Kadınlık meziyetlerinin başında anne olmak şerefi gelir

Son güncelleme: 02.05.2010 20:26
  • noimage


    Kadınlık meziyetlerinin başında anne olmak şerefi gelir. Annelik, bir gönül
    ve mânâ şiiridir. Toplumu ihyâ edip âbâd eden de ve tersine berbâd eden de
    yine annedir. Toplumun kurtuluşu, hakîkî annelerin yetiştirilmesiyle
    mümkündür.

    İslâmiyet, anne olmak sıfatıyla kadına en yüksek ve pek muhterem bir mevkî
    vermiştir. Târihin çeşitli dönemlerinde zillet ve hakâret içinde yaşayan
    kadın, lâyık olduğu en yüksek şerefe İslâm sâyesinde kavuşmuştur.



    Herkese iyilik etmeyi, herkesin hakkını gözetmeyi emreden İslâm Dîni,
    kişinin babasına, özellikle annesine karşı en iyi şekilde davranmasını,
    haklarına dikkatle riâyet etmesini emretmiştir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de
    şöyle buyurulmuştur:

    "Biz insana ana-babasını (onlara iyilik yapmasını) da tavsiye ettik. Anası
    onu (karnında) meşakkat üstüne meşekkatle taşımıştır. Sütten ayrılması da
    iki yıl sürmüştür. Bana, ana ve babana şükret! Dönüşün ancak banadır
    (dedik).." (10)

    Gerçek anne, hayâtı boyunca maddesini ve mânâsını evlâdına fedâ eder. Anne,
    yavrusunu bir müddet cisminde, ondan sonra kollarında ve hayâtı boyunca
    kabre kadar da kalbinde taşır. (11)

    Abdullâh b. Mes'ûd (r.a.) der ki: Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'e:

    "Allah katında en sevgili amel hangisidir?" diye sordum. Şöyle buyurdular:
    "Vaktinde kılınan namazdır." "Namazdan sonra hangisi daha sevgilidir?" diye
    tekrar sorduğumda:

    "Anaya babaya iyilik etmektir." buyurdular.

    Bunlardan sonra hangisinin en sevgili olduğunu sordum:

    "Allah yolunda cihaddır.." buyurdular. (12)

    *

    Müslüman olmasa dahi, anneye iyilik etmenin İslâmî açıdan ne kadar önemli
    olduğunu Hz. Ebûbekir (r.a.)'ın kızı Hz. Esmâ' (r. anha)'nın şu rivâyeti
    apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır:

    "Müşrike olan (Allâh'a ortak koşan) annem Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bana
    gelmişti. Rasûlullah (s.a.v.)'den sordum ve dedim ki:

    "Anam geldi. Bana ümid bağlamıştır. Ben onu görüp gözetebilir miyim?"
    Rasûlullah (s.a.v.):

    "Evet, ananı görüp gözet!" buyurdu. (13)

    Ana-babaya itâat, Kur'ân-ı Kerîm'de ısrarla tavsiye edilmiştir. Konu ile
    ilgili olarak İsrâ Sûresi 23 ve 24. âyetlerinde şöyle buyurulur:

    "Rabbin, "Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana-babaya iyi muâmele edin!"
    diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin nezdinde ihtiyarlığa
    ererlerse, onlara "öff!." (bile) deme! Onları azarlama! Onlara çok güzel (ve
    tatlı) söz (ler) söyle! Onlara acıyarak tevâzû kanadını (yerlere kadar)
    indir! Ve: Yâ Rab! Onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, sen de
    kendilerini (öylece) esirge!. de.."

    Hz. Peygamber (s.a.v.), ana-babaya iyi muâmele hakkında:

    "Siz iffetli olun ki, hanımlarınız da iffetli olsun! Siz ana-babanıza iyi
    davranın ki, evlâdlarınız da size iyi davransınlar!" buyurur. (14)

    Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

    Hz. Peygamber (s.a.v.) birgün;

    "Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!." buyurdu.

    "Kimin burnu sürtülsün ey Allâh'ın Rasûlü?." diye sorulunca, şu açıklamada
    bulundu:

    "Ana-babasının her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde
    cennete giremeyenin" (15)

    Ana ve babaların en itâat ve hizmete ihtiyaç duydukları ihtiyarlık
    çağlarında onlara gereken hizmet, hürmet ve şefkati göstermeyip, Cenâb-ı
    Hakk'ın rızâsını ve cenneti kazanamayan çocukların elbette burunları
    sürtülmeyi hak etmiş olurlar.

    *

    İslâm Dîni, ana-babaya itâate son derece önem vermiş, ana-babaya karşı
    gelmeyi de büyük günahlar arasında saymıştır.

    Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

    "Büyük günahlar; Allâh'a eş koşmak, ana-babaya âsî olmak, haksız yere adam
    öldürmek ve yalan yere yemîn etmektir." (16)

    Yine Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz:

    "Bir kimsenin ana ve babasına sövmesi büyük günahlardandır." buyurmuşlardı.

    Ashâb-ı kirâm:

    "Yâ Rasûlallah! Bir adam ana ve babasına söver mi?" dediler. Hz. Peygamber
    (s.a.v.) Efendimiz de:

    "Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da buna karşılık onun babasına
    söver. (Eğer yine bir kimse) başkasının anasına söverse, o da onun anasına
    söver." buyurdu. (17)

    Diğer bir hadîs-i şerîfde de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

    "En büyük günahlardan size haber vereyim mi?" buyurdu.

    Ashâb-ı kirâm da:

    "Evet Yâ Rasûlallah!" deyince Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

    "Allâh'a eş koşmak, ana ve babaya âsî olmak.."

    buyurdu. Dayanmış olduğu yerden doğrulup oturdu ve:

    "Haberiniz olsun, aman yalan sözden ve yalan şehâdetten sakınınız!" buyurdu.
    Ve bu cümleyi defalarca tekrarladı. (1 *

    Ana ve babaların emir ve istekleri, dîne uygun olduğu sürece yerine
    getirilir. Dîne aykırı olan emirlerine itâat edilmez. Nitekim Kur'ân-ı
    Kerîm'de Lokman Sûresi'nin 15. âyetinde:

    "Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak
    koşman için zorlarlarsa, onlara itâat etme! (Ancak) onlarla dünyada iyi
    geçin!.." buyurulur.

    Bu âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi, Sa'd b. Ebî Vakkâs Hazretleri'nin müslüman
    olmasıdır. Hz. Sa'd (r.a.), Hz. Ebûbekir (r.a.)'ın vâsıtası ile müslüman
    olunca annesi, öfkesinden üç gün yememiş, içmemiş ve tâkatten düşmüştü. Bunu
    gören Hz. Sa'd (r.a.):

    "Anneciğim!

    Allâh'ı ve Rasûlü'nü senden daha çok seviyorum. Vallâhi senin bin canın olsa
    ve bunları, birer birer İslâmiyet'i bırakmam için versen, ben yine dînimden
    vazgeçmem!.. Artık dilersen ye, dilersen yeme!." demişti.

    Bunun üzerine annesi, oğlunun îmânındaki sebât ve kararlılığını görünce
    çâresiz kalarak yemeğini yemiştir. (19)

    selam ve dua ile..


    Alıntı
#02.05.2010 20:26 0 0 0