Öyleyse ne

Son güncelleme: 01.03.2010 13:12
  • Peki, neydi o afur tafur, "İstanbul'daki sorgulamalardan rahatsızız, onun için bütün orgeneraller burada toplandık" açıklamaları, gerginlikler, "darbe olacak" söylentileri, Çankaya zirveleri?

    Askerî savcılığın görevlendirdiği bilirkişi, "Balyoz Darbe Planı'nın" varlığını kabul etmiş.

    Sabah gazetesinin verdiği haberi dün sivil savcılık da doğruladı.

    Darbe planlarının varlığını askerî bilirkişi kabul ettikten sonra Genelkurmay neden rahatsız oluyor?

    Ordunun bünyesinde böyle darbe planlarının hazırlanmasından rahatsızsa niye "soruşturmadan" rahatsız olduğu duygusu uyandıracak bir açıklama yapıyor?

    Neden kendi içinde soruşturma açtırıp suçluları ortaya çıkarmıyor?

    Zaten Ankara'da yaşananların tümünde bir tuhaflık ve anlamsızlık var.

    Genelkurmay'da orgenerallerle oramirallerin toplanıp "yargıya müdahale" anlamına gelecek bir bildiri yayınlamaları da, Başbakan'ın, kendisine bağlı bir devlet görevlisiyle "zirve" düzenlemesi de garip davranışlar.

    Ortada bir darbe planı varsa, bu planın belgeleri bulunuyorsa, bu belgelerin gerçekliği bilimsel olarak kanıtlanıyorsa, artık öyle açıklamalarla, zirvelerle yargıya müdahale edemezsin.

    Balyoz Planı'nın saklanabilecek bir yanı yok.

    Eldeki belgeler durumu açıkça ortaya koyuyor.

    Korkunç planlar çıktı o darbe planının içinden.

    Kendi camimizi bombalamak için "harekât emirleri" yazıldığı, subaylarla astsubayların bu iş için görevlendirildiği belgelendi.

    Genelkurmay Başkanı, biz bu harekât emirlerini yayımladığımız zaman televizyon kameralarının önüne çıkıp, "Allah Allah diye saldıran ordu cami bombalar mı, lanetliyorum bunları" demişti.

    Dün, "cami bombalamak" için hazırlanan harekât emirlerinde adı geçen bütün subaylarla astsubaylar gözaltına alındı.

    Savcılar, şimdi "cami bombalama" planlarını soruşturuyor.

    Bu, benim gördüğüm en çılgınca planlardan biriydi.

    Medyanın bir kısmı ise bu korkunç planların yayımlanmasını "orduyu yıpratmak" olarak sunmaya uğraştı.

    Bu medyanın ordu ve darbe hayranlığının sonu yok.

    Utanma duygusunu falan bir kenara atmışlar artık.

    Ordunun en korkunç planları hazırlamasını bile "mubah" görüyorlar.

    Askerlerin "siyasi iktidarları" devirmesini ve devirme hakkına sahip olmasını cansiperane bir şekilde savunuyorlar.

    Uzun uzun hukuk tartışmaları yapıyorlar ve "cami bombalamak" için plan yapmanın aslında suç olmadığı sonucuna varıyorlar.

    Değişik bir hukuk anlayışları olduğu çok açık.

    Medyanın "hukukunda" ordunun suç işlemesine mani olabilecek bir madde bulunmuyor.

    Üstelik böyle şeyler yazıp konuşmaları için birilerinin onlara emir verdiğini sanmıyorum, içlerinden öyle geliyor, bir balinanın sırtına yapışmış parazitler gibi orduya yapışmışlar, varlıklarını ordunun iktidarında sürdürmek için uğraşıyorlar.

    Buna da gazetecilik diyorlar.

    Darbe planlarıyla ilgili haberlerden kuşku duyuyorlar ama ordunun içinde birilerinin darbe planı hazırlayacağından kuşku duymuyorlar.

    Bir de "etikten, ahlaktan" söz etmiyorlar mı, en çok da ona bayılıyorum.

    Darbecileri değil gazetecileri eleştirmeyi "ahlaklı" bulan gazeteci tayfası herhalde bizim ülkeye özgü bir insan türü.

    Buranın omurgası çarpılmış.

    Darbe planları yapan orduyla çarpılmış, bunu alkışlayan medyayla çarpılmış, kendi memuruyla "zirve" yapan başbakanla çarpılmış.

    Şimdi sancılı bir operasyonla bu çarpılmış omurga düzeltilmeye uğraşılıyor.

    Bir gün darbecileri herkesten önce kendisi yakalayıp adalete teslim edecek bir ordumuz, darbeciliği ahlaksızca bulan medyamız olacak.

    Yazarları, "patronun kölesi" arzuhalciler sanan başbakanlar, "ağızlarından çıkanı kulaklarının duyacağı" bir hassasiyete kavuşacak.

    Ordusuyla, medyasıyla, başbakanıyla "demokrasiyi" kendi bünyesinin doğal parçası haline getirememiş bir kalabalık, her biri kendince bir özgürlük türüne karşı çıkarak varlığını sürdürüyor bu ülkede.

    Demokrasinin ve özgürlüğün ne olduğunu hiç bilmeyen, bunun somut örneklerini hiç yaşamamış bir toplumda demokrasiyi kurmak zor.

