sevgi uğruna..

Son güncelleme: 02.04.2010 13:47
  • Bu benim hikayemdir... Alıntı değildir...

    Ve işte sonu hüsranla biten bir durumun uzun-ince paylaşımı... Hepsini okuyabilecek kadar sabırlı olabilecek biri olsa da olmasa da...

    Kitap çıkartacaktım... kararlıydım bu konuda.. Maddi sebeplerden dolayı sadece uygun yayınevi bakınmakla yetinebildim.. en uygununu bulduğumda atılım yapacaktım ve biçok kişinin beklediği o şiir kitabını çıkartacaktım...
    Günler ilerliyordu, ben de yeteri kadar vermediğim önemle kitap taslağımı yapmıştım. Liseden beri o bilmediği halde kendisine sürekli şiirler yazdığım, kendisine yazıldığını bilip bilmediğini bilmeden bazılarını paylaştığım yakın bir arkadaşımın doğumgününe 1 hafta falan kalmıştı... Ve dedim kendi kendime, "belki olur"...

    Çocuksu bir heyecanla bilgisayardaki kitap taslağını düzenledim, son kontrolleri yaptım ve ona özel bir kapak ve ona özel bir önsöz hazırladım... ve çıktısını alıp matbaaya götürdüm ciltlettirmek için... fiyatını bile sormamıştım.. "bunu en güzelinden ciltletebilir misiniz, sert kapaklı olsun" dedim sadece... 3 gün sonra hazır olacaktı...

    Ve benim içimde bir tereddüt vardı... ya onun bir sevdiği varsa ve ona hediye edeceğim bu kitap ilişkisine bir zarar verirse... bilmiyordum, çünkü o üniversitesindeydi ben de kendi üniversitemdeydim.. uzun bir zamandır görüşemiyorduk... ben de telefonda pek konuşamam, mesaj attım kendisine... uygun bir dille özetle dedim ki; sana özel bir hediye vermeyi düşünüyorum ama erkek arkadaşın varsa seni zor duruma sokmak istemem... yok dedi, hem olsa bile sorun olmaz ben izah ederdim dedi... sonuçta çok yakın arkadaşıyım bir sorun olmazdı... hep şiirler yazardım o alışıktı zaten...

    günü geldi çattı.. ben hediye pakedi yaptım "ilk kitabımı" ve liseden beridir arkadaş olduğumuz birkaç kişiyle toplandık.. kutladık doğumgününü... "iyi ki varsın" derdim ona hep... "iyi ki doğdun" derken gerçekten şükürlerle söylüyordum... iyi ki vardı... neyse hediyelere geldi sıra... ben verdim hediyemi ama sanki herkes pakedin içinden ne çıkacağını biliyor gibiydi.. onun gözlerinde beklediğim o kıvılcımı göremedim... liseden kalma ufak bir ayrıntı yankılandı gözümün önünde, onu anlatmıyım şimdi... sanırım işe yaramamıştı... "olmamıştı"...

    ben de bir sevdaya kalkışma girişiminin başarısız sonucuyla eve gidiyordum... internet cafeye geçtim.. çok bozuktum... bunca yıllık birikim, "sevmek yetmez" dedirtiyordu.. "sevilmek de lazım"...

    forumlara internet sitelerine falan bakıyordum... bişeyler arıyordum sıkıntımı bastırabilecek... iletişim kurabileceğim birileri.. yoktu, kimseye anlatamıyordum.. bu yüzden sanal ortamı tercih etmiştim... pek kimse yoktu etrafta iletişim kurabileceğim...

    Benim bir msn adresim vardı birkaç ayda bir açtığım... dedim tanımasam da vardır onda birileri derdimi anlatabileceğim... çünkü öyle yapardım ben... paylaşırdım, insanları dinlerdim... yorumlarını merak ederdim kendime dışardan bakıldığında nelerin göründüğünü bilmek isterim... genelde o adresimde beni hiç tanımayan, nerden eklediğini dahi hatırlamayıp bana "nerden ekledin beni" diye sorup "ben eklemedim" dediğimde beni silenler oluyor.. neyse işte... birileri yine beni öyle silerken başka biri ileti yazdı bana.. "ezqi"

