Burnunuzun İçinde ki Kasırga

Son güncelleme: 03.03.2010 20:02


  • Burnunuzun İçinde ki Kasırga Hapşurmak hastalik belirtisi olabilirmi, hapşırma sıksık ikidefa, hapşırmayı durdurmak için, hapşurma nedenleri


    Tıp Terimleri Sözlüğü'nde hapşırık:
    "Burun mukozasının uyarılması sonucu havanın burundan ve ağızdan neredeyse bir kasırga hızıyla dışarıya boşaltıldığı ani hava boşaltma tepkisidir." diye tanımlanıyor. Hapşırma sırasında, burun ile yutak bölgesi arasında bulunan "hançere" adı verilen kapakçık aniden açılıyor. Havanın dışarıya atılmasının nedeni bu

    Peki, bütün bunlar niye oluyor?
    Hapşırmak bir hastalık belirtisi mi yoksa?
    Normal koşullarda hayır. Buruna bazı toz zerreleri kaçmış da olabilir. Toz zerrecikleri hassas burun mukozasını uyarınca, burnun temizlenebilmesi için büyük bir güçle dışarıya atılıyorlar. Hapşırma tepkisi yalnızca insanlara özgü değil. Diğer memelilerde de görülüyor; tepki gelişmeden önce kısa ve kasılma tarzında bir nefes alma eylemi gerçekleşiyor.

    Hapşırmanın nedenleri oldukça çeşitli

    Doktorlar en büyük nedenler arasında:

    * alerjileri,
    * burun poliplerini,
    * baharda uçuşan polenleri,
    * tozlar
    * hayvan tüylerini gösteriyorlar.

    Ama bir de;

    * saç taramak,
    * cımbızla kaş almak,
    * fazla yemek yemek
    * gözleri ovuşturmak gibi hiç tahmin edemeyeceğiniz nedenleri de var.

    Ayrıca ;

    * kadınlar âdet dönemlerinde
    * hamilelikte hormon düzeyindeki değişiklikler nedeniyle hapşırmaya daha yatkın oluyorlar.


    İNANÇLAR DA VE TARİH SAYFALARINDA HAPŞIRIK

    Neden "Çok yaşa!" ya da "İyi yaşa" deriz?
    Hapşırdığınız zaman, çoğunlukla hemen yakınımızdaki kişiler "Çok yaşa!" ya da "İyi yaşa" deyip sizinle aynı duyguları paylaşırcasına gülümsüyorlar. Neden acaba? Aynı olumlu tavır neden hıçkırık, öksürük, geğirme, kusma gibi toplum içinde isteyerek ya da istemeyerek verdiğimiz diğer tepkilerde de gösterilmiyor?
    Eski Romalılar, Yunanlılar ve Papalık
    Yüzyıllardan beri böyle alışılageldiği için. Eski Romalılar, hapşırana "Salve" ya da "Sen sağlıklı ol" diyorlardı; Yunanlılar ise uzun bir yaşam diliyorlardı. "Tanrı seni korusun" dileğini 6. yüzyılda ilk kez Papa Gregorius söylemişti. Bunun için iyi bir nedeni vardı: O yıllarda veba çok yaygındı. Bu öldürücü hastalığın seyrine hapşırık da eşlik ediyordu.
    Homeros'un Odysseia'sında
    Eskiden hapşırık, şeytanların vücudu ele geçilmesinin ya da terk etmesinin bir göstergesi sayılıyordu. Bu nedenle atalarımız, güçlü bir "hapşu"yu şans ya da ölümü gösteren iki taraflı bir simge olarak görüyorlardı. Nitekim, hapşıran kişiye sağlık dilemeye, Yunanlı şair Homeros'un (M.Ö. 800′ler) Odysseia'sında bile rastlanıyor.
    Talmud ve İlyas Peygamber
    Museviliğin en önemli ve temel eserlerinden biri olan Talmud'da bu konuya da yer verilmiş. Esere göre, biri dua ederken hapşırmak zorunda kalırsa, bu, Tanrı'nın onu duyduğu ve duasını kabul ettiği anlamına geliyordu. İncil'de İlyas Peygamberi (Eski Ahit. Krallar 2. Kitap, 4,35) anlatan efsanede, din adamının, henüz ölen bir çocuğa ağız yoluyla suni solunum yaptırdığı: çocuğun arka arkaya yedi kez hapşırarak yaşama döndüğü ve bu nedenle de hapşırığın yaşamın simgesi olduğu anlatılıyordu.
    Burun; ruha giden yol
    Birçok ilkel kabile burnu "ruha giden yol" olarak görüyordu ve hapşırırken.ruhun bir bölümünün bedeni terk edeceğine inanılıyordu. Buna karşılık, İngiliz Doktor Oliver Wendell Holmes. 19. yüzyılda tuttuğu notlarda, doğum sırasında bebeğin hapşırmasının, mutlu bir yaşam sürdüreceğinin belirtisi olduğunu yazıyordu.

