi saçlarını okşarsın..
    dalarsın ..
    kara bulutlar sarar göz bebeğini..
    ağlarsın..
    kirpiklerin çökünce ela bakışlarına
    bir nehir kopar içinden olanca heybetiyle
    yalnızlığına akarsın..

    kanma gülüşlerin yakamozuna
    eksik dişleriyle mumya suratlıdır tuttuğun eller
    rihter ölçeğinde sallansa da yüreğin
    boşuna..
    karşılığı yok hiç bir gerçeğin

    mahzun yüzünü bir çiçeğin açışında bırak
    ılık nefesin saklansın rüzgarların koynunda
    anlamsız bakışlar resmet madalyonun öbür yüzüne
    görürsün,
    titrer dudağın

    dönme sen
    her kapı ihanete açılır bu diyarda
    her gün küflü bir gece doğurur
    sahipsiz..
    umut ektiğin tarlalar da dönekliğin filizleri biçilir
    inkar kokar hava rezilliğin gölgesinde

    sakın dönme
    kapa gözlerini riyanın işgaline
    onursuz sevişlere bir çentik at
    kanasın ..
    rüyaların perçemine düşmüş kan çiçekleri
    süpür saçlarına asılı rezil kırıntıları
    aklaşmış geleceğini bandır gökkuşağı rengine
    ve saklan el değmemiş ülkene
    yoksa harcar seni bu eller,
    kirletir ..
    çürümüş bedenlerde ihanetin kokusu gizlenir
    ve hüzün
    akbabaların kanadında gamzene konar
    hayvan leşi gibi kokuşur sevdalar..
    Ölüyorum Sebebimsin
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım. Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak. Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü... Söz geçiremeyeceğim göz yaşlarıma akacak. Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim. "Ağlama" diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim. İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı. Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle. Kızgınım gidişine çünkü, öfkem bir dağ gibi büyük. Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin. Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun. Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun. Bense binlerce yanlışın ortasında tek başımayım. Oysa beklediğim sevgiliydin sen. Yorgun dünlerden damıtılmış, kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi. Sanki seni aramıştım yıllarca da , ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum. Bu yüzden kimse kandırmadı beni, dindirmedi aşka susamışlığımı. Hep eksikti hep yarım. Ne yazık ki "Bu kez tamam" dediğimde de yarım kaldığımı görüyorum. Belki de sevmeyi beceremiyorum ben.

    Öyle ya, deli sevdalar bana göre değil belki de. Dümdüz, heyecansız, içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı. Buna aşk denirse tabii.. Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu o zaman? Peki sen biliyor musun bu acıya katlanmaların ilacını? Bu yürek sancısını ne dindirecek? Bu geceler nasıl geçecek? Söyle yar, içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek?
    Acelen var biliyorum. Gideceksin, yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin. Bunu hiç istemiyorum. Ne berbat bir duygu bu.. İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum. Benden bağımsız gelişiyor her şey. Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim. Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen ve bir daha da hiç görünmeyen figüran...
    Haydi git, bu yol senin yolun. Dilediğince özgür at adımlarını. Kendin için iyi olanı yapıyorsun ya ne önemi var gerisinin. Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu acıyı. Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta? Bir insanın başına en kötü şey gelmişse başka hiçbir şeyden korkmuyor. Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum. Oda geldi başıma..
    Aşk Kelebek Gibidir
    Senin aşkını bu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir...Bırak, gitsin...

    Bu yeterli anlatabilmek icin..

    Tesekkur ederim..

    Sen Bilirsin..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Beni unutamazsın bilirim
    Beni unutamazsın
    Denizin durgunluğu gözlerimi
    Coşkunluğu saçlarımı hatırlatır
    Kulaklarını tırmalar sesim
    Hayatından silemezsin
    Gölgeler yaşantını yokluğum
    Beni unutamazsın bilirim..

    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın
    Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız
    Işık tutacak karanlığına
    Delikanlının biri laf atacak ardından
    Çaresizliğine yalnızlığına içleneceksin
    Daha sonra
    Tarakta kalan saçlarından anlayacaksın ihtiyarladığını
    Dudaklarının pembeliği solacak
    Cİlası çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin
    Kahrolacaksın
    Ve bir gün gelecek
    Beni anlayacaksın
    Oysa vakit çoktan geçmiş olacak
    Ama sen yine de sözlerime aldırma
    Gözlerin zamansız ıslanmasın
    Çünkü artık çocuk değilsin
    Güneşin nereden doğduğunu bilirsin
    Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin
    Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin
    Ama gitmek istiyorsan
    Yine de sen bilirsin..
    Sakın Unutma
    Sen olmazsan olamam beni unutma

    Duygu yüklü bir siir ve bir o kadar da güzel..