    muhabbet ettik işte... derdimi de anlattım.. aynı şeylerden bahsettik hep... kanı hemen ısınmış bana, telefon numaramı istedi çıkarken... daha önce de böyle benden telefon numarası isteyen kimse çıkmamıştı nette karşıma... ben de veriyim ne olacak dedim... hem muhabbeti hoşuma gitmişti.. güzel biriydi de.. neyse ertesi gün geldi... kandildi sanırım... telefondan mesaj attım ben, kandilini kutladım kendi yazdığım bişeyle; hayatında gördüğü en güzel kandil mesajı olduğunu söyledi... muhabbet iyi gidiyordu... benim kontörlerim de gidiyordu... ama aldırmıyordum; çünkü onun gibi az insan vardı muhabbetimi seven ve sıkılmayan.. muhabbet koyulaştı... gittim ertesi gün onun gsm operatüründen aldım bitane hat ve öyle sürekli muhabbet etmeye başladık telefon mesajlarıyla... hiç konuşmamıştık daha.. ama arada bir babamdan izin alıp işyerinden çıkıyor ve cafeye gidip onunla görüntülü yazışıyordum.. yüzü hoşuma gidiyordu.. onu görmek iyi geliyordu.. o da benim derinliğimden etkilenmiş olacak ki "aşık olmaya başladım sana" dedi.. ben de gafil avlandım işte... aşka açken biri bana aşktan bahsediyordu... kabullendim onu sonra... sevdiğini söyledi, sevdiğimi söyledim... ama söylerken sevdiğime inanarak söylemiştim... çünkü sevmeyi bildiğimi biliyordum, ve eğer o da beni severse yanına bile gidebilirdim bunun için... ama zamanın geçmesi gerekiyordu...

    öss sonucu açıklandı trakya üniveristesi matematik bölümüne yerleşmiş... lüleburgazda yaşıyordu zaten kendisi... interneti de yoktu aslında, eniştesinin bilgisayarından görüşüyordu benimle arada sırada... interneti kullanamıyordu ama telefonu kullanıyorduk mesajlaşarak...

    gel zaman git zaman... sevgiliydik işte... ev adresini istedim ve mektup gönderdim kendisine içinde gül yaprakları olan.. cevap yazdı... bitane daha gönderdim ama bu seferkinde bir tekinin bende olduğu bir gümüş yüzük vardı, içinde adım kazılıydı.. bunu kendisi istemişti.. çok sevdiğini söylüyordu.. sözlenmiştik işte kendimizce... sonra bir mektup daha gönderdi, üzerine her zaman kullandığı parfümünden sıkmıştı... içinde bitane de fotoğrafı vardı... bide benim ona söylediğim sözlerden birini bir kağıda yazmıştı... öyle bir parfüm sıkmıştı ki... şu an şunu yazarken bile dolabı açsam o koku yayılıyor odaya... hala saklıyorum o hatıraları... konuşmaya başladık telefonda sonra ucuz yolunu bulup... sürekli konuşuyorduk... onu görmeye gidecektim vizelerim bitince.. yatay geçiş planlarım vardı sonraki sene için... notlarımı yüksek tutup yatay geçiş yapmak istiyordum onun okuluna... sevdiğim için... büyük bir azimle ders çalışıyordum bu yüzden...

    bir gün çok hastaydım... bana seni seviyorum demişti... vizeler 1 hafta sonra başlıycaktı... ertesi gün hiç mesaj atmadı.. öğle arasına yaklaşırken dersin ortasında bir mesaj geldi "şahin çok üzgünüm ama senden ayrılmak istiyorum, arkadaş kalabilirsek sevinirim"... sordum sebebini defalarca.. hep saçmaladı hep bahaneler uydurdu... yok artık derslerine bakacakmış, yok ilişki istemiyormuş, yok uzaktayım diye olmuyormuş falan da filan... ağladm gecelerce... hep sordum hep sordum.. hep ağladım... aramamıştı bile... yüzüme söyleyememişti ayrılmak istediğini... adam gibi de bi sebebi yoktu, belliydi sebebi olmadığı... vizeler fena geçmemişti... sebebiyse aklımı boşaltabileceğim bir yer aramamdı...