    Yanımızda birisi rasgele hapşırdığı zaman biz de mikrop kapar mıyız?
    Kulak-burun-boğaz uzmanları, hapşırırken, ağızdan çıktıktan sonra havada etkinliği 45 dakika devam eden ve 2.000-5.000 bakteri damlacığı içeren bir bulutçuğun püskürtüldüğünü belirtiyorlar. Ama bu bakterilerin çoğunluğu zararsız. Hapşıran kişi, stafilokoklar gibi patojen bakteriler taşımadığı sürece, soğuk algınlığına yakalandığımızda sık sık yaşadığımız gibi, başkalarına hastalık bulaştırmamız mümkün değil.

    Hapşırığın öldürücü olabildiği ağır vakalar da var
    Ancak tıpkı, Chicago'da Dr. Selig J. Kavka'nın 81 yaşındaki annesinin yaşadığı olayda olduğu gibi. Uzun zamandır kansızlık sorunu olan yaşlı kadın, iki defa şiddetli hapşırmış ve bu yüzden kalp krizi geçirerek ölmüştü. Aynı şey birkaç hastasının daha başına gelince, iç hastalıkları uzmanı olan Dr. Kavka, olayın temeline inmeyi denedi.

    Hangisi önce gelişiyordu?
    Hapşırık mı kalp krizine, yoksa kalp krizi mi hapşırığa yol açıyordu?
    Doktorun elinde, kalp krizinin hapşırığa yol açtığına ilişkin iki kanıt vardı. Birincisinde doktorlar, güçlü ve sık sık hapşırmayı ağır hastalarda, genellikle beyin hastalıkları ya da epilepsi (sara) belirtisi olarak kabul ediyorlardı. İkinci kanıt ise, hapşırığın beyinde, henüz yeri tam olarak belirlenemeyen özel bir bölge tarafından kontrol edilmesiydi. Nöroşirurji uzmanları, beyin ameliyatı sırasında, mekanik dokunmayla tesadüfen uyarılan hastaların, narkoz altında bulunmalarına rağmen hapşırdıklarına tanık olmuşlardı.

    Lütfen yardım edin hapşırmak istiyorum
    Hapşıramamaktan ya da az hapşırmaktan şikâyetçi insanlar olduğunu biliyor muydunuz? Bir gün Dr. Kavka'nın muayenehanesinde beliren bir kadın, hapşırabilmek için sabun köpüğü yuttuğunu söylemişti. Kadının bu girişimi başarılı olmuştu, ama güçlü şok dalgalarının etkisiyle sol gözünün retinası yırtılmıştı.

    Lütfen yardım edin daha çok hapşırmak istiyorum

    Bir hapşıran öteki hapşırana ne demiş? "Hadi yarışalım mı?"
    Bu tepkiyi harekete geçirecek daha rahat ve keyifli yollar da var: örneğin enfiye Almanya'nın eski başbakanı Helmut Schmidt, incir, bal, rezene, yasemin, sandal ağacı ya da limon ile zenginleştirilmiş ve toz haline getirilmiş nikotinden zengin enfiyeyi Kuzey Yarıkürede de popüler hale getirmişti. Öyle ki, birbirleriyle yarışan hapşırık kulüpleri bile ortaya çıktı. Ama dikkat! Bunun da yan etkileri var. Sodyum bakımından zengin olan enfiyenin tansiyonu yükselten etkisi var. Doktorlar, enfiye kullananların, kullanmayanlara oranla yüksek tansiyondan üç kat daha çok şikâyetçi olduklarını belirtiyorlar.
    Öğrencilerin okullarda eğlenmek için kullandıkları hapşırık tozu (tıpta ptarmikum olarak geçiyor) biraz daha masum. Yaramaz yumurcaklar yeşil ve siyah boynuzotu, meyhaneciotu, mayıs çiçeği, mercanköşk ve tütünden oluşan bu karışımla arkadaşlarını ve öğretmenlerini kızdırıyorlar.