    Tesekkür ediyorum

    Eline saglik arkadasim

    Kaderimiz Buymus; " Affet Sevgilim " ..
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Dün Seni yolda gördüm,
    Görmeyesin diye hemen saklandim,
    Elinde tuttugun bir cocuk vardi,
    Sana " ANNE " diyordu; baktim agladim.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Demek evlenmissin cocugun olmus,
    O Pembe yanagin sararip solmus,
    Bu fani Dünyanin Kanunu buymus,
    Kaderime isyan edip agladim.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Pesinden yürüyordum Sen görmüyordun,
    Icimden bir dönüp baksa diyordum,
    O an cocuk elinden kurtulup kacti,
    Onu; benim Ismimle cagiriyordun.
    Demek beni böyle sevmisti dedim,
    O an binkere ölmek istedim,
    Sanada mutlulugu Ben veremedim,
    Kaderimiz buymus "AFFET SEVGILIM " ..

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Mechule Mektular 3
    Ona hep yazıyorum yazdıklarımı da bende kalan son resminin yanına bırakıyorum beni anlasın diye bilmem ne kadar anlayabilirse?
    Bilmiyorsun? Beni ilk o görmüştün ağlarken belki son olarak ta yine o görecek . Önceleri ağlamaz mıydın? nadiren de olsa ağlardım, belki de kendimi haklı çıkarmak istediğimden hatırlamıyorum. Önceleri de ağlardım ama ilk defa onun yanın da ağlamıştım. Pınarın önünde ki seti o kaldırdı. Şimdi biteviye akıyor.

    Yokluğuna kahrediyorum çokça hıncımdan yumruklarımı sıkıyorum. Çaresizliğimi ortaya koyuyorum gözlerim bir noktaya takılıyor. Zamanın ne kadar geçtiğini bilemiyorum. Masa saatinin çalmasıyla kendime gelip telefona sarıldığım çok oluyor . Gülme bana. Anla beni.

    Hayallerime gücüm yetmediği zamanlar kalemime sarıldığımı bilir o. Tüm, hıncımı kağıttan kalemden alırım sanki, sanki beni yalnız onlar anlarmış gibi beni, parmaklarım uyuşuncaya kadar yazmak isterim. Sabahlara kadar peş peşe sigaralar yakarım her nefeste eridiğimi bile, bile. Maziyi Nostaljiyi düşünürüm ve mutluluğu.

    Mazi: Gökte kayan yıldız
    Nostalji: O yıldızı yakalamak
    Mutluluk: Onun anlamını bilemiyorum

    Ve yine hıncımı kağıtlardan alıyorum. Şiirler yazıyorum perçemleri dağınık bir şairin halini anlatıyorum. Yalnızlık beni yalnız bırakmıyor.Yalnızlığım Ah benim suç ortağım.
    Ezanlar okunuyor horozlar peş peşe ötüyor. Sabahın olduğunu duyuruyorlar bana. Oysaki ben sabahı gözlerim açık karşıladım gece uyurken.
    Birazdan dışarı çıkacağım utanıyorum; güneşin yalnızlığımı yüzüme vurmazsıdan korkuyorum. Birazdan sahile gideceğim. Bir demet çiçek atacağım denize balıklara. Çünkü balıklar beni ondan daha iyi anlıyorlar.
    Sevgi kelimesi artık bana içli şarkıları hatırlatmıyor. Yarama üstüne tütün basıyorum aksine.

    Bu kahreden yalnızlık ne zaman bitecek. Aynı dünyada yaşayıp ayrı dünyalardaymış gibi görüşmemek. Kahrediyor beni. Arttık binlerce kilometrekarelik yeryüzü dar gelmeye başlıyor bana. Deli gönül ıssız denizlere götürmek istiyor beni. Yaralı bir yürek ve hurda bir tenekeyle.

    Yokluğuna alışamadım! Çoğu zaman karabasanlar basıyor. Duygularım bir yudum hıçkırık oluyor bazen duygularımın tercümanı yok. Yok anlayan dilimden zamanın unutturamadığı hatıralar. Film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden .

    Evet, evet kararlıyım sabah ilk işim bir demet çiçek alacağım balıklara atacağım. Sana yemin ve sonra kırık bir kalple hurda bir tekneyle açılacağım ıssız denizlere..