    Ama kaçınılmaz.

    Bütün bu insanlara inat bu toplum demokrasiyi buraya yerleştirecek.

    Bir saçmalık dönemi olarak anılacak bu yıllar.

    Ve, birçok insan yazdığından, söylediğinden utanacak.

    Ama onların "utancına" aldıran pek kimse olmayacak.

    -Ahmet Altan-

    -Taraf-
#01.03.2010 00:52 0 0 0
  • Ne genelkurmay nede herhangi bir general darbe planarını onaylamış değil,sadece CIA servsi olan satılmış gazetelerin satılmış kalemleri öyle diyor,Askerin başına gelenle AKP'ninde ilgisi yok!..
    AKP konu mankeni..!
    Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesine yapılan saldırıların kaynağı doğru görülmelidir...
    Bu mesele, "İçeride iktidar-asker çekişmesi" ya da "demokrasi isteyenlerle cunta yanlıları cepheleşmesi" diye izah edilemez. Bu şekildeki izah tarzı, işbirlikçilerin, "patronları öyle istediği için" sundukları bir illizyondur...
    Şu anda önemli görevlerde bulunan ve hedefe konulan generallere bakılınca bile "saldırının" nereden geldiği rahatça anlaşılır.
    Mesela 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, neden hedeftir?!.
    3. Ordu'nun dış stratejik önemi nedir?..
    1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, neden "acil emekli edilsin!!" kampanyalarına muhatap?!!
    Böyle sıralayabilir, sorabilirsiniz!!
    Emperyalizmin gelişmelerine şöyle bir bakalım...
    Avrupa Birliği'nin "aşaması" Lizbon Anlaşması ne getiriyor mesela.
    Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurullah Aydın diyor ki; "Geleneksel Avrupa, yerini "Devletler-Milletler Avrupası"na bırakacaktır. Yeni küresel Avrupa ile yeni ulusal Avrupa devletleri, farklı işlevleri daha iyiye ulaşmak için paylaşacaklardır..."
    Bu tespit, Türkiye'ye ne getirecek?..
    AB eteklerinde, "yalvar yakar" teslimiyet arayan Türkiye, "Birleşik Avrupa İmparatorluğu" ne talimat verirse yapmaya hazır mı, bu yönetim anlayışları ile..!
    Geçenlerde, Brüksel'de yapılan 63. Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında, komisyon üyesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ile Avrupa Parlamentosu AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten arasında tartışma çıktı... Avrupa Parlamentosu TSK'ya, aynen bugün "içeride" malum işbirlikçilerin "başlıkları" ile saldırıyor. AP'liler, TSK'nın "kendilerine entegre!!" siyasi kadrolara derhal teslimini istiyorlar. Öymen AP'lilere, "PKK eşkıyası ile mücadele eden TSK'nın, bu mücadele ile ilgili istediği yasaların dahi çıkmadığını" anlatıyor. Avrupalı raportör, büyük bir pişkinlikle "Tabii çıkmayacak!!" diyor...
    Okyanusu geçelim ABD'ye gidelim... Afganistan-İran-Irak petrolleri-Kafkas hattı... ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James Steinberg, "Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda herkesten daha fazla kaygı duymalı, Türkiye'nin desteğini istiyoruz..." Bakan Yardımcısına, Tayyip Erdoğan'ın İran'ı "dost" olarak tanımladığını söylüyorlar, cevap ilginç; "İstediğimiz şey, Türkiye'nin bizle işbirliği yapması ve İran'ın nükleer silah geliştirmesine birlikte engel olmak..."
    Erdoğan, "İsrail'e çaktıkça" Orta Doğu'da puan topluyor... Anlaşılan, ABD kendisine faydalı bir "mesaj götüren müttefik" sağlamış durumda!..
    Rusya'ya bir bakalım... Çin'le yakınlaşan Rusya, NATO'yu gene "karşı cephe" olarak tanımladı. ABD-Avrupa İmparatorluğu ve NATO bir tarafta, Rusya-Çin öbür tarafta...
    Başlarına "iş" gelen generaller, hedef olan generallerin sözleri vardır... PKK ile, Barzani ile oyun kuran Pentagon'a karşı "Avrasya"dan dem vuran generallerdir bunlar...
    ABD-Avrupa İmparatorluğu, kendileri ulusalcıdır da, "bizde" ulusalcılığı düşman cephesi olarak kabul ediyor...
    DSP Lideri Masum Türker, Hacettepe Üniversitesi'nde verdiği konferansta; "Bu generallerin tamamının suçu nedir biliyor musunuz? Bu generaller, Irak tezkeresi oylamasından bir gün önce yapılan MGK'da, 'hayır' çıkmasını sağlayanlardır. O tarihte 'hayır' oyu veren hiçbir milletvekili de 2007'de seçilemedi" dedi...
    Mesele kısaca budur.Behiç KILIÇ böyle diyor köşe yazısında.Ceza evlerine palas pandalas tıkılan generallerdir satılmış basında dillerdirilen komutnlar,tabiki darbe günlükleri'de CIA tarafından satılmış kalemere sunulan argümanlardır.
#01.03.2010 13:12 0 0 0