    dedim ben yine de geleyim mi? dedi ki gel... "belki olur" dedi... dünyalar benim olmuştu... vizeler bitince ertesi hafta çarşamba gününe otobüs biletini kestim... 2 gece 3 gün kalacaktım orda.. kuzenimin arkadaşı vardı, sağolsun beni ağırlayabileceğini söylemişti... o da öğrenciydi orda... kimse istemedi gitmemi, kimse onaylamadı... biliyorlardı durumumu çünkü ben gizleyemiyordum üzüntümü.. ayrıldığımızı biliyorlardı... ben yine de "umut var" diyip gitmeye kararlı olduğumu söyledim... itiraz ettiler karşı çıktılar ama sonuçta beni biliyorlar... vazgeçmemiştim ve gitmiştim... giderken de kimseyi kırmamıştım, herkes razı olmuştu... okulu ektim 2 gün... ve zaten ona gitmek için biriktirdiklerimi yanımda aldım.. yola koyuldum... sordum kendisine, nasıl hissediyorsun diye... "heyecanlandım" diyordu... 20 saat sürdü oraya gitmem... yaklaşık 3 haftalık uykusuzluk ve ağlamak yüzüme çökmüştü, keş gibi görünüyordum artık adeta.. gözlerim bozulmuştu, nefesim çekilmişti.. ama önceden demişti bana "ben seni her halinle kabulüm" diye.. sorun etmez yüzümdeki bu çökkünlüğü diye geçirdim aklımdan rahatlamak için.. yeni giysiler almıştım üstelik oraya gidecem diye... yeni bi bot da almıştım... edirne soğuk olurdu... bide bir arkadaşım daha vardı orda...

    indim otobüsten ve o gelmemişti... sordum, hazırlanıyordu daha... saat 9.30 falandı... 20 saat yol gelmişim, o neden gelememişti otogara zamanında? neyse.. arkadaşım karşıladı beni, onunla selamlaştım... ve yurdun kapısına gittim... dedim bekliyorum gel... geldi... ve ben ilk kez görüyormuş gibi bir kere daha sevinçle doldum... ama selamlaşırken de soğuktu bana karşı... neyse gün bişekilde geçti.. sinemaya gitmiştik "gecenin kanatları" oranın sinemasında ikili koltuklar vardı onları seçmişti... oturduk da sanki ayrı iki koltuğa oturmuş gibiydik... gözümü kapatıp dua ettim, elimi tutsun diye... tutmadı... arada bir bana bakıyordu, ben bakmaktan vazgeçmesin diye dönüp bakmıyordum o bakarken... akşam cafe'm de oturduk onunla baş başa... bişeyler konuşuyorduk... şakayla karışık "vicdanım yüzünden seninle burdayım" dedi... çok dokunmuştu...

    ikinci gün sözde derse girmiycekti... girdi, dersinden sonra okul kantininde arkadaşım ben ve kendisi beraber oturduk... bikaç da fotoğraf çekildik... o kadar..

    üçüncü gün... sabah arkadaşım aldı beni kaldığım yerden.. dolandık biraz... sonra meriç nehrine gitmek üzere, fotoğraf çekildik... hep bir mesafe vardı aramızda... sonra arkadaşım bi bahaneyle bizi yalnız bıraktı çarşıda... sinemaya gidecektik tekrar... daha zaman vardı otobüs akşam 19.30da kalkacaktı eve dönüş için... benim hala umudum vardı... gittik sinemaya... tıklım tıklımdı.. sadece en önde yer vardı, beğenmedi diye girmedik... biz de sahlep içip çıktık... dedim akşama kadar başka bişey yaparız bari, gezeriz ya da biyerde oturur bekleriz falan... gittik yurdun önünde indik, haftasonları eve gidiyordu hep... içimden dedim sanırım eşyalarını alacak beni bekliycek aynı otobüse binecek lüleburgazda inecek... bi baktım, "vedalaşalım burda o zaman" dedi... şok oldum... neden diye sordum... 3 saat vardı daha çünkü... 3 saatte ne değişecek ki dedi... peki dedim sen bilirsin... ama o an içimde ipler kopmaya başlamıştı ve yavaştan ağlamaya başlamıştım... işte ayrılık buydu... 3 saat önemsiz gelmişti ona halbuki ben 3 günlüğüne gelmiş bir aşık, o sevmese bile her dakika kıymetliydi benim için... ama şimdi onun bunu anlamamasının nedenini gayet iyi biliyorum.. vedalaştık orda... ve ona sarıldım... hiç sarılmamıştım sevdiğim kıza... hep gelecek kurardık hayallerimizde ama 4 aya yakın bir sürede geçmişti onun hevesi... orda kaldığım sürece de sordum neden diye bikaç kere... bana o gözle bakamadığını falan söyledi... bahaneler uydurdu yine... neyse.. son 3 saati de ağlayarak geçirdim edirnede... arkadaşım geldi ve beni aldı kaldığım yerden.. otogara gittik ve otobüse bindim... geri dönerken sordum "şimdi ne hissediyorsun" diye... "hüzün" dedi...