    Devam EDECEK.
    Doğrudur..
    [font=monotype corsiva][SIZE=25]Bu hayattan,
    Bu dünyadan,
    Ezginliğim; bezginliğim; küskünlüğüm, Doğrudur!

    Bu üç günlük sevdalara,
    Sözde yılın aşklarına..
    Böylesine Yalanlara dolanlara
    Önümüzde olanlara
    Arkamızdan çalanlara
    Bizi böyle yakanlara
    O kör gözle bakanlara
    Melek yüzlü yılanlara
    Nefretim
    Doğrudur!

    Vur patlasın çal oynasın gecelere
    Kalbini cebinde unutup gezenlere
    Bu vurdum duymazlara
    Bu şiirsiz şarkılara
    Bu asrın hatası bestelere güftelere
    Kendisinden başkasına yar olmayan şairlere
    Böylesine yazarlara çizerlere
    Cümle uyur gezerlere
    Hayretim
    Doğrudur!

    Bu nasıl bir tiyatro
    Bu nasıl bir komedi
    Kim dedi ne dedi nasıl dedi
    Kim kimi havuza itti
    Kim kimi bir çıtır için terketti
    Tutturmuş gidiyor
    Bir ele vole-güle vole- tele vole
    Oysa kalemizde hep çile vole
    Bu ne hazin bir gerçek
    Bu nasıl bir ateşten gömlek
    Baştan başa acı
    Baştan başa yabancı
    Kendi yurdumda gurbetim
    Doğrudur!

    Ah benim dolar yeşili gözlüm
    Ah gece kuşum ah rüzgar gülüm
    Seni de şiirlerim gibi
    Parça parça kopardılar benden
    Ne sana
    Ne bana
    Ne de uykusuz şiirlerime acımadan...
    İşte bu yüzden
    Bu yüz karası günlere
    Bu kendi ellerimizle yazdığımız kadere
    Cinnetim
    Doğrudur!

    İşte o gündür - bugündür
    Kadın gibi kadına
    Adam gibi adama
    HASRETIM
    Doğrudur!
    Mechule Mektuplar 2
    Bu benim ona yazdığım eline geçmeyen, göndermediğim veya gönderemediğim bilmem kaçıncı mektubum;her ne hikmetse bilmiyorum ama beynimdeki düşünceler iki noktada birleşiyor.

    Birincisi mektupları hep gece yazarım camın önünde sokak lambasına bakarak, yarasalar mı ilham getirir sokak lambamsımı bilmiyorum.

    Ikincisi gece insan daha cesur oluyor geceleri düşündüklerimi sabah ilk iş yapmak olacak diyorum ama yapamıyorum.

    Bazen kendi kendime sorular soruyorum acaba diyorum ona olan duylularım körelmiş midir sonra kendi sorularıma kendim cevaplar buluyorum eğer duygularım körelmiş olsa diyorum ona bu mektupları yazarmıyım ve bir sanat eseri gibi saklar mıyım. Bir hisse senedi gibi, değerli bir tablo gibi.
    Tabi bu soruların gerçek cevaplarını bende bilemiyorum. Omuzlarımın taşımayacağı yükleri taşıyamamaktan mı korkuyorum onu da bilmiyorum.
    Zamanla duygularıma gem vuramadığım için şimdi tutup ta zamanı suçlamanın bir anlamı yok suçlamıyorum işte bende zamanı buna hakkımda yok zaten.
    Şimdi yüklendiğim sorumlulukları bir hamalın sırtındaki yükü devenin sırtındaki kamburu taşımaya mecbur olduğu gibi bende bu sorumlulukları taşımaya mecbur hissediyorum kendimi.

    Ve işte zaman ilerledi sırf bize inat olsun diye saatin akrebiyle yelkovanı on ikide buluştular. Zoraki gözlerimi kapatmak istiyorum ve dahası uyumak. Uyumak öyle kolay iş değil insanın uyuması için kendisiyle barışık olması gerek ben nasıl barışırım kendimle, ben benliğimi ona verdim ve o yok işte.
    Beklenen gün gelir ve beklenen gelmezse intiharın eşiğine gelmişin demektir.



    -Devami Gelecek!-
    Bir Çocuğun Meleği
    Tanrım eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen çabuk
    söyle, benim meleğimin adı ne?

    - Meleğinin adının önemi yok ,
    sen onu "ANNE" diye çağıracaksın.

