Bir Kitap İsmiyle Düşüncede Yolculuk

Son güncelleme:
  • Bir Kitap İsmiyle Düşüncede Yolculuk - Münevver Saral - Yaşam Hikayeleri

    Kahve Molası
    Leyla ile Mecnun
    İki Dirhem Bir Çekirdek

    Ve okumadığım daha bir çok kitabıyla İskender Pala. İlk " Kahve Molası " adlı kitabıyla tanımıştım İskender Pala ` yı . İşin yoğunluğuna bir bardak çay içimi müddetince verdiğim küçük bir mola sırasında, internette kitaplarla ilgili sitelerde gezinirken dikkatimi çekmişti ; Kahve Molası . Verdiğim molaya denk düşmesinin tesiriyle mi bilmem, bir kitap için ne güzel bir isim diye düşünmüştüm. Sonra masanın üzerindeki çay bardağına ilişmişti gözüm. Çay kaşığının, tabağın kenarına iliştirilmiş ve yarıdan fazlası içilmiş haliyle; bir kitaba isim olarak kendisinin değil de kahvenin tercih edimesinden alınmış gibi duruyordu sanki. Bu alınganlığın bana da sirayet eden hüznüyle ; bir an, " neden çay molası değilde kahve molası ?" diye geçirmiştim aklımdan. Bu tercihte belki yazarın damak tadı etkindi ya da kültür olarak daha elit duruyor düşüncesiyle ya da estetik bir kaygıyla kahve tercih edilmişti , bilemiyorum. Damak tadı olarak hiç bir içeceği çaya tercih etmesemde , bana göre de " Çay Molası " ndansa "Kahve Molası " bir kitap ismi olarak dilde daha bir estetik duruyordu hani. O çok sevdiğim, vazgeçemediğim çayı görsellik adına bir anda es geçmiştim. Gözüm, gönlüm daha güzel, daha albenili olana kaymıştı hemen. Bir alanda vazgeçilmezlik, tıpkı bu örnekteki gibi her alanda etkin olamıyor demek. Şimdi, düşünüyorum da; bütün vazgeçilmezleri vazgeçilebilir kılan bir kriter var mıdır mutlaka ? Ve tercihlerimizi belirlerken ne kadar farkındayız bunun ?

    Anne, baba, kardeş, eş, çocuk, arkadaş... kısacası sevdiklerimizi alalım göz önüne. Anneler mesela, alternatifsizler. Bir eşleri daha yok onların . " Sevgi yukarıdan aşağıya akar " misali her ne olursa olsun, en çok onlar sever. Her türlü kayıtsızlığa kayıtlı kalırlar. Bütün nazları sineye çekerler. Fırtınalardan sonra sığınılacak en güvenilir liman onlardır. Kolay kolay yerine kimsenin koyulamayacağı bir varlıktır anne. Sevgi adına bir vazgeçilmezdir. Öyle ama sevgi adına bu vazgeçilmezlikleri, diğer alanlarda vazgeçilebilirliklerini engelleyemiyor maalesef. Hatta bu vazgeçilmezlikleri , vazgeçilebilirliklerini daha da kolaylaştırıyor gibi çoğu zaman.

    Günlük yaşama ve özelime indirgediğimde, gerekli özeni göstermekten vazgeçtiklerimin arasında ilk sırayı sevmekten asla vazgeçemeyeceklerim alıyor mesala. Yine sıra onlara gelince öfkemi kontrol etmekten de vazgeçiyorum. En çok onlara kayıtsız kalıyorum. Kayıtlı kaldıklarım ise her an vazgeçilebilir olduklarım oluyor nedense.

    Öyleyse nedir, vazgeçilmezleri vazgeçilebilir yapan kriterler ? Kıymet bilmeme ya da kıymeti öngörememe midir onları vazgeçilebilir yapan ? Oysa bu kıymet atfedememe , onları elde var bilmenin güveninden kaynaklanıyor çoğunlukla. Bir nevi demirbaş misali, onlar hayatın daimi varlıkları. Ya bu daimi varlıklara tercih edilenler ? Albenisine kapılınan bir anlık hevesler mesela. Fayda amaçlanmayan öylesine hevesler. Tıpkı , daha estetik duruyor düşüncesiyle bir bardak çaya tercih ettiğim bir fincan kahve misali. Veya elde olmayana duyulan iştiyak mıdır , eldeki varları vazgeçilebilir kılan ? Emele ulaşıncaya ya da boy ölçümüzü alıncaya kadar duyulan iştiyak. Sonrası ; ya yeni bir elde var ya da kürkçü dükkanına geri dönmek.

    Vazgeçilmezleri vazgeçilebilir yapan kriter ne olursa olsun ; unutmamamız gereken önemli bir husus var . O da , geri dönüşlerde kürkçü dükkanını her zaman açık bulamayacağımızın bilincinde olmak.

    Münevver Saral
0 0 0