    Hapşırığı durdurmak?
    Yapay olarak harekete geçirilebildiğine göre, hapşırığı yapay olarak durdurabilmek de mümkün müydü? Eskiden bunun yapılabileceğine inanıyorlar ve bu amaçla üşenmeden yüzlerine hayvanların içyağını sürüyorlar; sarımsak, bayır turpu yiyorlar ya da fındık yağı veya zeytinyağı içiyorlardı. Ancak, bugün uzmanlar bunların boşuna yapıldığını belirtiyorlar. Hiçbir şey hapşırmayı durduramıyor. 12 yaşındaki bir İngiliz kızın başına gelenlerde olduğu gibi. Trisha Reay için ızdırap süreci basit bir nezleyle başlamıştı. Ama zavallı kızcağız, izleyen 153 gün boyunca, her 15 saniyede bir sürekli hapşırmıştı; yani yaklaşık 881.000 defa
    Yine böyle bir hapşırık krizine tutulan 17 yaşındaki Amerikalı June Clark, bu sorunundan elektroşok yardımıyla kurtulabildi. 167 gün boyunca hiç durmadan hapşırmıştı. Almanya'nın Essen kentindeki Uniklinik'te çalışan bir profesör, bu sorunun bir tür virüs enfeksiyonu sonucu beyin dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını belirtiyor ve olayı, kafa içinde işlemekte olan elektrik devresinin kısa devre yapması şeklinde yorumluyor.

    Saatte 300 defa
    Ama 23 yaşındaki Amerikalı genç kızı, bir hafta boyunca saatte 300 defa hapşırtan şey, sarhoş bir adamın bir külah dondurmayı kaba bir şekilde kızın yüzüne bastırmasıydı. Bu işkenceden, ancak bir narkoz maddesi olan kokain hidroklorid yardımıyla kurtulabildi.

    Sürekli hapşırdığı için dört kez işinden atıldı
    Ya 38 yaşındaki Bremenli tornacının basma gelenlere ne demeli? Sürekli arka arkaya hapşırmak zorunda kalan adamcağız, her defasında değerli bir malzemenin kullanılamaz hale gelmesine yol açıyordu. Bu nedenle arka arkaya dört kez işinden atıldı. Bir günde, neredeyse 100 defa hapşırmak ve 800 kez öksürmek zorunda kalıyordu. Yaklaşık 5 doktor gezmiş ve bahar nezlesi, öksürük, bronşit ve soğuk algınlığına iyi gelen 500′e yakın ilaç kullanmıştı. Aylarca bu şekilde yaşadıktan sonra, bir gün sorun kendiliğinden çözülmüştü.

    Rekor
    Bu konudaki rekor, 987 gün boyunca sürekli hapşırarak "Guinness Rekorlar Kitabı"na girmeye hak kazanan İngiliz Donna Griffıth'e ait.
    Hapşırık kalıtsal olabilir mi?
    Was-hington Eczacılık Fakültesi'nde görevli Profesör Roberta Pagan, hapşırık için bir şey söyleyememekle birlikte, hapşırık nöbetinin özellikleriyle kalıtsal yapı arasında bir ilişki olduğunu saptadı. Yani, nesiller boyu bazı ailelerin üyeleri arka arkaya üç kere, başka ailelerin üyeleri ise sekiz kere hapşırıyorlar. Ancak nedeni henüz açıklanamıyor.