    Allah onlari basimizdan eksik etmesin..

    Tüylerim diken diken oldu okurken,

    Cok tesekkür ederim ablacim..
    Göreceksin
    Seni bu kadar sevmenin cezasını kendime ödeteceğim.

    Göreceksin...

    Böyle yasam hikayesi olanlarda elbet vardir..

    Allah Yardimcilari / Yardimcimiz olsun..

    Tesekkür ederim abla,

    Eline saglik..
    Tutmayın Beni
    " Burasi Turkiye " dedirtecek bir hikaye..

    Tesekkür ederim..
    Git
    Eline saglik kardesim..

    Mukemmel olmus..

    Tesekkür ederim..
    Duygular Dökülüyor 1
    hym..
    Size Aşık Olabilirmiyim
    "Sen misin?" dedi. Telefon kapanmadı.
    Derin bir iç çekiş duyuldu. Birinci ses konuştu:
    "MÜSAİT OLMASANIZDA BEN SİZE AŞIĞIM."
    Sessizlik, ölüm kadar kesin ve uzun sürdü.
    Aşk, ölümden daha çaresizdi o an.

    Az kalsin agliycaktim,

    tüylerim diken diken oldu..

    o narin ellerine saglik ablam,

    tesekkür ediyorum..
    Mechule Mektuplar 1
    Çok zamandır aynıydı, değişmezdi gecelerimiz. Son günlerde, o sarsıla sarsıla ağlardı ben sigaralar içerdim peş peşe o yine ağlardı, fakat bilmezdi göz yaşlarının tümü kaderindeki yazının kelimesini bırak harfine dahi silmeyeceğimi.

    Dedim ya; hep aynıydı gecelerimiz. Buğulu camın ardındaki sokak lambasında teselli bulurduk. Sanki kar yağarken kimilerine göre garip bir alışkanlıktır belki kim bilir; bağzanda sobanın üzerinde ki çaydanlığın gizemli cızırtılarını dinlerdik. Hiç konuşmadan; bir çocuğun annesinden ninni dinlediği gibi.
    Ben ona, o ağlarken katılmazdım. Gerçi niçin ağladığını bilmezdim çoğu zaman, çoğu zaman bahaneler bulurdu kendince; sudan bahaneler.. En ufak bir tartışmada sığınırdı göz yaşlarının ardına. Belki yüreğimin katı olduğunu düşünürdü; neden yalan söyleyip, çıkıpta şimdi yağan karın altında aramak gelmiyor içimden onu..
    Çünkü giderken açık bıraktığı gönlümdeki kapı hala açık..
    Yine soba üzerindeki çaydanlığın cızırtılarını dinliyorum. Pencereden sokak lambasının altındaki yağan kara bakarak bir musiki gibi, ama farklı bir şey var.
    Bu sefer ben ağlıyorum..

    Inkar edemem. Gece gibi karanlık saçlarını ve ay gibi parlak yüzünü özlediğimi. Hoyrat bir rüzgar esiyor sanki. Yağmur damlaları gibi yuvarlanan göz yaşlarımı üşütüyor; boğazıma bir şeyler düğümleniyor taş gibi. Sonra o taş gibi şeyi yutuyorum. Sanki nefes alsam seni kaybedeceğim, açsam gözlerimi hayalin silinecek gözlerimden, bilirsin duygular davetsiz misafir gibidir. Giderken açık bıraktığın gönül kapılarımdan girdiler.
    Ve işte açmıyorum gözlerimi!



    -Devam Edecek...-
    YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN !®
    Tesekkür ederim Musti kardes, seninde yeni yilin kutlu olsun..

    Herkesin yeni yilinin

    Mutlu,

    Bol parali

    ve saglikli gecmesi umidiyle..

    Herkesin yeni yili kutlu olsun..
    Anne Ben Ölüyorum
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Anne ben ölüyorum..
    Gözlerim kanıyor ikide bir,
    Türk filmlerinin, Yarı absürt senaryolarında,
    Hüzünleniyorum..
    Şizofreni diyorlar algınlığıma..

    Anne ben ölüyorum..
    Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor,
    Anne ben erken ölüyorum..
    Yüreğim yine benimle,
    Ama ben yaralıyım,
    Ve artık ata binemiyorum,
    Aramızda dağlar var,
    Kokun geliyor uzaklarda, Hissediyorum,
    Ellerin cennet kokuyor anne,
    Kucağın cennet kokuyor,
    Beni kucağına alsana,
    Sarsana beni koklasana,
    Anne ben ölüyorum, ağlamasana..