    döndüm... ne bir ses ne bir seda ondan... artık mesaj atmıyor... zaten uzun zamandır aramıyordu da... sordum neden diye? arkadaş kalmak isteyen o değil miydi? kendisini unutmam için yaptığını söyledi.. inanmıyordum... ama inanıyordum da, iyimserliğimden... sordum sordum cevap alamadım... ertesi hafta babasının yanına gitmişti orda internet ve bilgisayar vardı... yine sordum ne oldu ne oluyor falan diye... yüzüme söyleyemediğini orda itiraf etti... eski erkek arkadaşına dönme kararı almış üstelik daha benden ayrılmadan önce... aynı fakülteye düşmüşlerdi onunla, bilerek veya şans eseri....bisürü şey söyledi... ıvır zıvır... şekilden şekile girdim onu hala seviyordum diye... şimdilerde öğreniyorum eski erkek arkadaşına dönme gibi bir durumu yok.. sadece benden sıkılmış... bu kadar çok sevilmekten sıkılmış.. ve çirkinmişim arkamdan konuştukları geldi kulağıma.. Attığı mesajlara bir saniye bile aksatmadan cevap vermem sıkmış onu... bu kadar çok sevmem ve ilgilenmem sıkmış.. soğukmuşum, çirkinmişim... çok sevmişim..

    oysa kötü biri değildim ben... sadece sevmiştim.. bu onun benden nefret etmesi ya da bana kötü davranması için geçerli bir sebep değildi.. ona zarar verebilecek hiçbir şey yapmamıştım hiçbir zaman.. kötü biri değil(d)im ben, sadece seviyor(d)um..

    tüm şiirler ona yazılıyor..
    "sevmek yetmiyor.."

    noimage

    hatıra...
#27.03.2010 22:13 0 0 0
  • Sevgili Sahin merhaba.
    Yasadiklarini okuyup anlamamak ve uzulmemek elde degil. Senin siirlerinde yazilarinda bu eksikligini hep yasadik. Uzuntunu butun samimiyetimle paylasmak isterim. Seni derinden yaralayan bu "ihanetin" ( ki bu benim gozumde boyledir) altindan bir an once ve en az zararla kalkacagina eminim. Ask ve sevgi gunumuzde artik ayaklar altina alinir oldu. Bir seni seviyorum cumlesi bile mundar edilir oldu maalesef. Onceleri sadece medyada bulunan bugun biri, yarin biri turu sahte sevgiler artik ayaklarimizin dibine kadar geldi. Herzaman soyledigim gibi sevgi kutsaldir. Hakedenlerle paylasilmasi gerekir. Ben senin bunu fazlasiyla kazandigini cok iyi biliyorum ve butun ugrasilarina ragmen olmadigina, yikilan gururuna ragmen yine de burayi terketmeyip onurunla kaldigina, yureginin en derinine gomdugune sahidim. Lakin senin de dedigin gibi sevmek yetmiyor. Inanmak gerekiyor, fedakarlik gerekiyor, kararlilik gerekiyor, sevilmek gerekiyor. Bunlardan birinin yoklugu bile cesitli bahaneleri ortaya cikariyor. Ama senin sonuna kadar kovalayip son bir umutla beklemen bile senin icin bir erdemdi. Keske butun insanlar senin gibi olsalardi.
    Bazen olur ki, cok arzuladigimiz yada ugruna dualar ettigimiz seyler, istedigimiz gibi yurumez ya da tam tersi olur tikanir kalir. Bence butun bunlarda bir hayir vardir bizim yararimiza. Cunku Allah yarattigini mahsur ve mahsun birakmaz. Bir kapiyi kaparsa digerini acar. Bu yuzden unutmaya calismali yasamaya devam etmeli kanimca.
    Bir mesajinda tlf bekledigini yazmissin. Zannedersem gelmedi. Umarimda gelmemistir. Cunku sevda tek tarafli olarak mezara gomuldu. O mezari acip bir seyler beklemek, mevtaya zarar verecektir. Belki de senin icin bu sekilde bitmesi hayirlidir. Iyi yonlerine de bakmak ya da avunmak gerekir. Basindan boyle olmasi sonradan olmasindan daha iyi degil midir? Peki bir yuva edinilipte, simdiki durum ortaya cikmis oldugunu dusunsene bir. (Allah korusun) Zindani yasamak o zamandir iste. Ya da silahi cekmek.
    Sahin buradan boyle konusmak ve yazmak herzaman kolay gelir bizlere. Yasayan sensin, uzulen sensin ama dermanin da sende oldugunu unutma. Henuz cok gencsin ve daha iyilerine erisecegine ben inaniyorum. Lutfen cok uzulupte kendine zarar verme sakin. Bizler seni cok seviyoruz ve hep yanindayiz.
    Allah yardimcin olsun, iyi bak kendine ve sen kotu degilsin hepimizin sevgilisisin. Ve olmasi gereken bir insansin..