    İnsanların beşde birinde var olan ve nedeni bilinmeyen hapşırık
    Bir de, özellikle otomobil sürücüleri için çok tehlikeli olan "photic hapşırık tepkisi" var. Bu tepki, karanlıkta ilerlerken birden parlak bir ışığa bakıldığında beliriyor. Örneğin, bir süre tünelde gittikten sonra dışarıya çıkınca İnsanların yaklaşık beşte biri bu reflekse sahip, ama bu kadar sık rastlanmasına karşın, nedeni bu-güne kadar açıklanamadı. İngiliz filozof Francis Bacon bu konu üstünde çok düşünmüştü. 1635′te, ışığın beyindeki suyun çekilmesini sağladığını, bunun sonucunda da gözyaşlarının yoğun bir şekilde aktığını ve bir şekilde bütün bunlara hapşırık tepkisini harekete geçirdiğini yazmıştı.
    İngiliz Gerald Legg, kısa bir süre önce daha sağlam temellere dayanan bir açıklama yaptı. Bilim dergisi "New Scientisfe olayın nedenini şöyle açıklıyordu: "Ani ışık yansımasından dolayı göz bebekleri küçülüyor, bunun sonucu olarak gözyaşı bezleri tuzlu sıvılarının salgılanmasını artırıyor. Gözyaşı, gözyaşı kanalıyla burun boşluğunun üst bölümüne ulaşıyor. Burada, burun içindeki mukoza dokusunu uyarıyor ve hapşırık tepkisi harekete geçiyor. Burun mukozası, soğuk algınlığı nedeniyle zaten hassas olduğu takdirde, tepki daha da çabuk ortaya çıkıyor."
    Araştırmacı N. Deshmukh, "photic hapşırık tepkisi"ni elektriksel olaylara bağlıyor. Görme siniri ve burun ile bağlantılı olan "trigeminus siniri", beyinde birbirlerine o kadar yakın duruyorlar ki, uyarılar bir sinirden di-ğerine kolayca atlayabiliyor.
    Bilim adamları, otomobille bir tünel yolculuğundan çıktıktan sonra göze yansıyan ışığın yol açtığı hapşırığın nedeni konusunda hemfikir olana kadar yapılacak tek şey var: Yanınızdan mendilinizi eksik etmemek

    Sakın hapşırığınızı tutmayın.
    Gürültülü bir "hapşu" sesiyle başkalarını rahatsız etmek istemeyen bazı kibar insanlar, hapşırmaları gerektiğinde, burun deliklerini ve ağızlarını sıkıca kapatıyorlar. Sakın bunu yapmayın! Sağlığınız için çok zararlı bir davranış. Dışarıya çıkamayan havanın yarattığı basınç beyindeki damarları etkileyeceği için, gökyüzünde şarkı söyleyen meleklerin arasına karışabilir ya da şiddetli bir baş ağrısı veya güçlü bir burun kanaması yaşayabilirsiniz. Daha da ilginç şeyler duymak istiyorsanız hemen ekleyelim: Deforme olmuş yüz kemikleri, kulak ve ağız boşluğu ya da ense omurlarıyla kendinizi en yakın hastanede bulabilirsiniz. Beyin felcinin yaşandığı olaylara bile rastlandı. Öyleyse, annelerimizin de hep söylediği gibi, var gücünüzle hapşırın. Sinemadayken yanınızdaki kişileri rahatsız edersiniz belki, ama sağlığınızı da korumuş olursunuz.

    Hapşurma nedenleri

    Hapşurma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşurma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir. Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşurmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varamayız. Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da.

    Ancak tıp bilimi hapşurma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır. Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşurma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumağa devam etmesi gibi.



    Hapşurma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insanları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor. Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşurmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18′i bu hassasiyete sahip. Hapşurma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında sekizincide duruyormuş.

    İnsanlara hapşırdıktan sonra 'çok yaşa' deme adetinin kökeni Hıristiyanların 'God bless you' yani 'Tanrı seni takdis etsin' veya Tanrının hayır duası üzerinde olsun' cümlesine dayanmaktadır. Altıncı yüzyılda hapşıranlara vücutlarındaki şeytanı attıkları için tebrik anlamında söylenen bu söz büyük veba salgını başlayınca Papa tarafından söylenmesi zorunlu kılındı ve kanunlaştırıldı.


    -Alıntı-
#03.03.2010 20:02 0 0 0