    Sevdiğim kıza söyle,
    Şarkımızı unutmasın,
    " Heryerde sen herşeyde sen,
    Bilmemki nasıl söylesem.. "
    Diye biten şarkımızı..

    Nefes almak yaşamakmıdır anne?
    Acı çekiyorum nefes alamam değil mi?
    O halde ölüm acısız daha mı güzeldir ölüm?
    Keşke diyorum, hiç gitmeseydim oralara,
    Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim!
    Yolumu kesmeselerdi dar sokaklarda,
    Kavgalara girmeseydim,
    Seni bu kadar üzmeseydim,
    Keşke diyorum ah keşke..
    Düşün ki savrulmuşum,
    Ateş iken kül olmuşum,
    Alın yazım almış beni avuçlarına..
    Uzaklarda bir yerlerde,
    Bir şehir olmuşum,
    Üşüyen, yanan, eriyen bir şehir,
    Kül olmuş gitmişim anne..
    Ve bir avuç toz olup,
    Düşmüşüm ayak izine..

    Ve şimdi yanıyorum..
    Elini tutmadan ölüyorum,
    Ona yanıyorum..
    Saçlarım ağarmadan ölüyorum,
    Ona yanıyorum..
    Anne ben ölüyorum..
    Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor!
    Anne ben ölüyorum..
    Kokun geliyor uzaklardan, hissediyorum..
    Ellerin cennet kokuyor anne,
    Kucağın cennet kokuyor anne,
    Beni kucağına alsana..
    Sarsana beni, koklasana,
    Anne ben ölüyorum, ağlamasana..

    [font=monotype corsiva]..Arif NAZIM..
    NASIL GİDERİM!!!
    Tesekkürler kardesim,

    yüregine & ellerine saglik..

    Cok guzel olmus..
    Son Mektubum Son Sözlerim
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [SIZE=25][font=monotype corsiva]Kanatlarını çırpmaktan yorgun
    Düşerse mutluluk,
    Sevda türküleri hasretten dem vurmaya başlarsa,
    Öyle sağanak değil, ince ince yağarsa yağmur,
    Başının üstüne çöreklenirse hüzünlü bulutlar,
    Amber gibi kokarsa toprak
    Beni Hatirla Sevdigim;
    Bir Yagmuru, Bir Yüregini Cok Sevdim...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Başı dumanlı bir dağ görürsen uzaklarda,
    Birde yemyeşilse üstelik,
    Bil ki zirvesinde ateş bırakmışımdır yüreğimden düşmüş,
    Yanık bir türkü bırakmışımdır yarım kalmış,
    Tamamla Sevdigim...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Nasılsa rastlarsın bir parkta,
    Güvercinlere ekmek atan yaşlı bir adama;
    Neden sonra yorgun dizlerinin emriyle yığılıveren banka,
    Elele tutuşan gençlere,
    Oynayan çocuklara bakarken iç geçiren,
    Kimbilir hangi an'ın özlemiyle dalıp giden uzaklara,
    Yanina Otur Sevdigim;
    Hüznünü Dagit..
    Senin Dagitamadigin Hüznüm Olmadi Benim...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Sırf Sen Yasiyorsun Diye
    Sevindigim Oldu Benim..

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Nedense içimden bir ses
    Yağmur yağacağını söylüyor o gün...
    Ve ben her zaman olduğu gibi saklanmayacağım ondan..
    İlk kez toprak kokusuna bu kadar yakın,
    Sana uzak olacağım..
    İlk kez derin derin içime çekmeyeceğim,
    Gerek de olmayacak,
    Lalmayacak farkımız..
    Ve ilk kez istediğimde dokunamayacağım sana..

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Varsin Böyle Bitsin Hikayemiz Sevdigim;
    Ne zehir zemberek kelimeler,
    Ne ihanet, ne bitmek bilmiyen kavgalar;
    Varsin Ölüm Girsin Aramiza
    Son Kez Tesekkür Edelim Bir birimize,
    Ben Dostum TOPRAGA,
    Sen YAVUKLUN Hayata Dön!

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    [font=monotype corsiva]Dilerim Baska Bir Sevda Beklesin Seni;
    ve Dilerim Enaz Bizimkisi kadar gercek olsun..
    Hayir, Dilemekten de Öte Birsey Bu,
    Sana Vasiyetimdir!! ELVEDA!
    BALKON
    eline saglik milk..