    Eyy yar!
    Aylarca yillarca ozlem kahrini cektirip giden yar
    Bak iste, nihayet Mecnun'a cevirip neler ettin.
    Bak hele neler biraktin geriye.
    Bak hele neler ogrettin siyah, mavi, kahve, yesil gozlu cocuklara
    Yuregi kipir kipir yeni yetme taze sevgililere; umutsuzluk
    Urkek, kacamak piril piril goz suzmelerinin onune; kara perde
    Titrek yurekle yazilmis masum bir kac teneffus satirina; zil sesi
    Ders kitaplarinda okutulan ask, sevgi vefaya; yar soykirimi
    Ozgurlugun resmini tuvaline aktaran ressamin eserine; yagmur damlasi
    Bembeyaz bir bulutun koynundaki guvercine; avci kursunu
    Bir ceylana aslan pencesi, bir aya bulut engeli, bir barisa hain tetigi
    Bir bahara zemheriyi, bir kardelene asik oldugu gunesin olduren isigini
    En sehvetli gece sevismelerini bitirip kiyan, sabah gunesi isigi
    Eyy yar! De get isine!
    De get!!!
#28.03.2010 23:45 0 0 0
  • Şairim Biliyormusun Seni Tanımıyor Yanında oLmuyor oLsam Bir Romandan Alıntı oLarak Okuyacam Yazdığın HercümLeyi ALLAH GidenLeri AFFETSİN...
#01.04.2010 03:57 0 0 0
  • ayrılığın bahanesini sevginin kutsallığından daha üstün tutanlar oldukça aşk hep ulaşılması güç bir şey olarak duracak hayatlarımızın biraz uzağında.. sadece kendini ve kendine inananı kandırmacalarla oynayacak o aşktan anlamazlar.. toprağına kalp kırıklıkları döktüğüm bu geoitte aşkın adı sadece cümlelerde geçebiliyor.. yüreklerimiz, yüreksizlerin yüzünden aşkın adını üstünde taşıyamaz halde.. yorgunuz ayrılıktan, aşksızlıktan... yine de varız ve burdayız işte, belki tesadüfen karşımıza çıkar diye..

    teşekkür ederim arkadaşlar beni yalnız bırakmadığınız için..
#02.04.2010 12:36 0 0 0
  • Şu yalan dünyada... 2 günlük ömründe sevilmekten bıkmış biri. Şaşırdım.
    Nicelerimiz var sevgiye aç dolaşan... Bir tatlı dile ömrüne veren.

    Bunlar yaraya tuz gibi söylenmiş sözler ama içimden geçenlerdi.
#02.04.2010 13:47 0 0 0